bugün benim doğum günüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugün benim doğum günüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ekim 2015 Çarşamba
28 Ekim 2014 Salı
Hello 31!!
İnsan bir sabah 31 yaşına uyanacağını tahayyül edemiyor.
Daha dün 31 yaşındakiler teyzeydi, ne çabuk ben de o yaşa eriştim?!
Evet 31 yaşımdayım ben artık!
Eski okuyucular bilir, ben kolay kolay yaşımı söylemem.
Ama o eski okuyucular bilsinler ki, o depresif doğum günleri, yaşlanma korkuları, ilerleyen yaşı kabullenmeme durumları mazide kaldı.
30 yaş, bende bir aydınlanmaya sebep oldu.
Yirmili yaşlarını depresif geçiren biri olarak yazıyorum bunları.
Yirmi yaşımdan 29 yaşıma kadar nefret ettim doğum günlerinden, birinin yaşımı sormasından nefret ettim, yaşlanıyor olmaktan nefret ettim..
Ama 30uma basacağım sene, yani daha 29 iken.
O sene 30 olmanın beni korkutmadığını fark ettim. Otuz!
Önceden otuz yaşımı düşündüğümde, kederimden öleceğim sanıyordum ama ben otuz olmaktan mutluydum.
Sonunda kendimi normal hissediyordum. Sonunda uyum sağlamış gibi.
Tabii bu biri yaşımı sorduğunda ağzımdan küfreder gibi OTUZ çıkmasını engellemedi, ama sorun bende değil rakamdaydı.
Otuz der misiniz?
Nasıl dolu dolu çıkıyor ağızdan değil mi?
Oysa Otuz1 öyle mi? Bir de otuz bir deyiverin. Ne kadar kibar.
:)
Otuzlu yaşlar, insanın aşması demek, kendiyle barışması demek, hayatı tespih yapar sallarım icabında demek, senin ne düşündüğün umurumda değil, demek..
Ama asla kibir demek değil, küçük görmek değil, hak edene hak ettiğini vermek demek.
Ne istediğini bilmek, gerçekçi olmak, şikayet etmek yerine çözüme gitmek demek..
Hey yıllar yenilmedim size, demek! Kesinlikle!
Hayatımın dönüm noktası oldu otuz! Allah'a şükürler olsun, çok iyimser bir insanım ama bu kadar huzurlu hissedeceğimi hayal bile etmezdim.
28 Ekim 2012 Pazar
Bayramdan Notlar
- Bayram gecesi annem geldi.
- Hayatımda ilk defa bayram sabahı erken kalkmama gerek olmadığını söyleyerek uyumama izin verdi. Ama ne mümkün kapı ve telefon zilleri annemin müsaade ettiği şeye izin vermedi :/
- Hiç bir kurban bayramında bu kadar et yemeden beklediğimi ve bu kadar az yediğimi hatırlamıyorum.
- Ve bayramın 4. günü bir Seyhan gününe döndü. Sabah kalabalık bir aile kahvaltısı, akşam kızlarla yemek ile bir yaş daha yaşlanmanın haklı mutsuzluğunu yaşattılar bana.
Hatırlanmak falan güzel tabii de, sevmiyorum be doğum günlerimi.
Doğum günlerini sevenler, cıvıldayanlar da samimi gelmiyor bana.
Hiç göstermiyorsun Seyhan
ayarında güzel yorumlar yazın hadi bana;)
elmakurdum
elmakurdum
29 Ekim 2011 Cumartesi
Ben Prenses Oldum
Durun durun sandığınız gibi değil?
2. gün önce kapım çalındı.
Elinde bir elma.
Gelen kişi bir cadıydı.
Cadıların en güzeli.
Kapımda kahkahalar atıyordu.
Bense şaşkınlık içinde. Kopmanın eşiğinde.
Üst kattan inen birileri.
Onlar kim mi?
Somurtkan. Obur. Bilgili..
Ve diğerleri:
Yedi cüceler yani.
Ben çığlık kıyamet.
Pastaya mı sevineyim?
Doğum günümden kaçamadığıma mı üzüleyim?
Yoksa, koca koca kızların yedi cüceler kostümü içinde olmalarına mı güleyim?
Bilemedim.

Direnmedim tacımı da taktım.
Bir prens eksikti o akşam. Ama ona da, beyaz atına da başlıycağım yakında:)
Party istemiyorum ya.
Dedim kaç kere. Sürpriz hele hiç istemiyorum. Sevmiyorum.
Hatta korkmuş bile garibim, kızacağım sanmış güzel cadım :)

Bozuk ruh halime, sürpriz de, yemekler de, davetliler de iyi geldi.
Tabii hediyelerde :)
Dün.
Gerçek doğum günüm.
İşteyim.
Müşteriyle konuşuyorum. Ayyy elinde pasta, üstünde mumlar.
N'oluyoruz?!?
Çok komikti ama ya!
Mumları alelacele üfleyip, müşteriyle konuşmaya devam ettim.

İçerden Burak Bey'in ve ismini bile bilmediğim o çocuğun da gelmesiyle cidden çok utandım ama aklıma geldikçe de gülüyorum.
Bu pastanın öncesinde ve sonrasında yediğim tatlılarla kendimi çok kötü hissetmeye başladım.
Öleceğim sandım ya...
Ama o "ölmeme ramak kalma" bile, akşam bir dilim de, sevgili gelinim ve abilerimle yememe engel olmadı!
Bitti mi?
Yooo.
Gelelim bu sabaha:)

Evet efendim. Bir pasta da bu sabah kestim...
Off şimdi bu yazıyı okuyup "off Seyhan ne doğması sen öl ya" diyeceksiniz diye de bu yazıyı burada kestim.
Demeyin ama günah :)
2. gün önce kapım çalındı.
Elinde bir elma.
Gelen kişi bir cadıydı.
Cadıların en güzeli.
Kapımda kahkahalar atıyordu.
Bense şaşkınlık içinde. Kopmanın eşiğinde.
Üst kattan inen birileri.
Onlar kim mi?
Somurtkan. Obur. Bilgili..
Ve diğerleri:
Yedi cüceler yani.
Ben çığlık kıyamet.
Pastaya mı sevineyim?
Doğum günümden kaçamadığıma mı üzüleyim?
Yoksa, koca koca kızların yedi cüceler kostümü içinde olmalarına mı güleyim?
Bilemedim.
Direnmedim tacımı da taktım.
Bir prens eksikti o akşam. Ama ona da, beyaz atına da başlıycağım yakında:)
Party istemiyorum ya.
Dedim kaç kere. Sürpriz hele hiç istemiyorum. Sevmiyorum.
Hatta korkmuş bile garibim, kızacağım sanmış güzel cadım :)
Bozuk ruh halime, sürpriz de, yemekler de, davetliler de iyi geldi.
Tabii hediyelerde :)
Dün.
Gerçek doğum günüm.
İşteyim.
Müşteriyle konuşuyorum. Ayyy elinde pasta, üstünde mumlar.
N'oluyoruz?!?
Çok komikti ama ya!
Mumları alelacele üfleyip, müşteriyle konuşmaya devam ettim.
İçerden Burak Bey'in ve ismini bile bilmediğim o çocuğun da gelmesiyle cidden çok utandım ama aklıma geldikçe de gülüyorum.
Bu pastanın öncesinde ve sonrasında yediğim tatlılarla kendimi çok kötü hissetmeye başladım.
Öleceğim sandım ya...
Ama o "ölmeme ramak kalma" bile, akşam bir dilim de, sevgili gelinim ve abilerimle yememe engel olmadı!
Bitti mi?
Yooo.
Gelelim bu sabaha:)
Evet efendim. Bir pasta da bu sabah kestim...
Off şimdi bu yazıyı okuyup "off Seyhan ne doğması sen öl ya" diyeceksiniz diye de bu yazıyı burada kestim.
Demeyin ama günah :)
28 Ekim 2010 Perşembe
Doğum Günümü Kutlamayan Kalmasın!
Bu tip yazılar yorum açısından en iyi yazılardır; iyi dilekli bir yorum bırakmanız yeterli olur :D
Hafta başından beri bir koşuşturma halidir bende..
Mesela şuanda:
Tabanlarım sızım sızım sızlamakta!
Sabah bir yerde, akşam bir yerdeyim.
Üstelik benim bir evim ve o evin bitmek bilmeyen işleri var!
Ve üstüne üstlük, bu sene hediyelerimi de ben seçtim!!
Hatta pastalarımı :))))))))
Yani millet(!) doğum günümü kutlayacak diye ben helak oluyorum:)))
Şimdi bile mesela bir yerden geldim bir yere gideceğim...
Önümüzdeki hafta full yatmak istiyorum :/
Pardon ya bu doğum günü yazısı olacaktı yorgunluk, bıkkınlık değil.
Ama mazur görün insan yaşlandıkça huysuzlaşıyor:)
Görsel?
Doğum günü kızı olunca sadece poz veriyorsun, fotograf çekmiyorsun.
Bir sürü fotografın oluyor ama hiç biri sende olmuyor :D
Hafta başından beri bir koşuşturma halidir bende..
Mesela şuanda:
Tabanlarım sızım sızım sızlamakta!
Sabah bir yerde, akşam bir yerdeyim.
Üstelik benim bir evim ve o evin bitmek bilmeyen işleri var!
Ve üstüne üstlük, bu sene hediyelerimi de ben seçtim!!
Hatta pastalarımı :))))))))
Yani millet(!) doğum günümü kutlayacak diye ben helak oluyorum:)))
Şimdi bile mesela bir yerden geldim bir yere gideceğim...
Önümüzdeki hafta full yatmak istiyorum :/
Pardon ya bu doğum günü yazısı olacaktı yorgunluk, bıkkınlık değil.
Ama mazur görün insan yaşlandıkça huysuzlaşıyor:)
Görsel?
Doğum günü kızı olunca sadece poz veriyorsun, fotograf çekmiyorsun.
Bir sürü fotografın oluyor ama hiç biri sende olmuyor :D
28 Ekim 2009 Çarşamba
Tarihte Bugün :)
An itibariyle 28 Ekim midir?
Evet öyledir.
Aslında bu bir önceden kayıt; 28 ekimin ilk saniyelerinden yayımlanmak üzere ayarlandı:)
Bugünden kutlamalara başlayan ben, yorgunumda biraz :P
Başta sizi karşılayan fotograftaki pastayı ben hazırlattım, üzerinde 25 yazmasından başka bir özelliği yok. 1983 doğumlu olduğumu bilmeyen onda da bir özellik görmeyebilir :)))
Benim bir yaş daha olgunlaştığıma [ yaşlandığıma değil bakın:) ], tanıklık eden sizler için bir kaç özel görüntümü paylaşmak istiyorum:
Bugünlerde 39 numara ay prd. 38.5 giyen bendenizin ayağı...
Bu da o zamanın ölçüleri:)) İlk doğunca bel ve kalça çevresi o kadar da önemli değil :))
Bugün tam 14:07 de annemi tebrik edeceğim "İyi ki doğurmuşun sultanım beni!" diye...
Fotograftaki pasta, burdaki yemeklerden sonra, kesildi, yendi.
Dans çeşitlerimiz ise lirikten horona kadar geniş bir çeşitlilik sunuyordu!
Bana çok güzel anlar yaşatan bugüne ev sahipliği yapan kuşuma, katılan can dostlarıma, okulda olduğu için katılamayan ama aklının bizde olduğunu düşündüğüm 5 gün sonra benimle aynı yaşa girecek olan janıma, geçen sene burda oturmuştu diye aklımın bir köşesinde hep onu düşlediğim, benden kilometrelerce uzakta olan şimdi bunları yazarken gözlerimin yaşarmasına sebeb olan canım arkadaşım Gülüm'e...
Bu satırları okuyunca bugün doğum günüydü diyip arayacak olan arkadaşlarıma...(sizi sizi!) :))
Geçen hafta kapımda hediye paketiyle karşıma dikilip; "Bu senin ama haftaya kadar beklemen lazım" diyen bebeklik arkadaşıma...
Beni bugünlere getiren, engin bir sabra sahip, bu akşam eve geldiğimde "seni daha geç bekliyordum" diyen, dünyanın en güzel kadının kızı olan kalbimin kraliçesine ve ilk aşkım babama...
Sıkılmadan, bu uzun yazımı sabırla okuyan blog ziyaretçilerime çook ama çooooookk teşekkür ediyorum...
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
