mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2012 Pazar

Mihrimah Sultan Camii-Edirnekapı

"Bu ne camii?" diye garip bir soru sormuş olabilirim, azcık yakınından geçerken.
"Bu herhalde diğer Mihrimah Sultan Camii" gibi garip bir cevap almış olabilirim.

Öyle her camiyi sormam, içime doğduysa demek ki!..

Çok istiyordum Mihrimah Sultan adına yapılmış ikinci camii olan bu camiyi görmeyi.


Bu caminin hikayesini bilmeyen yoktur sanırım.
Diyorlar ya Mimar Sinan, Mihrimah Sultan'a aşıkmış diye.
Hep bu caminin başının altından çıkma işte o doğru olup olmadığı belli olmayan aşk hikayesinin.


Mimar Sinan'ın yerini hesaplayarak belirlediği bu ikinci cami ile Üsküdar'daki camiyi görebilecek şekilde yer bulursanız, 21 martta Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğmakta olduğunu görebilirsiniz.
21 mart ise, Mihrimah Sultan'ın doğum tarihidir.

Gel de çıkan dedikodulara inanma. Benim bu konuda farklı bir görüşüm var ama ilerde kitap yazarsam artık orda okursunuz :) Nasılsa kimse kaynak maknak göstermeyip yorumluyor artık, ben neden yapmıyayım ;)


Çok sevdim ama, acayip çok sevdim. Nedense böyle bir cami hayal etmemiştim, onu da içeri girdiğim anda farkettim.
Bu arada 3 yılda yapılan bu camiyi 11 yılda restore etmişiz, ne güzel! Gerçi etraf hala inşaat alanı gibiydi. Ama o bile güzelliğine gölge düşüremiyor.

11 Mayıs 2012 Cuma

Bir 'Süleymaniye' Hikayesi

Bir cami yaptırmak isteyen Sultan Süleyman nerede yaptıracağına karar verememektedir.
Bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi görür.
Hz. Muhammed (s.a.v) şimdi Süleymaniye'nin olduğu yere götürür Kanuni'yi.
Kanuni uyanır.
Atına atlar, henüz sabah ezanı bile okunmamıştır.
Rüyasında gösterilen yere geldiğinde, orada mimar başını, Mimar Sinan'ı görür.
Şaşırır.
Burada ne işin var, diye sorduğunda, cami'nin yapıldığı yere geldim, cevabını alır.

Sen nereden biliyorsun, diye sorar Kanuni.

Mimar Sinan ise "Ben rüyanızda sizin arkanızdaydım, beni görmediniz" diye cevap verir.


Bunu duyduğumdan beri nasıl gidip görmek istiyordum burayı.
Gittim. Gördüm. Bayıldım!
Gerçekten çok güzel ve huzur dolu bir yer.

Süleymaniye Camii'nin 4 minaresi vardır.
İstanbul'un fethinden sonraki 4.padişahı simgeler.
4 minarede toplam 10 şerefe vardır.
Bu da Osmanlı Devleti'nin 10. padişahını simgeler.
Yani; Kanuni Sultan Süleymanı.



Yedi yıl olmasına rağmen bitmeyen cami söylentilere sebep olmuştur.
Bir gün Süleyman gider ve Mimar Sinan'ı, imamın namaz kıldığı yerde, nargile içerken bulur.
Ancak işin aslı farklıdır.
Nargileyi caminin akustiği için fokurdattığı ortaya çıkar - tütünü yoktur sadece su sesi.
Çekilen besmele caminin her yerine eşit şekilde yayılır, duyulur.

Müsait olursanız cemaatle bir vakit kılmanızı tavsiye ederim. Bakalım anlatıldığı kadar var mıymış?



Cami'nin en önemli özelliklerininden biri de is odaları olması.
Yanan kandillerden çıkan isler, Mimar Sinan'ın üstün zekasıyla is odalarında birikir.
Bu sayede dönemin en kaliteli mürekkebi elde edilmiştir.

Biz şimdi kağıt çöplerimizi ayırmaya üşeniyoruz, bu zeka nasıl alkışlanmaz!



Dikkatimi çeken bir diğer şey ise bahçesinde çimlere yayılmış insanlar.
Kimi yiyecek birşeyler getirmiş kimi lap topunu.
O kadar hak veriyorum ki onlara.
Huzur dolu bir atmosfere sahip.


Çok uzun bir yazı oldu ama  en özenerek hazırladığım post bu oldu diyebilirim.
Sizde tamamını okuyup zevk aldıysanız çok sevineceğim.

Ve final:


Her zamanki yemek notu: Süleymaniye'ye gidip kuru fasulye yememek olmazmış :) Benim gibi meraklısı değilseniz, fasulyecilerde ızgara çeşitleri var merak etmeyin :D

19 Şubat 2012 Pazar

Kasımpaşalıyım

Ben dünyayı gezmeye karar verdim.
Ve gezmeye İstanbul'dan başladım.
Haberiniz olsun ;)

Kasımpaşa'ya gidişimin afilli bir hikayesi yok.
Ben sadece gidip Piyale Paşa Camii'ni görmek istedim. Hepsi bu.
Gittim. Gördüm. Oh!

Bazı kaynaklara göre Mimar Sinan tarafından, bazı kaynaklara göre ise sadece Mimar Sinan zamanında yapıldığı için Mimar Sinan'ın yaptığı zannedilen camii, yüksekten bakınca gemiye benziyormuş.

Camii, medrese, tekke, sıbyan mektebi, türbe, çarşı, hamam ve sebilden  kurulu bir külliye olacak şekilde inşa edilmiş, ancak günümüze camii ve türbe kısmı ulaşmış.

Devrinin en kaliteli çinilerine ev sahipliği yapan camilerden olması münasebetiyle de önem taşır.

Bu gördüğünüz ise "Mutluluk Topu"
:)
Gülmeyin adı bu :D
Kasımpaşaya yolunuz düşerse 'Marla' pastanesinden mutluluk topu almayı unutmayın.
Yolunuz düşerse diyorum yolunuzu düşürün demiyorum bakın, dikkatinizi çekerim ;)

25 Ocak 2012 Çarşamba

İki Cami Arasında Aşk Mı?


Konusunu bilmeyen yok sanırım.
Mimar Sinan'ın Mihrimah Sultan'a duyduğu aşkı anlatan bir roman.
Edebi hiç bir yanı olmaması münasebetiyle bir günde bile rahatlıkla bitirebilirsiniz.

Zaten kitabın yarısı boş!
Mecazen değil cidden!


Sol kısımdaki sayfalar yazısız!
Boş tutulması o kadar luzumsuz ki...
Bir burda ağaç diyoruz, geri dönüşüm diyoruz...
Bu nasıl bir israftır?
O kadar sinir oldum ki bilseydim almazdım kitabı. O derece!
Zaten kitabı da beğenmedim.
Ne bekliyordum gerçi, ben aralarında aşk olduğuna inanmıyorum, birbirlerini bile görmemişlerdir diyen kaynaklara inanıyorum.

İlk defa benden böyle bir şey duyacaksınız belki:
Bu kitabı almayın!
Birinde varsa ödünç alıp okuyun ama. Çok seveni var belki sizde seversiniz.
Ama sayfa sayısını arttırmak uğruna yapılmış olduğunu düşündüğüm sol tarafta batan hilal tam bir saçmalık.
Hepimiz biliyoruz Mihrimah Sultan Camilerinin özelliğini.
Hani o resimden kim etkilenir ki?

Kitabı sevenlerden özellikle yorum bekliyorum.
Okumayanlar için fikir olsun.

O kadar kötüledim ki vicdanım sızlayacak :)
Ama yine de "Mimar Sinan ile Mihrimah aşık değil sadece arkadaşlar" isimli  şu yazıya link vermeden duramıyorum :)