gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2026 Cumartesi

Barselona | Barselona'da Tasarruf Etmenizi Sağlayacak Bilgiler

Blog, bir gezi bloguna dönmüş gibi görünebilir; ancak gittiğim her yeri yazmıyorum. Aslında yazardım, niye yazmamışım? Çünkü blog mu kaldı Allah aşkına… Ama hâlâ gerçekten önemli şeyler için blog şahane bir mecra. Yemek tarifleri için de aynı şeyi düşünüyorum mesela; Google’a tarifin adını yazıp çıkan blogdan okumak güzel ya da YouTube’dan izlemek. YouTube videosu çekip anlatsam çok daha fazla insanın işine yarardı ama blogda artık nasibi olan faydalanacak.



Evet, gerçekten asıl amacım “Barselona’ya gittim” demek değil. Hazır araştırma yapmışken bilgilerim tazeyken, gidecek olanlar yararlansın diye yazıyorum. Yani gitmeyecekseniz oldukça sıkıcı bir yazı olacak.

Barselona Havalimanı’na indiniz; valizi alıp terminal değiştirene kadar tek bir dükkân bile görmeyeceksiniz. Neden bunu söylüyorum? Çünkü izlediğim videolardan yola çıkarak havaalanında SIM kart almayı planlamıştım. Ancak indiğiniz yerde SIM kart alabileceğiniz bir yer yok maalesef. Ve bu gerçekten çok saçma.

Pegasus’la gidecekseniz Terminal 2’ye inip Terminal 2’den biniyorsunuz. İndiğimiz terminalden çıkıp bineceğimiz terminale yürüyerek geçtik, yine de SIM kart satan bir yer bulamadık. Eğer terminallerden birinde SIM kart satılıyorsa bu Terminal 1 olabilir ama onu da bilmiyorum. İzlediğim her videoda 10 euroya 20 GB internetli bir SIM kart alabileceğiniz söyleniyordu. Ben en ucuzunu 15 euroya buldum; onda da zaten eSIM yüklemiştim.

İyi ki eSIM yüklemişim. 5 GB aldım ama telefonu elimden bırakmadığım hâlde sadece 2 GB kullanmışım. (Kullandım derken WhatsApp ve Haritalar’dan bahsediyorum.) Gerçekten çok rahat ettim. Önceki telefonum eSIM desteklemiyordu; eSIM’den önce neler çekmişim…

Durun, size bir de kod vereyim. Bu kodu kullandığınızda, ilk satın alımda ödediğiniz eSIM tutarının yarısı (5 dolar’a kadar) hesabınıza yükleniyor. Kullandığım uygulama MobiMatter, referans kodu: SEYHA72678.

İnterneti hallettiğimize göre asıl önemli konuya gelelim: ulaşım. En uygun ulaşımı ben İspanya’da gördüm. Sevilla’da 6 euroya merkeze gelmiştik, Barselona’da da durum benzer. Hola Kart, T-Casual gibi turistlere önerilen kartlar var ama ben size T-Usual denilen, 30 gün boyunca sınırsız binebildiğiniz ve havaalanı güzergâhını da kapsayan bileti öneriyorum.



Bu kartla, bizdeki Havaş gibi olan mavi renkli A1 (adı tam bu muydu emin değilim) otobüse binemiyorsunuz. Ama havaalanı önünden kalkan 46 numaraya, RENFE’ye ve L9 metro hattına binebiliyorsunuz.

“Ben az binerim, sınırsıza gerek yok” diyorsanız 10 binişlik T-Casual var, 15 euro. Ama havaalanı otobüslerini kapsamıyor. 6 euro gidiş, 6 euro dönüş etti mi 12 euro. Değer mi? Bence değmez. T-Usual alın, bana dua edin.

Peki nereden alacaksınız? Onu da söyleyeyim, çünkü biraz zor bulunuyor.

Terminal 2’nin içinden metroya geçiş var. Dışarıdan da vardır ama ben bilmiyorum. İşte o metronun girişinde istediğiniz bileti alabilirsiniz. Daha sonra bu biletleri her metro istasyonundaki makinelerden de alabiliyorsunuz. Diyelim ki bulamadınız; otobüslerin içinde tek seferlik bilet alabilirsiniz, onlar da 2,90 euro.

En sevdiğim konulardan biri de bazı gün ve saatlerde ücretsiz girebileceğiniz yerler. Size onlarca euro kazandırır.

Birinci büyük fırsat: La Sagrada Familia. Pazar sabahı ayine giderseniz ücret ödemiyorsunuz. Ayin 09.00’da başlıyor ama 08.00’den itibaren almaya başlıyorlar. Biz 07.30’da gittik, kuyruk oluşmuştu bile. Görevliler var; sıradan ayrılırsanız sizi tekrar aynı sıraya almıyorlar. Kapasite dolunca da artık almıyorlar. Ettiniz mi 25 euro kâr.

Picasso Müzesi, perşembe günleri 16.00’dan sonra ücretsiz. Buradan da 15 euro kâr.
Montjuïc Kalesi, pazar günleri 15.00’ten sonra ücretsiz.
Pazar günü 15.00’ten sonra o kadar çok müze ücretsiz ki inanamazsınız; zaten hepsine yetişmek mümkün değil. Frederic Marès Müzesi ve Barselona Tarih Müzesi’ne de ücretsiz girdim.

Ama en, en, en güzeli Katalan Ulusal Sanat Müzesi idi. Cumartesi günü 15.00’ten sonra ücretsiz. Montjuïc Kalesi ve Katalan Ulusal Müze için sitelerinden ücretsiz rezervasyon yapmıştım; girişte QR kod gösterdim. Çok yorulmasaydım, pazar günü de bulabildiğim kadar müze gezerdim. Botanik Bahçesi, manastır gibi biraz birbirinden uzak yerler de yine bu saatlerde ücretsiz gezilebilen yerler arasında.

Son olarak, helal gıda hassasiyeti olan kardeşlerim: Avrupa’da yediğiniz her şeyin içeriğini mutlaka sorun. Alkol var mı, domuzdan elde edilmiş bir ürün var mı diye sorun. Et yemeyin; “sığır” deseler bile yemeyin. Bu kadarcık fıkıh bilgisi hepinize lazım. Benden söylemesi.

8 Mayıs 2025 Perşembe

Mısır | Egypt


Başlığa Egypt da yazdım ki yemelik mısır sanmayın.
Öncelikle şunu belirteyim ki bu yazıyı yazalı çok uzun zaman oluyor. Ama yayımlamamışım. Çok gergin bir yazı sizi bekliyor çünkü hislerimi yoğun yoğun yazmışım. Oysa aklımda kalanlar çok güzel, komik.

Başlangıçta Mısır hakkında yazmamın nedeni, “benim düştüğüm hatalara siz düşmeyin” demekmiş; yazıya da bunu söyleyerek başlamışım. Belki bir gün işinize yarar, sansürsüz paylaşayım dedim yazımı.


Tursuz gittik ve bu bizim için bir hataydı.
Neden hataydı? Çünkü çok farklı bir yer. Çok zor bir yer. 1-2 gün bocalıyorsun. Zaten 4 gün kaldığını düşün, yarısı gitti bile. Diğer 2 günde de “ama her şeyi çözdüm” modunda değilsin ki. Ziyan etme günleri, turla git turla!

Bir de yetiştiremedik. O şokla ne yapacağımızı bilmez hâlimizle planı oturtamadık, listemizin yarısını anca gördük.

Her şey çok uygun — müzeler dışında. Onlara güzel paralar veriyorsun.
Uber çok ucuz. Taksi pazarlığına girmeye gerek yok. Deli bu millet herhalde. Uber 30 TL’ye dünyanın bir ucuna gidiyor; 25 liraya gitmek için mi taksiyle savaş veriyorsun?

Sonra bizi çok korkuttular: Yok çok yapışıyorlar, yok hep para istiyorlar, hep bahşiş, deveye bindin mi indirmiyorlar, valizi vermiyorlar... Bunları nerelerde yaşamışlar bilmiyorum ama bize öyle yapışan olmadı.
Bahşiş verdik mi? Verdik! Bol bol.
Birincisi verdiğimiz para, para değil; ikincisi de fakir bir halk zaten, acıyorsun, vermek istiyorsun ki!.. Çok fakir bir ülke, tek geçim kaynakları turizm. Bunun lafını edecek bir tarafı yok. Bizi de bu yönden sinir eden olmadı.

Valla o piramitleri, o firavun mezarlarını gezerken; o dönemde de zenginin çok zengin, fakirin çok fakir olduğu antik Mısır’ı canlandırmak pek zor olmadı benim için. Şimdi de öyle.

İddia ediyorum, Mısır’ın trafiğine ne kadar hazır olursanız olun, şok olacaksınız.
"Benim diyen İstanbul şoförü" 10 dakika araba kullanamaz.

Korna birçok anlama geliyor ki, kornaya basmadan duramıyorlar. İnanılmaz gürültülü. Utanmasak karşıdan karşıya geçmek için Uber çağıracaktık. O kadar zor ki karşıya geçmesi.

Beklediğiniz gibi bir Mısır yazısı olmamış olabilir.
Mısır, benim de beklediğim gibi değildi.
Büyüleyici tarihi ve dehşet kaosu içinde geçen günlerden sonra ülkeme dönmek çok sevindiriciydi.
İstanbul’a geldiğimde, İstanbul bana o kadar sakin geldi ki... İstanbul!

Mısır hakkında bir şey anlattığımda, bizim ülkemize benzettikleri zaman acayip kızıyorum.
Ağzını topla! Türkiye cennet, cennet!! Vallahi öyle.

Bunu orayı küçümsemek için demiyorum.
Batının oyunları, dışa bağımlılık, ne zaman belini doğrultmak istese gelen darbeler!..
Kolay değil yaşadıkları.
Burada kesmezsem çok uzatıp makaleye çevireceğim yazıyı çünkü artık bu konu ciddiyetsizlik kabul etmez.

Kendi halkıma basiret ve feraset dileyerek yazımı bitireyim.

Yavaş yavaş, Hasan Şaş... :)


Ocak ayında yazdığım yazıyı olduğu gibi buraya aldım ama şimdi sakin kafayla şunu eklemekte fayda var (buraya kadar okunur mu bilmem): Gidecek olup da okuyanın yanına kâr kalır :)

Grupla giden biri bana Instagram’dan yazdı, bizim çok güzel gezdiğimizi; turla gittikleri için memnun kalmadıklarını söyledi. Listede olan birçok yerin sadece önünden geçtiklerini belirtti.
En çok şundan etkilendim: Müzede sadece bir saat geçirmişler!
Sadece o kadar serbest zaman verilmiş.
Biz müzede yarım gün sıkılmadan gezdik, rahatlıkla tüm gün de gezilebilirdi hani.
Bunu duyunca “iyi ki turla gitmemişiz” dedim, yalan yok.
Ama müze çok sevmiyor, aktivite seviyorsanız hem Sharm’a uyguna gidip hem de Kahire’ye günübirlik tur yapabilirsiniz.
Müzede bir saat asla yetmez diye düşünsem de bu alternatif birçok turisti tatmin eder.
Ama açıkçası Sharm benim hiç ilgimi çekmiyor.

28 Ocak 2025 Salı

Tunus

Siz hiç kendinizi birden Tunus'ta buldunuz mu? 
Ben buldum.

Kasım ara tatiliydi. Tüm öğretmenler yüz yüze seminerlere katılacağını düşünüyor tatil planı yapmıyordu.
Çok güzel Sırbistan bileti bulmuştum ben mesela, ama izin alamazdım. Haksızlık olurdu. Böylece biletler günden güne pahalandı. Ama umurumuzda değildi. çünkü biz zaten seminerde olacaktık...
Derken...
Bakan seminerleri online yaptı. En çok sizin hakkınız dedi, en çok bizim ihtiyacımız vardı tabi, online olsundu ama keşke insanlara önceden söylenseydi.

Plansız kaldı mı tüm hocalar böyle 😕

Sonra WhatsApp'ta bir mesaj.. Tunus turu! Of ben bi' heyecanlandım. Tunus'a değil, ben hep Tunus'la Fas'ı karıştırdığımdan :) Artık karıştırmıyorum.
Neden? 
Çünkü Tunus'a gidip gördüm:)


Uzun lafın kısası hiç hesapta yokken, hem de hiç hesapta olmayan arkadaşla Tunus'a gittik. Tüm hesapta olmayan şeyler gibi harikaydı.

Hava çok güzel, Tunus çok otantik, çok farklı, yol arkadaşım desen harika. Tunus zaten hem tarihi anlamda hem turistik anlamda güzel. Doyurucu bir tatil geçirmiş oldum.

Nerelere gittik peki?
Tunus, Kayrevan, Eljem, Sousse, Manastır, Sidi Bou Said, Kartaca, Hammamet ilk aklıma gelenler.
Sidi Bou said, en pahalı en turistik, en temiz, bizim Ege'ye benzeyen her köşesinde fotoğraf çekilmelik bir yer, Nebile ise fiyatlar yönünden en uygun yerdi. Ama fiyatlar genel olarak bize göre uygun. Nebile gitmezseniz de önemli değil. Pazarlığı unutmayın tabii yine de.

Gittiğimiz her yer güzeldi. Tek tek yazmıyorum ama herhangi bir tur listesine bakmanız yeterli, görülecek yerler için. 
Rehberimiz de genç ama bilgili ve enerjik bir çocuktu, fenomen de sayılır. Hemen instasını vereyim @theturkishguide Ahmet Gülmez.

Aradan aylar geçmiş neden şimdi Tunus'tan böyle yüzeysel de olsa bahsettim?
1- Bir kardeşim yazını bekliyoruz demişti, ondan beri yazmak niyetindeydim.
2- E ben şimdi Mısır'ı anlatacağım size :)

25 Ağustos 2019 Pazar

Simurg Sanatla Gezi?

Simurg sanat kimdir?
Simurg Sanat ile yola çıkılır mı? Simurg sanat gezi topluluğu nedir?
Kara yoluyla Avrupa seyahatine çıkılır mı?

Bana en başından beri turu soruyorsunuz.
Instagram ilk fotoğrafı paylaştığımdan beri. Cidden!
Dönünce uzun uzun yanıtlayacağımı söylemiştim bence uzun uzun da yazdım.
Eğer okumadıysanız ve kısaca göz atmak isterseniz öncelikle dokuzuncu gün yazım olan Viena'yla başlayabilirsiniz. Benim için iplerin koptuğu gün.

Öncelikle kara yoluyla Avrupa seyahatinden bahsedeyim. Kimse benden fazla yolculuktan etkilenemez herhalde ama ben tavsiye ediyorum. İyi yol arkadaşları iyi ekiple, o yollar gözünüzde büyümesin.
Ancak turu iyi seçeceksin.
Bazı turlarda hiç otobüsten indirmeden şehri gezdirip başka bir yere geçiyorlarmış.
Eğer aradığınız buysa bu da olur tabii ama benim gibi şehri yaşamayı, sindirmeyi, hatta aklınıza kazımayı seviyorsanız programı iyi okumalısınız.
Tabii bu da çözüm değil, Simurg gibi bir ekiple söyledikleri yerine getiremeyen insanlar da olacaktır.
Simurg'da yanımızda organizasyonu yapanlar vardı ama onlara rehber denemez, bakın bu kapı işte bu da sapı diyecek kadar bilgileri yoktu.
Bir insan on yıldır bu işi yapar da nasıl kendini geliştirmez aklım almıyor!
İngilizce biliyor diye gene deneyimsiz bir arkadaşlarını yanlarına almışlardı, iki otobüs için bir dil bilen arkadaş.
Tekrar ediyorum on yıldır bu işi yaptığını söylüyorsun tek kelime İngilizce bilmiyorsun!?

Aslında bu Türkiye'de işlerin nasıl ilerlediğinin de özeti, değil mi? Günü kurtaralım yeter. Aman bir şey öğrenmeyelim, kendimizi geliştirmeyelim...

Tur otobüsümüzde sınırsız çay ve kahve ikramı olacağı söylenmişti. Maksimum 4 kere ikram oldu o da rica minnet hadi çay yok mu diye diye.. Yolda ben pek aramıyordum ne yalan söyleyeyim, ama vaat edilenle gerçekleşeni bilin diye anlatıyorum.
Su da sınırsız denmişti, son günlere kadar sıkıntı olmadı, stokları azalınca su vermeyi kestiler :))

Bizim otobüstekiler gayet dakikti.
Ama bilin bakalım geciken kimlerdi? Tur ekibi!
Tur ekibi dediğin dakik olur. Hiç unutmuyorum Üsküp'te 09.45'te araba hareket edecek ona göre kahvaltınızı yapın diye mesaj attılar.
Hazırlandık indir kahvaltımızı bitirdik 09.30.
Ve tur ekibi daha yeni kahvaltıya geliyordu!! Ee tabii ne oldu 10.30'da otobüse geldiler.
Bu kimin suçu?!
Viyana'da ise yolu bulamayıp 10 geciken arkadaşlar için gecikmeseydiniz sizi hundertwasser house götürmeyeceğiz diyecek, erkenden şehir merkezine yakın olmayan otele tıkacak kadar adi, kendi işleri için istedikleri kadar savsaklayan kimselerdi bunlar.
Lanet olsun nefret ediyorum hepsinden.
Paris'te, Amsterdam'da toplanıp da saatlerce otobüs beklemelerimize değinmiyorum.

Macaristan'da arabada dolandık demiştim.
Sizi bir köye götüreceğiz oradan hediyeliklerinizi alırsınız dedikler ve götürdükleri yerde tek bir dükkan açıktı, bizi gören diğer bir Türk de dükkanı açmış ben de oradan alınca pazartesi buralar erken kapanır gelmenize şaşırdım dedi.
Nasılsa onların ahbapları açmış yeter. Ve biz o her yerin kapalı olduğu köyde yemek saatine kadar neredeyse iki saat geçirdik.

Kavala için de aynı şey oldu. Koskoca Kavala için bir saat, onların kurabiye alalım diye götürdükleri yerde de bir saat.
Döneceğimiz yer de artık İstanbul he, kaçıyor sanki birazcık daha dursak.

Daha neler neler..
Kısa kesiyorum ama çıkacağınız tura dikkat edin.
Cahille yola çıkılmaz.
Dua etsinler ki yolcularımız çok sakin, tatlı, bilinçli, klas insanlardı.
Beni de onların sakinliği, pozitifliği yatıştırdı.
İki kişi daha olsaydı benden o zaman ne yaparlardı acaba!

Bu arada, 54 kişiydik, turda bulunan bir kişinin bile gene bu turla bir yere giderim dediğini duymadım.
Anlattıklarımda eksik var fazla yok.

4 Eylül 2018 Salı

Balat'ta Görülmesi Gereken Yerler

Balat'a en son yıllar yıllar önce gitmiştim. Beş yıl kadar olmuştur herhalde.
Güzel fotoğraflar çekmiştim.
Bu sefer de güzel bir video çektim.



Güzel olmuş mu video?
Eleştirilere açığım he güzelce eleştirebilirsiniz, ya da seyoş harikasın falan diyebilirsiniz hani ele güne karşı :)
Kanalıma abone olmayanlar olsun olanlar beğensin videomu.
Elinize mi yapışır 😂
İmza: Çatlak youtuber.

10 Ocak 2014 Cuma

Çanakkale Geçilmez

Geçtiğimiz haftalarda Çanakkale'deydim.
Nihayet oraları gezip görmek bana da nasip oldu.
Şimdiye kadar göremediğim için çok üzülüyordum.

Şimdi de o hallerle kazanılmış ülkemizde birbirimizi yediğimiz gerçeğinden tiksiniyorum.


İlk uzun otobüs yolculuğumdu. Bu kadar nefret edeceğim aklıma gelmezdi.
Belim tutuldu. Eve dönüşte hiç kalkmadan yatmam gerekti. Sonra düzeldim.

Çanakkale gezisinde rehberin önemi çok büyük. Yanılıyor muyum? Bizim rehber kötü çevrilmiş güzel bir kitap gibiydi. O devrik cümleleri, cümlenin başıyla sonunun alakasızlığı o kadar rahatsız ediciydi ki.
Kendime Çanakkale kitapları seçtim. Onları okuyup, not alıp bir daha öyle gezmek istiyorum. Nasip olursa.

Siz zaten biliyorsunuzdur: Çanakkale deyip duruyorum ama esasen Gelibolu'ya gittik biz. Gidip görmesem aradaki farkı bilmezdim ama şimdi öyle yazmam doğru olmaz ^_^


Instagram'dan takip etmek isteyenler için hesabım: The_Syhn

17 Mart 2013 Pazar

Merve'nin İtalya Albümü

Albüm yaptırmak isteyenler seyhanc@gmail.com adresinden birer birer ulaşıyor.
Bu albümü yaparken İtalya'yı gezdim.
İtalya kalbimde yaradır. Bir gün görmek istediğim yerlerin başında gelir.
O yüzden albümü yaparken zevkle çalıştım.



Ne akıllı kızsın Merve, dedim.
Bir çok insanın fotoğraflarını tab etmediği bu dönemde, İtalya albümü var onun.
Çok heveslendim ve hayallere daldım.

Çok ülke gezmişim. Her gittiğim ülkeyi de böyle albümlemişim.
İnşallah!

Çok gezenler! Bu albüm fikrimi düşünün ;)

28 Haziran 2012 Perşembe

Ada Sahillerinde...


Yaz her geldiğinde ada muhabbeti başlar bizde.
Ve her sene, bir şeyler mani olur.
Geçen hafta başka bir yere gitmeye niyetlenmişken, sırf üşendiğimiz için onu iptal edip adalar programını uyguladık.
Daha önce hiç gittiğimi hatırlamadığım bir ada: Burgazadası.


Herhalde adalardaki sevimli evleri görüp adalara yerleşmeyi düşünmeyen hiç bir İstanbul'lu yoktur.
Ben de onlardanım.

Bu ev ise favorim. Bulunduğu konum bir yana, dekorasyon dergilerinden fırlamış gibiydi.

Bisiklet kiralamak konusunda arkadaşımı zor ikna ettim
Ama yolun ortasındda, Tuba ölüyorum, kalbim sıkışıyor, Tuba kusucam, diye diye zor attım kendimi avuç içi kadar bi' gölgeliğe.
Hamlamış mıyım, kondisyonum mu düşük kestiremedim ama bisiklet sürmeye bayılıyorum!!


Tepelerden manzarayla kapanış yaptığıma bakmayın,
 Ada sahillerinde bekliyorum ;)

4 Mayıs 2012 Cuma

Lisan-ı Hat İle Aşk-ı Nebi

Duyuyorum Kasimpaşa'lara gidilip mutluluk topu alınıyor, saraylar geziliyor.
Böyle haberler yazma isteğimi kabartıyor.
Sergi zamanı bitmeden bahsetmeli bu sergiden. Bir kişinin bile gidip beğenmesine vesile olabilirsem ne ala!
- 15 mayısa kadar gezilebilir, yer Ayasofya müzesi -


Serginin Ayasofya'da olması ayrı bir güzellik. Hem tabloları inceliyor, hem Ayasofya'yı gezebiliyorsunuz.


Peki Hilye-i Şerif ne demektir?
Peygamberimizin sıfatlarını anlatan manzum veya nesir halindeki yazılara, kitaplara ve tablolara Hilye-i Şerif denilir.


Bu sergide yer alan hilyeler ise çeşit çeşit hattatlar arasından çıkmış, muhteşem hatlardan oluşan hilyeler.
Yukarda gördüğünüz yeteneğe hayran olmamak elde mi?


En hoşuma gidenleri koyamıyorum buraya. Çünkü yanlarında ben varım ve neredeyse sarılıyorum.
Devasa boyutta olan tablolar ve farklı tasarımlarla karşımıza çıkan hilyeler bizi büyüledi.
Kucaklayıp eve götüresim geldi zaten bir çoğunu.


Hepsinin fotosunu koymamak iyi de oldu bir yandan.
Merakınız artsın, gidin görün, ay Seyhan eksik anlatmış onun dediğinden daha bile güzel, diyebilin ;)


Acaba oraya bir hatıra defteri konulur da ben imzalamaz mıyım?
Bi' benim yazıma bakın bi' de diğer karalamalara Allah aşkına. Demiyim dedim ama ille söyletiyorlar adamı :))))

Ayasofya'ya gitmeyen var mı? Ona göre bir post hazırlayacağım.
Bu yazıyla birleştirecektim ama uzamasın şimdi. 

11 Şubat 2012 Cumartesi

Lider Pide

Ahşap bir külübe düşünün, çam ağaçlarının arasında.
Sonra o hayalinizdeki külübeyi biraz büyütün... Biraz daha...
Heh işte!
Benim düşündüğüm şeyi mi düşünüyorsunuz? :P

Tüm İstanbul'un Meydan Avm'de olduğu bir gün kendimizi buraya zor attık.

Ahşap görüntüsü, bana, filmlerde gördüğümüz kulübeleri anımsattı.
Dediğim gibi biraz büyüğünü, biraz daha büyüğünü :)

Çam ağaçları sayesinde etraf yeşillik.
Eminim yaz aylarında da güzel oluyordur ama biz gittiğimizde kar yağmaya başladı ve karın çamlara yağışını izlemek muazzamdı.


Yemek görseli kullanmayayım diyorum ama hiç bir görsel de bu kadar etkili olmaz herhalde :)
İnsanın şimdi kalkıp gidesi geliyor pide yemeye.
Görsel olmasa önceki anlattıklarım hikaye :)

Lider Pide, Trabzon Park'ta.

23 Ekim 2011 Pazar

Kız Kıza Gezelim Bu Gece

Önceden sık sık görüştüğüm arkadaşlarla, işten güçten fırsat bulup bir araya gelemez olmuştuk.
Durumdan şikayetçiydik ama olmuyordu işte.
Ama Almanyadan gelen misafirimiz bir baktık ki bir araya getirmiş bizi.
Sürpriziyle planların yapılması bir oldu.
Ama nasıl iyi oldu.


Beraberken zamanın donduğu, huzurlu ve mutlu olduğum arkadaşlarım.. canlarım benim..

Ne kavgamız kavga, ne küsmemiz küsme.
Kahkalar bol, riyasız.

Bir insanı çocukluktan tanıyınca böyle sanırım.
Hep çocuksun.

İçimizdeki çocuk büyümesin.
Bize denk gelen garsonlar hep sabırlı olsun :)



Asumanın kendi elleriyle masanın üstündeki camın altına yerleştirdiği, garsona "bu buradan çıkmayacak!" talimatı verdiği notumuz.

7 Haziran 2011 Salı

Emirgan



Bu fotoğrafa baktıkça, şu uçta oturup ördekleri beslediğimi hayal ediyorum...


Bir insan her lale zamanı Emirgan'a gitmeyi bu kadar ister de hiç mi nasip olmaz? :/
Her, gidelim, dediğimizde havanın kapanması, yağmur yağması artık Hanife'yle kaderimiz oldu.
Olmayınca olmuyor, diyerek lale mevsimi olsun olmasın, yağmur yağsın yağmasın, gitmeye karar verdik.
Evet! Sabah kalktım hava kapalı ama olsun!
Yine de: Gittik. Gezdik. Gördük. Geldik.
Zaten hava da sonradan açtı :)

Yediğim içtiğim benim olsun - :p - bunlar gördüklerim :)





Birbirimizi süzüyoruz :)



Canom'a uzanan el :)

10 Ağustos 2010 Salı

Kaçamak

Sadece Sıcak havadan değil tümüyle yaz mevsiminden nefret ediyorum.
Öleceksemde donarak öleyim, klima çarpmasından değil!

Bu sıcaklar yaşam enerjimi aldılar benden.
Hafta başından itibaren bin kere fikir değiştirdim 'gitsem mi gitmesem mi, yollarda perişan olur muyum, gitmesem pişman olur muyum?' diye..
Zavallı kuzenim elimde kaldı. Ben fikir değiştirdikçe "iyi gelecek bize gidelim gidelim" demese şuanda 'hay Allah keşke gitseydim' derdim eminim :)

Gittim gittim diyorumda nereye gittiğimi demiyorum:)
Sakaryadaki dayımın yanına gittik kuzenimle işte.


Pazar akşamı dönecektik aslında,
Herkes öyle düşünmüş olacakki yer bulamadık, bir gece daha kaldık.
Gezimize Sapancayı, Kuzuluğu hatta Mudurnuyu sığdırmış bulunmaktayız.
Mudurnuda tavuk yedim diye gülüyorum :)) Tabii ki tavuk yemeye gitmedik teee oralara, ama gimtişken tavuk yedik :D


Oralara gidilirde alabalık yenemez mi? :)
Bu sefer mıhlamada istendi:)
Ramazan öncesi yiyeceğimi yedim gezeceğimi gezdim..

30 gün boyunca asıl dinlenme maddi ve manevi arınmaya bu akşam başlıyor.
Ramazan-ı şerifleriniz hayrolsun efendim.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Yakamoz

Sevgili GBA telefon etti "Hazırlan çıkıyoruz" dedi "Gidip Gülüm'ü görelim."
-ık mık pık..

Lost finali izliyorum, pekte bişi anlamadım.
Diziyi kapatıp tekrar aradım "kaçta gelecektin?" Diye sordum :)

Aklına birşey koydu mu, ne akşam dinler ne sabah.
Ne de uykusuz kalacak kızım der :D


Yazıyı tam ortaya koydum ki çalmasın annesi bu resmi :))
Gecenin ilerleyen saatlerinde bana bıçak çekecek kıza benzemiyor değil mi?
Ama yaptı!! :)))



Burasıda yemeğe gittiğimiz yer; Yakamoz!
Ne güzel oldu aklına gelmesi Sedoşum..

Ben burayı çok sevdim. Zaten resim kötü olabilir ama görüyorsunuz sevilemyecek gibi de değil hani ;)
Çalışanlarda çok ilgili.

Yalnız bu sıkıntı olur mu bilmiyorum.
Sessiz sakin huzurlu bir ortam:
Bir bizden ses çıkıyordu:))
Gerçi her yerde böyleyiz, buna da bir çözüm bulamıyoruz yaa :/

27 Mayıs 2010 Perşembe

Cankurtaran Sosyal Tesisleri

Artık bir sosyal tesise benim adım verilsin istiyorum:)
Cankurtaran oluyor da Seyhan neden olmuyor?

Seyhan Sosyal Tesisleri..

Kulağa hoş geliyor :)


Bu yazımda Beyazın İstilası bana Cankurtaran Sosyal Tesislerini önermişti.
Hemde "kahvaltıya git" demişti.
Ben ne yaptım?
Tabii denileni!

Can kurtaranda kahvaltı ettik, ne de iyi ettik ;)


Ama gör ki, Beyazın İstilası şimdi bana 'ne geziyorsun' diyecek :D
Evet diyorsun!!
:D

Sosyal Tesis menüsü, tarzı, hep aynı olduğundan fazla bir şey yazmaya gerek yok. Dekoru, Manzarası güzelse, birde eğlenilmişse anlatılmaya değiyor işte.


Blogger camiasının en kötü kolajcısı benim biliyorum! :/

20 Mayıs 2010 Perşembe

Sapanca // Maşukiye


Sapanca da kahvaltı.
Kahvaltı alanında trambolin.


Trambolinde zıplayan, yo yo uçan Gezmez:)

Sonra Maşukiye:


Dere. Tepe. Şelale.


Alabalık, nihayetinde ;)

30 Nisan 2010 Cuma

Haliç'i Sevdim

Hani demiştim "sosyal tesis, sosyal tesis gezesim var" diye :)
O zamandan beri daha önce gitmediğim bir sosyal tesise gitmek kısmet olmamıştı.
Ama zaten bende Haliç Sosyal Tesislerinde yemeğe gitmek için baharın gelmesini bekliyordum:)



Her sahil kısmındaki sosyal tesisler gibi su ürünleri çeşitleri oldukça fazla.
Her sosyal tesisde olduğu gibi hafta sonu çılgın bir kalabalık mevcut.
Neyse ki bazı sosyal tesislerdeki, bazı uyuz garsonlardan birine denk gelmedik :)
Çok pis laf sokarım!


Masadan manzaraya doğru çekilmiş pek sanatsal bir fotoğraf mevcut elimde; Profesyonel cep telefonumla çekilmiş :)
Ama bilgisayara format atıldığı içün,
ve ben Samsung Pc Studioyu yüklemeyi beceremediğim için
o fotoğrafı atamadım.
Bu arada flickr yaktın beni evladım!