Bu kitap ilk olarak Koridor yayınlarından çıkmıştı.
O zaman da çok merak etmiştim ama asıl merakım bir Youtube videosu izledikten sonra oldu.
Genç adam bu kitaptan en sevdiğim kitap diye bahsediyordu.
Biri bir kitaptan en sevdiğim kitap diye bahsettiğinde hep çok merak ederim.
Sonra baktım Arkadya'dan çıkmış kitap.
Ooo dedim daha da okumayacaksam artık...
Kitapta bize olayları anlatan Julia'nın babası ortadan kaybolmuştur ve kızı ancak yıllar sonra peşine düşer babasının. Tek ilginçlik bu olsa diyeceğim ama gerçekçi bir gözle baktığımda çok uzak gelen başka şeyler de vardı. Gerçekçi tarafımı köşeye bıraktığımda ise güzel farklı bir hikayeydi diyebilirim.
Babasının izlerini takip edip Burma'ya vardığında ise babasına değilse de hikayesine ulaşacaktı.
buraya kadar anlattığım kısım girişi kitabın. Asıl olay tabii ki Julia'nın babasının hikayesi ve ona zerre değinmedim :)
Kitabın türü sizin ilgi alanınızsa bu kitabı da kesin seversiniz, birazcık bile bahsedip tat kaçırmak istemiyorum.
arkadya kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadya kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ocak 2020 Pazartesi
19 Ocak 2020 Pazar
Kabuğunu Kıran İnci
Kitabı okuyalı çok oldu, ne kadar kitap yorumlarımı güncel tutmak istesem de beceremiyorum.
Bundan da çok yakınıyorum herhalde.
Yazmasam da olmuyor, buraya yazmak çok işime yarıyor ama onu da şimdi anlatmayayım kitaba geçeyim.
Kitap bir batı hikayesi değil. Doğu hikayesi.
Kadın hikayesi.
Doğuda kadın olmak hikayesi.
Karakterlerimiz Müslüman. Mekan Afganistan.
Öyle olunca kitabın içinde barındırdığı acıyı tahmin edebilirsiniz.
İkili bir hikaye bu arada, Arkadya okurları olarak severiz bir geçmiş bir günümüz şeklinde ilerleyen işleri.
Günümüz hikayesinde erkek çocuğu olmayan bir ailenin, bir kız çocuklarını erkek kılığına sokup erkek işleri yapmasını okuyoruz. Kitapta anlatıldığına göre Afganistan'da kızları olmayan ailelerin yaptığı bir uygulamaymış bu: Bacha posh.
"Bacha posh"luğuyla özgürlüğü doruklarında yaşayan Rahima'nın erkek arkadaşlarıyla şakalaşmasını gören annesi bu işe son vermesi gerektiğini fark edip babasına şikayet edince olay Rahima'nın genç yaşta evlenmesine kadar ilerler.
Geçmiş hikayemiz ise Rahima'nın annesinin anneannesi(ydi galiba). Çok çok acıklı bir hikaye.
Acıklı hikayelerden çıkan savaşçılar aslında ikisi de.
Bol bol sinir harbi yaşayacağınız hüzünleneceğiniz bir roman bu.
Ama kayıtsız da kalamayacağınız bir tür.
Bundan da çok yakınıyorum herhalde.
Yazmasam da olmuyor, buraya yazmak çok işime yarıyor ama onu da şimdi anlatmayayım kitaba geçeyim.
Kitap bir batı hikayesi değil. Doğu hikayesi.
Kadın hikayesi.
Doğuda kadın olmak hikayesi.
Karakterlerimiz Müslüman. Mekan Afganistan.
Öyle olunca kitabın içinde barındırdığı acıyı tahmin edebilirsiniz.
İkili bir hikaye bu arada, Arkadya okurları olarak severiz bir geçmiş bir günümüz şeklinde ilerleyen işleri.
Günümüz hikayesinde erkek çocuğu olmayan bir ailenin, bir kız çocuklarını erkek kılığına sokup erkek işleri yapmasını okuyoruz. Kitapta anlatıldığına göre Afganistan'da kızları olmayan ailelerin yaptığı bir uygulamaymış bu: Bacha posh.
"Bacha posh"luğuyla özgürlüğü doruklarında yaşayan Rahima'nın erkek arkadaşlarıyla şakalaşmasını gören annesi bu işe son vermesi gerektiğini fark edip babasına şikayet edince olay Rahima'nın genç yaşta evlenmesine kadar ilerler.
Geçmiş hikayemiz ise Rahima'nın annesinin anneannesi(ydi galiba). Çok çok acıklı bir hikaye.
Acıklı hikayelerden çıkan savaşçılar aslında ikisi de.
Bol bol sinir harbi yaşayacağınız hüzünleneceğiniz bir roman bu.
Ama kayıtsız da kalamayacağınız bir tür.
Etiketler:
2019 okumaları
,
arkadya kitap
,
kitaplar
,
the royal book club
7 Ekim 2019 Pazartesi
Dostluk Ekmeği
Ya kitap o kadar uzun süredir ama o kadar süredir bende okunmayı bekliyor ki..
Yani bu okunmayan kitaplar beni nasıl rahatsız etmesin?
Bir süredir sırf senelerdir raflarımdan okunmayı bekleyen gariban kitaplarımı okuyor ve yeni kitap almıyorum.
Yeni bir kitap okuyacağım zaman ruh halime göre birini seçiveriyorum.
Genelde yorgunken, bir şey izlemek/düşünmek istemediğim zamanlarda hemen kitaplara sığınıyorum.
Bu kitabı, ben bu kitabı ne güzel okurum, diyerek sonunda çıkartıp okudum.
Tahmin ettiğim gibi ben yormadı, sıkmadı, beni başka bir ülkede yabancı birilerine önce komşu sonra arkadaş etti sonrasında da sıcaklıkla bu dünyaya gönderdi.
Amiş dostluk ekmeği diye bir şey varmış gerçekten, çok lezzetliymiş evet ama yaptığın zaman o kadar fazla hamur elde ediyormuşsun ki başkalarına da vermen gerekiyormuş.
Oğlunu kaybettikten sonra, ailesinden ve arkadaşlarından kendini soyutlayan Julia'nın, bir gün evin kapısında amiş dostluk ekmeği ve mayası bulmasıyla değişen hayatını anlatan sıcacık bu romanı okumanızı tavsiye ederim.
Yani bu okunmayan kitaplar beni nasıl rahatsız etmesin?
Bir süredir sırf senelerdir raflarımdan okunmayı bekleyen gariban kitaplarımı okuyor ve yeni kitap almıyorum.
Yeni bir kitap okuyacağım zaman ruh halime göre birini seçiveriyorum.
Genelde yorgunken, bir şey izlemek/düşünmek istemediğim zamanlarda hemen kitaplara sığınıyorum.
Bu kitabı, ben bu kitabı ne güzel okurum, diyerek sonunda çıkartıp okudum.
Tahmin ettiğim gibi ben yormadı, sıkmadı, beni başka bir ülkede yabancı birilerine önce komşu sonra arkadaş etti sonrasında da sıcaklıkla bu dünyaya gönderdi.
Amiş dostluk ekmeği diye bir şey varmış gerçekten, çok lezzetliymiş evet ama yaptığın zaman o kadar fazla hamur elde ediyormuşsun ki başkalarına da vermen gerekiyormuş.
Oğlunu kaybettikten sonra, ailesinden ve arkadaşlarından kendini soyutlayan Julia'nın, bir gün evin kapısında amiş dostluk ekmeği ve mayası bulmasıyla değişen hayatını anlatan sıcacık bu romanı okumanızı tavsiye ederim.
28 Nisan 2019 Pazar
Gülümse Anılara
Geçenlerde Sakarya'ya gittim.
Elimde okuduğum birkaç kitap olmasına rağmen yol için başka bir kitap seçmek istedim.
Yolda kapılıp gideceğim, dikkatimi toplamak için zorlanmayacağım bir kitap olsun, diye düşündüm.
Çünkü yolda artık midem bulanmasa da, dikkatim çabuk dağılıyor.
Bir Arkadya kitabı seçeceğim belliydi ama hangisini seçmeliydi?
Instagramda takip ediyor musunuz bilmem ama son zamanlar yaptığım kitap temizliğinden sonra eski kitaplarım da görebileceğim şekilde ortaya çıktı. Ben de yıllardır rafımda okunmayı bekleyen bu kitabı seçmiş oldum.
İyi ki seçmişim. Nasıl sevdim tarif edemem. Yol için doğru kitap, benim için doğru kitap.
Çok sevdim ya okudukça daha da sevdim.
Bir dergide editörlük yapan Marisa'nın ağzından dinliyoruz olayları. Marisa kah geçmişe gidiyor kah günümüzden bahsediyor. Aslında daha kitabın ilk başlarında çok şaşırtıcı bir olay oluyor bundan bahsetmek kesinlikle spoiler olmaz ama ben gene de okuyacak kişiler için de sürpriz olsun isterim.
Arkadaşlık ve aile ilişkileri üzerine empati duygunuzu arttıracak, makalelerde değindiği kısımlardan birçok şey öğrenebileceğiniz bir kitap.
Çerezlik denebilen kitaplardan bile neler neler öğreniyor insan.
Ah iyi ki okumuşum.
Arkadya kitap seni seviyorum ♥
Elimde okuduğum birkaç kitap olmasına rağmen yol için başka bir kitap seçmek istedim.
Yolda kapılıp gideceğim, dikkatimi toplamak için zorlanmayacağım bir kitap olsun, diye düşündüm.
Çünkü yolda artık midem bulanmasa da, dikkatim çabuk dağılıyor.
Bir Arkadya kitabı seçeceğim belliydi ama hangisini seçmeliydi?
Instagramda takip ediyor musunuz bilmem ama son zamanlar yaptığım kitap temizliğinden sonra eski kitaplarım da görebileceğim şekilde ortaya çıktı. Ben de yıllardır rafımda okunmayı bekleyen bu kitabı seçmiş oldum.
İyi ki seçmişim. Nasıl sevdim tarif edemem. Yol için doğru kitap, benim için doğru kitap.
Çok sevdim ya okudukça daha da sevdim.
Bir dergide editörlük yapan Marisa'nın ağzından dinliyoruz olayları. Marisa kah geçmişe gidiyor kah günümüzden bahsediyor. Aslında daha kitabın ilk başlarında çok şaşırtıcı bir olay oluyor bundan bahsetmek kesinlikle spoiler olmaz ama ben gene de okuyacak kişiler için de sürpriz olsun isterim.
Arkadaşlık ve aile ilişkileri üzerine empati duygunuzu arttıracak, makalelerde değindiği kısımlardan birçok şey öğrenebileceğiniz bir kitap.
Çerezlik denebilen kitaplardan bile neler neler öğreniyor insan.
Ah iyi ki okumuşum.
Arkadya kitap seni seviyorum ♥
Etiketler:
2019 okumaları
,
arkadya kitap
,
gülümse anılara
,
kitaplar
,
sizi seviyorum arkadya
,
the royal book club
12 Şubat 2019 Salı
Beyaz Kasımpatı
Hep İkinci Dünya Savaşı ve Nazi zulmünü okuyacak değiliz ya.
Bu kitapta ikinci dünya savaşı sıralarında Kore'de yaşanan insanlık dramını okuyoruz.
Açıkçası dayanılır gibi değil ve gene benim tezimi kanıtlar nitelikte.
Her ne kadar cepheye erkekler gitse de, tüm bu savaşlarda olan kadınlar ve çocuklara oluyor.
Tarihler 1943'ü gösterdiğinde Hana henüz 16 yaşında annesiyle denizin derinliklerine dalarak geçimini sağlayan bir kızdır. Küçük bir de kardeşi olan Hana'nın hayatı hem annesiyle dalıp hem de kıyıdaki kardeşine göz kulak olduğu bir gün tamamen değişir. Kıyıda bir Japon askerini gördüğünde onun kardeşini fark edip kardeşini götüreceği düşüncesiyle tüm gücüyle kıyıya yüzer kardeşini saklar ancak kendisi kurtulamaz. İşte kardeşi saklandığı yerden çıkmasın diye çığlık bile atmayan Hana için karanlık günler bu şekilde başlar.
Çok üzüldüm, çok kırıldım, çok sinirlendim.
Gerçek hayat hikayelerinden yola çıkılarak hazırlanmış bir roman bu.
Okumak lazım. Empati yapmak lazım. Ders almak ve güçlü olmak lazım.
"Ne kadar çok kelime bilirsen o kadar güçlü olursun."
Bu kitapta ikinci dünya savaşı sıralarında Kore'de yaşanan insanlık dramını okuyoruz.
Açıkçası dayanılır gibi değil ve gene benim tezimi kanıtlar nitelikte.
Her ne kadar cepheye erkekler gitse de, tüm bu savaşlarda olan kadınlar ve çocuklara oluyor.
Tarihler 1943'ü gösterdiğinde Hana henüz 16 yaşında annesiyle denizin derinliklerine dalarak geçimini sağlayan bir kızdır. Küçük bir de kardeşi olan Hana'nın hayatı hem annesiyle dalıp hem de kıyıdaki kardeşine göz kulak olduğu bir gün tamamen değişir. Kıyıda bir Japon askerini gördüğünde onun kardeşini fark edip kardeşini götüreceği düşüncesiyle tüm gücüyle kıyıya yüzer kardeşini saklar ancak kendisi kurtulamaz. İşte kardeşi saklandığı yerden çıkmasın diye çığlık bile atmayan Hana için karanlık günler bu şekilde başlar.
Çok üzüldüm, çok kırıldım, çok sinirlendim.
Gerçek hayat hikayelerinden yola çıkılarak hazırlanmış bir roman bu.
Okumak lazım. Empati yapmak lazım. Ders almak ve güçlü olmak lazım.
"Ne kadar çok kelime bilirsen o kadar güçlü olursun."
Etiketler:
2019 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
beyaz kasımpatı
,
kitaplar
,
mary lynn bracht
,
sizi seviyorum arkadya
16 Ekim 2018 Salı
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
7 kitap 1 yazar, hanımlar beyler!
İşte Kimberley Freeman'ın son kitabı.
Önce sırasıyla kitaplarını yazayım:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleri
Esir Şarkılar Vadisi
Issız Kar Taneleri
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
Videoda kitaplardan şöyle bir bahsediyorum burada ise sadece Okyanusun Ötesindeki Yıldızlardan bahsedeyim.
Victoria'nın annesi Londra'da Bakıma muhtaç olmadan önce ingiliz edebiyatı tarihi üzerine çalışmalar yapan bir profesördür. Daha da net olmak gerekirse 19. yy tarihçisi. Ancak hafızasında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle emekleri, araştırmaları tehlike altındadır. Victoria Annesinin kendisini iyi hissetmesi için ofisine giderek ona yardımcı olmaya çalışacak ve yarım bir mektup bulacaktır. Victoria mektubun devamını arayadursun biz de bir yetimhaneye bırakılmış Agnes'ın, yetimhaneden çıkıp annesini bulmak için katlandığı türlü maceraları gözkaralığı okuyoruz.
Ve tahmin edin ne oluyor? Ya da tahmin etmeyin spoiler vermek üzere olduğumu fark ettim ve sustum. Ama tabii ki Kimberley hikayeleri havada bırakmıyor ;)
Neyse videomu da izleyin ve hangisi daha keyifli bana yazın. Videodan beni izlemek mi yoksa yıllardır vazgeçmeden yazdığım yazılarım mı :))))
İşte Kimberley Freeman'ın son kitabı.
Önce sırasıyla kitaplarını yazayım:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleri
Esir Şarkılar Vadisi
Issız Kar Taneleri
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
Videoda kitaplardan şöyle bir bahsediyorum burada ise sadece Okyanusun Ötesindeki Yıldızlardan bahsedeyim.
Victoria'nın annesi Londra'da Bakıma muhtaç olmadan önce ingiliz edebiyatı tarihi üzerine çalışmalar yapan bir profesördür. Daha da net olmak gerekirse 19. yy tarihçisi. Ancak hafızasında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle emekleri, araştırmaları tehlike altındadır. Victoria Annesinin kendisini iyi hissetmesi için ofisine giderek ona yardımcı olmaya çalışacak ve yarım bir mektup bulacaktır. Victoria mektubun devamını arayadursun biz de bir yetimhaneye bırakılmış Agnes'ın, yetimhaneden çıkıp annesini bulmak için katlandığı türlü maceraları gözkaralığı okuyoruz.
Ve tahmin edin ne oluyor? Ya da tahmin etmeyin spoiler vermek üzere olduğumu fark ettim ve sustum. Ama tabii ki Kimberley hikayeleri havada bırakmıyor ;)
Neyse videomu da izleyin ve hangisi daha keyifli bana yazın. Videodan beni izlemek mi yoksa yıllardır vazgeçmeden yazdığım yazılarım mı :))))
Etiketler:
2018 okumaları
,
arkadya kitap
,
deniz feneri koyu
,
esir şarkılar vadisi
,
kim wilkins
,
kimberley freeman
,
kitaplar
,
kor adası
,
okyanusun ötesindeki yıldızlar
,
roman
,
zümrüt şelaleleri
1 Ekim 2018 Pazartesi
Eylül Ayında Okuduklarım | Maksimum Sayıya Ulaştım
2018 yılının okuma açısından en verimli ayını geride bıraktığımı düşünüyorum.
Bunun benim için rekor olduğunu düşünmüyorum ama rekorum "bir ayda kaç kitap?" onu da bilmediğimi fark ettim.
Sizin rekorunuz var mı?
Hadi ben bunu rekor kabul edeyim ve bundan sonra bunu kırmaya çalışayım. Yine de 2018 için bu sayının üstüne çıkmak benim için çok zor. Belki ilerleyen yıllarda..
Hadi hep beraber neler okumuşum bakalım:
Ay nasıl buldunuz çok merak ediyorummm :)
Kanala abone olmayı unutmayın ^^
Bunun benim için rekor olduğunu düşünmüyorum ama rekorum "bir ayda kaç kitap?" onu da bilmediğimi fark ettim.
Sizin rekorunuz var mı?
Hadi ben bunu rekor kabul edeyim ve bundan sonra bunu kırmaya çalışayım. Yine de 2018 için bu sayının üstüne çıkmak benim için çok zor. Belki ilerleyen yıllarda..
Hadi hep beraber neler okumuşum bakalım:
Ay nasıl buldunuz çok merak ediyorummm :)
Kanala abone olmayı unutmayın ^^
Etiketler:
arkadya kitap
,
booktuber
,
cep boy
,
eskici ve oğulları
,
eylül ayında okuduklarım
,
kitaplar
,
münevver ayyaşlı
,
orhan kemal
,
roman
,
stefan zweig
,
şermin yaşar
,
timaş
,
youtube
,
youtuber
10 Eylül 2018 Pazartesi
Aşkın İkinci Yarısı
Maşallah bu ara çok iyi gidiyorum.
Aç kurtların yemeye saldırması gibi ben de kitaplara saldırdım. Ama kendimi tebrik etmem gereken nokta ise listeme uyuyor olmam! Bu bir mucize!
Misal bu kitabı kuzenim bana 3 yıl önce hediye almıştı! 3 yıl!
Eski yeni şekilde okuyarak biraz okuma listemi hafifletmek istiyorum ama bir yandan yeni kitaplar da almak istiyorum. Neyse neyse. Evet ne diyorduk Aşkın İkinci Yarısı.
Yine güzel, zevkli, eğlenceli bir kitap bu. Kapağı size neyi vadediyorsa o yani. Kapağın vadettiği şeyden hoşlanmayanlar uzak dursun ama diğerleri saldırsın.
Kuzenim bunu alırken teyzeler kuzenlerle ilgili bir hikaye olduğu için almış. Ben de çılgın bir şeyler bekliyordum açıkçası ama karakterleri yani kuzenleri kadın olarak düşünmüştüm. Öyle çıkmadı.
Eşinden boşanmış olan Sadie tatil için iki çocuğuyla beraber, yanına gelmesi konusunda ısrar eden teyzesinin evine gider. Sadece hafif çatlak teyzesiyle beraber vakit geçireceğini düşünen Sadie, teyzesinden biraz daha az çatlak kuzeni ve aklı başında kuzeniyle bir yaz geçireceğinden habersiz teyzesinin yanına gider. Kitap da burada yaşadıkları, kendini toparlaması, hatta belki de yeni bir aşkla tanışması anlatılıyor.
Tracy Brogan ödüllü bir yazar. Bu türü sevenlerin yakından tanıdıkları bir isim ancak ülkemizde çevrilen ilk kitabı bu. Bence devamı gelir, gelmeli. Hem zaten ben yanlış anlamadıysam bu bir seri çünkü #bellharbour1 diye bir şey gördüm (nerede gördüm bilmiyorum belki kitabın arkasında bir yerlerde)
Neyse bir diğer ilginç kısım ise, hani Masallar Gerçek Olsa diye bir kitap okumuş ve çok sevmiştim ya onun yazarının güzel yorumuyla birlikte bu kitabın basılmış olması.
Ya kırk yılın başı alıntı yapacağım, kitabımı bulamıyorum.
Birine mi verdim acaba?
Keyifli okumalar ♥
Aç kurtların yemeye saldırması gibi ben de kitaplara saldırdım. Ama kendimi tebrik etmem gereken nokta ise listeme uyuyor olmam! Bu bir mucize!
Misal bu kitabı kuzenim bana 3 yıl önce hediye almıştı! 3 yıl!
Eski yeni şekilde okuyarak biraz okuma listemi hafifletmek istiyorum ama bir yandan yeni kitaplar da almak istiyorum. Neyse neyse. Evet ne diyorduk Aşkın İkinci Yarısı.
Yine güzel, zevkli, eğlenceli bir kitap bu. Kapağı size neyi vadediyorsa o yani. Kapağın vadettiği şeyden hoşlanmayanlar uzak dursun ama diğerleri saldırsın.
Kuzenim bunu alırken teyzeler kuzenlerle ilgili bir hikaye olduğu için almış. Ben de çılgın bir şeyler bekliyordum açıkçası ama karakterleri yani kuzenleri kadın olarak düşünmüştüm. Öyle çıkmadı.
Eşinden boşanmış olan Sadie tatil için iki çocuğuyla beraber, yanına gelmesi konusunda ısrar eden teyzesinin evine gider. Sadece hafif çatlak teyzesiyle beraber vakit geçireceğini düşünen Sadie, teyzesinden biraz daha az çatlak kuzeni ve aklı başında kuzeniyle bir yaz geçireceğinden habersiz teyzesinin yanına gider. Kitap da burada yaşadıkları, kendini toparlaması, hatta belki de yeni bir aşkla tanışması anlatılıyor.
Tracy Brogan ödüllü bir yazar. Bu türü sevenlerin yakından tanıdıkları bir isim ancak ülkemizde çevrilen ilk kitabı bu. Bence devamı gelir, gelmeli. Hem zaten ben yanlış anlamadıysam bu bir seri çünkü #bellharbour1 diye bir şey gördüm (nerede gördüm bilmiyorum belki kitabın arkasında bir yerlerde)
Neyse bir diğer ilginç kısım ise, hani Masallar Gerçek Olsa diye bir kitap okumuş ve çok sevmiştim ya onun yazarının güzel yorumuyla birlikte bu kitabın basılmış olması.
Ya kırk yılın başı alıntı yapacağım, kitabımı bulamıyorum.
Birine mi verdim acaba?
Keyifli okumalar ♥
Etiketler:
2018 okumaları
,
arkadya kitap
,
bell harbour
,
kitaplar
,
roman
,
tracy brogan
25 Ağustos 2018 Cumartesi
Masallar Gerçek Olsa
Ayy, yaşasın kitap yorumu yazıyorum.
İşte kendimi blogger hissettiğim tek konu. E diyeceksiniz düğün?
Onda kendimi modacı gibi hissediyorum 😂
Kitaplar başka..
En sonunda yaza uygun, bana uygun, film gibi merakla elimden bırakmadığım bir kitaba denk geldim.
Sanki yüz yıllardır böyle kitap okumamıştım. İlaç gibi geldi diyebilirim. Yazar da benim yeni gözdem olabilir.
Teşekkürler Arkadya.. Sen de olmasan...
Kitap iki kardeşin ağzından anlatılıyor, bir Rachel'ın hikayesini bir Jenny'nin hikayesini okuyoruz.
Jenny kocasından ayrılmış ama hala arkadaş kalabilmiş, düzenli olarak görüşen ama bundan memnun mu değil mi net olmayan bir gelinlik tasarımcısı. Ah o gelinlikleri öyle merak ettim ki, Jenny'nin dükkanına gitmek istedim.
Büyüdüğü kasabada bir dükkan açıp artık orada çalışmaya başlıyor; böylece mutlu bir evlilik sürmekte olan kız kardeşi Rachel'a ve üçüz yeğenlerine de yakın oluyor. Bir de tabii karamsar annesine..
Rachel ise mükemmel anne ve mükemmel eş olayım derken kendinden vazgeçtiğini ancak yaşayacağı bir şokla fark ediyor.
Bu kadar yeter.
Leo'ya değinmek isterdim ama ona girersek bütün her şeyi buraya dökmekten korkuyorum :))
Çok sevdim kitabı.
Elimden bırakmadan okudum 528 sayfayı.
Güzel bir romantik komedi. Aile dram biraz da belki.
Hani hala tatile çıkmayan varsa havuz kenarı kitabı arıyorsa bu kitabı hemen alsın derim.
İşte kendimi blogger hissettiğim tek konu. E diyeceksiniz düğün?
Onda kendimi modacı gibi hissediyorum 😂
Kitaplar başka..
En sonunda yaza uygun, bana uygun, film gibi merakla elimden bırakmadığım bir kitaba denk geldim.
Sanki yüz yıllardır böyle kitap okumamıştım. İlaç gibi geldi diyebilirim. Yazar da benim yeni gözdem olabilir.
Teşekkürler Arkadya.. Sen de olmasan...
Kitap iki kardeşin ağzından anlatılıyor, bir Rachel'ın hikayesini bir Jenny'nin hikayesini okuyoruz.
Jenny kocasından ayrılmış ama hala arkadaş kalabilmiş, düzenli olarak görüşen ama bundan memnun mu değil mi net olmayan bir gelinlik tasarımcısı. Ah o gelinlikleri öyle merak ettim ki, Jenny'nin dükkanına gitmek istedim.
Büyüdüğü kasabada bir dükkan açıp artık orada çalışmaya başlıyor; böylece mutlu bir evlilik sürmekte olan kız kardeşi Rachel'a ve üçüz yeğenlerine de yakın oluyor. Bir de tabii karamsar annesine..
Rachel ise mükemmel anne ve mükemmel eş olayım derken kendinden vazgeçtiğini ancak yaşayacağı bir şokla fark ediyor.
Bu kadar yeter.
Leo'ya değinmek isterdim ama ona girersek bütün her şeyi buraya dökmekten korkuyorum :))
Çok sevdim kitabı.
Elimden bırakmadan okudum 528 sayfayı.
Güzel bir romantik komedi. Aile dram biraz da belki.
Hani hala tatile çıkmayan varsa havuz kenarı kitabı arıyorsa bu kitabı hemen alsın derim.
30 Nisan 2018 Pazartesi
Yıldızları Yeniden Yazalım Seninle
Kapağın beni benden alıp çok şey vadettiği bir kitapta sıra.
Yıldızları Yeniden Yazalım Seninle, Clare Swatman tarafından yazılmış bir ikinci şans hikayesi.
Eşini bir kazada kaybeden Zoe, bir gün 20 yıl öncesinde uyanır. Liseden mezun olduğu üniversiteye başlayacağı hatta ileride evlenip, tam da tartıştıkları bir günde kaybedeceği eşiyle tanıştığı zamana döner.
İlkin durumu kavramakta zorlansa da Ed'i tekrar göreceği için heyecanlıdır ve sürekli neyi değiştirmesi gerektiğini keşfetmeye çalışır. Acaba müdahale etmeli midir?
Aslında bu geçmişe dönmesinin tek nedeni Ed'i kurtarma düşüncesi olmasına karşın hiçbir şeye karışmaması değiştirmeye çalışmaması sinir bozucuydu bana kalırsa.
Ed'in evliliğe karşı olup çocuk istemesi, Zoe'nin çocuk istemeyip evlilik evlilik diye diretmesi de öyle.
Bana beklediğimi vermeyen bir kitap oldu açıkçası.
Acaba bu sefer hangi güne uyanacak diye beklemek, bu sefer değiştirecek mi diye merak etmek hoştu tabii.
Bu tür kitapları seviyor, fazla takılmadan okuyabiliyorsanız güzel bir yaz kitabı olabilir sizin için.
16 Şubat 2018 Cuma
Sisli Hatıralar Rıhtımı
Hazol Gaynor'ın ülkemizde yayımlanan ikinci romanı ancak ben ilk defa okudum kendisini.
İki kitabı da Arkadya yayınlarından çıkan yazarın bu kitabını beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Titanic hikayesi aslında. Geminin batacağını bile bile okuyorsunuz ve tadı kaçmamış oluyor.
Grace'in doğum gününde büyükannesi ona Titanic'te yolculuk yapanlardan (haliyle) kazada sağ kurtulanlardan olduğunu söyler ve hikaye başlar.
Büyükanne Maggie, Grace'in şimdiki sorunlarını çözmesine de yardımcı olacaktır.
1982 ve 1912 yılları arasında geçen iki hikayeye yer verse de ağırlık 1912, Titanic kısmı.
Ve gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek yazılmış olması açısından da önemli.
Meraklılarının pek seveceğine eminim.
Keyifli okumalar.
İki kitabı da Arkadya yayınlarından çıkan yazarın bu kitabını beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Titanic hikayesi aslında. Geminin batacağını bile bile okuyorsunuz ve tadı kaçmamış oluyor.
Grace'in doğum gününde büyükannesi ona Titanic'te yolculuk yapanlardan (haliyle) kazada sağ kurtulanlardan olduğunu söyler ve hikaye başlar.
Büyükanne Maggie, Grace'in şimdiki sorunlarını çözmesine de yardımcı olacaktır.
1982 ve 1912 yılları arasında geçen iki hikayeye yer verse de ağırlık 1912, Titanic kısmı.
Ve gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek yazılmış olması açısından da önemli.
Meraklılarının pek seveceğine eminim.
Keyifli okumalar.
Etiketler:
2018 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
hazel gaynor
,
kitaplar
,
sisli hatıralar rıhtımı
15 Ocak 2018 Pazartesi
Issız Kar Taneleri
Kimberley Freeman'ın bitmek bilmeyen 694 sayfalık son kitabının yorumunu sizlere sunmaktan gurur duyarım :)
Bitmek bilmemesinin sebebi benim ağır okumam, başka şeylerle ilgilenmekten okumaya az zaman ayırmam ve tabii birkaç kitabı hep beraber okumaya çalışmam.
Yoksa Freeman gene çok akıcı bir roman yazmış.
Bu romanda Freeman Rus bir aileyle tanıştırıyor bizi. Önemli karakterlerimizden ikisi annesini küçük yaşta kaybetmiş ve babaları da karısı öldükten sonra kızlarını amcaları Ivan'a bırakıp bir daha onlarla iletişime geçmiyor. Kızlar amcalarının kızı Sofi ile kardeş gibi büyüyor. Kızlar büyüyüp genç kız olduklarında Rusya'dan bu yokluktan kurtulma planları yapıyorlar ve Sofi'nin zeki planı sayesinde kurtuluyorlar da. Ancak bu olayın lanetini hep peşlerinde hissediyorlar.
Kızlar hep düşledikleri masallara ulaşabilecek mi? Peki her masal mutlu sonla biter mi? Kitabı okuyup öğreniyoruz.
Kimberley Freeman genellikle ikili bir öykü anlatır ve çoğunlukla da iki zamanlıdır. Okurken günümüzden geçmişe gideriz, günümüz hikayesiyle birleşecek kısmı iple çekeriz. Ancak bu kitapta gelecekle açılsa da onunla kalıyor ve gelecek geçmiş şeklinde ilerlemiyor. Bir merak unsuru katmış kitaba tabii ama ondan sonra o kadar öncesinden başlıyor ki hikaye ve öyle olaylar oluyor ki, sizi sonuca götürmemek için çabalamış gibi geliyor.
Başlangıç kısmı olmasaydı da merakla okurdunuz halbuki.
Kimberley Freeman ile tanışma kitabı olmak için iyi bir tercih olmasa da, Freeman severlerin zevkle ve sıkılmadan okuyacakları kesin.
Keyifli okumalar.
Kimberley Freemen'ın diğer kitapları, sırasıyla:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri
Esir Şarkılar Vadisi
Bitmek bilmemesinin sebebi benim ağır okumam, başka şeylerle ilgilenmekten okumaya az zaman ayırmam ve tabii birkaç kitabı hep beraber okumaya çalışmam.
Yoksa Freeman gene çok akıcı bir roman yazmış.
Bu romanda Freeman Rus bir aileyle tanıştırıyor bizi. Önemli karakterlerimizden ikisi annesini küçük yaşta kaybetmiş ve babaları da karısı öldükten sonra kızlarını amcaları Ivan'a bırakıp bir daha onlarla iletişime geçmiyor. Kızlar amcalarının kızı Sofi ile kardeş gibi büyüyor. Kızlar büyüyüp genç kız olduklarında Rusya'dan bu yokluktan kurtulma planları yapıyorlar ve Sofi'nin zeki planı sayesinde kurtuluyorlar da. Ancak bu olayın lanetini hep peşlerinde hissediyorlar.
Kızlar hep düşledikleri masallara ulaşabilecek mi? Peki her masal mutlu sonla biter mi? Kitabı okuyup öğreniyoruz.
Kimberley Freeman genellikle ikili bir öykü anlatır ve çoğunlukla da iki zamanlıdır. Okurken günümüzden geçmişe gideriz, günümüz hikayesiyle birleşecek kısmı iple çekeriz. Ancak bu kitapta gelecekle açılsa da onunla kalıyor ve gelecek geçmiş şeklinde ilerlemiyor. Bir merak unsuru katmış kitaba tabii ama ondan sonra o kadar öncesinden başlıyor ki hikaye ve öyle olaylar oluyor ki, sizi sonuca götürmemek için çabalamış gibi geliyor.
Başlangıç kısmı olmasaydı da merakla okurdunuz halbuki.
Kimberley Freeman ile tanışma kitabı olmak için iyi bir tercih olmasa da, Freeman severlerin zevkle ve sıkılmadan okuyacakları kesin.
Keyifli okumalar.
Kimberley Freemen'ın diğer kitapları, sırasıyla:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri
Esir Şarkılar Vadisi
Etiketler:
2018 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
ıssız kar taneleri
,
kim wilkins
,
kimberley freeman
,
the royal book club
8 Kasım 2017 Çarşamba
Kırmızı Şemsiyeli Kız
Size de oluyor mu söyleyin lütfen. Okumak, okumak ve okumak istiyorum.
Okuduğum şeyleri unutmayayım, yeni şeyler öğreneyim istiyorum.
Bu yazarın ilk kitabını okumamışım mesela. Aranızda muhakkak okuyanlar çıkacaktır; Kadife Çiçekleri Düşerken..
Yazar Susan Meissener, belli ki benim sevdiğim tarzda yazıyormuş ancak benim haberim bile yokmuş.
Bu kitap 2. dünya harbinde birbirinden ayrı düşen Londralı iki kardeşin hikayesi.
Günümüzde açılan bir hikaye. Tarih öğrencisi Kendra'nın ikinci dünya savaşını yaşamış biriyle röportaj yapması gerekmektedir. Isabel 93. yaş gününde Kendra'yı ağırlar ve ona hayat hikayesini anlatır.
Savaş arka planda kalıyor desek doğrudur. Savaşın tek etkisi iki kardeşin ayrı düşmesi de diyebiliriz.
Savaş devam ederken ancak henüz İngiltere bombalanmamışken, Emmy ve ailesini tanıyoruz. Emmy'nin kız kardeşine annelik yapmasını, annesindeki eksiklikleri okuyor, babası hakkındaki gerçekleri merak ediyoruz. Çok fazla bilgi vermiş gibi olmazsam Charlotte gibi bir koruyucu aileye verilmesindeki şansı nasıl teptiğini ve bunun sonuçlarını öğrenip üzülüyoruz.
Daha neler neler..
Başarılı bir kitap.
Sadece bu iki zamanlı hikayelerde ben şeyi seviyorum.. iki hikaye olmasını. Hani günümüzde açılıp geçmişe gitmesi değil de.. bir bölüm günümüz hikayesinde bir bölüm geçmiş hikayede geçip sonunda birleşmesini seviyorum.
Bunu en güzel yapan da tabii.. Sarah Jio diyeceğim sanıyorsunuz ama Kimberley Freeman.
Sarah Jio'nun yeri de başka tabii. O da başka yönlerden iyi.
Neyse fazla uzattım, farkındayım. Güle güle okuyunuz.
Okuduğum şeyleri unutmayayım, yeni şeyler öğreneyim istiyorum.
Bu yazarın ilk kitabını okumamışım mesela. Aranızda muhakkak okuyanlar çıkacaktır; Kadife Çiçekleri Düşerken..
Yazar Susan Meissener, belli ki benim sevdiğim tarzda yazıyormuş ancak benim haberim bile yokmuş.
Bu kitap 2. dünya harbinde birbirinden ayrı düşen Londralı iki kardeşin hikayesi.
Günümüzde açılan bir hikaye. Tarih öğrencisi Kendra'nın ikinci dünya savaşını yaşamış biriyle röportaj yapması gerekmektedir. Isabel 93. yaş gününde Kendra'yı ağırlar ve ona hayat hikayesini anlatır.
Savaş arka planda kalıyor desek doğrudur. Savaşın tek etkisi iki kardeşin ayrı düşmesi de diyebiliriz.
Savaş devam ederken ancak henüz İngiltere bombalanmamışken, Emmy ve ailesini tanıyoruz. Emmy'nin kız kardeşine annelik yapmasını, annesindeki eksiklikleri okuyor, babası hakkındaki gerçekleri merak ediyoruz. Çok fazla bilgi vermiş gibi olmazsam Charlotte gibi bir koruyucu aileye verilmesindeki şansı nasıl teptiğini ve bunun sonuçlarını öğrenip üzülüyoruz.
Daha neler neler..
Başarılı bir kitap.
Sadece bu iki zamanlı hikayelerde ben şeyi seviyorum.. iki hikaye olmasını. Hani günümüzde açılıp geçmişe gitmesi değil de.. bir bölüm günümüz hikayesinde bir bölüm geçmiş hikayede geçip sonunda birleşmesini seviyorum.
Bunu en güzel yapan da tabii.. Sarah Jio diyeceğim sanıyorsunuz ama Kimberley Freeman.
Sarah Jio'nun yeri de başka tabii. O da başka yönlerden iyi.
Neyse fazla uzattım, farkındayım. Güle güle okuyunuz.
Etiketler:
2017 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
kırmızı şemsiyeli kız
,
roman
,
sizi seviyorum arkadya
,
susan meissener
,
the royal book club
10 Ekim 2017 Salı
Bir Başka Gökyüzü
Çok merak ettiğim bir kitaptı bu kitap.
Aslında okumaya da korkuyordum konusu itibariyle.
Görme engelli doğan bir çocuk ve onun için her şeyi göğüsleyen bir anne anlatılıyordu.
Twyla ve Dylan'nın çocukları Charlie kör doğuyor. Twyla ilk andan itibaren huzursuz hissetse de en başta bilmiyorlar. Ancak birkaç ay sonra anlaşılıyor.
İlk etapta ne yapacaklarını bilmiyorlar.
Evladının gökyüzünü göremeyecek olmasını bir türlü kabullenemiyor anne. Ona olan sevgisi çok büyük. Görse de görmese de. Ancak yapılacak bir şey varsa da yapmak istiyor.
Tedaviler araştırıyor.
Riskli ve masraflı bir tedavisi mümkün.
Bu noktada ise herkes söz hakkı varmışçasına bu durumu kabullenmesini değiştirmeye çalışmamasını söylüyor. Hatta isimsiz mektuplar alıyor.
Bu kısımlar çok sinir edici.
Size ne ya, size ne?!
Ne demek tedavi imkanı varken tedavi etmesinmiş!
Çok fazla anlatıp tadını kaçırmak istemiyorum ama daha bir sürü olay var kitapta.
Anneleri derinden etkileyecek bir kitap olduğuna şüphem yok.
Empati kuran herkesi derinden etkiler aslında. Twla ise güçlü bir karakter.
Yazar Cath Weeks'in bir de baskıcı anneler ve çocuklarıyla ilgili bir kitabı varmış. Onu da çok merak ettim.Umarım dilimize çevrilir.
Etiketler:
2017 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
bir başka gökyüzü
,
cath weeks
,
roman
,
the royal book club
,
twyla
11 Eylül 2017 Pazartesi
Kelebek ile Keman
Gelelim bir yahudi soykırımı alt yapılı romana daha.
Bu tarz kitapları her okuyuşumda, bu konulu kitapları okumak istemediğimi, söylememe rağmen yine de okuyorum, değil mi?
Ama öyle okumak istemiyorum.
Genelde kitapların konusuna, arka kapakta yazan hikayesine bakmıyorum ama bunu biliyorsunuz.
Bu yahudi soykırımlı kitapları okumamak istemememin nedeni de hristiyanların yahudi düşmanlığı gibi değil. Bunu da açıklamayı borç bilirim. Sadece samimiyetsiz geliyor. Dünya üzerinde bu kadar acı varken, üstelik bunların yarısına yahudiler sebep oluyorken, hristiyanların çıkıp da, biz seneler evvel sizden sabun yaptık ama hepimiz öyle değiliz biz aslında iyiyiz, diye günah çıkarmaları samimiyetsiz geliyor.
Ne yapacaksınız yani şimdiki katliamların üzerinden 70-80 yıl geçtikten sonra, ya kusura bakmayın biz de böyle olsun istemezdik mi, diyeceksiniz?
İşte bu konuları okumamak istemememin sebebi bu.
Bu kitapta yahudilere yardım eden avusturyalıların yahudiler gibi kampa düşmesi anlatılıyor.
Bu da bana şey gibi geliyor; bakın işte biz de çektik.
Erik Ağacı da böyleydi. Yani gerçekten günah çıkarıyorlar. E yahudiler bu soykırımın ajitasyonunu yapmaya devam ederse günah çıkaran çok olur.
İkili bir hikayesi var biri günümüzde geçiyor haliyle.
Günümüzde geçen kısımda Sanat galerisi işleten (sanat galerisi işletmek demek de kulağa abes geliyor) Sera James soykırım zamanından kalma bir tabloyu araştırmakta. Bu tabloyu ararken de yolu William ile kesişiyor.
Yazar sanat tarihi mezunuymuş ve soykırım zamanında kalma ciddi eserler varmış. Üniverite bunu ilk duyduğundan beri bu konuya eğilmiş. Yine yazarın instagram profiline baktığınız zaman dindar bir hristiyan olduğunu anlamanız mümkün.
Bunu romana da serpiştirmiş. Hem de iki hikayeye de.
Geçmiş hikayede Adele'nin gücünü Tanrıdan alması hoştu ancak günümüz hikayesinde Sera ile William'ınki biraz zorlamaydı.
Özetle kitaba duyduğum tüm olumsuzluğa rağmen beğendiğimi söylemeliyim :) Buna ben de şaşırdım.
Yer yer acemice yazılmış kısımlar olduğunu düşünüyorum ama. Aşırı olmamakla birlikte tekrara düşülmüş gibiydi; sayfada bir diyalog var diyelim, ikinci sayfada Sera yanlış bir yerde şaşırıyor aynı kişi olayları ona tekrar anlatıyor. Halbuki Sera aptal bir karakter değil. Böyle ufak tefek ama sıkan yerler. Ama az.
Yalnız sıkı eleştirdim değil mi?
Yahudi soykırımını, ikinci dünya savaşını anlatan ama detayla boğmayan kitaplardan, hatta iki hikayeli hikayelerden hoşlanıyorsanız çok seveceğinize eminim. Ben tüm olumsuzluklarına rağmen -keyifle demeyeyim çünkü acıklı bir hikaye- ilgiyle okudum.
Bu tarz kitapları her okuyuşumda, bu konulu kitapları okumak istemediğimi, söylememe rağmen yine de okuyorum, değil mi?
Ama öyle okumak istemiyorum.
Genelde kitapların konusuna, arka kapakta yazan hikayesine bakmıyorum ama bunu biliyorsunuz.
Bu yahudi soykırımlı kitapları okumamak istemememin nedeni de hristiyanların yahudi düşmanlığı gibi değil. Bunu da açıklamayı borç bilirim. Sadece samimiyetsiz geliyor. Dünya üzerinde bu kadar acı varken, üstelik bunların yarısına yahudiler sebep oluyorken, hristiyanların çıkıp da, biz seneler evvel sizden sabun yaptık ama hepimiz öyle değiliz biz aslında iyiyiz, diye günah çıkarmaları samimiyetsiz geliyor.
Ne yapacaksınız yani şimdiki katliamların üzerinden 70-80 yıl geçtikten sonra, ya kusura bakmayın biz de böyle olsun istemezdik mi, diyeceksiniz?
İşte bu konuları okumamak istemememin sebebi bu.
Bu kitapta yahudilere yardım eden avusturyalıların yahudiler gibi kampa düşmesi anlatılıyor.
Bu da bana şey gibi geliyor; bakın işte biz de çektik.
Erik Ağacı da böyleydi. Yani gerçekten günah çıkarıyorlar. E yahudiler bu soykırımın ajitasyonunu yapmaya devam ederse günah çıkaran çok olur.
İkili bir hikayesi var biri günümüzde geçiyor haliyle.
Günümüzde geçen kısımda Sanat galerisi işleten (sanat galerisi işletmek demek de kulağa abes geliyor) Sera James soykırım zamanından kalma bir tabloyu araştırmakta. Bu tabloyu ararken de yolu William ile kesişiyor.
Yazar sanat tarihi mezunuymuş ve soykırım zamanında kalma ciddi eserler varmış. Üniverite bunu ilk duyduğundan beri bu konuya eğilmiş. Yine yazarın instagram profiline baktığınız zaman dindar bir hristiyan olduğunu anlamanız mümkün.
Bunu romana da serpiştirmiş. Hem de iki hikayeye de.
Geçmiş hikayede Adele'nin gücünü Tanrıdan alması hoştu ancak günümüz hikayesinde Sera ile William'ınki biraz zorlamaydı.
Özetle kitaba duyduğum tüm olumsuzluğa rağmen beğendiğimi söylemeliyim :) Buna ben de şaşırdım.
Yer yer acemice yazılmış kısımlar olduğunu düşünüyorum ama. Aşırı olmamakla birlikte tekrara düşülmüş gibiydi; sayfada bir diyalog var diyelim, ikinci sayfada Sera yanlış bir yerde şaşırıyor aynı kişi olayları ona tekrar anlatıyor. Halbuki Sera aptal bir karakter değil. Böyle ufak tefek ama sıkan yerler. Ama az.
Yalnız sıkı eleştirdim değil mi?
Yahudi soykırımını, ikinci dünya savaşını anlatan ama detayla boğmayan kitaplardan, hatta iki hikayeli hikayelerden hoşlanıyorsanız çok seveceğinize eminim. Ben tüm olumsuzluklarına rağmen -keyifle demeyeyim çünkü acıklı bir hikaye- ilgiyle okudum.
Etiketler:
2017 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
kelebek ile keman
,
kitaplar
,
Kristy Cambron
,
roman
,
the royal book club
28 Ağustos 2017 Pazartesi
Sherlock'un Kadınları
Sherlock Holmes etrafında dolanıp duruyorum ama bir türlü Sherlock okuyamıyorum.
Evet bu kitap da bana asıl okumama gerekenin Sir Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes'u olduğunu hatırlattı.
Çünkü yazar bir Sherlock hayranı.
Defalarca okumuş kitaplarını. Aklına, kitaplarda sadece ismi geçen bir karakter ve Sherlock Holmes'un ev sahibi olan Bayan Hudson'a başrol verme fikri gelince de ortaya bu kitap çıkmış.
Sherlock Holmes'un geri çevirdiği davalardan birini üstleniyor Bayan Hudson.
Bayan Hudson ve Doktor Watson'ın eşi Bayan Watson. Sherlock Holmes'un durumdan haberi yok tabii.
Kadın oldukları için fazla dikkat çekmiyorlar ve kadınlar onlara daha rahat içlerini dökebiliyor.
Sonuçta ortada kadınlara şantaj eden biri ve onları zor durumda bırakan hatta ölümle sonuçlanan vakıalar var. Kadınların çözmesi de gayet makul.
Tabii bir kadın gözüyle bunları söyleyebiliyorum. Erkek bakış açısı kitapta yer alıyor.
Bu noktada yazarın biraz feminist olmasından şüphelendiğimi belirtmem gerekir.
Sonuç itibariyle güzel bir polisiyeydi. Ancak ben Sherlock okumadığım için karakterlerin ruhu tam yansıtılmış mıydı, bir fikir sahibi değilim.
Yine de dediğim gibi Sherlock kitaplarına merak saldım.
Belli ki bir gün Sherlock okumam gerekecek.
Etiketler:
2017 okumaları
,
arkadya kitap
,
arkadya yayınları
,
kitaplar
,
michelle birkby
,
roman
,
sherlock holmes
,
sherlok'un kadınları
,
the royal book club
31 Temmuz 2017 Pazartesi
Kara Nehir
Geçen hafta sadece bir yazı mı yayınlamışım?
Ayıptır yahu! Yazılmayı bekleyen onca kitap yorumu, taslakta bekleyen onca yazı varken ben sadece bir yazı...
Haftaya eski günlerdeki gibi kitap yorumuyla başlayalım da, belki eski günlerdeki gibi hızımızı alamayıp yazarız da yazarız.
Kara Nehir, Arkadya kitaptan daha geçen ay çıkan ve daha önce de iki kitabını okuduğum Ellen Maria Wiseman imzalı bir roman.
Ellen Marie Wiseman Ardımda Kalanlar ve Erik Ağacı ile yaşanmış hikayelerden yola çıkarak oluşturduğu romanları bize sunmuştu.
Bu kez de kara Nehir ile, gerçekte yaşanmasa bile içinizi acıtacak ama gerçek olduğunu bilince daha da etkileneceğiniz bir roman hazırlamış.
Temel geçim kaynakları kömür madenleri olan bir kasabada zenginlerin maden işçilerini her türlü sömürmelerini anlatmasının yanı sıra, kömür kırıcı çocuklardan bahsediyor ki çocuklar 5-6 yaşlarında, 11 - 12 olanlar artık büyük bile sayılıyor.
Gerçekten yaşanmış olaylardan yola çıkması ne kadarının kurgu olduğunu sorgulatıyor insana inanmak istemiyorsunuz çünkü.
Misal ben çocuk işçilerinin yaşlarının abartıldığını düşünmeyi tercih ediyorum. Zira küçük el kasları tam gelişmediğinden doğru dürüst kalem bile tutamayan çocukların öyle madenlerde hem de o şartlarda çalıştığını düşünmek istemiyorum.
Yazarın ilk kitabında da çok etkilenmiştim ancak sanırım en etkilendiğim ve beğendiğim kitabı bu oldu.
Dram severler, sizlere göre bir kitap.
Ayıptır yahu! Yazılmayı bekleyen onca kitap yorumu, taslakta bekleyen onca yazı varken ben sadece bir yazı...
Haftaya eski günlerdeki gibi kitap yorumuyla başlayalım da, belki eski günlerdeki gibi hızımızı alamayıp yazarız da yazarız.
Kara Nehir, Arkadya kitaptan daha geçen ay çıkan ve daha önce de iki kitabını okuduğum Ellen Maria Wiseman imzalı bir roman.
Ellen Marie Wiseman Ardımda Kalanlar ve Erik Ağacı ile yaşanmış hikayelerden yola çıkarak oluşturduğu romanları bize sunmuştu.
Bu kez de kara Nehir ile, gerçekte yaşanmasa bile içinizi acıtacak ama gerçek olduğunu bilince daha da etkileneceğiniz bir roman hazırlamış.
Temel geçim kaynakları kömür madenleri olan bir kasabada zenginlerin maden işçilerini her türlü sömürmelerini anlatmasının yanı sıra, kömür kırıcı çocuklardan bahsediyor ki çocuklar 5-6 yaşlarında, 11 - 12 olanlar artık büyük bile sayılıyor.
Gerçekten yaşanmış olaylardan yola çıkması ne kadarının kurgu olduğunu sorgulatıyor insana inanmak istemiyorsunuz çünkü.
Misal ben çocuk işçilerinin yaşlarının abartıldığını düşünmeyi tercih ediyorum. Zira küçük el kasları tam gelişmediğinden doğru dürüst kalem bile tutamayan çocukların öyle madenlerde hem de o şartlarda çalıştığını düşünmek istemiyorum.
Yazarın ilk kitabında da çok etkilenmiştim ancak sanırım en etkilendiğim ve beğendiğim kitabı bu oldu.
Dram severler, sizlere göre bir kitap.
Etiketler:
ardımda kalanlar
,
arkadya kitap
,
çocuk işçiler
,
ellen marie wiseman
,
erik ağacı
,
gerçek kesit
,
kara nehir
,
kömür madeni
,
yaşanmış bir hikaye
19 Haziran 2017 Pazartesi
Esir Şarkılar Vadisi
Kimberley Freeman'ın ülkemizde çıkan son kitabı Esir Şarkılar Vadisi tam 800 sayfalık bir roman.
Diline, hikayelerine alışık olduğum ve sevdiğim Kimberley Freeman'ın kitabı çıkar çıkmaz elbette okumalıydım. Ancak kargo paketinden çıkan görkemli cüsse karşısında büyülendim.
Kalın kitap çok severim!
Kitap alıştığımız Kimberley Freeman kitaplarından farklıydı. Uzun yıllara yayılmış bir hikaye anlatılıyordu ama geçmiş gelecek, şeklinde dönüşlü şekilde değil. Başta, iki yerde sanırım, gelecekten bir bölüm anlatılıyor ama o da çok başlarda hiçbir tüyo alamıyorsunuz.
Konusu kabaca şöyle; Ünlü bir şarkıcı olan Penny Bright'ın ansızın ortadan kaybolması ve menajerinin yerine onun çok benzeri olan birini bulup eğitmesini anlatıyor.
Çok yüzeysel bir biçimde böyle. Penny ve penny'nin yerine geçen kişinin geçmişlerini öğreniyoruz ve hikaye bizi onların orta yaşlarına kadar götürüyor.
Hiç sıkılmadan okudum. Tahmin etmedim. Ancak bir yerden sonra; "hala açıklanmamış şeyler var, yoksa Kimberley ara ara heyecanı arttırmak için gizemli şeyler attı ve unuttu mu? Eğer unuttuysa bu kitaba benden puan çıkmaz" diye düşünmedim değil.
Lakin unuttuğum bir şey vardı. Bu kitabın Yazarı Kimberley idi. O unutmazdı. Unutmadı. Hepsini bir güzel bağladı sonunda.
Bana sorarsanız Ivan'lı kısım gereksizdi. Onu da okurken sıkılmadım ama kitap bittikten sonra gerek de yokmuş sanki diye düşündüm. Tabii gidişatı tahmin etmeyelim diye yapıyor olabilir, değil mi?
Sonuçta işe yaradı.
Meraklısına, Arkadya Kitap'ın instagram sayfasında Kimberley Freeman Röportajı yayınlandı. Çok şekerdi. İzleyin çok seveceksiniz 😉
Keşke röportajın tamamını YouTube kanalına koysaymış Arkadya. Ben de paylaşırdım şimdi, siz de izlerdiniz ne güzel.
Her şeyi ben mi söyleyeceğim ille?
Hasılı, Kimberley Freeman'ın tüm kitaplarını okumuş Syhn öneriyor 😉 Hatta benim bu kitaptan önce favorim Kır Çiçeği Tepesiydi. Ancak artık bu! Sizin Kimberley kitapları içinde favoriniz var mı?
Kimberler Freeman'ın Kitapları, sırasıyla:
Kır çiçeği tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri
Diline, hikayelerine alışık olduğum ve sevdiğim Kimberley Freeman'ın kitabı çıkar çıkmaz elbette okumalıydım. Ancak kargo paketinden çıkan görkemli cüsse karşısında büyülendim.
Kalın kitap çok severim!
Kitap alıştığımız Kimberley Freeman kitaplarından farklıydı. Uzun yıllara yayılmış bir hikaye anlatılıyordu ama geçmiş gelecek, şeklinde dönüşlü şekilde değil. Başta, iki yerde sanırım, gelecekten bir bölüm anlatılıyor ama o da çok başlarda hiçbir tüyo alamıyorsunuz.
Konusu kabaca şöyle; Ünlü bir şarkıcı olan Penny Bright'ın ansızın ortadan kaybolması ve menajerinin yerine onun çok benzeri olan birini bulup eğitmesini anlatıyor.
Çok yüzeysel bir biçimde böyle. Penny ve penny'nin yerine geçen kişinin geçmişlerini öğreniyoruz ve hikaye bizi onların orta yaşlarına kadar götürüyor.
Hiç sıkılmadan okudum. Tahmin etmedim. Ancak bir yerden sonra; "hala açıklanmamış şeyler var, yoksa Kimberley ara ara heyecanı arttırmak için gizemli şeyler attı ve unuttu mu? Eğer unuttuysa bu kitaba benden puan çıkmaz" diye düşünmedim değil.
Lakin unuttuğum bir şey vardı. Bu kitabın Yazarı Kimberley idi. O unutmazdı. Unutmadı. Hepsini bir güzel bağladı sonunda.
Bana sorarsanız Ivan'lı kısım gereksizdi. Onu da okurken sıkılmadım ama kitap bittikten sonra gerek de yokmuş sanki diye düşündüm. Tabii gidişatı tahmin etmeyelim diye yapıyor olabilir, değil mi?
Sonuçta işe yaradı.
Meraklısına, Arkadya Kitap'ın instagram sayfasında Kimberley Freeman Röportajı yayınlandı. Çok şekerdi. İzleyin çok seveceksiniz 😉
Keşke röportajın tamamını YouTube kanalına koysaymış Arkadya. Ben de paylaşırdım şimdi, siz de izlerdiniz ne güzel.
Her şeyi ben mi söyleyeceğim ille?
Hasılı, Kimberley Freeman'ın tüm kitaplarını okumuş Syhn öneriyor 😉 Hatta benim bu kitaptan önce favorim Kır Çiçeği Tepesiydi. Ancak artık bu! Sizin Kimberley kitapları içinde favoriniz var mı?
Kimberler Freeman'ın Kitapları, sırasıyla:
Kır çiçeği tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri
Etiketler:
2017 okumaları
,
arkadya kitap
,
esir şarkılar vadisi
,
kimberley freeman
,
kitaplar
,
roman
,
the royal book club
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)












