tavsiye edilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye edilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2016 Çarşamba

Evde Lahmacun Yapımı

Evde lahmacun yapıp yiyor musunuz bilmem ama bildiğim bir şey var ki evinde lahmacun yapanlar dışardakini beğenmiyor katiyen.
Çocukluğumdan beri yapar annem.
Ama bugünkü konumuz annemin yaptığı lahmacunlar değil Gülüm'ün yaptığı lahmacunlar.

Gülüm yurtdışında yaşayan arkadaşım. 
Şunu çok güzel yapıyorum bunu güzel yapıyorum diye anlatıyor ancak biz kendisine ziyarete gidemediğimiz için inanmıyorduk. Burada annesinin ve kaynanasının evinde de mutfağa hakim olmadığını iddia ettiğinden anlattıklarıyla yetiniyorduk.
Ama lahmacun sözü vardı.
Lahmacun yap gülüm, hadi gülüm, diyorduk kısmet bu seneyeymiş.
Gülüm bize lahmacun yaptı. 
Biraz dalga, biraz gırgır şamata, bolca lahmacunlu bir akşamın videosunu Youtube kanalıma ekledim.
Yoksa siz hala abone olmadınız mı?


Videodan tarifi anlaşılmıyorsa ve tam tarifi isteyenler varsa bloga bir ara eklerim. 

Hep kitap videosunu eklemek istemediğimi söylemiştim. Blog gibi Vlogum da belirli bir konu üzerinde sabit kalamıyor, çünkü ben de kalamıyorum.
İstek görüş ve eleştirilerinize açığım. Bunu hep diyorum. 
Ben bu videodan çok zevk aldım. Bizim için güzel bir hatıra olduğunu düşünüyorum.
Siz ne dersiniz peki? ^^

2 Mayıs 2014 Cuma

Usagi Droppu

Ne kadar çabalarsam çabalayayım ben güncel olamıyorum.
İzler izlemez dizi veya film yazısı, okur okumaz bir kitap yazısı yazamıyorum.
Anladınız değil mi, filmin izleyeli biraz oldu. Ancak bahsedilmeden geçilecek bir film değil.
Usagi Droppu


Dedesinin ölümünden sonra ortada kalan gayrı meşru çocuğa aileden kimse sahip çıkmayınca acıyan torun, dünyalar tatlısı kız çocuğunu yanına alır.
Ama bir çocuk sorumluluğu kolay olmayacaktır.
Bir tatlılar bunlar, bir tatlılar.. izlemelisiniz. Kız çocuk muhteşem zaten. Bu uzak doğulu çocuklarda manyak bir oyunculuk kabiliyeti var bence. İzlediklerimden biri de kötü olsaydı bari.
Bu arada uzak doğu diye vurgulayıp duruyorum çünkü Kore değil Çin yapımı :) -da değil Japon yapımıymış!
Animesi de varmış ^.^

O kadar tatlılar ki, bulduğum her görseli kullanmamak için zor tuttum kendimi.

Hazır Çin yapımlarından bahsetmişken şu filmden de bahsetmek isterim:
The Joy Luck Club


Amerika Çin ortak yapımı filmde konuşmalar Çince ve İngilizce.
Kısaca anneler ve kızların öyküleri diye özetleyebilirim konusunu. Doksanlı yılların kaliteli yapımlarından. Yer yer azıcık yavaş olsa da, kuvvetli hikayeleriyle izlenilesi.
Yalnız çekik gözlülerle arası olmayanlar karakterleri karıştırabilir, bunun uyarısını yapayım :)

4 Kasım 2013 Pazartesi

Master's Sun


Dizi So Ji Sub'un dizisi olunca, eş zamanlı izlemeyelim, diretmelerimi geri aldım.
Ay ben bi' özlemişim bu adamı, bi' özlemişimmmm...
Bir de dizi şahane çıkmadı mı?
Diziyi izlediğim süre zarfında keyfime diyecek yoktu. Keyfime diyecek yoktu dediğime bakmayın, dizinin gidişatına göre moralim düzelip bozuluyordu.
Çin'den nişanlısıyla geldiğinde depresyona girip sonraki bölümde neyse ki çıktım.
Ve neyse ki bütün bu ruhsal dalgalanmada yalnız değildim.
'Twitter film club'ımız sağ olsun ne yaşadıksa beraber yaşadık :D



Şunu söylemekte yarar var. Ben karanlıktan korkmam. Gece kalkar ışığı falan açmadan mutfağa gider suyumu içebilirim mesela, ya da tuvalete gidebilirim.
Bu dizi romantik komedi olabilir ama içinde hayaletler var. Ve ilk bölümler sanırım tırstım.
Yoksa bir anda evin içinde koşturduğunu gördüğüm çocuğu ve o gece manyak bir kabus görmemi nasıl açıklarım?!

Başroldeki kızı, yani Tae Gong Shil'i canlandıran Gong Hyo Jin'i hiç sevme(zdi)m. Hatta bir üzüldüm bu dizide So Ji Sub'la baş rolde oynayacak diye. Ama bölümler ilerledikçe bayıldım kıza. Nasıl tatlı, nasıl güzel rol yapıyor, hatta bir ara kıyafetleri azcık toparladı sevgim tavan yaptı :)


Joo Joong Won rolünde başkanımız So Ji Sub ise göz dolduruyordu. Allah'ım o mimikler, o her an sanki gülecek ama zor tutuyormuş gibi hali, defol demesi...

İkinci adamımızın hakkını yemeyelim, Reply1997 ile kore dizileri içinde belki de en sevdiğim karaktere hayat veren Seo In Guk vardı. Tabii ki çok tatlı ve centilmendi. Yani sanırım, So Ji Sub'un olmadığı sahneler biraz bulanık bende :P
Yalnız So Ji Sub'un saçı hakkında yorumumu söylemek isterim. Model hoşuma bile gitti ancak bir terslik vardı sanki. Kalıp gibiydi. Güzel bir modelin kötü kesilmiş versiyonuydu adeta.
Sevdiğim insanları eleştirebilmem ne kadar objektif olduğumun bir kanıtı olsa gerek :D



Uzun Lafın kısası bu diziyi izleyelim, izletelim.
Neredeyse Nabrut'un şahane Master's Sun yazısına link vermeden yazıyı sonlandıracaktım. Görselleri de kendisinden temin ettim bu vesileyle teşekkür edeyim. Ona ve diğer club üyelerine ^.^

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Rüzgarla Gelen

Kitap yorumlarım birikti.
'Hep kitap yorumu yazıyorsun' tepkilerine maruz kalmamak ve kitap yorumlarından sıkılanlar için peş peşe kitap yorumu girmiyorum. Malum.
Bazı kitaplar nasıl ki okumak için diğerlerinin önüne geçiyor, bazı yorumlarda böyle diğer yorumların önüne geçiyor.
Bir an önce alın, okuyun diye.
Off, tüh, daha konuyu anlatmadan, kitabı tanıtmadan, sevdiğimi okumanız gerektiğini söyledim bile :)


Bir aile hikayesi bu. Zor zamanlar atlatmış.. daha doğrusu atlatamayıp bu zor zamanların aile fertlerinde hasarlar bıraktığı, hayatlarını hasarlarıyla kabul eden, ancak şimdi tekrar bir arada yaşamak zorunda kalan bir aile hikayesi.
Güçlü kız kardeşler, Henry'nin kız kardeşleri (kitabın orjinal adı) ve sevgi dolu erkek kardeş; Henry.
Çatlak büyük anne, ki beni tanıyanlar favori karakterimin o olduğunu tahmin etmişlerdir ^.^

Bazen bir kitap okurken içindeki bir karakterde kendinizi bulursunuz ya, işte bu kitapta kendinizi bulmadığınıza sevineceksiniz. Ben sevindim :)

Çok da güzel anlatımı var kitabın, hislerin coşkulu açıklamaları, abartılı tarifleri. Abartılı belki ama size tam olarak "işte bu!" dedirtiyor. Ve tabii rahat okunuyor.
Seveceğinize neredeyse eminim!

Aslında çok önceki kitap alış verişimde almıştım bu kitabı.
Çok güzel yorumlar okumakla beraber Pudra Tozu da özellikle önermişti.
Ben de aldım.
Yine okumadan Nabrut'a da aldırdım. Bakalım o ne yazmış?
Beraber okumanın tadı başka.

18 Temmuz 2013 Perşembe

Bir Cihan Kafes


Çok fazla söze gerek yok aslında.
Güzel bir kitap bekliyordum.
Ve gerçekten çok beğendim!
Boğazıma dizilen çakıl taşlarıyla okudum.

Sadece, sonu böyle bitmemeliydi, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Anlatıcının kim olduğunu öğrenememek bile önemli değil benim gözümde.
Bu kitabın efsane olmasın ramak kalmış bence.
Üstelik bu İclal Aydın'ın "ilk" romanı!

Bir romanı kolay kolay tekrar okumam ama bu tekrar tekrar okuyabileceğim türde bir roman.

Üç kadın hikayesi. Kesiştikleri noktada sizi şaşırtan...

Not: Kitap kulübümüzün eş zamanlı okumalarından biriydi. Nabrut ne yazmış ben de sizin gibi merak ediyorum.
Edit: Bir de, bana İclal'i sevdiren bu kişinin bu yazısını okuyunca buraya eklememek olmaz dedim ;)

15 Haziran 2013 Cumartesi

Anlaşma

Ben bu kitabı Canan'ın düzenlediği çekilişlerden birinde kazandım. Islarla katılırsanız kazanırsınız ve söz konusu kitap olunca ben ısrarla katılıyorum.
Canan bu kitap için ilgi uyandırıcı bir yorum yapmıştı.
O yüzden okunacaklar listenize eklenmeli.
Şimdi ben de şiddetle öneriyorum. Bu da, listenizin ilk sıralarında olmalı, demek oluyor!

Kitaba ara verdiğim her an kafam kitapla meşguldu; yemek yerken, iş yaparken, sokakta koştururken...
Olay ilk sayfalarda, daha kim kimdir diye çözememişken kopuyor. Bir yandan olayı çözmeye çalışırken bir yandan geçmişe gidip gerçekleri öğreniyorsunuz.
3 günde bitti bu kitap. Ama resmen aylar geçmiş gibi, o sürecin içindeymişim gibi hissettim.
Sonradan okuduğum yorumlara göre herkes benimle aynı fikirde: Neden bu kadar geç okudum?!

Ve kesinlikle Jodi Picoult'un diğer ktiaplarını da okumalıyım!

Not: Kitap yorumlarında ilgiyi başka bir yere çekmemek için kapak fotoğrafı kullanırım, ancak bunun da sakıncaları varmış. Benim kitaplı fotograflarım için instagram sayfama bakabilirsiniz. Bu kitabınki burada mesela... Bu konuyu bir ara açarım size ;)

11 Ocak 2013 Cuma

Cafe Nar

Geçen hafta güllük gülistanlıktı hani, hatırlıyor musunuz?  İşte o hafta kızlarla buluşmadık.
Ama geçen gün yağan karda evlere sığamadık.

Birinin eldiveni yok, Öteki hasta. Ama bu, buluşmamak için engel değil.

Ben hep yeni bir yer denemek isterim bilirsiniz ama arkadaşlarımı yeni bir mekan için ikna etmek çok zordur.
Garson mesela tanıyor bizi, buyur etsek oturacak masaya.
Neyse balıkçı değil mevzumuz, balıkçı sonrası gittiğimiz cafe.


O cafeyi yoldan geçerken gördüm ve çok ilginç kızlar gitmeyi kabul etti :)
Hatta salep içmekti niyetimiz, salep olmamasına rağmen çok beğendik.
Çok genç bir cafe, biraz yaşlı kaçsak da sırıtmadık bence:)

Servis yapan delikanlı aynı zamanda cafedeki ürünleri  de hazırlıyormuş.
Asuman bayıldı çocuğa. Çocuk servis için geldikçe "kendi yapıyormuş her şeyi" dedi.
Çocuk bir daha geliyor "keki falan hep bu çırpıyormuş"
Bir daha geliyor "ayy canım nasıl da her şeyi yapıyormuş"
O dedikçe Şeyda gözlerini devirdi.. :)


Bu arada fotoğraflar telefondan. Efektler Instagram'dan.
Beni Twitter ve Instagram'da "the_syhn" ismiyle bulabilirsiniz.
Neyse yolunuz düşerse bu cafeye gidin. Beylerbeyi Mado'nun altında. 

24 Mart 2012 Cumartesi

Kereviz Sapından Çorba Yaptım

Dedim ya severim sebzeyi.
Kerevizin kokusu bile iştahımı kabartır.
Portakallı kereviz yapmak için aldığım kerevizlerin yaprakları taze taze gözüme batınca...
Kereviz sapından yapılan çorba aklıma düştü.


Çorbanın tadını hatırlamıyordum yaparken.
Yaptım. Bitti. Kupama  koydum. Ama o kadar güzel olmuştu ki, bir daha, bir daha içtim.
Ve böyle çorbalar için kupa uygun değilmiş onu anladım.
Tencereyi önüme çekseydim işim daha kolay olurdu :)

Kimileri içemez kupadan çorba. Ben içer, çok da severim.
Özenti miyim neyim? :)))

Not: Tarifini, internetten bulabilirsiniz düşüncesiyle yazmadım ama editleyip sizler için tarif ekliyorum :D

Malzemeler:
1 kase kereviz sapı
1 tane kırmızı biber -yeşilde olur- ikiside olur
1 tane kuru soğan

Terbiye için:
1 sb bardağı yoğurt
4 yk un
yarım limon suyu
tuz, yağ, et suyu

Yapılışı:
1 tavada soğanı ve biberleri sotele. Kereviz yapraklarını ekle. Sıcak suyu ekleyip sebzeler yumuşayıncaya kadar pişir.
İstenilirse blendırdan geçir - ama bence geçirme :)
Devamlı karıştırarak terbiyesini ekle.

Bitti :D

29 Şubat 2012 Çarşamba

Fare Kapanı


Her güne bir post girsek de, bitmeyecek söylenecekler baksanıza..
Yazıları sadeleştiriyorum.. Eliyorum.. Ama buna kıyamıyorum; bahsetmeliyim.
Tiyatro çünkü. hayranlık verici.

'Fare Kapanı' ülkemizde de misafir olmuş ünlü yazar Agatha Christie'nin bir oyunu.
Tiyatro tarihinin en uzun süre sahnede kalmış oyunu.
60 yıl. Hala sahnede.
Demek ki görmemek ayıp olur - ben gittim ya atıp tutabilirim :)

Benim fikrim ise gençleri tiyatroya kazandırmak.
Hatırlıyorum onlu yaşlarımdan itibaren gerilim ve polisiye kitaplarına merak salmış, o dönem çokça Agatha Christie okumuştum.
Çevrenizde, öyle meraklı bir genci elinden tutsanız da bu oyuna götürseniz... Fena mı olur?
O yaşlarda biri beni götürseydi mest olurdum herhalde..
Elimizi tutan olmasa da, çok şükür el cepte gittik, izledik, sevdik ;)

Bir çok tanıdık simayı görmek ise ayrıca bir zevk.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Nar-ı Aşk


Beyhan Sultan katıldığı bir davette göremediği ancak sesini duyduğu Şeyh Galip'e aşık olur.
Şeyh Galip ise Beyhan Sultan'dan daha sonra, onu ilk gördüğünde vuralacaktır.
Birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi ne kadar zor olabilir ya da ne kadar sürer?

Uslup güzel.
Hikaye güzel.
Yan konular ilgi çekici.

Severek okuduğum ve rahatlıkla tavsiye ettiğim bir kitap.
Bakın konusundan bile bahsettim :)


Çatlak kurabiye son zamanlarda favorim. Tarif buradan

28 Mart 2011 Pazartesi

Macaro-Ne?

Yasak günler tamamen geride kaldı umuduyla oturdum bilgisayar başına.
Güzel birşeyden bahsetme ve yeni yazı girme heyecanıyla...


Bloggerların macaron sevdasını biliyorum.
İtiraf edeyim nemrut olduğum zamanlarda bu sevdayı hor gördüğüm oldu.
Amma abartıyorlar dedim.
Şimdi de bu moda oldu dedim.
Hıh! dedim.
Sonra, ya bir de ben tadayım, dedim :)


Aldım. Yedim. Bayıldım!
Hani diyorum bir macaron havuzu olsa da dalsam içine.
Havuz değil ama macaron yemekten boğulsam.
Sevgimin boyutunu anlatabildim mi? :)


Son olarak Sedoş'un yumuk elleriyle veda ediyorum size, ısırmadan yakaladım :P

15 Aralık 2010 Çarşamba

İstanbul Hatırası

Bu kitabı okuyacağım diye yorumlara kapadım kendimi. Etkilenmek veya beklentimi arttırmak istemiyordum.
İstanbul'a dair müthiş bilgiler bulabileceğiniz, size tarihi merak ettirecek harika bir polisiye roman.
E tabii 2011 planlarıma bahsi geçen yerleri gezip görme dahil oldu. Özellikle antropoloji müzesinden başlayacağım! (okuyanlar ne demek istediğimi anladı)
Yalnız ben isterim ki, takayım koluma Ahmet Ümit'i müze müze, cami camii gezelim. Bir yandan tarihi anlatsın bana, bir yandan hikayeleri..
Olmaz mı Ahmet?
Güzel teklif, düşün bence ;)
:))
Yalnız Fazlı Gümüş.. Adı bir Fazıl oluyordu bir Fazlı! Hey editör uyuma!!!Kitabı görünce büyüklüğünden korkmayın - kalınlığından demedim bakınız büyüklüğünden :)
Kitabı dün gece bitirdim ama etkisi geçmedi.Bu kitabın benden başka ağlattığı kimse var mı, meraktayım?
Daha ciddi kitap yorumum için tıklayabilirsiniz :)

22 Temmuz 2010 Perşembe

Ben Dahi Parfe Yaptım

O parfe tarifi senin, bu parfe tarifi benim geziyorum. Her seferinde "Evet bunu yapacağım" diyorum.
En son Tülin'in tarifi gördüm ve uyguladım!
Tarifi burada..


Kuzenlerimin cümbür cemaat bizde toplanmalarını fırsat buldum.
Bu parfeyi yapmama vesile oldular.

Şimdi bir soru:
Biz kabalık bir gruptuk ve hemen yendi, hiç kalmadı. Benim kuzenlerim ayı gibi yer :)))))
Peki kalsaydı parfeyi nerede muhafaza edecektim: Buzlukta mı yoksa normal kısımda mı?

Hamiş: Trabzonda kardeşinin doğumuna giden arkadaşıma nispet ay pardon selam olsun :)

15 Temmuz 2010 Perşembe

Tahinli Kıtır

Bende yemek yapabiliyorum biliyor musunuz?
Hatta en büyük zevklerim arasındaydı yemek blogları gezip tarif toplamak, sonra uygulamak.
Şimdi tarifleri topluyor ama çoğunlukla denemek için vakit bulamıyorum.
Siz kısaca "üşeniyorsun" diyebilirsin :)


Görsel her zamanki gibi şahane :/

Seda'nın blogunda gördüğümde hoşuma gidecek bir lezzet olduğunu anlamıştım
tarif için

Yemek bloglarının yemeklerini uygulayıp sonra onlardan blogunuzda bahsemenin en güzel yani tarife link verebilmek:)

Yalnız bizim fırın çabuk pişirince, kurudular, azcık erken alaydım fırından bunlar olmazdı. Yine de çok güzeldi.
Tahinden, ağızda dağılan lezzetlerden hoşlanıyorsanız yapımı son derece kolay olan bu atıştırmalığı öneriyorum;)

27 Şubat 2010 Cumartesi

Veda

Ne kadar uzun zaman olmuş bloga yazmayalı.. Blog gezmesine çıkmayalı..
Yoğun bir hafta geçirdim.

Şimdi bile bir yerden geldim bir yere gideceğim :)

Ama yarın evde durup temizlik yapıcağım. Evet, evet kesinlikle böyle yapacağım; eve ve kendime zaman ayıracağım. Zira pazartesiden itibaren yoğun bir hafta daha geliyora benziyor:)


İşte bu benim şubat ayım; üzerindeki çizik olduğu günler evde olduğum günler:)



Veda

'Ne zamandır Ayşe Kulin' okumuyorum' diyerek okumaya başladığım, başladığım gibi akıcı uslübunu hatırlayıp 'nasıl bu kadar ara vermişim okumaya' diye hayıflandığım bir kitap bu:
Veda!

Ne kadar karmaşık bir şey anlatırsa anlatsın çok güzel ifade edebiliyor Ayşe Kulin.
Ne anlatırsa anlatsın sıkmıyor,'ille oku beni!' diyor kitapları.

'Veda' da Osmanlıya veda ve Türkiye Cumhuriyetine merhaba aslında.
O dönemin zor koşullarında hayatın devam ettiği bir konak ve konaktakilerin öyküsü..

Okumanızı isterim!

22 Şubat 2010 Pazartesi

Kuyucaklı Yusuf


Yine elimden bırakamadığım, uyku kaçırtacak cinsten bir kitap okudum.
Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı.
Haliyle ilkiyle mukayese ediyor insan.

"Kürk Mantolu Madonna"da rastladığım ve anlayamadığım kelimelere bu kitapta o kadar sık rastlamadım, konusu daha çok etkiledi beni ve daha merakla ve daha hızla okudum bu kitabı.

Tabii ki 'Kürk Mantolu Madonna' sayesinde bu kitabı okudum, onu beğenmeseydim elime almazdım bu kitabı.

Yalnız anlamadım, Kübrayla anası nereye kayboldu, öyle durduk yere..
Kübra da mı Yusuf'u seviyordu. Sevsin valla, yiğit bir delikanlı Yusuf :))

Tamam sulandırmıyorum!!

Görsel ararken farkettim ki, filmide varmış. Bende filmi olmalı diye düşünüyordum zaten.

Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum efendim son sözüm budur :)

17 Aralık 2009 Perşembe

Yine Film

Bu sefer çeşitli zamanlarda listeme eklenmiş ama henz üstüne çizik atılmamış filmlerden bir kaç tane seçip izledim..

The Break-Up


Evli çiftlerin özellikle beraber izlemesini istediğim bir film bu..
Çokça tanık olduğumuz evli tartışmalarının nasıl uzayabilip bu noktaya geldiğini görünce belki en ufak birşeyde çözmek yerine tartışmaya gitmekten vazgeçerler diye umuyorum..
Çok çok komik bir film değildi hatta benim az biraz sinirimi bozdu bile diyebilirim. Gerçekçi geldiğinden..
Yine yapıcı olan tarafın tarafı olduğunu söyleyerek tüm suçu erkeklere atasım geliyor ama susuyorum :)

Last Chance Harvey


Emma Thompson'ı pek severim çok sevimli gelir bana.. Onun yüzünden "Nanny McPhee"yi bile izledim:)
Filmin konusu 'ikinci bahar' diye özetlenebilir..
Neden izlemelisiniz peki?
Çünkü, hayatta ele geçen fırsattları tepmekte üstümüze yok. Ve kimse size bu son şans demez .. Fırsatları değerlendirmeyi bilmeliyiz;)

My Sister's Keeper


Film beni şaşırttı çünkü pek bişi bilmeden izledim.
Filmi çok beğendim tavsiye ederim. Yalnız şimdi öğrendim ki kitabı varmış. Böyle şeyleri neden en son ben duyuyorum bilmiyorum. Kitabını okumayı tercih ederdim doğrusu ama filmi izledikten sonra bu da zorlaşıyor benim için.
Filmin sonuyla kitabın sonu aynı değilmiş. Kitabın fanları çok kızmışlar bu duruma hatta.. Kitabın sonunu merak ettim şimdi baş türlüsünü tahayyül edemediğim için..
Cameron Diaz'ı ilk defa anne rolünde izleyeceksiniz ama ne anne!!
Saçını kazıdığı sahne... Göz yaşlarınızı tutamıyacağınız, aklınızdan kolay kolay çıkmayacak bir sahne...

İYİ SEYİRLER...

10 Aralık 2009 Perşembe

Kestane Kebap



Ee yani bu güzelim, uzun kış akşamlarında, kestane pişirip yemiyorsanız,
ağzınızın tadını bilmiyorsunuz demektir!
Kışın tadını çıkarın ayol!!
:)

21 Kasım 2009 Cumartesi

Mantar Kroket


Bu harika tarifi sizinle paylaşmamak gibi bir hataya düşemezdim..
Benim gibi mantar severlerin favorisi olabilecek nitelikte, demedi demeyin ;)

Malzemeler:
yarım kg mantar
2 yumurta
galeta unu

Sosu için;
2 yk yoğurt
1 yk mayonez
1 yk hardal
dere otu
ve küp küp doğranmış kornişon turşu

Yapılışı;
Mantarları temizce yıkayın hatta soyun, çünkü biliyor musunuz bilmem at gübresinde yetişiyor :) Bunu duyduktan sonra soyacağınıza eminim artık :))
Neyse işte çok büyüklerse, ikiye bölebilirsiniz ama genelde tüm bırakın.
Önce çırpılmış yumurtaya, ardından galeta ununa bulayıp bol yağda kızartın.
Kızaran mantarları önce kağıt mendil serilmiş bir tabağa alın, çünkü yağ çekebiliyorlar.

Sos malzemelerini güzelce karıştırarak hazırlayın.
Servis tabağına aldığınız mantarların üzerine sosu döküp servis edin.

Ay bayılıyorum ben bu krokete.
İsmi bile sosyete,
Lezzeti ise şahane!

Bu kadar aç göz olunmaz,
Bir yemeğe de şiir yazılmaz:))

16 Kasım 2009 Pazartesi

Filmmlereee Geeel!

Yine çekik gözlüler evet. Her biriniz "izledim, çok sevdim" demediğiniz müddetçe ben izliycem, size de anlatıcam:))

Bebek Ve Ben
Komedi bir filmdi. Oyuncular hele o bebek şahaneydi. Öyle bir sahnesi vardı ki yürek yıkan.. Nitekim orda arkadaşım ağladı:))

Bizim Dansımız 2
İğrenç bir filmdi, bizim dansımızı bulamayınca 2.sini izledim.. Ay izlemez olaydım. Çok gereksiz ve tam bir zaman kaybıydı. Ki düşünün akıllara zarar bir dublajla izledim çok sabırlıymışım diye düşünüyorum şimdi :))
Miracle Of Giving Fool
Benim seviyemde bir Güney Kore izleyicisinin hoşuna gidebilecek bir film:)) Ama daha önce hiç izlememiş olanlar izlemesin. Çünkü size yavaş gelir. Evet film yavaştı ama farklıydı ve sonunda boğazını düğümlüyordu insanın! Hatta 'bebek ve ben'de ağlayan arkadaş burda nasıl ağlamasındı:) :) Bu arada kızın giydiği hırkalar ve şallar son modaydı, çokta yakışmıştı..


Şişman Sevgilim
Esas oğlan görseldekinden daha yakışıklıydı hakkını yemiyelim.
O tombiş kız nasıl tatlıydı nasıl üzüldüm ben onun için başta..
Zayıf kızda göründüğü üzre bir içim su, mamafih biraz garip mimikleri vardı filmi izlerken suratı nasıl bu kadar çabuk halden hale giriyor diye tırstığım oldu:)
Komedi ağırlıklı romantik bir filmdi. İzlemenizi tavsiye ederim.