belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2023 Pazar

Belçika'da Bir Hafta

Blogda yazarım deyip instagramda bile üzerinde durmadığım, blogda yazmayı ise habire ertelediğim gezilerim, kitaplarım, filmlerim..
Hadi bir kez daha zorlayayım. 
Bu gezi de çok özel çünkü. 

Ucuza uçak bileti buldum. (Bunun için instagramda güzel hesaplar var.) 
Çok şükür gidelim mi diyince tamam diyen arkadaşlar var ki tek gitmek zorunda kalmadım :)

E benim bildiğiniz Belçikalı bir arkadaşım da var, evlenip Belçika'ya giden arkadaşım da var. Belçika'ya gitmemek hata olacaktı yani. 

2019'da Brüksel ve Brugge gitmiş çok da beğenmiştim, daha fazla zaman geçirmek istediğimi bugün bile hatırlıyorum. 
Görüyorsunuz ya tereddüt edecek durumum yoktu. 
Bir gün Brugge, bir gün Dinant, bir gün Gent yaptık.


Brüksel'den en uzun yol Dinant  idi. 2. dk da bir duruyordu tren. Öyle sıktı yani duraklar. Küçük bir yer ama Belçika'nın en büyük kalelerinden biri buradaymış. Ve çok sakindi. Yol üzerinde aklımızın kaldığı evler gördük. Zengin mühitiydi zaar. 
 

Gent ise en kısa mesafeli olandı. 
Gotik bir havası vardı. Ya da hava çok griydi de bana ondan mı öyle geldi. 
En çok o gün üşüdüm ve en çok o gün yoruldum.  

 

Brugge'a gittiğimiz gün Allah'tan gökyüzünü görebiliyorduk. Bıraktığım gibiydi:) Oldtown Türk istilasındaydı adeta. Sadece Türkler vardı. 

Hafta sonu biletleri %50 indirimli oluyor. Gezi planlarken hem bunu hem de pazar günleri her yerin kapalı olduğunu hesaba katmalı. Ben öyle ıncık cıncık gezmesem de olur denirse bir günde birkaç yer görülebilir. Onu da hesaba katacaksınız. Hatta hazır hesaba katılmış yazılar bulabilirsiniz. Üzgünüm ama bu yazı öyle bir yazı değil. Normalde her birini ayrı ayrı yazıp nerede ne gezilir haritası çıkarmam gerekirken biliyorum ki yazamayacağım. Onun sözünü hiç vermiyim.

Belçika küçük bir ülke ve konumu itibariyle birçok komşu ülke gezme imkanı sunuyor. Paris'e, Köln'e, Amsterdam'a ya da sınıra yakın ülke şehirlerine geçebilirsiniz.
Nitekim biz bir de Amsterdam yaptık ki, bak onun yazısını ayrı yazmak isterim ama nasip :)

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Altıncı Gün; Brugge ve Azıcık Brüksel

Birinci gün; Bulgaristan

Ve geldik mi altıncı güne!


Öncelikle çok fazla olumsuz yönlere değinmişim. Bilmenizi isterim ki gerçekten çok eğlendim ve tüm olumsuzluklara rağmen bu geziye çıktığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. 
Olumsuz yanlara değiniyorum çünkü gezi boyunca hangi tur diye soranlar oldu hayat sana güzel diyenler oldu. Her zaman arka planı vardır işler sadece göründüğü gibi değildir. 
Bir de böyle bir tura heveslendiyseniz sizleri nelerin beklediği konusunda biraz bilginiz olsun.


Gelelim Brugge'a. Belçika'nın eski bir yerleşimi olmasına rağmen son yıllarda inanılmaz rağbet gören bu küçük şehri, gerçekten çok sevimli.
Turistlerin keşfi ve sosyal medya paylaşımlarından sonra artık dünyaca ünlü bir yer.
Belçika, birasıyla meşhurmuş sırf kendilerine ait 350 çeşit biraları varmış. Brugge'da da bira müzeleri varmış. Beni alakadar ediyor mu? Nope! 

Belçika'nın bir de neyi meşhur? Waffle! Çikolata! Bir de Patatesi.Gerçekten :) Patates kızartması da yiyebilirsiniz. Zaten patates kızartması nasıl kötü olabilir?

Bir de danteli meşhurmuş ki çok üzülüyorum bunları duyunca. Bunlar dantelden ne anlar? Kanser örneği bilirler mi mesela?
Biz neden elimizdeki etnik değerleri tüketip yurt dışındakilere şapka çıkarıyoruz?!

Brugge herkesi kendine hayran bıraktı ama ben Brugge halkı için çok üzüldüm.
Bu kadar turist alan bu küçücük yerde tüm güzelliğine rağmen yaşamak istemezdim. 


Brugge'da da tekne gezisi yapılabilirmiş ki bence çok da güzel olurdu. Ama sınırlı vakitimizi tüm sokaklara girip çıkmak suretiyle bitirmiş olduk ve Brüksel için yola çıktık. Bu programda olmayan sürpriz şehirdi♥


Brüksel'de Grote  Markt denilen meydandayız. Girer girmez çok hoşuma gitti. Dört tarafı görkemli binalarla çevrili. Sokak sanatçılarının gösterilerinin olduğu, milletin yol ortasına oturup piknikvari bir şeyler yaptığı (çünkü altlarında örtü yok, çünkü orası yeşillik değil, çünkü çay değil şarap-şampanya- bira içiyorlar),eğlenceli bir alan.
17.yydan beri şehrin ticari, idari, sosyal anlamda merkezi.

Ara bir yola dalıp işeyen çocuk heykelinin önüne geliyoruz. Brüksel'in bu işeyen çocuğu da meşhurmuş. Bununla da alakalı bir iki rivayet var, meraklısı bulur okur şimdi bana yazdırmayın :)) 
(blogculukta son nokta :)))) )


Hepi topu bir saat sonunda istemeye istemeye buradan ayrılıyorum ki Brugge'dan daha fazla hoşlandım buradan ben. Bunu her duyan çok şaşırdı. İçimdeki şehirliyi tanımıyorlar tabii.
Eğer vizemi sadece bir aylık vermeselerdi, Belçika'ya tekrar gidebilirdim gibi hissediyorum. 

Bu yazıyı da bu şekilde noktalayalım ve bir sonraki durağıma geçelim.
Günlerden emin olmak için programa bir bakacağım ama sanırım sırada bayıldığım bir yer var.
Acaba neresi?
Arkası yarın ;)

24 Mart 2016 Perşembe

Eyfel Kulesi Belçika Bayrağı Renklerinde! Ne Kadar da Şirin!

Terör saldırılarından daha çok terör saldırılarına alışmaktan korkar oldum.
Birazcık uzaklaşıyorsun, günlük hayatına dalıyorsun ve işte bir patlama.

Kimileri evden çıkmamaya devam etsin akan bir hayat var ve bazılarımız sokağa çıkmak zorunda, çalışmak zorunda, metro ve diğer kalabalık ortamlara girmek zorunda.
Ben de sokağa çıkmak zorunda olduğumdan sosyal medya ile iletişimimi en aza indirdim. Zira deli oluyorum, evden çıkmayın nasıl dersiniz çıkmak zorunda olan birine.
Avmde çalışan birine nasıl, gitme alışveriş merkezlerine, diye.

Belçika patlamasını öğrendiğimde dışardaydım. -Taksim patlamasında da, hatta Ankara Kızılay patlamasında da. -
Çok üzüldüm cidden. Dalga dalga yayılıyordu terör, elimizden kınamaktan başka bir şey gelmiyordu. Türkiye değil dünyanın her yerinde olabiliyormuş demek, dedim, ama tabii bunu derken Belçika'daki saldırıların sorumlusu olarak Türk Hükmetinin gösterileceğini asla tahmin edemezdim.

Bunu da gördük, şükür. Hatta daha neler gördük de, isteyen istediği gibi anlamakta özgür. Kısa geçeyim konuma döneyim.

Belçika'daki patlama ve sonrasında Eiffel Kulesinin Belçika bayrağı renklerine bürünmesi...
Ne kadar güzel, ne kadar ince bir davranış. 

Ama bir dakika ya, öncesinde bizde de patlama olmamış mıydı? 

Senelerdir terörde yitirdiğimiz canlar yüzünden oldukça hassasız bu konuda ve dünyanın neresinde olursa olsun üzülüyoruz, destek oluyoruz kendimizce, barışın yanında olmaya çalışıyoruz bence. Sevinenlerden bahsediyorlar yine tweetlerde, ama ben nedense sevinenlerden ziyade sevinenlere küfreden bir güruh görüyorum. 
Hava alanı ya bombalanan yer; sen, ben, hepimizin yolunun düşebileceği bir yer, dolayısıyla sevinenlere inanmıyorum. 
Bu patlamaları umursamayan birileri ya da topluluk varsa o da bizde gerçekleştiğinde Avrupa! 
Bizim canımız can değil mi? İnsanımız insan değil mi? 

Önce Belçika patlaması olsaydı sonra Türkiye olsaydı, onlar da bıktı herhalde, deyip buna belki de bu kadar takılmazdım ama bizde sessiz kalıp sonra bunu yapmaları.. bu kadar da insanın gözüne sokarak ayrımcılık yapılmaz. 
Modern zamanların Haçlı Seferleri de böyle olsa gerek. Bu sefer daha şanslılar, bizimkilerden de çok destekçisi var Haçlıların.