Bu kitabı ilk youtube kanalında birinde görmüştüm.
Jane Austen'ın bu isimde bir kitabı olduğunu bilmiyordum, nasıl olurdu? dedim bir kez daha.
Lady Susan'da da böyle bir dumur yaşamıştım hatırlarsınız.
Bu ara çok fazla kitap okuyamıyorum ama bu ince bir kitaptı gittiğim her yere yanımda götürmek suretiyle zaman buldum denebilir.
Lady Susan gibi mektuplar şeklinde ilerliyor.
Jane Austen'ın 14 yaşında yazmış bu kurguları. Klasik bir Jane Austen kitabı elbette değil. Hatta Lady Susan ayarında bile değil kitap.
Ancak ne bileyim işte, yani sevdiğiniz bir yazarın bilmediğiniz bir kitabı olduğunu öğrenince ne kadar benimserseniz o kadar benimsedim bu kitabı da.
Bir de ben bunları, yani bu haberim olmadığı ve şimdi Türkçeye çevrilen bu kitapları bir hediye olarak görüyorum.
Ve bence tamam diğer kitaplarıyla mukayese edilmez ve 14 yaşında falan ama yine de güçlü kaleminin sinyallerini veriyor.
Dürüstçe söylemek gerekirse Jane Austen hayranlarını alakadar eden ve yine onların "kitaplığımda olmalı" diyeceği bir kitap, diğerlerini kesmez.
Bir de kitabın başında Jane Austen'ın hayatını anlatan kısa bir paragraf var ki.. hep yanlış. Bir an "acaba başka bir Jane Austen mı?" bile dedim.
Düzelirse iyi olur kanaatindeyim, naçizane okur yorumu ^.^
altın bilek yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altın bilek yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mayıs 2016 Salı
26 Haziran 2015 Cuma
Leydi Susan
Geçtiğimiz günlerde bahsettiğim, beni çok heyecanlandıran Jane Austen'ın kitabını yorumlamakta sıra.
Leydi Susan kitabının yazarını fark edince heyecanlandım. Konusunu okuyunca heyecanlandım. Daha önce türkçeye çevrilmemiş olduğunu duyunca heyecanlandım.
Kargom gelince heyecanlandım, elime alında heyecanlandım...
Benim için önemli bir kitap anlayacağınız.
Kitap diğer Jane Austen kitaplarından farklı.
Mektuplaşma seklinde ilerliyor. Olayları ve karakterleri insanların birbirlerine yazdıkları mektuplardan öğreniyorsunuz.
İlk başlarda insanları tanımakta zorlandıysam da, ara vermeden okumanın verdiği avantaj ile çabuk adapte oldum.
Leydi Susan güzel bir dul. Tatlı dili sayesinde birçok erkek avucunda. Ama burada anlatan yazar olmadığı için en başından itibaren o tatlı diline kanmıyorsunuz, yer yer samimi arkadaşına da yazıp gerçek yüzünü gösteriyor.
Çok tatlı, kibar ve naif olmasına rağmen devamlı aşağıladığı bir kızı var. Evlenmek istemediği biriyle evlendirmek istiyor ki amcası ve yengesi olmasa o işi de çoktan hallederdi Leydi Susan.
Eltisi tabii ki onun sözlerine, yalanlarına, dolanlarına kanmıyor ama gel gör ki erkek kardeşi...
Biriniz beni susturabilir mi? Zira kitabın tamamını anlatacağım. :)
Diğer kitaplarından farklı olarak, kitap mektuplaşma şeklinde ilerlediğinden karakterlere bağlanmıyorsunuz. Ama olay örgüsü, kötü gözüken iyiler, iyi gözüken kötüler, döndürülen dolaplar vb bakımından aynı. Bir de çok sade gibi gözüken arada sizi can evinizden vuran cümleler bakımından tanıdık.
Aradığımız da bu değil mi sanki?
Leydi Susan kitabının yazarını fark edince heyecanlandım. Konusunu okuyunca heyecanlandım. Daha önce türkçeye çevrilmemiş olduğunu duyunca heyecanlandım.
Kargom gelince heyecanlandım, elime alında heyecanlandım...
Benim için önemli bir kitap anlayacağınız.
Kitap diğer Jane Austen kitaplarından farklı.
Mektuplaşma seklinde ilerliyor. Olayları ve karakterleri insanların birbirlerine yazdıkları mektuplardan öğreniyorsunuz.
İlk başlarda insanları tanımakta zorlandıysam da, ara vermeden okumanın verdiği avantaj ile çabuk adapte oldum.
Leydi Susan güzel bir dul. Tatlı dili sayesinde birçok erkek avucunda. Ama burada anlatan yazar olmadığı için en başından itibaren o tatlı diline kanmıyorsunuz, yer yer samimi arkadaşına da yazıp gerçek yüzünü gösteriyor.
Çok tatlı, kibar ve naif olmasına rağmen devamlı aşağıladığı bir kızı var. Evlenmek istemediği biriyle evlendirmek istiyor ki amcası ve yengesi olmasa o işi de çoktan hallederdi Leydi Susan.
Eltisi tabii ki onun sözlerine, yalanlarına, dolanlarına kanmıyor ama gel gör ki erkek kardeşi...
Biriniz beni susturabilir mi? Zira kitabın tamamını anlatacağım. :)
Diğer kitaplarından farklı olarak, kitap mektuplaşma şeklinde ilerlediğinden karakterlere bağlanmıyorsunuz. Ama olay örgüsü, kötü gözüken iyiler, iyi gözüken kötüler, döndürülen dolaplar vb bakımından aynı. Bir de çok sade gibi gözüken arada sizi can evinizden vuran cümleler bakımından tanıdık.
Aradığımız da bu değil mi sanki?
19 Haziran 2015 Cuma
Jane Austen'dan Son Mektup
Düne kadar Jane Austen kitaplarının 6 tane olduğunu, okumadığım tek kitabının ise rafta beni beklediğini sanıyordum
Sonra Twitter'da Lady Susan tanıtımlarına denk geldim.
Altınbilek yayınlarından çıkmış bir Jane Austen kitabı.
Önceki kitaplarının yeni bir isimle basılmışı sandım evvela.
Altınbilek Yayınlarına tweet attım derhal.
Sağ olsunlar hemen dönüp bilgilendirdiler beni.
Jane Austen'nın mektuplaşma şeklinde ilerleyen romanı daha evvel türkçeye çevrilmemiş!
Allah'ım, sanki Jane Austen yaşıyor da yeni kitap yazmış.. O derece sevindim ^.^
Şimdi ellerimde olan kitap için asıl yorum okuduktan sonra gelecek.
Bu arada haberi olmayan kaldıysa, yakın zamanda kitap alacak varsa diye hemen yazayım, dedim.
Neticede ben burada kitabımla sefa sürerken sizin orada bu kitaptan bihaber yaşamanıza dayanamam :)
Yorum için fazla bekleyeceğinizi sanmam zira dayanamayıp hepsini bir seferde bitireceğim.
Hala aklım almıyor, nasıl bunca zaman bu kitaptan haberim olmaz.
Sonra Twitter'da Lady Susan tanıtımlarına denk geldim.
Altınbilek yayınlarından çıkmış bir Jane Austen kitabı.
Önceki kitaplarının yeni bir isimle basılmışı sandım evvela.
Altınbilek Yayınlarına tweet attım derhal.
Sağ olsunlar hemen dönüp bilgilendirdiler beni.
Jane Austen'nın mektuplaşma şeklinde ilerleyen romanı daha evvel türkçeye çevrilmemiş!
Allah'ım, sanki Jane Austen yaşıyor da yeni kitap yazmış.. O derece sevindim ^.^
Şimdi ellerimde olan kitap için asıl yorum okuduktan sonra gelecek.
Bu arada haberi olmayan kaldıysa, yakın zamanda kitap alacak varsa diye hemen yazayım, dedim.
Neticede ben burada kitabımla sefa sürerken sizin orada bu kitaptan bihaber yaşamanıza dayanamam :)
Yorum için fazla bekleyeceğinizi sanmam zira dayanamayıp hepsini bir seferde bitireceğim.
Hala aklım almıyor, nasıl bunca zaman bu kitaptan haberim olmaz.
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
jane austen
,
lady susan
,
mektup
,
roman
24 Eylül 2014 Çarşamba
Al Sana Kapak: En Bi' Sevdiklerim
Mim gelecek de Seyhan Hanım yazacak da..
O hooo..
Ama sonunda yazıyorsam o kadar kızılmamalı, değil mi Şems'ciğimmmm?
^.^
Mim konusu sevdiğimiz kitap kapakları.
Hay hay efendim.
Ephesus Yayınevi kitaplarımla açılış yapıyorum:
1- Pardon da tabii ki Fatma Erdek! Hem de iki kitabıyla birlikte: Melekler Zamanı
2- Erken Rüya Zamanlar
3- Düşes
4- Şans Bilekliği
Altın Bilek Yayınlarının Edith Wharton kitapları için kullandığı kapak tasarımlarını seviyorum, bir klasiğe yakışacak tarzda:
5- Masumiyet Çağı
6- Mihenk Taşı
Ve gelelim Arkadya Yayınlarının Kitap kapaklarına. Aslında Arkadya kapaklarından sevmediklerimden bahsetsem işim daha kolay olur. Çünkü sevmediğim kapağı yok! Her kapak bir öncekinden güzel oluyor sanki.
7- Böğürtlen Kışı
8- Cennetin Rengi
9- Düşlerin Ötesinde
10- Düğün Hediyesi
Siz de en sevdiğiniz kitap kapaklarını paylaşmak istemez misiniz?
O hooo..
Ama sonunda yazıyorsam o kadar kızılmamalı, değil mi Şems'ciğimmmm?
^.^
Mim konusu sevdiğimiz kitap kapakları.
Hay hay efendim.
Ephesus Yayınevi kitaplarımla açılış yapıyorum:
1- Pardon da tabii ki Fatma Erdek! Hem de iki kitabıyla birlikte: Melekler Zamanı
2- Erken Rüya Zamanlar
3- Düşes
4- Şans Bilekliği
Altın Bilek Yayınlarının Edith Wharton kitapları için kullandığı kapak tasarımlarını seviyorum, bir klasiğe yakışacak tarzda:
5- Masumiyet Çağı
6- Mihenk Taşı
Ve gelelim Arkadya Yayınlarının Kitap kapaklarına. Aslında Arkadya kapaklarından sevmediklerimden bahsetsem işim daha kolay olur. Çünkü sevmediğim kapağı yok! Her kapak bir öncekinden güzel oluyor sanki.
7- Böğürtlen Kışı
8- Cennetin Rengi
9- Düşlerin Ötesinde
10- Düğün Hediyesi
Siz de en sevdiğiniz kitap kapaklarını paylaşmak istemez misiniz?
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
arkadya yayınları
,
edith wharton
,
ephesus yayınevi
,
fatma erdek
26 Mayıs 2014 Pazartesi
Le Chic Butik
Yazın şezlongta uzanırken okuyacağınız kitabı buldum size: Le Chic Butik.
Altın Bilek Yayınlarından çıkan bu kitap 197 sayfa ve tam bir yaz kitabı.
Tami Newton'un bizim için ne yazdığını duymaya hazır mısınız?
New York'ta bir butik.
Peki nedir bu butiği diğerlerinden ayıran: Özel tasarım erkekler!
Tami Newton orijinal bir konu bulmuş değil mi? Bu butikte kadınlar istediği ölçü ve huyda, istediği iş kategorisi ve ilgi alanında erkek sipariş verebilecekler.
Bay Doğru'yu bulmak hiç bu kadar "kolay" olmamıştı.
:)
Not: Intagramda kullandığım görseli kullandım bu sefer. Instagram hesabım; The_Syhn
Altın Bilek Yayınlarından çıkan bu kitap 197 sayfa ve tam bir yaz kitabı.
Tami Newton'un bizim için ne yazdığını duymaya hazır mısınız?
New York'ta bir butik.
Peki nedir bu butiği diğerlerinden ayıran: Özel tasarım erkekler!
Tami Newton orijinal bir konu bulmuş değil mi? Bu butikte kadınlar istediği ölçü ve huyda, istediği iş kategorisi ve ilgi alanında erkek sipariş verebilecekler.
Bay Doğru'yu bulmak hiç bu kadar "kolay" olmamıştı.
:)
Not: Intagramda kullandığım görseli kullandım bu sefer. Instagram hesabım; The_Syhn
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
kitaplar
,
le chic butik
,
tami newton
,
the
20 Mayıs 2014 Salı
Serafina
İlk cümlesi ile beni içine alan, merak dolu, anlatıcının sürekli değiştiği bir roman; Serafina.
Fantastik ögelerle gizem dozu yüksek, nasıl yani, neden ama, diye sorduran bir kitap.
Yazarı bilmesem Türk yazar olacağını tahmin edemeyeceğim ve bu sayede usanç,ürkünç ve aklıma şimdi gelmeyen ama kullanımına alışık olmadığım uydurulmuş gibi gelen kelimeleri çevirmen jesti niteleyebileceğim bir roman.
Basitçe özetleyebileceğim bir konusu yok aslında ama deneyelim.
Henüz bebekken diğer kardeşlerinden memleketinden ayrılan Serafina annesiz de kalır ve babası her ne hikmetse bir dadıyla büyümesinde sakınca görmez, ortadan kaybolur. Dadısının tuhaflıklarıyla büyümüş ve dadısından nefret eden kızımızın gerçeklik algısı ise yaşadıklarından sonra kaçınılmaz olarak 'farklı'.
Gizem dozu yüksek olduğu için, bir çırpıda okunmanız gerekir. Bir kaç gün elinizde kalırsa "aa hadi ama" diye sabırsızlanabilirsiniz. Bu tip kitaplar bende bu duyguyu uyandırır ve çareyi biran önce bitirmekte bulurum ^.^
Yer yer kullanılan zaman tutarsızlıklar gösteriyor. Bir cümlede -di'li geçmiş zaman kullanılmışken hemen akabinde şimdiki zaman geçiliyor ki, pek sevdiğim bir şey değil bu.
İkinci kısmı, yani olayların çözümünü yetersiz bulsam da, bu türü sevenlerin arasında oldukça popüler olacağını düşünüyorum.
Fantastik ögelerle gizem dozu yüksek, nasıl yani, neden ama, diye sorduran bir kitap.
Yazarı bilmesem Türk yazar olacağını tahmin edemeyeceğim ve bu sayede usanç,ürkünç ve aklıma şimdi gelmeyen ama kullanımına alışık olmadığım uydurulmuş gibi gelen kelimeleri çevirmen jesti niteleyebileceğim bir roman.
Basitçe özetleyebileceğim bir konusu yok aslında ama deneyelim.
Henüz bebekken diğer kardeşlerinden memleketinden ayrılan Serafina annesiz de kalır ve babası her ne hikmetse bir dadıyla büyümesinde sakınca görmez, ortadan kaybolur. Dadısının tuhaflıklarıyla büyümüş ve dadısından nefret eden kızımızın gerçeklik algısı ise yaşadıklarından sonra kaçınılmaz olarak 'farklı'.
Gizem dozu yüksek olduğu için, bir çırpıda okunmanız gerekir. Bir kaç gün elinizde kalırsa "aa hadi ama" diye sabırsızlanabilirsiniz. Bu tip kitaplar bende bu duyguyu uyandırır ve çareyi biran önce bitirmekte bulurum ^.^
Yer yer kullanılan zaman tutarsızlıklar gösteriyor. Bir cümlede -di'li geçmiş zaman kullanılmışken hemen akabinde şimdiki zaman geçiliyor ki, pek sevdiğim bir şey değil bu.
İkinci kısmı, yani olayların çözümünü yetersiz bulsam da, bu türü sevenlerin arasında oldukça popüler olacağını düşünüyorum.
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
fantastik
,
kitaplar
,
medusa
,
mine duran
,
roman
,
serafina
5 Mayıs 2014 Pazartesi
Gece Geçen Gemiler
Hani böyle ince kitaplar olur, entelektüel camiada elden ele, kulaktan kulağa yayılır.
Bana kalırsa bu kitap da öyle bir kitap.
Çok söz söylemeye, reklama ihtiyacı olmayanlardan.
Tedavi için gidilen Alpler'de tanışan iki alakasız insanın birbirlerinin hayatına nasıl etki ettiklerini anlatan bir kitap. Etki kelimesini aşk kelimesine tercih ettim, çünkü aşk dediğimiz zaman aklınıza romantik sahneler, jestler, öncesinde itişip kakışmalar gelebilir. Bütün bunları kitabı okuduktan sonra belki bir alt metin olarak hissedeceksiniz.
Huysuz Adam ve Bernardine dışında yan karakterler de var tabii.
Bay Rettford'un kendisiyle para almadan arkadaşlık kuracak birine hasret olması, karısını özlemesi ve karısının ilgisizliği yan karakterleri okurken en içlendiğim yer oldu.
Ta ki kitabı bitirene kadar.
Vurucu bir sonu var.
Nasıl ki mektubu yırtıp atmasını beklemedim, bu sonu da beklemiyordum.
Yazarlar bunu bize neden yapıyor?
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
bernardine
,
fincanım nasıl ama
,
gece geçen gemiler
,
huysuz adam
,
kitaplar
,
roman
23 Nisan 2014 Çarşamba
Masumiyet Çağı {Bir Kitap- Bir Film}
Edith Wharton'un ünlenmesindeki en büyük pay olan Masumiyet Çağı kitabı Amerikan Klasikleri arasında yer almaktadır.
Altın Bilek Yayınları sayesinde okuyucuyla buluşan bu klasik eserde, eski dönem Amerikan yaşantısına dair izleri okurken, May ile nişanlı Archer'in kalbinin Madam Olenska için tutuşmasına şahit olacaksınız.
Kitap klasik olmanın hakkını vererek, geniş bir isim yelpazesine sahip. Bu benim okurken en zorlandığım şeylerden biridir. Mesela Olenska'dan Kontes Olenska, Madam Olenska ve Ellen diye bahsediliyor. Buna bir de diğerlerinin isimleri, soy isimleri, unvanları eklenince biraz akılda tutması -benim için- zor oluyor.
Duygularda yaşanılan fırtınaları saymazsak yavaş ilerleyen sakin bir kitap.
Sonunu böyle beklememekle beraber, sonun böyle olmasına sevindim.
Kitabın bir de filminin olduğunu -yine- kitap kapağı görseli ararken gördüm ve arayı açmadan izledim.
İlk olarak oyuncular karakterleri okurken benim aklıma gelmeyen isimler olsa da, bence şahane seçimler.
Filmin genel havasına hüzün hakim. Aslında dışarıdan bakıldığında, filmi kitabı okumayan biri izlediğinde anlaşılır mı bu hüzün emin değilim ama bu iki arada bir derede kalınmış aşk, sonra sonu bana hüzünlü geldiğinden filmin yaydığı elektriğin de bu şekilde olduğunu hissettirdi.
Ama yavaş bir film. Hatta sıkıcı bir film.
Yalnız Martin Scorsese yönetmiş, Winona Ryder, Michelle Pfeiffer, Daniel Day Lewis oynamış. Ve kostümler, renkler çok hoş.
Kitap biraz kitap kurtlarına hitap ediyor bence. Herkese göre değil. Kimilerine ağır gelebilir.
Ancak sadece filmi izlerseniz bir çok eksikliğin dışında kitaptaki; "Pembemsi yanakları solgun, zayıf ve yıpranmıştı. Olduğundan daha yaşlı gösteriyordu ki otuz yaşında falan olmalıydı ama üzerinde, güzelliğin gizemli otoritesini taşıyordu" gibi açıklamalardan da yoksun kalırsınız.
Kitabı okur filmi izlemezseniz ise, güzelim kıyafetlerden, cânım dekorlardan mahrum kalırsınız.
Kararı size bırakıyorum ancak her ikisini de yapmayı düşünenler için şunu diyebilirim, araya biraz zaman koyun ;)
Altın Bilek Yayınları sayesinde okuyucuyla buluşan bu klasik eserde, eski dönem Amerikan yaşantısına dair izleri okurken, May ile nişanlı Archer'in kalbinin Madam Olenska için tutuşmasına şahit olacaksınız.
Kitap klasik olmanın hakkını vererek, geniş bir isim yelpazesine sahip. Bu benim okurken en zorlandığım şeylerden biridir. Mesela Olenska'dan Kontes Olenska, Madam Olenska ve Ellen diye bahsediliyor. Buna bir de diğerlerinin isimleri, soy isimleri, unvanları eklenince biraz akılda tutması -benim için- zor oluyor.
Duygularda yaşanılan fırtınaları saymazsak yavaş ilerleyen sakin bir kitap.
Sonunu böyle beklememekle beraber, sonun böyle olmasına sevindim.
Kitabın bir de filminin olduğunu -yine- kitap kapağı görseli ararken gördüm ve arayı açmadan izledim.
İlk olarak oyuncular karakterleri okurken benim aklıma gelmeyen isimler olsa da, bence şahane seçimler.
Filmin genel havasına hüzün hakim. Aslında dışarıdan bakıldığında, filmi kitabı okumayan biri izlediğinde anlaşılır mı bu hüzün emin değilim ama bu iki arada bir derede kalınmış aşk, sonra sonu bana hüzünlü geldiğinden filmin yaydığı elektriğin de bu şekilde olduğunu hissettirdi.
Ama yavaş bir film. Hatta sıkıcı bir film.
Yalnız Martin Scorsese yönetmiş, Winona Ryder, Michelle Pfeiffer, Daniel Day Lewis oynamış. Ve kostümler, renkler çok hoş.
Kitap biraz kitap kurtlarına hitap ediyor bence. Herkese göre değil. Kimilerine ağır gelebilir.
Ancak sadece filmi izlerseniz bir çok eksikliğin dışında kitaptaki; "Pembemsi yanakları solgun, zayıf ve yıpranmıştı. Olduğundan daha yaşlı gösteriyordu ki otuz yaşında falan olmalıydı ama üzerinde, güzelliğin gizemli otoritesini taşıyordu" gibi açıklamalardan da yoksun kalırsınız.
Kitabı okur filmi izlemezseniz ise, güzelim kıyafetlerden, cânım dekorlardan mahrum kalırsınız.
Kararı size bırakıyorum ancak her ikisini de yapmayı düşünenler için şunu diyebilirim, araya biraz zaman koyun ;)
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
amerikan klasikleri
,
daniel day lewis
,
edith wharton
,
filmler
,
kitaplar
,
martin scorsese
,
masumiyet çağı
,
michelle pfeiffer
,
the age of innocence
,
winona ryder
6 Nisan 2014 Pazar
Mihenk Taşı
Mihenk Taşı saplantılı ve iddialı bir aşkın kabul edilmezliklerle dolu halinin derin bir ifadesi. Aşkta korkmanın, gerçeklerden kaçmanın ve dürüstlükten ödün vermenin maliyetini ortaya koyuyor ve gözlerimizin içine bakıp, “Korkusuzca sevin,“ diyen Bayan Aubyn’in, aşkındaki korkularını kendisinden nasıl da uzağa taşıyabileceğini gösteriyor. Glennard, hayranlık duyulacak çekiciliğiyle, iki farklı kadında izler bırakırken, yaşamının dersini de Aubyn sayesinde Alexa’dan alıyor : Bir kadını en mutlu eden şey, sahip olduklarını sevdiği insana verebilmenin huzurudur.
“Her satırı tam bir keyifti.“
The Guardian
“Küçük ama harika bir kitap.“
Time Out London
“Kitabı okuyunca mektupları da okumak istedim. Önüne geçemeyeceğim bir merak duygusu ile doldum.“ Ron Rosenbaum, The New York Observer
“Mihenk Taşı, Edith Wharton’un kaleme aldığı ilk kitap. Güçlü bir yazarın kimliği karşımızda duruyor; bir devin ayak sesleri, gelişini haber veriyor.“
The New York Times Book Review
Eser Adı: Mihenk Taşı
Yazar adı: Edith Wharton
Çevirmen Adı: Özlem Sığırtmaç
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Orijinal adı: The Touchstone
Orijinal dil: İngilizce
Türü : Edebiyat roman
Katkıda Bulunanlar : İlker Balkan Çağla Baş
Basım Tarihi: Nisan 2014
Basım Bilgisi: (2. Basım) Sayfa Sayısı: 126
Etiket Fiyatı: 10 TL
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
edith wharton
,
kitap tanıtım
,
mihenk taşı
Masumiyet Çağı
Kendisini kıta Avrupa`sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa`dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı.
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu. May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer`ın kalbi ise Madam Olenska`daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu.
Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer`a duyduğu sevgiden. Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti? Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika`da da Avrupa`da da aşktı...
Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından biri olan Edith Wharton, aşkın masumiyetini anlatırken bu yoldaki her türlü gizli kapaklı işi kabul edilebilir sayan Amerikan toplumuna da eleştiri getirmekten alamıyor kendisini.
Pulitzer Ödüllü bu romanı okurken May`in acısını yaşayacak, Archer için endişelenecek ve Madam Olenska`nın durumuna şaşıracaksınız. 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarının başında gelen Edith Wharton, dünyadaki ününü Masumiyet Çağı adlı kitabına borçludur. Yayımlandığı andan itibaren artan bir şekilde ilgi görmüş olan bu kitap okuyucularına muhteşem bir hikâye vadediyor.
Eser Adı: MASUMİYET ÇAĞI
Yazar adı : EDITH WHARTON
Çevirmen Adı : GİZEM GENÇ
Yayınevi : ALTIN BİLEK YAYINLARI
Orijinal adı : THE AGE OF INNOCENCE
Orijinal dil: İNGİLİZCE
Türü : EDEBİYAT AŞK
Katkıda Bulunanlar : İLKER BALKAN
Basım Tarihi: MART 2014
Basım Bilgi si: (3. Basım)
Sayfa Sayısı: 359
Etiket Fiyatı: 17,50 TL
Çıkış tarihi : 13.03.2014
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
edith wharton
,
kitap tanıtım
24 Mart 2014 Pazartesi
Piri Reis'in Sırrı
İsminden de anlaşıldığı üzere pek böyle dallı güllü bir fotoğrafla paylaşılacak bir kitap değil aslında:)
Orijinal ve ilgi çekici bir konu olduğu aşikar:
Piri Reis'in Sırrı.
Piri Reis'i hepimiz tanıyoruz. Günümüz teknolojisiyle mümkün olabilecek bir haritayı bundan 500 yıl kadar önce çizmiş, bu vesileyle amiral rütbesini (Kaptan-ı Derya) almış övünç kaynaklarımızdan biridir. (O şekilde öldürüldüğünü bilmiyordum ama)
Peki sırrı?
Bir restorasyon çalışması sonucu Piri Reis'e ait yazmalar bulununca, bir arkeolog grubu bunu araştırmaya başlar. Bu arada kendilerine yardımcı olabileceğini düşündükleri tarih profesörüyle irtibata geçecekken kaçırıldığını öğrenirler. Piri Reis'in sırrının peşinde olan birileri daha vardır. Ya da sırrı çoktan çözmüş birileri..
Kitap parça parça anlatılıyor Piri Reis ile açılıp, kâh belgelerin bulunduğu ana, kâh tarih profesörünün dersine tanıklık ediyorsunuz. Sadece bunlar değil tabii. Parçaların bir yerde birleşeceğini biliyorsunuz. Yalnız parçaların birleşmesini beklerken kitabı yarılıyorsunuz.
Kitap bence yarısından sonra tam manasıyla açılıp sizi sarıyor.
Diyaloglar sağlam, betimler yerinde.
Böylesi genç bir yazara göre oldukça ustaca denilebilir.
Bu tarz kitaplar sonunda bir not olur genelde. Ya da olmalı bence.
Hani, bunun ne kadarı kurguydu ne kadarı gerçekti, gerçekse kaynakları nelerdi?
Gibi okuyucuyu aydınlatmaya ayrılmış bir sayfa.
Bu kitapta bunun eksikliğini hissettim.
Siz de hissederseniz araştırırsınız benim gibi, yok hissetmezseniz ne âlâ :)
İyi okumalar ^.^
Orijinal ve ilgi çekici bir konu olduğu aşikar:
Piri Reis'in Sırrı.
Piri Reis'i hepimiz tanıyoruz. Günümüz teknolojisiyle mümkün olabilecek bir haritayı bundan 500 yıl kadar önce çizmiş, bu vesileyle amiral rütbesini (Kaptan-ı Derya) almış övünç kaynaklarımızdan biridir. (O şekilde öldürüldüğünü bilmiyordum ama)
Peki sırrı?
Bir restorasyon çalışması sonucu Piri Reis'e ait yazmalar bulununca, bir arkeolog grubu bunu araştırmaya başlar. Bu arada kendilerine yardımcı olabileceğini düşündükleri tarih profesörüyle irtibata geçecekken kaçırıldığını öğrenirler. Piri Reis'in sırrının peşinde olan birileri daha vardır. Ya da sırrı çoktan çözmüş birileri..
Kitap parça parça anlatılıyor Piri Reis ile açılıp, kâh belgelerin bulunduğu ana, kâh tarih profesörünün dersine tanıklık ediyorsunuz. Sadece bunlar değil tabii. Parçaların bir yerde birleşeceğini biliyorsunuz. Yalnız parçaların birleşmesini beklerken kitabı yarılıyorsunuz.
Kitap bence yarısından sonra tam manasıyla açılıp sizi sarıyor.
Diyaloglar sağlam, betimler yerinde.
Böylesi genç bir yazara göre oldukça ustaca denilebilir.
Bu tarz kitaplar sonunda bir not olur genelde. Ya da olmalı bence.
Hani, bunun ne kadarı kurguydu ne kadarı gerçekti, gerçekse kaynakları nelerdi?
Gibi okuyucuyu aydınlatmaya ayrılmış bir sayfa.
Bu kitapta bunun eksikliğini hissettim.
Siz de hissederseniz araştırırsınız benim gibi, yok hissetmezseniz ne âlâ :)
İyi okumalar ^.^
Etiketler:
altın bilek yayınları
,
cenk kayakuş
,
gerilim
,
hakan geda
,
macera
,
piri reis
,
piri reisin sırrı
,
roman
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)








