Birinci gün; Bulgaristan
İkinci gün; Slovenya
Venedik’e vardığımızda geceydi, otele giriş yaptık ve geceledik.
Otel interneti çok kötüydü moraller bozuldu ahahaja hey gidi internetsizlik:)
Sabah hayal kırıklığı olan kahvaltı sonrası Venedik için otobüslere doluştuk. İndiğimiz yerde rehberimiz Serap Mumcu bizi karşıladı.
Rehberimizin ismini özellikle vermek istiyorum. Onunla gezmek çok keyifli ve bilgilendiriciydi. Instagram sayfasını da takip etmenizi öneririm.
Ama ben her fırsatta ama aslında kibarca turu kötülüyorum ya bakınız bir örnek, Venedik'e vardık maalesef hemen bir ihtiyaç molası verildi beklenilen saatte herkes toplanmadı ve biz tura başladığımızda saat biri geçiyordu. Sizce de tura başlamak için geç bir saat değil mi?
Önceden de dediğim gibi tur düzenlerin kafası görülecek bir yer yok nasılsa 5 dk da yeter şeklinde çalıştığı için geç başlamış erken bitmiş umurlarında değildi. Neyse daha üçüncü günü anlatıyorum çok şikayet etmeyeyim çünkü en güzel kısmı Venedik idi. Serap hoca harikaydı. Venedik tarihine çok hakim, İtalya’da yaşayan bir akademisyen.
Serbest zamanlarla iki saati aşkın bir süre Venedik sokaklarını turladık.
Venedik tarihinden ve güncel haberlerden, İtalyanlardan, yemek kültürlerinden.. her şeyden bahsettik, keyifle turladık.
Burası San Marco Bazilikası.İçine giriş ücretsiz. Ancak serbest zaman verildiğinde açlıktan ölüyorduk bir yerlere gitmek istedik ve Bazilika saat beşten sonra gezilemiyormuş. Aslında topluca yemeğe gitmiyor olsaydık kesin içine girer oradan yemeğe geçerdim ama maalesef. Şimdi başa dönüp neden tura geç başladığımız için serzenişte bulunduğumu daha iyi anlayabiliriz!
Bu bizim tatlı mı tatlı gondolcumuz. İstanbul'a gelirsen gezdireyim seni ablacım, diyecektim de,çocukla çok muhabbet ettik hoca arkadaşlar artık yanlış anlayacak diye söylemedim. Bu arada ne yaptıysam şarkı söyletemedim. Ooo soleeemiiiyoo.. demek bu kadar zor olmamalı :))
Ne yedik?
Ben tabii Pizza yedim. Bayılmadım öyle, ama güzel! Makarnanın da tadına baktım. Tam tahmin ettiğim gibi, benim damak tadıma uygun değil. Makarna yiyip de çok seveni de duymadım bu arada :) Nerede yediğimizi de söylemek isterdim ama şu an aklıma gelmiyor. Instagramda konum vermiş olabilirim. Garsonlarla muhabbet falan ettik çok keyifliydi.
Adımı sordu Seyhan deyince "imposible" dedi "asla söyleyemem." Zaten rehberimiz de İtalyanların dil konusunda yeteneksiz olduğundan bahsetmişti.
Venedik kokuyor diye okumuştum benim de beklentim o yöndeydi hatta çok görmek istediğim bir yer olduğu için, için için beğenmeyeceğimi düşünüyordum.
Ama bayıldım.
Koku sadece bir yerde azıcık duydum o da rahatsız olacak kadar değildi.
Göremediğim yerler (mesela San Marco bazilikasının içi, Santa Maria Della Salute Bazilikası gibi) içimde ukte olarak kaldı.
Venedik tekrar görmek isteyeceğim bir şehir hatta Venedik referansıyla İtalya’nın diğer şehirlerini de görmek istiyorum 💓
Sırada hangi şehir var?
Arkası yarın :)
17 Temmuz 2019 Çarşamba
Üçüncü Gün; Venedik
Etiketler:
avrupa turu
,
gezi notlarım
,
her zaman hayalimdi
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
pizza
,
san marco
,
seyhan firarda
,
venedik
16 Temmuz 2019 Salı
İkinci Gün; Slovenya
Önce "İlk gün; Bulgaristan" yazısını okumak isterseniz tıklayın.
Programda Sırbistan’dan Slovenya 6-7 saatlik bir yolculuk sonrası varıyoruz deniliyordu ama ben tam olarak hatırlamıyorum yolun ne kadar sürdüğünü.
Dediklerimden hep daha fazla sürdü çünkü.
Slovenya programında Bled gölü ve başkent Ljubljana meydanı vardı.
Turu düzenleyen (kendisine asla rehber demek istemiyorum!) gecikme yaşandığı için Bled gölüne gittiğimizde hava kararmış olacak Bled gölünü atlayalım zira görülecek bir şey yok zaten, dedi (Bundan sonra gittiğimiz her yerde de zaten bir şey yok diyecekti) ama biz, o zaman ilk önce Bled'e gidelim dedik, hava kararınca meydana gidelim.
Zaten Belgrad’ı atladık yani..
atlaya atlaya gezeceğimizin sinyaleri veriliyordu aslında.
Neyse ki kabul etmeyip bizi önce Bled'e götürmesini istemişiz.
Çünkü tam bir doğa harikası insanı dinlendiren yeşilliğin içinde çok huzurlu bir ortamdı.
Daha sonra Ljubljana meydana gittik oradaki heykeller.. köprüler.. hiçbir şey öğrenemeden dolandık.
Mesela eminim şu kilise kapısının bir anlamı var..
Gittiğim her yer hakkında şimdi bir şey okuyorum bulursam belgeselleri gezi programlarıyla haa demek benim gördüğüm şeylerin arkasında yatan bunlarmış demek istiyorum:)
Mesela şehrin panaromik görüntüsü için bile olsa Ljubljana Kalesine çıkmak gerektiğini okuyorum. Gittiğimizde artık geç bir saatti ama kaleyi fark etmiştik.
Şehir eski ve yeni diye ikiye ayrılıyormuş ve 2016 yılında Avrupa yeşil başkenti seçilmiş.
Küçük bir yerdi burası ama gördüğüm kadarıyla yeşile de doyulacak bir yerdi.
Sanat açısından da dolu doluymuş bu şehir bir sürü müze ve etkinlik varmış.
Ne güzel değil mi, burada sadece birkaç saat geçirmiş olmam? (!)
Bu arada şehrin simgelerinden dragon köprüsünün fotoğrafı burada olmayabilir ama en azından onu gördüm. :))
Neyse daha fazla yazıp özlem duymayayım yapmadığım şeylere. Preseren meydanından ayrılıp Venedik’e doğru yola çıkıyoruz.
Arkası yarın ;)
Programda Sırbistan’dan Slovenya 6-7 saatlik bir yolculuk sonrası varıyoruz deniliyordu ama ben tam olarak hatırlamıyorum yolun ne kadar sürdüğünü.
Dediklerimden hep daha fazla sürdü çünkü.
Slovenya programında Bled gölü ve başkent Ljubljana meydanı vardı.
Turu düzenleyen (kendisine asla rehber demek istemiyorum!) gecikme yaşandığı için Bled gölüne gittiğimizde hava kararmış olacak Bled gölünü atlayalım zira görülecek bir şey yok zaten, dedi (Bundan sonra gittiğimiz her yerde de zaten bir şey yok diyecekti) ama biz, o zaman ilk önce Bled'e gidelim dedik, hava kararınca meydana gidelim.
Zaten Belgrad’ı atladık yani..
atlaya atlaya gezeceğimizin sinyaleri veriliyordu aslında.
Neyse ki kabul etmeyip bizi önce Bled'e götürmesini istemişiz.
Çünkü tam bir doğa harikası insanı dinlendiren yeşilliğin içinde çok huzurlu bir ortamdı.
Daha sonra Ljubljana meydana gittik oradaki heykeller.. köprüler.. hiçbir şey öğrenemeden dolandık.
Mesela eminim şu kilise kapısının bir anlamı var..
Gittiğim her yer hakkında şimdi bir şey okuyorum bulursam belgeselleri gezi programlarıyla haa demek benim gördüğüm şeylerin arkasında yatan bunlarmış demek istiyorum:)
Mesela şehrin panaromik görüntüsü için bile olsa Ljubljana Kalesine çıkmak gerektiğini okuyorum. Gittiğimizde artık geç bir saatti ama kaleyi fark etmiştik.
Şehir eski ve yeni diye ikiye ayrılıyormuş ve 2016 yılında Avrupa yeşil başkenti seçilmiş.
Küçük bir yerdi burası ama gördüğüm kadarıyla yeşile de doyulacak bir yerdi.
Sanat açısından da dolu doluymuş bu şehir bir sürü müze ve etkinlik varmış.
Ne güzel değil mi, burada sadece birkaç saat geçirmiş olmam? (!)
Bu arada şehrin simgelerinden dragon köprüsünün fotoğrafı burada olmayabilir ama en azından onu gördüm. :))
Neyse daha fazla yazıp özlem duymayayım yapmadığım şeylere. Preseren meydanından ayrılıp Venedik’e doğru yola çıkıyoruz.
Arkası yarın ;)
Etiketler:
avrupa turu
,
gezi notlarım
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
lake bled
,
ljubljana
,
seyhan firarda
,
slovenya
15 Temmuz 2019 Pazartesi
Birinci Gün; Bulgaristan
Birinci gün.
Dün dedim ya aslında bu tarz turlar benlik değil diye.
Şimdi ben size neden benlik değil diyorum anlatayım.
Misal Bulgaristan’a geldik. Başkent Sofia’dayız. Ünlü ve tarihi katedraller, Osmanlı yapıları. Saat 12 falandı herhalde geldiğimizde, üçte ise toplanmaya başladık ve otobüsümüze atladık.
Evet küçük bir yer ve evet Bulgaristan da bi' Sofia güzelmiş öyle diyolla.
Ben yine de sokaklarına dalmak Çarşısı’nda kaybolmak.. yani nasıl desem küçükse küçük, yapılacak bir şey yoksa yapılacak bir şey yok, ama gittiğim yeri yaşamak sindirmek istiyorum bence.
Gördüğüm kadarını sevdim ben. Cumartesi olmasına rağmen hiç kalabalık değildi çok sakin, temiz, araçların yaya geçitlerinde durduğu, Türk kebapçısının da olduğu hoş bir yerdi Sofia merkez.
Bir cami var meydanda, Kadı Seyfullah cami. 1566 yılından kalan bu küçük cami, Avrupa'nın en eski camilerinden. Dahası okunan ezan dışarıdan duyulabiliyor bu camide. Bizdeki gibi göğe yükselen bir sesle değil tabii. Yakınındakilerin duyabileceği, duyanların da mest olacağı bir yükseklikte. Ben çok etkilendim. ♥
Bulgaristan’dan yola çıkıp Sırbistan’a gittik ama Sırbistan’a vardığımızda geç olmuştu, gümrük işleri beklenilenden uzun sürebiliyor ve bu da bizde olduğu gibi planların aksamasına sebep oluyor. Sırbistan’da kaldığımız otel meydana uzak dediler diye çıkmadık biz otelden ama çıkanlar olmuş çok da yakınmış. Gerçi çok yorgundum ama sanırım bu kadar yakın olduğunu bilseydim bir göz atmak isterdim. Sırbistan’da gece konaklayıp sabah kahvaltı edip, bir ülkeyi sadece otobüs camından görmüş olmanın üzüntüsüyle Slovenya’ya doğru yola çıktık.
Arkası yarın :)
Etiketler:
avrupa turu
,
bulgaristan
,
gezi notlarım
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
seyhan firarda
,
sofya
14 Temmuz 2019 Pazar
Kara Yoluyla Avrupa Turu
Hiç bakmayın bana öyle. Kara yoluyla gittim ne var?!
Evet hiç bana göre değil uçakla gittiğim yolculuklarda bile perişan oluyorum. Ülke sınırları içinde bir yere gidilecekse de uçağı tercih ediyorum ama ne yapayım, siz söyleyin?
Önüme böyle bir Fırsat çıktı atladım. İkinci kez düşünmedim bile.
Tam bir çılgınlık. Şimdi size onu anlatacağım; kara yoluyla böyle bir tur yapılır mı yapılmaz mı?
Ben yolculuklarda uyuyamıyorum bunu bir kere daha anladım. ilk gece herkes missler gibi uyurken ben uyuyamadığım gibi sinirlendim, Sümeyyecim de benim ben her dönüşümde (koltukta yer bulmaya çalışırken) uyandı.
(Sonra Selimiye'ye geldik ama vakit sabah namazı sıraları. Ah o kadar mutlu oldum, gevşedim ve iyi ki dedim ki.. sonra tekrar yola çıktık ve ben gene uyuyamadım ama neyse)
Sonraki günlerde -ki Havva’ya herkes uyuyor ama ben uyuyamıyorum dediğimde birkaç güne sen de uyursun demişti- ben de uyumaya başladım. Tabii güzel boyun bacak ağrısı eşliğinde. Ama uyudum mu uyudum ;)
(Sonra Selimiye'ye geldik ama vakit sabah namazı sıraları. Ah o kadar mutlu oldum, gevşedim ve iyi ki dedim ki.. sonra tekrar yola çıktık ve ben gene uyuyamadım ama neyse)
Sonraki günlerde -ki Havva’ya herkes uyuyor ama ben uyuyamıyorum dediğimde birkaç güne sen de uyursun demişti- ben de uyumaya başladım. Tabii güzel boyun bacak ağrısı eşliğinde. Ama uyudum mu uyudum ;)
Bizim tur düzenleyen ekipten asla memnun kalmadım. Üzülerek söylüyorum rahat, acemi, bilgisiz kişilerdi. Venedik, Paris, Prag ve Viyana’da orada yaşayan Türk rehberlerle gezildi. Viyana’daki en kötüsü Venedik’teki en iyisiydi. Bununla beraber tura katılanlar öğretmenler ve öğretmen aileleri idi. Turun en güzel yanı turdaki seviyeli insanlardı. Tabii ki uzun yol, uzun günler. Kişilerin bazı tuhaflıklarını görüyorsunuz 😀
Namaz molaları verebilmek; molalarda birlikte abdest yeri aramak, Avrupa’nın göbeğinde uygun bir yere seccadeyi serip namaz kılmak ve gruptakilerin birbirine destek olması paha biçilemezdi.
Cuma gece İstanbul Başakşehir’den çıktık yola. ( Bu arada hayatımda ilk defa Başakşehir’e de gittiğimi o yolun da bitmek bilmediğini söylemek isterim :) )
Yola çıkışımızdan 13 gün sonra Perşembe günü tekrar İstanbul’daydık. Pardon Başakşehir’de 😄😄sonra ben metro metro metro marmaray metro ile Altunizade’ye döndüm.
(İçses; home sweet home kurban olayım sana İstanbul 💓💓)
(İçses; home sweet home kurban olayım sana İstanbul 💓💓)
Yorucu muydu? Yolda geçen uzun zaman dilimleri çok yordu. Ayaklar şişiyor,asla rahat etmiyorsunuz. Ve Bulgaristan'dan başlayıp Slovenya’ya girene kadar gümrükte yaşadıklarımız çok sıkıcı ve sinir bozucuydu. Ama zaman bir şekilde geçiyor. Bir hayali gerçekleştiriyorsanız buna da çok takılmıyorsunuz.
Sıradaki yazım, birinci gün: Bulgaristan, olsun.
Öyle devam edeyim.
Hem burada yazdıklarımı açmış olurum hem kısa kısa gittiğimiz şehirlerden bahsederim.
Kısa kısa çünkü kısa kaldık.
O zamaaaannn..
Arkası yarın ;)
Sıradaki yazım, birinci gün: Bulgaristan, olsun.
Öyle devam edeyim.
Hem burada yazdıklarımı açmış olurum hem kısa kısa gittiğimiz şehirlerden bahsederim.
Kısa kısa çünkü kısa kaldık.
O zamaaaannn..
Arkası yarın ;)
Etiketler:
amsterdam
,
avrupa
,
avrupa turu
,
belgrad
,
brugge
,
brüksel
,
budapeşte
,
dresden
,
hayallerim
,
kara yoluyla avrupa seyahatim
,
lake bled
,
ljubljana
,
paris
,
prag
,
sofia
,
uzun yolculuk
,
üsküp
,
venedik
,
viyana
,
volendam
12 Temmuz 2019 Cuma
Friends'e Konuk Olan Ünlü Friendler
Size bu yazımda dedim ya çok sitcomsuz kaldım diye.
İşte ben o kadar uzun zamandır öyle hissediyorum ki on sezonluk olan Friends dizisine bulaştım.
Ve hatta şunu da söyleyeyim bitirdim!
Friends'i zaten izlediğimi sandığımdan bunca sene yanaşmamıştım ama sadece birkaç bölümünü hatırladım izlerken. O da tabii ki George Clooney ve Julia Roberts'lı olan bölümlerdi ve çok güzellerdi.
Bu arada dizi, otuzlarına yaklaşanlar veya otuzların başında olanlar için keyifli bir alternatif olabilir. Hala izlemeyenler varsa.. Zira o dönemleri hatırlamak da güzel, onlarda aynı yaşlarda olmak da..
George Clooney demişken onla başlayalım. ER'daki rol arkadaşı Noah Wyle ile yine doktor rolünde karşımıza çıkıp izleyenleri mest ettiler dersem torpil geçmiş sayılmam herhalde?! ♥
Hemen arkasında yer alan ünlü bence Julia Roberts olmalı.
Julia Roberts'ın olduğu bölümde aynı zamanda Jean Cloude Van Damme da vardı.
Tamam. Şimdi kimle devam etsek...
Gördüğümde en şaşırdığım kişilerle devam ediyorum. Robin Williams ve Billy Crystal, süper konuklar ♥
Çok tatlılardı ♥
Sıradaki en sevdiğim bölümlerden, Rachel'dan nefret eden karakteriyle Brad Pitt'in konuk olduğu bölüm. (Sanırım Brad Pitt'in en yakışıklı olduğu dönem)
Sonra Dr. House olarak tanıdığımız Hugh Laurie. Sahne çok güzeldi, çooookkk ♥
Aslında katıldıkları sırayla burada bahsetmek isterdim ama o biraz mümkün değil, haksız mıyım :))
O yüzden Danny Devito ile devam edeceğim. Çok komikti bu bölüm ya, acayip.. Danny Devito striptizci rolündeydi :)))))
İşte ben o kadar uzun zamandır öyle hissediyorum ki on sezonluk olan Friends dizisine bulaştım.
Ve hatta şunu da söyleyeyim bitirdim!
Friends'i zaten izlediğimi sandığımdan bunca sene yanaşmamıştım ama sadece birkaç bölümünü hatırladım izlerken. O da tabii ki George Clooney ve Julia Roberts'lı olan bölümlerdi ve çok güzellerdi.
Bu arada dizi, otuzlarına yaklaşanlar veya otuzların başında olanlar için keyifli bir alternatif olabilir. Hala izlemeyenler varsa.. Zira o dönemleri hatırlamak da güzel, onlarda aynı yaşlarda olmak da..
George Clooney demişken onla başlayalım. ER'daki rol arkadaşı Noah Wyle ile yine doktor rolünde karşımıza çıkıp izleyenleri mest ettiler dersem torpil geçmiş sayılmam herhalde?! ♥
Hemen arkasında yer alan ünlü bence Julia Roberts olmalı.
Julia Roberts'ın olduğu bölümde aynı zamanda Jean Cloude Van Damme da vardı.
Tamam. Şimdi kimle devam etsek...
Gördüğümde en şaşırdığım kişilerle devam ediyorum. Robin Williams ve Billy Crystal, süper konuklar ♥
Çok tatlılardı ♥
Sıradaki en sevdiğim bölümlerden, Rachel'dan nefret eden karakteriyle Brad Pitt'in konuk olduğu bölüm. (Sanırım Brad Pitt'in en yakışıklı olduğu dönem)
Sonra Dr. House olarak tanıdığımız Hugh Laurie. Sahne çok güzeldi, çooookkk ♥
O yüzden Danny Devito ile devam edeceğim. Çok komikti bu bölüm ya, acayip.. Danny Devito striptizci rolündeydi :)))))
Yoruldum ama aklıma Sean Penn geldi. Hem de birkaç bölümde gördük sanırım Sean Penn'i.
Bitti mi bitmedi! Susan Sarandon da "Arkadaşlar"arasında.
Rachel'ın kardeşlerin rolünde Reese Witherspoon ve Christina Applegate'i görmek de varmış.
Bruce Willis ise gördüğümde çok olduğum kouklardandı. Çok karizmatikti.
Winona Ryder ile bu yazıya son vereceğim. Belki sonra devam ederim, ama şimdilik bu kadar yoruldum. Ve evet Winona Ryder da konuk oldu!!
Etiketler:
billy crytal
,
BRAD PITT
,
bruce willis
,
chirstina applegate
,
diziler
,
friends
,
george clooney
,
hugh laurie
,
julia roberts
,
noah wyle
,
okuması kolay
,
robin williams
,
sean penn
,
winona ryder
23 Haziran 2019 Pazar
Second Act
Yazın bu filmin fragmanlarını görünce ne merak etmiş ancak sınav dönemim olduğu için sinemada izleyememiş hatta bunun için bir de üzülmüştüm.
Çok gereksiz yere üzüldüğüm konulardan birini daha şimdi sakin kafayla ve filmi seyretmiş olmanın bilinciyle fark ediyorum.
Jennifer Lopez'i çok beğenirim ben. Özellikle giyindiği zaman :))
Filmlerinin de bazısını sever bazısını.. sevmem :) ama bundan yana ümitliydim.
Imdb puanın düşük olması da umrumda değil çünkü benim düşük puanlı filmleri beğenmişliğim de çoktur :)) bunu da herkes itiraf etmez :)
Artık 40 yaşında eğitimi olmamasına rağmen çalıştığı yerde başarılı biriyken yükselmeyi bekleyen Maya karakteri, terfi beklerken yeni müdürüyle tanışır. Bu duruma çok içerler ancak eğitimsizdir.
Kendisine sahte bir cv hazırlandığında bambaşka olanakların önüne serildiğini görecektir.
Etiketlerin insanı nasıl etkilediğine dair, senaryoda boşluklar olan, oyuncuların çok da iyi rol yapamadıkları bir film.
Keşke bir dizi yapsalardı bu konudan ama.
Oradan oraya atlamış gibi olacağım ama Jennifer Lopez ve Milo Ventimiglia uyumsuzluğuna da değinmeden edemem. Her ne kadar aralarındaki yaş farkı sırıtmamış olsa da kimyalarının uyuşmadığını hissettim. :))
Hem de çok fazla hikaye vardı bence burada. Gene diyeceğim dizisi olsa ne güzel izlerdim.
Of ya güzel bir film/dizi olsa da izlesek..
Çok gereksiz yere üzüldüğüm konulardan birini daha şimdi sakin kafayla ve filmi seyretmiş olmanın bilinciyle fark ediyorum.
Jennifer Lopez'i çok beğenirim ben. Özellikle giyindiği zaman :))
Filmlerinin de bazısını sever bazısını.. sevmem :) ama bundan yana ümitliydim.
Imdb puanın düşük olması da umrumda değil çünkü benim düşük puanlı filmleri beğenmişliğim de çoktur :)) bunu da herkes itiraf etmez :)
Artık 40 yaşında eğitimi olmamasına rağmen çalıştığı yerde başarılı biriyken yükselmeyi bekleyen Maya karakteri, terfi beklerken yeni müdürüyle tanışır. Bu duruma çok içerler ancak eğitimsizdir.
Kendisine sahte bir cv hazırlandığında bambaşka olanakların önüne serildiğini görecektir.
Etiketlerin insanı nasıl etkilediğine dair, senaryoda boşluklar olan, oyuncuların çok da iyi rol yapamadıkları bir film.
Keşke bir dizi yapsalardı bu konudan ama.
Oradan oraya atlamış gibi olacağım ama Jennifer Lopez ve Milo Ventimiglia uyumsuzluğuna da değinmeden edemem. Her ne kadar aralarındaki yaş farkı sırıtmamış olsa da kimyalarının uyuşmadığını hissettim. :))
Hem de çok fazla hikaye vardı bence burada. Gene diyeceğim dizisi olsa ne güzel izlerdim.
Of ya güzel bir film/dizi olsa da izlesek..
Etiketler:
filmler
,
jennifer lopez
,
milo ventimiglia
,
netflix
,
vanessa hudgens
22 Haziran 2019 Cumartesi
Demet Şener'in Yeni Kocası ve Gelinliği
Demet Şener 13 yıllık eşi İbrahim Kutluay'dan Mart ayında yani dur bakayım 3 ay önce boşandı ve dün Cenk Küpeli ile evlendi.
Şoke oldum evlendiğini duyunca yalan yok.
Aradan geçen 3 ayda birini bulup aşık olmasına mı şaşırayım, şırank diye evlenmelerine mi şaşırayım, yoksa hiç beklemediğim bir şekilde hoşuma giden gelinliğine mi şaşırayım bilemiyorum.
Çok şık ve kalite duruyor gelinlik.
Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde giyilen gelinlikler gibi. E gelinin fiziği de yirminci yüzyılın ilk çeyreğindeki gelinlerden güzel olunca oldukça zarif bir görüntü çıkmış ortaya.
Fotoğrafı ilk gördüğümde "aa evlenmiş!!" dedim sonra "e ne güzel olmuş bu!! diye şaşırdım :))
Sevmediğiniz beğenmediğiniz birinin bir şeyini övmek ne zordur bilirsiniz.
O yüzden ben de şimdi biraz kulp takacağım :)
Saçı.
Saçı özensiz. Elektrikli görüntüsünün yanında toplanan topuz çok alelade.
Yandan bakınca topuzun basitliği çok tırmalıyor bence.
Yaw ama gelin çiçeği bile gelinliğine duruşuna çok uygun.
Şimdi dün biz instagramda özelde çok kaynattık, artık cevap yetiştiremeyince yattım ben :))
Gelen haberlerden biri de hamile olduğuna yönelikti.
Sonra dendi ki evlenebilmek için mahkemeye rapor vermiş hamile olmadığına dair.
İddet süresini incelik aslında. Kadının ayrıldıktan sonra bir müddet beklemesi kadına gelebilecek yorumların da ağzını kapatır.
Niye beklemiyorsun ki? Ne acelen var? Neyin çabası?
Böyleleri eski kocasına da ders olsun, bak gördün mü nasıl yoluma devam ediyorum diye mesaj verme çabasında oluyor sanki. Ama adam seni evliyken takmamış şimdi, vah vah evlendi diye kahırlanacak hali yok ki..
Tekrar nikaha dönersek, Hotel Les Ottaman 'da gerçekleşen sade nikah töreninde çiftin sadece yakınları bulunuyordu. Tabii Demet Şener'in çocukları da.
Bu çocuklar küçükken çok tatlılardı ama çok da güzel değillerdi gittikçe güzelleşiyorlar bence.
Kızı İrem 2006 doğumlu. Bu yaş için ne güzel bir kız ne gereksiz bir dekolte.
Spor ayakkabılarla tam yaşlarına uygun bir rahat şıklık tutturmuşlar.
Tebrik ederiz Cenk güzel bir ailen oldu!
Ya böyle yazdım yazdım ama eleştirdiğim kısımlar için sonra kendimi çok eleştiriyorum, yaw diyorum sana ne!!
Mutluluklar dilemeden evvel şöyle toparlıyorum o zaman. Bu kişiler hiç tanımasaydım rastgele karşıma çıksalardı, çok beğenir çok yakıştırırdım. Orası kesin.
O zaman ne diyelim, mutluluklar dileyelim.
Etiketler:
2019 düğünleri
,
cenk küpeli
,
demet şener
,
ibrahim kutluay
,
ünlü çiftler
,
ünlü çocukları
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)















