üsküp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üsküp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2019 Pazar

On Birinci Gün: Üsküp

Birinci gün; Bulgaristan
Altıncı gün; Brugge
Yedinci gün; Volendam ve Amsterdam
Sekizinci gün; Dresden
Sekizinci gün; Prag
Dokuzuncu gün; Viyana
Onuncu gün; Bratislava
Onuncu gün; Budapeşte

Adım adım sona yaklaşıyoruz.
Bunları yazarken bile çok şükür modundayım. O günlerdeki ruh halim.

Üsküp'e dair maalesef ne çok bilgim var ne de anım.


Öğlen saatlerinde otele varıp giriş yaptık. Saatlerce otelde kaldık. Ve çıktığımızda ilk yemek yemeye götürdü tur (müsveddesi). Bir saat yemek molası verildi. (Biz onların dediği yerde yemedik!)
Buluştuğumuzda saat 18.30'du ve sekize kadar serbest zaman verildi. Zamanın azlığından şikayet edeceğimizi bilen tur, daha fazla zaman geçirmek isteyen otele kendisi dönsün dedi ki 3-5 kişi haricinde kimse onlarla gitmedi 👊



Şehrin iki yakası birbirinden oldukça farklı. Müslümanların olduğu yer tarihi dokuyu kaybetmemiş zaman durmuş gibi. Ancak o kısmından çıktığınızda karşınızda yepyeni bir şehir duruyor, zamanda yolculuk yapmış gibisiniz. Maalesef ruhu yok!
Amaçsızca dikilmiş devasa heykeller.



Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz tepedeki İskender'in babası, alttaki bebe İskender. İskender? Skopje? Ne alaka diye düşünüyorsunuz.


Köfte için bloglara baktığınızda Destan diye bir yer öneriliyor. Ama biz oranın yerlisine sorduğumuzda ki birkaç kişiye sorduk Kosmos dediler. Biz de orada yedik ve çok memnun kaldık. Turun götürdüğü yerde yiyenler 7 euro ödemişler ama biz 3.5 euro ödedik. Ayran dahil miydi değil miydi hatırlamıyorum ama köftesi cidden güzel porsiyonlar oldukça büyüktü. Bir kişi alıp iki kişi de yiyebileceğiniz büyüklükte porsiyonlar.


Köfteleri yedikten sonra bizim gibi turun erkenden otele götürmesine boyun eğmeyen arkadaşlarla karşılaştık. Onlara katıldık. Ve neresiydi bilmiyorum ama güzel bir trileçe yedim. Harikaydı.


Sohbet de trileçe kadar harikaydı, ekip bozulmasın beraber başka yerlere de gidelim ama bu tur şirketiyle değil, diye konuşmuştuk. İnşallah gerçekleşir ♥

Dönüş için hazırlandığımızda rehberimiz genç arkadaşım Furkan oldu, etrafı seyrede seyrede otele döndük. Furkan artık gezileri sen planlasan, biz de sana uysak, güzel olmaz mı?


Yol boyunca çok keyiflendim. Turu düzenleyenlerin meymenetsiz suratlarını görmeyince her şey daha keyifli geçiyordu galiba.

Çok fazla fotoğraf oldu diye Mustafa Paşa camii, Mother Teresa kilisesi , diğer taraftaki heykeller falan koymadım artık ne yapacaksınız, sıkılırsınız dedim.


Pekala, sırada son günümüz var.

14 Temmuz 2019 Pazar

Kara Yoluyla Avrupa Turu


Hiç bakmayın bana öyle. Kara yoluyla gittim ne var?! 
Evet hiç bana göre değil uçakla gittiğim yolculuklarda bile perişan oluyorum. Ülke sınırları içinde bir yere gidilecekse de uçağı tercih ediyorum ama ne yapayım, siz söyleyin? 
Önüme böyle bir Fırsat çıktı atladım. İkinci kez düşünmedim bile. 
Tam bir çılgınlık. Şimdi size onu anlatacağım; kara yoluyla böyle bir tur yapılır mı yapılmaz mı?

Ben yolculuklarda uyuyamıyorum bunu bir kere daha anladım. ilk gece herkes missler gibi uyurken ben uyuyamadığım gibi sinirlendim, Sümeyyecim de benim ben her dönüşümde (koltukta yer bulmaya çalışırken) uyandı. 
(Sonra Selimiye'ye geldik ama vakit sabah namazı sıraları. Ah o kadar mutlu oldum, gevşedim ve iyi ki dedim ki.. sonra tekrar yola çıktık ve ben gene uyuyamadım ama neyse)  
Sonraki günlerde -ki Havva’ya herkes uyuyor ama ben uyuyamıyorum dediğimde birkaç güne sen de uyursun demişti- ben de uyumaya başladım. Tabii güzel boyun bacak ağrısı eşliğinde. Ama uyudum mu uyudum ;) 

Bizim tur düzenleyen ekipten asla memnun kalmadım. Üzülerek söylüyorum rahat, acemi, bilgisiz kişilerdi. Venedik, Paris, Prag ve Viyana’da orada yaşayan Türk rehberlerle gezildi. Viyana’daki en kötüsü Venedik’teki en iyisiydi.  Bununla beraber tura katılanlar öğretmenler ve öğretmen aileleri idi. Turun en güzel yanı turdaki seviyeli insanlardı. Tabii ki uzun yol, uzun günler. Kişilerin bazı tuhaflıklarını görüyorsunuz 😀 
Namaz molaları verebilmek; molalarda birlikte abdest yeri aramak, Avrupa’nın göbeğinde uygun bir yere seccadeyi serip namaz kılmak ve gruptakilerin birbirine destek olması paha biçilemezdi.

Cuma gece İstanbul Başakşehir’den çıktık yola. ( Bu arada hayatımda ilk defa Başakşehir’e de gittiğimi o yolun da bitmek bilmediğini söylemek isterim :) ) 
Yola çıkışımızdan 13 gün sonra Perşembe günü tekrar İstanbul’daydık. Pardon Başakşehir’de 😄😄sonra ben metro metro metro marmaray metro ile Altunizade’ye döndüm.
(İçses; home sweet home kurban olayım sana İstanbul 💓💓)

Yorucu muydu? Yolda geçen uzun zaman dilimleri çok yordu. Ayaklar şişiyor,asla rahat etmiyorsunuz. Ve Bulgaristan'dan başlayıp Slovenya’ya girene kadar gümrükte yaşadıklarımız çok sıkıcı ve sinir bozucuydu. Ama zaman bir şekilde geçiyor. Bir hayali gerçekleştiriyorsanız buna da çok takılmıyorsunuz. 

Sıradaki yazım, birinci gün: Bulgaristan, olsun.
Öyle devam edeyim.
Hem burada yazdıklarımı açmış olurum hem kısa kısa gittiğimiz şehirlerden bahsederim. 
Kısa kısa çünkü kısa kaldık.
O zamaaaannn..
Arkası yarın ;)