Audrey Tautou etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Audrey Tautou etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2014 Pazartesi

Günlerin Köpüğü {Bir Kitap- Bir Film}

Ben böyleyim işte.
Bir kitapta bir kitaptan bahseder, o kitabı merak ederim. Bir filmden bahsetse izler, bir şarkı anılsa dinlerim.
Bu kitabı listeme ekleten de çok sevdiğim bir kitap.
Bir Cihan Kafes isimli İclal Aydın kitabında geçer: Okuyanlar hatırlayacaktır, Doruk Lorin'in çok sevdiği bu kitabın, orijinal dilli basımını hediye eder.

Bir cihan kafes, çok sevdiğim, hatta geçen yıl okuduklarımın içinde en iyisi diyebileceğim bir kitap. Haliyle kitapta bahsedilen bu kitap listeye eklenmekle kalmadı, listenin üst sıralarında yer bularak kendini biran önce okuttu.


Değdi mi peki bu kadar hevesle alıp okumama?
Maalesef.. Yazar Boris Vian, bu kitabı iki günde yazmış ama üzülerek belirtmeliyim ki benim için okumak aynı hızda olmadı aksine, tam bir eziyet oldu.
Bu kadar metaforik anlatım bünyemde ters etki yaptı ve beni çileden çıkardı.
E bir de, gelmiş geçmiş en iyi aşk hikayesi, gibi yorumlar duyunca beklenti tavan tabi ama beklentim yüksek olmasaydı da benim tarzım olmayan bir kitap, sevmezdim sanıyorum.

"Madem sevmedin ne diye filmini izledin?" diye sorabilirsiniz.
Birincisi bu kitap nasıl film edilir acayip merak ettim.
İkincisi oyuncular harikaydı.
Üçüncüsü Fransız sinemasını severim bilirsiniz.

Merak etmeme gerek yokmuş, fazla kasılmamış, yani ben kitapta anlatılanlar bir mantık çerçevesine oturtulur öyle film edilir sanıyorken onlar rahat rahat filmi çekmişler.
Oyuncular çok başarılı. Kitapta da filmde de Colin'i sevmemek elde değil ve Colin'i canlandıran aktör Romain Duris'i L'arnacoeur filminden, kitapta ve filmde uyuz olduğum Chick'i canlandıran aktör Gad Elmaleh'i Priceless filminden hatırladım.
Audrey Tautou ise bir yerlerden tanıdıktı ama tam çıkaramadım :P

Filmi kitaptan daha çok sevdim, en azından hayatımdan sadece iki saat çaldı. Ve 'o çiçeğin' Chloe'nin ciğerlerine nasıl yerleştiği çok güzel anlatılmıştı.


Ben sevmedim diye siz de sevmeyeceksiniz diye bir şey yok tabii, ben üstüme düşeni yaptım. Okuyup, izleyip karşıt görüşlerinizi yazsanız memnun bile olurum, fikir olur. Benim fikrimi değiştirmeye çalışmayın yeter ki :)

9 Aralık 2012 Pazar

Pazarları Hiç Sevmem

Ben eskiden nasıl takip ederdim vizyonu.
Her hafta ekleri için alınan gazeteler ve aylık sinema dergileri annemi çıldırtırdı.

Hangi film ne zaman gelecek, eleştirmen ve izleyici yorumlarını yakından takip ederdim.

Bana ismi çok şey anlatan bir film: Pazarları Hiç Sevmem.
Adı yetiyor yani. Kafamda şahane bir senaryo oluştu. Ancak olumsuz eleştirilerden sonra, zaten beklentim de yüksek, diyerek gitmedim - izlemedim - bilmiyorum. Sadece hala merak ediyorum



İzlemediklerimizi kenara koyup izlediklerimize gelirsek - ki ben bu ara fena halde dizi izlediğimden çok az film izliyorum, bir Fransız - bir ABD - bir Alman filmi var bugünün önerilerinde.

Hors de Prix (The Priceless)


Benimle daha önce film izleyenler bilir, film ilk başladığında jenerik bazen ilgimi çeker ve film hakkında notumu o dakika veririm.
Bu film başlarken de, ayy çok sevdim, diye notu verdim. Her zaman tutmaz bu arada ama bu sefer tuttu. Bir de ben bu kadını pek seviyorum, yüz hatlarına bayılıyorum falan.
Konusuna gelince. Konusunda gelmeyelim ya eğlenceli bir Fransız filmi, izleyin derim ben.

Mamma Mia!


Müzikal severim ben. Durup dururken insanların birden şarkı söyleyip dans etmesini neden sevmeyeyim :)
Evlenme arifesinde bir genç kızın babasını bulma macerası diyelim konusu için.
Öyle ahım şahım bir film olmasa da müzikal sevenler, oyuncular için izleyebilir.

Goodbye Lenin


Doğu Almanya yıkılmadan kalp krizi geçiren 8 ay komada kalan kadının uyandıktan sonra, oğlunun değişimi ondan saklamasını anlatan bir film. Bunu kuzenim ısrarla tavsiye etmeseydi asla izlemezdim. Ya da başında sıkılır değiştirirdim. Siz de benim tavsiyemle başlarına biraz sabredip sonra çocuğa hayran kalabilirsiniz. hatta sonra sıkıldıkça filmin müziklerinde kaybolabilirsiniz ;)

İyi seyirler..

10 Eylül 2012 Pazartesi

L'arnacoeur

Pazartesi günü film kritiği yapmak adetim değildir aslında.
Değil midir?
Öyle diyorsam öyledir herhalde.

Yeni fark ettiğim bir şey var ki, o da nicedir film postu hazırlamadığım. Gerçi film mevsimi şimdi başlıyor.

Upuzun zamandır izlemek isteyip de izlemediğim bir filmi nihayet izledim.
A Walk to Remember
Pek beğendim.

Coco Avant Chanel
İki Chanel biyografisini okuduktan sonra kesinlikle beni kesmedi. Çok eksikleri olduğunu düşünüyorum.
Önce filmi izleyenler muhakkak kitabı okumalı!

Bir sonraki filme değinmem için bu filme değinmem gerekiyor yoksa çok uzun zaman oldu bu eğlenceli filmi izleyeli.
L'arnacoeur

Heartbreaker olarak çevrilmiş dilimize :))))
Bir Fransız romantik komedisi.
Ben mi kötü Fransız filmlerine denk gelmedim, yoksa, bu Fransızlar gerçekten film yapmayı biliyorlar mı, orasını tam kestiremiyorum. Bu filmi romantik komedi severlere şiddetle tavsiye ederim.

O Fransız filminde görüp, ay ben bunu izlemeliyim, diyerek izlediğim film ise;
Dirty Dancing.
Nedense dilimize "İlk Aşk İlk Dans" olarak çevrilmiş, ben de korsan kuzenimden indirmesini rica ettim. O da herkesin içinde "Seyhan Abla istediğin 'Dirty Dancing' filmini indirdim" demez mi?!
Ne Dirty Dancing'i atma lan ben öyle şeyler izlemem dedim.
Meğer izlermişim.
Meğer ne edepsizmişim ben :)
Dün kızlar, ne izliyorsun bize söyle bizde izleyelim, dediler de adını söylemeye utandım, öyle de mahçup olurum :P

Uzun yazıyı okumak istemeyenler için Not: 
3 filmi izlemenizi öneriyorum Chanel'i ise okuyun efendim :)

28 Aralık 2009 Pazartesi

Turn Left Turn Right

Aslında filmleri biriktirip yazmak istemiyorum ama pek yazamadığımı göz önünde bulundurursak sanırım böylesi en iyisi..
Ve başlık seçmekte zorlandığım için izlediğim filmlerden biri ana başlık olsun dedim. Diğerleri zaten ara başlıklarda :)



Turn Left Turn Right

İzlediğim iğrenç Güney Kore filminden sonra, acilen, etkisinden kurtulmak amaçlı izlediğim bir film. Hep merak ettiğim bir konudan yola çıkılmış. Umut veren romantik bir filmdi. Konuşmalar bana farklı geldi bu sefer ve evet Güney Kore filmi değil Tayvan filmiymiş :) Tanışıklıkları, sonra kavuşmaları çok güzeldi.
Link vermek isterdim ama online izlemek yerine indirdiğim bir filmdi - Burda güneş gözlüklerimi aşşa kaydırıp yukardan göz kırpıyorum :))-
İzlerken sağa bak be be adam diye çıldırabilirsiniz ama ben sabırla bekledim :)






Grease

High Scool Musical'i izlediğimden beri iyice 'Grease izlemeliyim' söylemlerim artmıştı.
Zaten kült bir müzikal olduğu için ille de izliycektim.
Ve filmi izleyince anladım ki; ben müzikalleri seviyorum!
Hayatta böyle olsa ya.. Birden şarkı söyleyip dansetmeye başlasak :))
John Travolta manyak dansediyormuş yaa :) Pembe gömleğiyle uyumlu çorapları hala aklımda:)) Çok eğlenceliydi. Yalnız liseli gençlerin hiç biri otuzdan bir gün küçük göstermiyorlardı :)) Filmde o döneme ait kıyafetlerden hoş fikirler edinebilirsiniz. Yüksek bel taytın içinde harika görünen Olivia Newton John'dan sonra kimse tayt giymesin isteyebilirsiniz :)


The Greatest Game Ever Played


CNBC-e de reklamlarını görünce etkilenip 'aman kaçırmayayım' diyip izlediğim ve bayıldığım bir film. İlk defa bir filmin görüntü yönetmenini merak ettim (Shane Hurlbut)
İlk başlarda golften anlamayanlar anlamıyor işte benim gibi:) Kim kimle oynuyor ne oluyor neden böyle oldu diye sonra bi kaptırıyorsunuz kendinizi! Sonunda çok etkilendim. Zaten gerçek yaşam öykülerinde çok etkileniyorum..
Bu film için kullandığım görsel aynı zamanda arka planımı süslemekte..
DVDsini alın mutlaka izleyin demiyorum ama denk gelirseniz bir şans verin zaten sizi etkisi altına alır ;)

Tired Of Kissing Frogs


Kurbağa öpmekten yorgun..
İsminden etkilenip izlemek istediğim bir filmdi; yine CNBC-e de izledim. İspanyolcaya hem hayran oldum hem de bana göre olmadığını anladım..
Sevgilisinin aldatmalarından bıkıp ayrılan bir kadının hikayesi.
Sonra erkek avcısı olup çıkıyor sözde yani o kurbağaları gönüllü öpüyor.. Pek öptüğüde söylenemez aslında.. Sıkılmadan izledim ama bir daha denk gelsem izlemem :)

Kirpi


Ay bu ikisi beni deli etti!
Sırf işinize gelmiyor diye insanlara kötü davranamazsınız. Hani haksızlık karşısında susmamak gerekir ama böyle türlü küçük oyunlara, intikamlara gerek yok bence.
Film çok komik değildi bana göre. Oyuncular güzeldi. Ama aynı isimli kitaptan uyarlanmış, eminim kitabı daha güzeldir.

Amelie



BA-YIL-DIM!
Ben daha yeni izledim evet! Ama iyi ki doğal gelişimini, bu filmin elime geçişini bekleyip izlemişim, ille de bir filmin peşine düşüp sonra da beğenmediğim çok oluyor mesela..
Çok güzel bir filmdi yaa... Audrey Tautou ya hayran olanları, bu filmi sevenleri çok iyi anladım. Şimdi ne kadar Audrey Tautou filmleri varsa hepsini izlemek istiyorum.
'Da Vinci Şifresi'ne de başlamış, kitabınıda okumuş olmanın erdiği müşkülpesentlikle daha başlarında sıkılıp bırakmıştım ama bu kadın için izleyeceğim o filmi!
O nasıl güzel bir kemik yapısı ya.. Sanat eseri mübarek!

"Oysa siz bayım bir sebze bile olamazsınız, çünkü bir enginarın bile kalbi vardır"