mekan önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2018 Pazar

Fetipaşa Korusunda Güzel Bir Gün

Yıllar var ki Fetipaşa Korusuna gitmemiştim. Özlediğimi fark ettim gittiğimde.
Bir sürü anı.. anılarım..
Çok da değişmiş geldi.
Değişmeyen şeylerden biri hesaplı oluşu.
Gitmeyenlerin/özleyenlerin ayağına Fetipaşa'yı getirdim.



Çok güzelsin İstanbul, Çok güzelsin Üsküdar ♥

Sevgili okuyucu, abone ol ♥

17 Ağustos 2018 Cuma

Nusr-Et Burger | Abarttıkları Kadar Var Mı?

Nusret'in burger menü olayı çıktığından beri yani geçen yazdan beri gitmeye niyetim vardı ama bir türlü kısmet olmadı.
Almanyadaki arkadaşım geldiğinde onu götürmek istiyordum ama o geldiğinde de kısıtlı zamandan ötürü bir türlü gidemedik.
Bu sefer ertelemek istemedim kuzenim de istediğinden ben bir yaz daha beklemeyeyim, nasip olursa Alamancı arkadaşımla da giderim nasılsa dedim ve yola çıktık..

Burada bir ara veriyorum.
Arkadaşlar benim 20 aboneye ihtiyacım var.
Yani özellikle sana sesleniyorum ey bu yazıyı okuyan ama Youtube kanalıma abone olmayan okuyucu! Abone ol.



İşte bu kadar.
Ben Nusret'e gittiğim için çok mutlu oldum. Bence önemli olan bu. Mutlu olmak.

29 Mart 2017 Çarşamba

Özdilek Karafırın

Karafırın'ı hepimiz biliriz.
Alanında önemli markalardan.
Önemli ve özenli.
Aynı özeni bütün şubelere gösteriyor olacaklar ki Özdilek alıveriş merkezindeki şubeleri bile butik cafe tarzında döşenmiş.
Alışveriş merkezi gibi hızlı tüketilecek yiyeceklere odaklı yerde bile böyle bir mekan bize hemen, niye başka yerde oturalım ya şurada keyfimize bakalım, dedirtiyor.

Dekor önemli ama arkadaşlar biliyorsunuz böyle mekanlara gidip sıcak çikolata-soğuk çikolata adı altında çok nesquik içmişliğim ve, ne olur sadece dekorla sınırlı kalmasanız, demişliğim var.
Buranın yeme içme kısmını eleştirip övecek bir şey yemedim tabii onu da söyleyeyim ama mekanı çok sevdim, e tatlım da güzeldi yani.


Çok hoş, değil mi? Gerçi görseller çok yetersiz, farkındayım.

Yazı ve görüntü eski arkadaşlar, onu belirtmeliyim şu noktada. O gün Şahika'la sinema sonrası mekana bayılmıştık. Ama az fotoğraf çekmişim. Belli ki yine Şahika'dan alırım düşüncesi varmış kafamda :)
Hele şu efsane köşede beni efsane bir çekişi var ki Şahika'mın, paylaşmasam olmaz.
Gerçi hatırlayan çıkar mı bilmem, vaktiyle ig hesabımdan paylaşmıştım.
Hala çok seviyorum. Nasılım? 😎

20 Mart 2017 Pazartesi

Sitare

Kuzguncuk'ta yıllardır olan, çoğunuzun önünden geçip gittiği ancak içeri girmediği bir cafe burası.
Nereden mi biliyorum bunu?
Çünkü ben öyle yaptım, geldim, geçtim, gittim.
Bir gün Şahika'cımla Kuzguncuk keşfi yaparken, Nail Kitapevinin camından görüp, şurada da tatlı yiyelim diyerek girmeye karar verdik. Haydi Şahika neyse, ama ben çok geçip gitmiş, içeri girmeyi düşünmemiştim bile.
İçeri girince etraf tanıdık geldi bana, bir dizide görmüştüm sanki. Hatta aklıma gelmişken bu bilgiyi teyit ettireyim şimdi. Cevap gelirse, editlerim. :)
Geçenlerde bir de Bahar'cımı götürdüm, Sitare'ye.
Yeşil koltukta oturup çay içip trileçe yedik. Dekorun aslında güzel olduğundan ama nasıl da detaylara dikkat edilmemesinden ötürü basitleştiğinden, bir kadın elinin değmesi gerektiğinden konuştuk.

Bu arada Bahar, eğer hala blogunu keşfetmediyseniz, okunası yazılar yazan, çektiği güzel fotoğraflarla beni kıskandıran bir blogger. İnanmazsanız bir de instagram hesabına bakın.

Baharcım şayet okuyorsan bu yazımı, gerçekten anlatılacak biri değilsin, ne desem eksik kalacak. Bayıldım sana.♥

Sitare'ye dönersek..
Aslında ben böyle ikinci eşyalarla donatılmış cafeleri sevmiyorum, biliyor musunuz?..
Çoğunlukla sorun çıkarıyorum ve bir kere burada oturmam dedim mi beni o cafede değil çay içmek oturtamazsınız bile.
Sitare'yi böyle hatırlasam mesela Baharı sokmazdım. İlk gittiğimden bugüne fark ediyor.
Dediğim gibi dekorunu bozan -peçete, tuzluk vb- detaylarının yanı sıra, çok tozluydu her yer. Yine dekor diye konulan örtüler eski püsküydü biraz da pis miydi ne?.. Çay tabağımın ucu kırıktı. Bunları görünce ister istemez hijyeni sorgular oldum ve oturduğum koltuk bile rahatsız etti.
Tabii Bahar'ı içeri ben soktuğum için bir şey diyemedim.
Belki Bahar beni soksaydı olay çıkardı 😂😂😂
Trileçesi hala harikaydı ama.
Gerçekten bunları yazarken çok zorlanıyorum, çünkü için için sevdiğim bir mekan. Yalnız biraz toparlanmaları gerekiyor.
Yazım kendilerine ulaşırsa bana kızmaz/kırılmazlar umarım.

İnstagramda paylaşıca çok soruyorsunuz, detaylıca yazmış olayım. Kalabalık bir ekiple bile gidilebilir, gerçekten hoş ve rahat edilecek bir mekan, tabii benim takıldığım şeylere takılmıyorsanız.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Kubbe Çikolata - Kısıklı

Çevremizi kalkındıralım derneği kurucusu, başkanı ve kıdemli üyesi olan the_syhn yaşadığı kasabada rastladığı güzel bir çikolatacıyla mest olmuştu.
Bir gün önünden geçerken, "ay buraya çikeletacı mı açılmış?", diyerek şaşırmış, daha sonra ilk fırsatta yürüyüş yapıyorum ayağına yolunu bu çikolatıcıya düşürmüştü.
Kapıdan ilk girdiğinde gözlerindeki parıltıyı kendi bile hissetti. İşte, demişti, mekan bu!
Hımm ancak test etmeli, çikolatası nasıl? Ama sıcak çikolatası. Zira artık biliyordu ki, bu satılan çikolatalar her yerde aynıydı, pek de matah değillerdi.

Önce koltuklu bir masaya sonra rahat etmeyince sandalyeli masaya geçti.
Yalnız mekan ne kadar güzeldi! Nasıl insana kendini özel hissettiren bir havası vardı. Etrafı incelemeden duramıyordu. Gerçekten çok beğenmişti.

Gelen menü sıradandı. Yeni açılan ve böyle şık olan mekanlarda insan bir farklılık, bir orijinallik arıyordu. Olsundu, menüyü eleştirecek değildi. (Ama eleştirdi).

Sipariş ettiği sıcak çikolatanın sunumu güzel, iştah kabartıcıydı. Siparişini gördüğünde dışarıdan bakan birinin gözlerinden fışkıran kalplerin fark edeceğine emindi.
Ancak o da ne?!
Sıcak çikolata yeteri kadar sıcak değildi!
Hava o kadar da soğuk değil diye sıcak çikolatasının ılık gelmesine pek aldırmadı ancak biliyordu ki, bu büyük bir sorundu. Sonra tekrar mekanın güzelliğine daldı...

12 Mart 2016 Cumartesi

Süleymaniye Çikolatacısı

Daha evvel Süleymaniye Çikolatacısının önünden geçmiştik. Aklım kalmıştı.
Dönerken uğrayacaktık ancak dönememiştik.
Bu sefer yolumuzu özellikle düşürdük.

Bir kere etraf cidden çikolatacı kaynıyor, Kaynasın ne hoş.
Hemen hemen hepsinde aynı şeyler var, evet. Ama hepsi güzel yapmıyor bakın benden söylemesi.
Ve ufak tefek şeyler bazısını diğerlerinden ayırıyor.

Misal Süleymaniye Çikolatacısı içeriye girer girmez hoşuma gitti.
Bir kere küçük sıkış tepiş bir yer değildi. Ve tıklım tıklım da değildi haliyle. Gerçi biz otururken o kadar kişi geldi ki boş masa kalmadı. İlk girdiğimde bu kadar kalabalık olsa muhtemelen oturmak istemezdim. Bu bir avantaj.
Güzel de köşe kaptık açıkçası.
İşte burası.
Biz oturunca iki kitap getirdiler bize.
Menüleri bu. Kitap. Gözlerimden kalpler fışkırdı adeta.
Kitabın iç kapağında çikolatalar ve fiyatları yazıyor.
Kitabı görünce aklıma geldi ki Semra bana bunu söylemişti. Tam senlik, demişti. Öyleymiş.
Servis yapan arkadaşlar iyi, müşteriler seviyeli, fonda tasavvuf müziği..
Ortam güzel demiştim.

Ben sevdim burayı. Tercih ettiğim türk kahveli sıcak çikolata da harikaydı. Belki biraz fazla geldi ama güzeldi.
Bir daha ne zaman giderim bilmem ama siz oralardan geçerseniz benim yerime de uğrayın.

20 Eylül 2015 Pazar

Beni Buraya Götür Diyeceğiniz "Nevmekan"

Fırsat bulsam da size gidin/gitmeyin mekanlarını önersem.
Ama çok fazla bilgisayar başında oturamıyorum, bileğim çok rahatsız.

Ancak burayı anlatmam lazım, zira bayıldım!

Tatlış arkadaşım önce bana fotoğraflarını attı buranın, tam senlik, diyerek.
Gözlerimden kalpler fışkırdı. Burası İstanbul'da mı? dedim.
İstanbul'da hem de cânım Üsküdar'da. Dahası Bağlarbaşında!
Bağlarbaşı demek Seyhan'a yürüme mesafesinde demek.
Seyhan artık buradan çıkmaz demek.
Gider çay içer, kitap okur, hatta ders çalışır, çok da mutlu olur demek!
Burası Avrupa'da olsa dönecek yorumları tahmin edebiliyorum:
Adamlar yapmış abi!
E onlar yılda bilmem kaç kitap okuyor bizde öyle mi? falan filan..
Bense burası Avrupa'da olsa çok imrenirdim, sadece onu diyebilirim.

Konum itibariyle zannederim yolunuzu düşürebileceğiniz bir yer değil ama ulaşımı kolay.
Fiyatlar makul.

Tek eksisi ilgisizlikten ölebilirsiniz.
İlk başta kimse ilgilenmeyince self servis sandım. Yanımızdan geçen garsona sordum, hayır biz getiriyoruz, dedi gitti. Ne menü bıraktı, ne de bir şey ister miyiz? diye sordu.
Hesabı öderken bizim gibi yakınan başkalarına şahitlik ettim. Ne adisyon bıraktılar, ne ilgilendiler yazık böyle yapmayın, dediler.

Üsküdar Belediyesine bu kadar güzel, bu kadar nezih bir yer açtıkları için şükranlarımı sunuyorum.
Ancak lütfen bu işi yapmak isteyen kimselere versinler. Veresiye veren mal sahibi gibi davranılmasın gidenlere, onun bunun torpillisini sokup adamı soğutmasınlar.

Yoksa on numara beş yıldızlık bir mekan, Nevmekan.

Instagramda çok soran oldu, yolu tarif edeyim.
Nevmekan'a nasıl giderim?
Asya kıtasındakiler zaten Bağlarbaşı'na nasıl gideceğini bilir. Bağlarbaşı Kültür Merkezi yanı.
Avrupa yakasından gelecekler ise Üsküdar'dan Bağlarbaşı'na giden otobüs veya minibüslere binerek Kültür Merkezi durağında inecekler. Kültür Merkezini kimse sorsanız gösterir, birazcık yürüme mesafesi var.
Taksim'den gelişim daha kolay derseniz; 129T Bağlarbaşı'ndan geçmiyor ama 110 Kadıköy-Taksim otobüsleri Bağlarbaşı'ndan geçiyor. İneceğiniz durak Kültür Merkezi değil Bağlarbaşı durağı oluyor sadece.

Instagram demişken, beni instagramda The_Syhn adıyla takip edebilirsiniz ^.^

12 Kasım 2014 Çarşamba

Secdus

Nicedir size gidilesi güzel mekanlar ve instagramda kimi takip etsek konulu yazılar yazmamıştım.
Şimdi bu iki konuyu tek bir başlık altında toplayarak sunuyorum size: Secdus.

Secdus instagramda nasıl ve ne zaman takip ettiğimi bilmeden takip ettiğim, her fotoğrafına bayıldığım, emeğini ve zevkini takdir ettiğim bir hesap.
Hatta abartmıyorum girin rastgele bir fotoğrafındaki yorumlara bakın, %80 ihtimalle benim bir yorumumla karşılaşırsınız. Ve bu: "Süper!", "Harika" ya da "Bayıldım!" mukabilinde olacaktır.
Fotoğraflarda kullanılan bir çok aksesuar SecdusShop'ta satılıyor. Aramızda yabancı yok, ara ara olmayan evim için aksesuar seçtiğimi sizlerden saklamayacağım. ^.^

Secdus Cafe olarak faaliyete geçtiğini ve bu mekanın Kadıköy'de olduğunu öğrenince acayip sevindim. Öğrendiğim günden itibaren gitmek için zaman kolladım.
Geçenlerde gitme fırsatı bulunca hiç kaçırmadım.
Ve Sonuç: Harika!


Son derece kişiliği olan bir yer.
Tepede 'Dreamer' yazısı, etrafta kitaplar ve Secdus ürünleri...
Merdiven pervazında kitap yaprakları...
Her şey son derece özenli, bir o kadar da sıcak. 
Hani, "şuradan bir kitap alır karıştırırsam kızarlar mı?", "Ay şu tabağı elime alsam biri bir şey der mi?", diye düşünmüyorsunuz. Kapıdan içeri girince oranın bir parçasıymışçasına doğal hareket ediyorsunuz.

Hele bir de sahibesi Secdus gülümsemesiyle gelip konuşmaya başladı mı... 
Ta cep telefonu ekranını aşıp ulaşan pozitif elektriğin boşa olmadığını tam anlamıyla idrak ediyorsunuz. Parçalar yerini buluyor.

Bıraksanız her karenin fotoğrafını koyacak, yazmaya devam edeceğim. Durdurun beni:)

Instagramda hangi fotoğrafı paylaşacağımı şaşırdım ama bu fotoyu paylaşmayacağımı biliyordum. Bunu size sakladım Aziz Okuyucu!

27 Haziran 2014 Cuma

Kahveci Kardeşler

Üsküdar'da şirin bir kahveci var. Önünden arabayla her geçişimde, bir gün buraya kahve içmeye geleyim, derim.
Sadece değişiklik olsun diye. Öyle methini falan duymuş değildim.
Ancak işte öyle yürüyerek geçip gittiğim bir yerde olmadığından hep vesaitin içindeyken aklıma gelir.
Daha göz önünde olsaydı şimdiye kadar çoktan giderdim.
Geçenlerde de bir arkadaşıma bir arkadaşı burayı önermiş, kahvesi güzel demiş, 'o da gidelim mi?' deyince "Elbette!" dedim.
Nasıl güzel kahve kokuyor daha girerken..

Damla sakızlı türk kahvesi tercih ettim. daha evvel içmemiştim, daha evvel gelmediğim bir kahvecide daha evvel içmediğim bir kahveyi seçerek risk aldım :)
Daha önce içmediğim için kıyas yapamayacağım ancak içtiğim pek güzeldi!


Bir manzarası yok, yol kenarında falan ama önünden geçerseniz kendinize bir mola verin ve benden kendinize bir kahve söyleyin! ;)

6 Ekim 2012 Cumartesi

Uçar Cafe

Havalar bozmadan anlatmam gereken bir yerdi burası.
Ama ben ne yaptım?..
Gitmeyin diye anlatmadım, havaların bozmasını bekledim, adeta.
Sonuçta havalar pek bozmuş sayılmaz. Ama akşamları giderseniz bir şeyler dinlemeye ya da içmeye. Oturamazsınız ki dışarda.

Çok yanlış yaptım çook..


Gene gelir ki yaz, sıcak havalar. O zamanlar gidersiniz olmaz mı?
Sanki akşamlar sıcak olsa koşa koşa gidecektiniz. Bu kadar da beni kötü hissettirmeyin :)

Ne ezikmişim arkadaş, diyemedim ne güzel söylüyordu ne keyifli bir akşamdı..

Neredeyse unutuyordum. 
Küplüce burası.Uçar Cafe.
Not: Kahve fotoğrafı yok. Daha doğrusu gelen kahvenin hakkını veren bir fotoğraf yok - photoshop biliyor olmama rağmen- ;)

20 Mayıs 2010 Perşembe

Sapanca // Maşukiye


Sapanca da kahvaltı.
Kahvaltı alanında trambolin.


Trambolinde zıplayan, yo yo uçan Gezmez:)

Sonra Maşukiye:


Dere. Tepe. Şelale.


Alabalık, nihayetinde ;)

4 Nisan 2010 Pazar

Alemci Olmak Ya Da Olmamak

Bahar geldi ya..
Ben bu kışın tadını doyasıya çıkardım ya..
Dedim ki baharında tadını çıkaracağım:)
Beni parklardan toplayana aşk olsun.
Çünkü benim bahar anlayışım sokakta yaşamaktır :)

Çaylar demlenir, okey takımı sırtlanır parka doğru yol alınır..
Yenilen çekirdeğin haddi hesabı yoktur :)


Gündüz trafikte üstünden geçerken sinir olduğunuz bu şahane yapı..
Ne kadar görkemli, ışıklandırmalarla ne kadar hoş..
Üstündeyken ki sevimsizliğinden eser yok!


Bu da benim emektar termosum! Her eve lazım olan termosların en harikası, çünkü benim! :)
Yanında kardeşleri browni ve çekirdek:)

Boğaz köprüsünün değişken ışıkları gözünüzden kaçmasın ;)
İyi pazarlar ;)

3 Aralık 2009 Perşembe

Pürüzyen Aşkına...

Fotoğraf0431

Ya da bu pürüzyen nedir Allah aşkına?
:)
Yengem yemiş. Ay günlerce anlattı. En son dedim nerde yedin?
Yerini tarfi etti. Gittim, tam tarif ettiği yerde yedim:)
Öyle pis bi huyum var, böyle tavsiyeleri dinlerim uygularım:)
Hayalimde milföyün içindeydi badem.. Ama semsert bir hamurla yedim. Orjinali milföyden sanırım.
Güzeldi aslında, fena değildi.
Siz hiç yediniz mi?
Eminim aranızda bana 'en güzel pürüzyen şurda bulunur' diye önerecek birileri çıkar :)

26 Ekim 2009 Pazartesi

Çengelköyde Kahve





Beykozdan dönerken Çengelköyde bir ara verdik.
Ne zamandır aklımda, bi kahvesini içmek istiyorum ama...
Daha önce burayı görmemiş arkadaşlarla..
Bu gün yazımlarım şiir tadında ;)

Kahveleri içtiğimiz yer bir butik cafe,
Bu kadarcık bir alan sadece:



Ehl-i keyfin keyfini kim tazeler?
Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler...



Ağzınız mı sulandı :)
İlk yediğim çikolata lokumlu, ikincisi antepfıstıklı, üçüncüsü karamelli.
Favorim ikincisi ;



Bunlar benim zevkim ama her zevke uygun bir çikolata mutlaka bulunur.
Bulunmaz mı diyorsunuz, sizi diğer ürünlerle baş başa bırakıyım o zmn:





Fotografları blogumda yayımlıycam dediğimde mekan sahibi bu kadar abartacağımı düşünmemişti herhalde :)
Bir sonraki gidişimde dermiş ki "yok sana kahve mahve" :))





Çikolata&Kahve
çengelköy cd. dere sk. 1/A
(216) 422 25 33

Ama derseniz ki:
"Ben tikiyim,
mekanım Starbuckstır benim"
Önerimi dikkate almayın derim.

Notlar:
Havanın kararması, şarjın bitmesiyle ortaya kalitesi düşük fotograflar çıktı. Kusura bakmayın. Mekana ve size layık değil ama elden gelen bu.
Küçük bir mekan, adı üstünde butik cafe.
Diğer müşterilerle de sohbet halinde oluyorsunuz,
çıkarken herkese ii dilekler sunuyorsunuz:)
Çikolataların çoğu ev yapımı!!!
Duvarda 'chocolat' filminden kareler asılı.

Beykoz'da Balık



Balık nerde yenirdi? Tabii ki beykoz'da!
Ama bu sefer farklı mekanda?
- Benim bildiğim bi yer var, salaş ama??
- Olsun, sandalyesi var mı??

Gülüşmeler.
Napıyım, minik taburelerde oturacağız sandım, ona göre giyinmek gerek, giyinmek içinde sormak :)



Göksu deresi kıyısında, ehl-i keyif insanlara göre şeker bir mekan.
Görebiliyorsunuz değil mi? Dolu içerisi. Ama biz gelince hemen bir masa bize yer veriyor(!) Bu kadar şans olur en güzel bizimki ;)

İstenen balık bu, ayıp olmasın diye vakit kaybedilmeden tırtıklandı. Alınmasın çinekoplar:



Balıkçı Hüseyin miydi mekanın adı? Öyle bişiydi. Anadolu Hisarındaydı. Derenin kıyısıyla sınırlı değil bahçe içinde de, kapalı alanda da masaları vardı. Kışın o kapalı mekanda soba yanıyormuş mesela, sevimli değil mi ama?

Şimdi...
"Ben asortiğin tekiyim, Salaş yerleri sevmem, kedileri hiç sevmem! Bildiğim yerlerden şaşmam, zaten balıkta yemem!" diyorsanız önerimi dikkate almayın:)