Birinci gün; Bulgaristan
İkinci gün; Slovenya
Venedik’e vardığımızda geceydi, otele giriş yaptık ve geceledik.
Otel interneti çok kötüydü moraller bozuldu ahahaja hey gidi internetsizlik:)
Sabah hayal kırıklığı olan kahvaltı sonrası Venedik için otobüslere doluştuk. İndiğimiz yerde rehberimiz Serap Mumcu bizi karşıladı.
Rehberimizin ismini özellikle vermek istiyorum. Onunla gezmek çok keyifli ve bilgilendiriciydi. Instagram sayfasını da takip etmenizi öneririm.
Ama ben her fırsatta ama aslında kibarca turu kötülüyorum ya bakınız bir örnek, Venedik'e vardık maalesef hemen bir ihtiyaç molası verildi beklenilen saatte herkes toplanmadı ve biz tura başladığımızda saat biri geçiyordu. Sizce de tura başlamak için geç bir saat değil mi?
Önceden de dediğim gibi tur düzenlerin kafası görülecek bir yer yok nasılsa 5 dk da yeter şeklinde çalıştığı için geç başlamış erken bitmiş umurlarında değildi. Neyse daha üçüncü günü anlatıyorum çok şikayet etmeyeyim çünkü en güzel kısmı Venedik idi. Serap hoca harikaydı. Venedik tarihine çok hakim, İtalya’da yaşayan bir akademisyen.
Serbest zamanlarla iki saati aşkın bir süre Venedik sokaklarını turladık.
Venedik tarihinden ve güncel haberlerden, İtalyanlardan, yemek kültürlerinden.. her şeyden bahsettik, keyifle turladık.
Burası San Marco Bazilikası.İçine giriş ücretsiz. Ancak serbest zaman verildiğinde açlıktan ölüyorduk bir yerlere gitmek istedik ve Bazilika saat beşten sonra gezilemiyormuş. Aslında topluca yemeğe gitmiyor olsaydık kesin içine girer oradan yemeğe geçerdim ama maalesef. Şimdi başa dönüp neden tura geç başladığımız için serzenişte bulunduğumu daha iyi anlayabiliriz!
Bu bizim tatlı mı tatlı gondolcumuz. İstanbul'a gelirsen gezdireyim seni ablacım, diyecektim de,çocukla çok muhabbet ettik hoca arkadaşlar artık yanlış anlayacak diye söylemedim. Bu arada ne yaptıysam şarkı söyletemedim. Ooo soleeemiiiyoo.. demek bu kadar zor olmamalı :))
Ne yedik?
Ben tabii Pizza yedim. Bayılmadım öyle, ama güzel! Makarnanın da tadına baktım. Tam tahmin ettiğim gibi, benim damak tadıma uygun değil. Makarna yiyip de çok seveni de duymadım bu arada :) Nerede yediğimizi de söylemek isterdim ama şu an aklıma gelmiyor. Instagramda konum vermiş olabilirim. Garsonlarla muhabbet falan ettik çok keyifliydi.
Adımı sordu Seyhan deyince "imposible" dedi "asla söyleyemem." Zaten rehberimiz de İtalyanların dil konusunda yeteneksiz olduğundan bahsetmişti.
Venedik kokuyor diye okumuştum benim de beklentim o yöndeydi hatta çok görmek istediğim bir yer olduğu için, için için beğenmeyeceğimi düşünüyordum.
Ama bayıldım.
Koku sadece bir yerde azıcık duydum o da rahatsız olacak kadar değildi.
Göremediğim yerler (mesela San Marco bazilikasının içi, Santa Maria Della Salute Bazilikası gibi) içimde ukte olarak kaldı.
Venedik tekrar görmek isteyeceğim bir şehir hatta Venedik referansıyla İtalya’nın diğer şehirlerini de görmek istiyorum 💓
Sırada hangi şehir var?
Arkası yarın :)
venedik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
venedik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Temmuz 2019 Çarşamba
Üçüncü Gün; Venedik
Etiketler:
avrupa turu
,
gezi notlarım
,
her zaman hayalimdi
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
pizza
,
san marco
,
seyhan firarda
,
venedik
14 Temmuz 2019 Pazar
Kara Yoluyla Avrupa Turu
Hiç bakmayın bana öyle. Kara yoluyla gittim ne var?!
Evet hiç bana göre değil uçakla gittiğim yolculuklarda bile perişan oluyorum. Ülke sınırları içinde bir yere gidilecekse de uçağı tercih ediyorum ama ne yapayım, siz söyleyin?
Önüme böyle bir Fırsat çıktı atladım. İkinci kez düşünmedim bile.
Tam bir çılgınlık. Şimdi size onu anlatacağım; kara yoluyla böyle bir tur yapılır mı yapılmaz mı?
Ben yolculuklarda uyuyamıyorum bunu bir kere daha anladım. ilk gece herkes missler gibi uyurken ben uyuyamadığım gibi sinirlendim, Sümeyyecim de benim ben her dönüşümde (koltukta yer bulmaya çalışırken) uyandı.
(Sonra Selimiye'ye geldik ama vakit sabah namazı sıraları. Ah o kadar mutlu oldum, gevşedim ve iyi ki dedim ki.. sonra tekrar yola çıktık ve ben gene uyuyamadım ama neyse)
Sonraki günlerde -ki Havva’ya herkes uyuyor ama ben uyuyamıyorum dediğimde birkaç güne sen de uyursun demişti- ben de uyumaya başladım. Tabii güzel boyun bacak ağrısı eşliğinde. Ama uyudum mu uyudum ;)
(Sonra Selimiye'ye geldik ama vakit sabah namazı sıraları. Ah o kadar mutlu oldum, gevşedim ve iyi ki dedim ki.. sonra tekrar yola çıktık ve ben gene uyuyamadım ama neyse)
Sonraki günlerde -ki Havva’ya herkes uyuyor ama ben uyuyamıyorum dediğimde birkaç güne sen de uyursun demişti- ben de uyumaya başladım. Tabii güzel boyun bacak ağrısı eşliğinde. Ama uyudum mu uyudum ;)
Bizim tur düzenleyen ekipten asla memnun kalmadım. Üzülerek söylüyorum rahat, acemi, bilgisiz kişilerdi. Venedik, Paris, Prag ve Viyana’da orada yaşayan Türk rehberlerle gezildi. Viyana’daki en kötüsü Venedik’teki en iyisiydi. Bununla beraber tura katılanlar öğretmenler ve öğretmen aileleri idi. Turun en güzel yanı turdaki seviyeli insanlardı. Tabii ki uzun yol, uzun günler. Kişilerin bazı tuhaflıklarını görüyorsunuz 😀
Namaz molaları verebilmek; molalarda birlikte abdest yeri aramak, Avrupa’nın göbeğinde uygun bir yere seccadeyi serip namaz kılmak ve gruptakilerin birbirine destek olması paha biçilemezdi.
Cuma gece İstanbul Başakşehir’den çıktık yola. ( Bu arada hayatımda ilk defa Başakşehir’e de gittiğimi o yolun da bitmek bilmediğini söylemek isterim :) )
Yola çıkışımızdan 13 gün sonra Perşembe günü tekrar İstanbul’daydık. Pardon Başakşehir’de 😄😄sonra ben metro metro metro marmaray metro ile Altunizade’ye döndüm.
(İçses; home sweet home kurban olayım sana İstanbul 💓💓)
(İçses; home sweet home kurban olayım sana İstanbul 💓💓)
Yorucu muydu? Yolda geçen uzun zaman dilimleri çok yordu. Ayaklar şişiyor,asla rahat etmiyorsunuz. Ve Bulgaristan'dan başlayıp Slovenya’ya girene kadar gümrükte yaşadıklarımız çok sıkıcı ve sinir bozucuydu. Ama zaman bir şekilde geçiyor. Bir hayali gerçekleştiriyorsanız buna da çok takılmıyorsunuz.
Sıradaki yazım, birinci gün: Bulgaristan, olsun.
Öyle devam edeyim.
Hem burada yazdıklarımı açmış olurum hem kısa kısa gittiğimiz şehirlerden bahsederim.
Kısa kısa çünkü kısa kaldık.
O zamaaaannn..
Arkası yarın ;)
Sıradaki yazım, birinci gün: Bulgaristan, olsun.
Öyle devam edeyim.
Hem burada yazdıklarımı açmış olurum hem kısa kısa gittiğimiz şehirlerden bahsederim.
Kısa kısa çünkü kısa kaldık.
O zamaaaannn..
Arkası yarın ;)
Etiketler:
amsterdam
,
avrupa
,
avrupa turu
,
belgrad
,
brugge
,
brüksel
,
budapeşte
,
dresden
,
hayallerim
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
lake bled
,
ljubljana
,
paris
,
prag
,
sofia
,
uzun yolculuk
,
üsküp
,
venedik
,
viyana
,
volendam
1 Ekim 2014 Çarşamba
George Clooney Yaktı/ Yıktı/ Evlendi
{Baştan not: Dayanamayıp, yeni fotoğraflar ekledim:) }
Ahhhh..Ciğerim yanıyor a dostlar.
Kaderde George Clooney'in düğün postunu da yapmak varmış.
George Clooney'in fotoğraf hakkını Vogue dergisi satın almış.
Düğüne selfie yasağı getirilmiş. Fotoğrafları basına sızdıracak kişi 5 milyon dolar tazminat ödemeyi göze alması gerekecekti ki, şimdiye kadar izin verilenin dışında sızdıralan bir fotoğraf olmadı.
Halbuki bir paparazzi, bir garsona 6 milyon ödeyeceğini söyleseydi adam da çeker fotoğrafı 6 milyona satar 5 milyon tazminatını paşa paşa ödedikten sonra kalan 1 milyonuyla mutlu mutlu yaşayabilirdi. Akıl edemediler demek :P
Hala konuyu sulandırabiliyorsam bu evliliği benimsemişim demektir.
Benimsedim tabii ya. - Benimsemeyip ne yapacağım :)
Benimsememdeki en önemli etken Amal Alamuddin'in son zamanlar giydiği kıyafetleri beğenmiş olmam.
Fark ettiğiniz üzere oldukça sığ biriyim. Oxford mezunuymuş, uluslararası avukatmış beni pek bağlamıyor gördüğünüz gibi, güzel giydiği müddetçe herkesi sevebilirim ^.^
Kalbim kırıktı ama düğüne dair gelişmeleri heyecanla takip ettim.
İnsanlar bu çifti benimsemiş, Mr. & Mrs Clooney'e mutluluklar diliyorlardı. Hatta bir erkeğin, kaptı cillop gibi kızı, diye yorum yaptığına bile şahit oldum ki bu şoku atmam kolay olmadı.
Cillop derken?!
Tek zevksiz George Clooney değil demek ki..
Yılın düğünü deniyor bu düğün için.
Evlilik tövbeli George Clooney bu boru değil!
Muazzam rakamlar dönüyor, 13 milyon dolar harcandığı ve düğün masraflarını gelinin babasının üstlendiği söyleniyor. Amerikalılarda adet böyle, kız tarafı üstleniyor düğün masraflarını. Ama 13 milyon sadece düğün masrafı değildir, yani düğün öncesi partilerin kalınacak yerlerin tutarı falan hepsinin toplamıdır. Yani hepsini kayınpedere yüklememiştir George bilirim :P
Tutun beni arkadaşlar yazdıkça yazacağım yoksa.
İşte gelin ve damat:
Fena değil gelinlik. Eminim daha güzeldir de bilirsiniz beyaz ve detayların belli olmadığı bir elbise gelinlik dediğimiz neticede.
George Clooney'in nikah kıyılırken çok heyecanlı olduğu ellerinin titrediği gelen bilgiler arasında. Pastayı zor kesmiş hatta.
Amma yalancılar bu basın da var ya. İnanmıyorum bu kadarına da yani :D
Bu arada George Clooney'in neden evlendiğine dair de çeşitli spekülasyonlar dönmekte. Politikaya girmeyi düşündüğü için evlendiğini söyleyenler var. Eğer politika düşüncesiyle evlenmişse Amal'ın harika bir first lady seçimi olduğu söyleniyor.
Açıkçası aklıma yattı :)))))))
Çok kötüyüm ya :( Hayır umarım ayarlı bir evlilik değil, aşk evliliğidir ve umarım yakın zamanda kendi gibi çirkin doğup gittikçe güzelleşecek bir erkek evlat sahibi olur Clooney.
George Jr. ^.^
Ex Aşkıma mutluluklar dileyip bu konuyu burada kapıyorum.
Ayrıntıların peşindeyim ama;)
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)

.jpg)
.jpg)



