Vay canına Viyana'dan sonra yazmaya nasıl ara vermişim.
Dedim size Viyana Kalbimde yaradır diye.. sızısı bir süre yazmama engel olduysa demek ki..
Gezi yazılarına bir kitap yorumu sıkıştırayım çünkü burası da instagram hesabım da uzun süredir kitapsız kaldı ki bu beni üzer.
Geziye 3 arkadaş gittik, hepimiz yanına diğerlerimizin de okumadığı bir kitap alması konusunda anlaştık. Ben ortak arkadaşımızdan bir kitap aldım bunu getiriyordum dedim. Sağ olsun onlardan gelen iki kitap da benim okuduğum iki kitaptı.
Bir ara bir hocadan ödünç kitap aldım ama acayip uykumu getirdi. Kitabı yarıladım ama bitirmedim bitirince onu da yazarım.
Bu kitap ise önde oturan yolculukta kitap okuyamayan iki hocadan ödünç aldığım bir kitap.
Bu arada eskiden benim de yollarda okuyamadığımdan ve bunu nasıl aştığımdan bahsederek onları gaza getirdim. Ve biliyor musunuz gezi sonunda en yolda okuyamam diyen hoca bile iki kitap bitirmişti.
Seyhan bize de öğret yolda okuyabilmek için ne yapalım diyenleriniz varsa; yolda kitap okumak ya da okuyamamak isimli yazıma göz atabilir.
Amok Koşucusuna gelirsek, Stefan Zweig'ın aşina olduğumuz türde uzun öykülerinden.
Kitaptaki kahramanımız bir gemide birinden hikayesini dinler, hikayedeki gizemli kişi bir doktordur, kendisinden yardım isteyen bir kadına doğru zamanda uzatamadığı yardım eli için vicdan azabı duymaktadır.
Hikayenin detaylarını doktor anlatırken, Amok Koşucusu kime denirmiş onu da öğreniyoruz.
Stefan Zweig'ı tanıyanlar için kendilerini şarşırtmayacak, tanımayanlar için güzel bir tanışma olacak bir kitap.
stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ağustos 2019 Cumartesi
Amok Koşucusu
Etiketler:
2019 okumaları
,
amok koşucusu
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
kitaplar
,
stefan zweig
,
the royal book club
14 Kasım 2018 Çarşamba
Ay Işığı Sokağı | Bir Çöküşün Öyküsü
İnsanın yazmaya.. bir dakika bir dakika ne yazması.. Okumaya nasıl vakti olmaz anlamıyorum.
Ama yok. Resmen vakit bulamıyorum.
Her yıl, yıl içinde okuduklarımı yıl içinde blogda görmek istiyorum ama sanırım bunu başarabildiğim yıl sayısı çok az, belki de yok.
O yüzden bu ara yazdım mı ikişer ikişer post giriyorum.
Ay Işığı Sokağı ile başlayalım. Zaten pek bir şey söylemeyeceğim. Ama kitabın kapağına karşı ayrı bir sempatim olduğunu tekrar söylemeden duramayacağım.
Stefan Zweig ince kitapların derin adamı.
Görünüşte tek seferde okurum deseniz de kitapların hiçbiri bir oturuşta okumalık değil.
Bu kitap ise benim onun okuduğum diğer kitaplarından ayrı olarak birkaç öykü barındırıyor.
Hepsi de birbirinden karanlık.
İlk defa bu kitapta adamın ben intihar edeceğim diye bas bas bağırdığını hissettim.
Bir Çöküşün Öyküsü'ne gelirsek:
Bu kitapta krala vaktiyle çok yakın olmuş bir kadının saraydan uzaklaştırılması ve bunun sonucunda kadının yaşadığı bunalım anlatılıyor.
Gene çok güzel, derinlemesine tüm hisler aktarılıyor. Zweig sevenlerin sevmeye devam etmesini sağlayacak kısa kitaplardan.
Her alışverişe bir Zweig kitabı ekleyeme devam öyleyse.
Ama yok. Resmen vakit bulamıyorum.
Her yıl, yıl içinde okuduklarımı yıl içinde blogda görmek istiyorum ama sanırım bunu başarabildiğim yıl sayısı çok az, belki de yok.
O yüzden bu ara yazdım mı ikişer ikişer post giriyorum.
Ay Işığı Sokağı ile başlayalım. Zaten pek bir şey söylemeyeceğim. Ama kitabın kapağına karşı ayrı bir sempatim olduğunu tekrar söylemeden duramayacağım.
Stefan Zweig ince kitapların derin adamı.
Görünüşte tek seferde okurum deseniz de kitapların hiçbiri bir oturuşta okumalık değil.
Bu kitap ise benim onun okuduğum diğer kitaplarından ayrı olarak birkaç öykü barındırıyor.
Hepsi de birbirinden karanlık.
İlk defa bu kitapta adamın ben intihar edeceğim diye bas bas bağırdığını hissettim.
Bir Çöküşün Öyküsü'ne gelirsek:
Bu kitapta krala vaktiyle çok yakın olmuş bir kadının saraydan uzaklaştırılması ve bunun sonucunda kadının yaşadığı bunalım anlatılıyor.
Gene çok güzel, derinlemesine tüm hisler aktarılıyor. Zweig sevenlerin sevmeye devam etmesini sağlayacak kısa kitaplardan.
Her alışverişe bir Zweig kitabı ekleyeme devam öyleyse.
Etiketler:
2018 okumaları
,
ay ışığı sokağı
,
bir çöküşün öyküsü
,
kitaplar
,
stefan zweig
,
stefan zweig nasıl okunur
,
the royal book club
1 Ekim 2018 Pazartesi
Eylül Ayında Okuduklarım | Maksimum Sayıya Ulaştım
2018 yılının okuma açısından en verimli ayını geride bıraktığımı düşünüyorum.
Bunun benim için rekor olduğunu düşünmüyorum ama rekorum "bir ayda kaç kitap?" onu da bilmediğimi fark ettim.
Sizin rekorunuz var mı?
Hadi ben bunu rekor kabul edeyim ve bundan sonra bunu kırmaya çalışayım. Yine de 2018 için bu sayının üstüne çıkmak benim için çok zor. Belki ilerleyen yıllarda..
Hadi hep beraber neler okumuşum bakalım:
Ay nasıl buldunuz çok merak ediyorummm :)
Kanala abone olmayı unutmayın ^^
Bunun benim için rekor olduğunu düşünmüyorum ama rekorum "bir ayda kaç kitap?" onu da bilmediğimi fark ettim.
Sizin rekorunuz var mı?
Hadi ben bunu rekor kabul edeyim ve bundan sonra bunu kırmaya çalışayım. Yine de 2018 için bu sayının üstüne çıkmak benim için çok zor. Belki ilerleyen yıllarda..
Hadi hep beraber neler okumuşum bakalım:
Ay nasıl buldunuz çok merak ediyorummm :)
Kanala abone olmayı unutmayın ^^
Etiketler:
arkadya kitap
,
booktuber
,
cep boy
,
eskici ve oğulları
,
eylül ayında okuduklarım
,
kitaplar
,
münevver ayyaşlı
,
orhan kemal
,
roman
,
stefan zweig
,
şermin yaşar
,
timaş
,
youtube
,
youtuber
16 Eylül 2018 Pazar
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
En etkili Zweig kitaplarından biri olabilir.
Henüz çok taze başka bir Zweig kitabı bitirdim ama okuduklarım öyle birikti ki, sıralamasını karıştırsam da önce okuduklarım önce paylaşmalıyım, diye düşünüyorum.
Birer ikişer alışverişlerime Zweig eklemeye de devam ediyorum aynı zamanda.
Kitap, başlığından ne anlıyorsanız o.
Bilinmeyen bir kadından mektup alan adamla beraber mektubu okuyoruz.
Stefan Zweig'ın yazdıklarına aşina olanlar için pek de şaşırtıcı değil bu.
Şimdiye kadar okuduklarım içinde en etkilendiğim ve en çabuk biteni oldu.
Tavsiye midir, Evet öyledir.
Henüz çok taze başka bir Zweig kitabı bitirdim ama okuduklarım öyle birikti ki, sıralamasını karıştırsam da önce okuduklarım önce paylaşmalıyım, diye düşünüyorum.
Birer ikişer alışverişlerime Zweig eklemeye de devam ediyorum aynı zamanda.
Kitap, başlığından ne anlıyorsanız o.
Bilinmeyen bir kadından mektup alan adamla beraber mektubu okuyoruz.
Stefan Zweig'ın yazdıklarına aşina olanlar için pek de şaşırtıcı değil bu.
Şimdiye kadar okuduklarım içinde en etkilendiğim ve en çabuk biteni oldu.
Tavsiye midir, Evet öyledir.
23 Mart 2018 Cuma
Satranç
Olağanüstü Bir Gece yazımda bahsetmiştim sonra zamanlarda Satranç'ı tekrar okuduğumdan.
Ne oldu birden bire Stefan Zweig hayranlığı mı türedi, diyebilirsiniz, ama bence onu okuyacağım üçüncü kitaba saklayın :)
Daha önce de okumuştum Satranç'ı aslında ve hiç sevmemiştim, yalan yok.
Neden bir kere daha okudum peki?
Öncelikli nedenim Olağanüstü Bir Gece'yi okuduğumu gören öğrencimin bana hediye almasıdır.
İkinci nedenim ise, herkes sevmiş bayılanlar çok fazla, bir şeyleri kaçırmışım hissi de var hazır bir daha okumakla ne kaybederim diye düşünmem.
Kesinlikle ikinci okuyuşumun çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.
Yine aşırı etkilenmedim ancak sıkılmadım da bu sefer, okurken saç baş yolmadım.
Ben anladım ama Stefan Zweig'in yaşamı beni asıl etkileyen, hayatını sonlandırışı.
Yine uzun upuzun cümleler var kitapta. Ve altı çizilesi birçok cümle.
İyi ki tekrar okumuşum.
Ne oldu birden bire Stefan Zweig hayranlığı mı türedi, diyebilirsiniz, ama bence onu okuyacağım üçüncü kitaba saklayın :)
Daha önce de okumuştum Satranç'ı aslında ve hiç sevmemiştim, yalan yok.
Neden bir kere daha okudum peki?
Öncelikli nedenim Olağanüstü Bir Gece'yi okuduğumu gören öğrencimin bana hediye almasıdır.
İkinci nedenim ise, herkes sevmiş bayılanlar çok fazla, bir şeyleri kaçırmışım hissi de var hazır bir daha okumakla ne kaybederim diye düşünmem.
Kesinlikle ikinci okuyuşumun çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.
Yine aşırı etkilenmedim ancak sıkılmadım da bu sefer, okurken saç baş yolmadım.
Ben anladım ama Stefan Zweig'in yaşamı beni asıl etkileyen, hayatını sonlandırışı.
Yine uzun upuzun cümleler var kitapta. Ve altı çizilesi birçok cümle.
İyi ki tekrar okumuşum.
Etiketler:
2018 okumaları
,
çağdaş klasikler
,
kitaplar
,
koridor yayınları
,
olağanüstü bir gece
,
satranç
,
stefan zweig
,
the royal book club
9 Mart 2018 Cuma
Olağanüstü Bir Gece
Bu kitabın yorumunu neden yapıyorum bilmiyorum.
Herhalde, bakın okudum, demek için.
Okudum evet ama okudum demekten ziyade burada bulunmasını istediğimden.
Daha önce yazarın Satranç isimli kitabını okumuş çok da bayılmamıştım. Bu arada "Satranç"ı yeniden okuyorum. Çünkü yoğun bir yazar, bir şeyleri kaçırıyor olmam çok olası.
Olağanüstü Bir Gece'nin tamamen kapağına vurulduğum için almak istedim. Okumasam da bende olsun istedim. Ama sonra ince diye yanımda taşır oldum ve 12. sınıflar deneme olurken bir baktım bitmiş.
Başlarda çok sıkıldım, yalan yok. Bazı cümleler neredeyse yarım sayfa. Döne döne tekrar okuyordum. Bazen satırlar ilerliyor ama ben bir şey anlamıyordum. Bazı cümleler "vay be!" dedirtiyordu, bazılarına ise ne gerek vardı.
Böyle böyle sonlara doğru dikkatim ilgim kitaba yoğunlaştı ve bitti.
Ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti.
Stefan Zweig okumaya devam edeceğim tabii, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kapakları çok güzel.
Hiç unutmam, hep derim ya eskiden bu kadar rahat bulamıyorduk her istediğimiz kitabı, Satranç'ı okuduktan sonra bir kadının 24 saatini okumak istemiş ama bulamamıştım hiçbir yerde. Şimdi ise her yerde.
Bu arada Zweig'in kitapları, hayatı sayesinde ilgi alanıma girmiştir.
Fotoğraf da öğrencisiyle aynı kitabı okuduğunu fark eden hocamızın hatıra fotoğrafıdır. 😊
Herhalde, bakın okudum, demek için.
Okudum evet ama okudum demekten ziyade burada bulunmasını istediğimden.
Daha önce yazarın Satranç isimli kitabını okumuş çok da bayılmamıştım. Bu arada "Satranç"ı yeniden okuyorum. Çünkü yoğun bir yazar, bir şeyleri kaçırıyor olmam çok olası.
Olağanüstü Bir Gece'nin tamamen kapağına vurulduğum için almak istedim. Okumasam da bende olsun istedim. Ama sonra ince diye yanımda taşır oldum ve 12. sınıflar deneme olurken bir baktım bitmiş.
Başlarda çok sıkıldım, yalan yok. Bazı cümleler neredeyse yarım sayfa. Döne döne tekrar okuyordum. Bazen satırlar ilerliyor ama ben bir şey anlamıyordum. Bazı cümleler "vay be!" dedirtiyordu, bazılarına ise ne gerek vardı.
Böyle böyle sonlara doğru dikkatim ilgim kitaba yoğunlaştı ve bitti.
Ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti.
Stefan Zweig okumaya devam edeceğim tabii, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kapakları çok güzel.
Hiç unutmam, hep derim ya eskiden bu kadar rahat bulamıyorduk her istediğimiz kitabı, Satranç'ı okuduktan sonra bir kadının 24 saatini okumak istemiş ama bulamamıştım hiçbir yerde. Şimdi ise her yerde.
Bu arada Zweig'in kitapları, hayatı sayesinde ilgi alanıma girmiştir.
Fotoğraf da öğrencisiyle aynı kitabı okuduğunu fark eden hocamızın hatıra fotoğrafıdır. 😊
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)




