syhnabrutbookclub etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
syhnabrutbookclub etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2014 Salı

Fırsatçı

Bu kitap hakkında ilk uyarım tek okumamanız yönünde olacak.
İki kişilik elit kitap kulübümüzde en çok dedikodusu yapılan kitap bu oldu.

İşte gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir roman.
Konusu+kurgusu+anlatımıyla çok memnun kalıp sevdiğim, okurken eğlendiğim ve şaşırdığım bir romandı.


Kitap Olivia'nın ağzından anlatılıyor ve eski erkek arkadaşına kitapçıda rastlamasıyla başlıyor.
Aradan geçen onca zamana rağmen onu hala sevdiğini anlıyor ama yine de sinirlenip "Nasıl benim muhitimde dolanırsın?" diye çıkışacakken erkek arkadaşının hafıza kaybı geçirdiğini öğreniyor.
Bakalım kızımız bu durumdan ne kadar istifade edebilecektir.

Onun yerinde olsaydınız ne kadar ileri gidebilirdiniz bilemiyorum ama aramızdan Olivia kadar cesurumuz çıkmazdı sanırım.
Bu arada kitapta, ara ara geçmişe giderek Caleb ile Olivia'nın nasıl tanıştıklarını, ilişkilerinin durumunu, nasıl bu hale geldiğini öğreniyoruz. Caleb'e hayran olmaktan geri durmuyoruz.
Karakterlerin aynı olduğu iki ayrı hikaye; geçmiş ve gelecek; ikisi de birbirinden merak uyandırıcı. Merak unsuru dozajında ve çoğu kitapta hayal kırıklığına neden olan "Ay neden bu muymuş?!" diye burun bükmeyi bu kitapta yapamıyorsunuz.

Bir ergen gibi davranıp, sevdiğimi belli etmeyeyim diyorum ama beceremiyorum galiba :D
Kitapta yazım yanlışları varmış ama nasıl dalıp gitmişsem okurken, ben fark etmedim.

Başta bahsettiğim elit kitap kulübümüzün diğer ve tek üyesi bu kitabı bir günde bitirdi yazısını okumaya bile gerek yok derdim de, merak ediyorum işte :D

24 Şubat 2014 Pazartesi

Ve Dağlar Yankılandı

Yazarın kitabı yazmaya başladığı haberini aldığımdan beri, okumayı bekliyordum bu kitabı.
Sabırsızlıkla bekledim.
Derken yine Everest Yayınlarından ülkemizde çıktı.
Yakıcı bir kitap olacağını bekliyor, okumaya da korkuyordum.
En sonunda ertelemeyi bıraktı(k)m.

Okumayı beklemek bile güzeldi bu kitabı, öyle söyleyeyim.

Afganistan'da başlayan sonra Avrupa ve Amerika'ya da yayılan bir hikaye.
Çocuklukta başlayıp yaşlılıkta biten bir hikaye.

Kitabı okumadan önce konusu hakkında en ufak bir fikrim yoktu desem?..
Tek kelime bilmek istemedim. Yazara güveniyorum ve dahası, beklentimi daha fazla arttırmak acımasızlık olacaktı.

Çok geç okudum ben kitabı, meraklısı zaten okudu veya yorumuma ihtiyacı yok okumak için. Ancak benim anlatmaya ihtiyacım var.
Kitabın başlangıcında ağabey ile kardeş arasındaki bağ, sonrasında gelişenler olaylar burnumu sızlatıyordu. Bu kitap böyle devam ederse dert sahibi olurum, diye düşünmeden edemedim.
Ancak bir yerden sonra kitap başlardaki etkisini kaybetti bence. Özellikle çok merak ettiğim "Peri" kısmındaki anlatımdan hiç hoşnut kalmadım. Oradaki anlatım kitabın tümüyle uyuşmuyor dikkat ettiyseniz.
Farklı farklı insanların hayatları ve anlatımları girince araya bir çok hikaye yarım kalmış gibi ayrıca.
Ama sonu..
Ben mi çok etkilendim yoksa siz de benim gibi salya sümük ağladınız mı?
Ben bir ara göz yaşlarımdan satırları okuyamadım.

Khaled Hosseini'nin önceki kitaplarıyla kıyaslamak doğru mu bilmiyorum, ancak insan kıyaslıyor illa ki. Diğer iki kitabın daha güzel olması, bu kitabı daha kötü yapmıyor ama.
(Vaktiyle "Uçurtma Avcısı" ve "Bin Muhteşem Güneş"i de yorumlamıştım)

Kitap okuma partnerim, dramadan köşe bucak kaçan Nabrut çok ağladı onu biliyorum da, neler yazdı acaba?

Not: Neredeyse Khaled Hosseini'nin eşi Roya' ya teşekkür etmeyi unutacaktım.
Sağol Roya! Sen olmasan Khaled bu kitabın ilk paragrafta öleceğini söylüyor. Teşekkürler...

6 Ocak 2014 Pazartesi

Aşka Şans Ver

"Aşk Şans Ver"in yazarı Sherryl Woods benim sevgili arkadaşım Debbie'den torpilli.
Kitap kapaklarında Debbie Macomber'in söylemiş olduğu sözü görmüşsünüzdür:
"Sherryl Woods okuyucusunu memnun etmeyi biliyor, ben de onlardan biriyim."

Peki ben buna kayıtsız kalabilir miyim?!
Haaayıııırrr!

Önce Aşk Kokan Çiçekleri edinmiş ancak seri olduğunu öğrenince hemen 'Aşka Şans Ver'i almıştım.
Düşünün yıl 2013. O zamanlar körpeciktim :P
Bir türlü sıra gelmeyen hevesle okumayı beklediğim kitabı, geçenlerde bitirdim.
Nihayet blogumda yer veriyorum. Böyle bir girizgahı hak ediyor yani ;)


Yine sevdiğimiz bir hikaye. Büyük şehirlerden kasabaya dönüş. Eski aşklar, yeşeren duygular...
Hala bıkmadıysanız yani.
Hala bıkılmamış ki bu seri bir çok ülkede devam kitaplarının heyecanla beklendiği bir seridir.

Ephesus sayfasını Facebook üzerinden takip etseydiniz her an biri veya birilerinin "Sherryl Woods'un üçüncü kitabı ne zaman çıkacak?" diye sorduğuna şahit olurdunuz.

Ben büyük beklentiyle Debbie tadı alacağımı bekliyordum. O tadı bulamayınca biraz buruldum açıkçası.
Yine de dayanamayıp ikinci kitabın biraz başından okudum. İkinci kitaptan yana daha ümitliyim kısaca.
Ve Nabrut.
Hemen ona gidip ne yazdığına bakmalıyım.

17 Aralık 2013 Salı

Dublörün Dilemması

İddia ediyorum, insan bir kere Murat Menteş okumaya görsün... Artık hiç bir yazdığına kayıtsız kalamaz.

Ruhi Mücerret'i okurken daha diğer kitaplarını okuyacağımız konusunda anlaşmıştık*
Ve işte:


Sevgili okur.. (Bu kitabın hatırına bu seferlik böyle yazabilir miyim?)
Daha önce Murat Menteş okumadıysanız - iki kitabını okudum ya üstat kesildim başınıza:) - absürt bir tarzı, kuvvetli bir dili olduğu konusunda sizi bilgilendirmeyi üzerime vazife bilirim.
Yani aslında - ben size konudan bahsedeceğim ama, Mücerret'te de dediğim gibi, konunun hiç önemi yok.

İbrahim Kurban isimli karakterimiz insan kopyalamak için gerekli donanıma sahiptir. Nuf Tufan ise bir oyuncu. Kurban'ın icadı sayesinde talebe göre insanların kılığına girebilecektir ve talep vardır!
Yine ilginç isim kombinasyonları, afilli tasvirler..
Kitabın sonunda öyle bir atraksiyon yapmasaydı bence çok iyiydi.

Ruhi Mücerretle kıyaslamam gerekirse konu daha sağlam, ancak dili daha gösterişsiz. Berabere yani.

Aziz okur,
Sırada "Korkma Ben Varım" var ve kitabın sayfa sayısının fazla olması gözlerimi ışıldatıyor.
Bunu becerebilecek kaç yazarımız var allasen?.
Varın okuyup okumayacağınıza siz karar verin.
-----------
* Kimle anlaşmıştık? Tabii ki Nabrut'la. Yorumu burada.

9 Kasım 2013 Cumartesi

Hepimiz

Bu kitaba bir yerlerde rastladınız mı? Bilmem.
Ama eğer rastladıysanız muhakkak merak etmişsinizdir.


Bu bir gerçek yaşam öyküsü.
Kim Noble çoklu kişilik bozukluğundan mustarip. Ve maalesef rahatsızlığının teşhisi çok geç konuluyor.

Kitabı yazan, Kim Noble'ın bedeninin içinde yaşayan ve şuanda dominant karakter olan Patrica.
Hayatı boyunca asılsız iddialarla karşılaşmış, yapmadığı şeylerin cezasını çekmiş, bambaşka yerlerde uyanmış vb.
Korkunç. Çok korkunç.
Annesinin 'çok fazla yıkanıyorsun' diye kızmasına rağmen bir kere bir banyo ettiğini hatırlamıyor mesela. İlgi alanlarına göre diğer bir karakter ortaya çıkıyor çünkü.
Anlatabildim mi, bilemiyorum.
Ve Kim Noble bir anne. Patrica kızı Amelie'yi doğurduğu anı hatırlamıyor, çünkü onu doğuran Kim Noble'ın bedeninde yaşayan başka bir karakter: Dawn.
Neredeyse size tüm kitabı anlatacağım.

Kitap şüphesiz çok ilginç. Gerçek hayat hikayesi olmasa "Bu kadar da olmaz! Olamaz!" derdim.
Zira akıl hastanesinde yatıp 24 saat izlendiğini gençlik döneminde bile tanı konamamış.
İşte bu tanı evresinde sıkıldığımı itiraf edeyim. Çünkü tekrar tekrar aynı şey oluyor ve kimse nasıl fark etmiyor?! Sinirleriniz bozuluyor tabii.
Ama nasıl tanı konulduğu kısmı; rahatsızlığını kabullenişi, diğer kişiliklerle irtibata geçmesi ve resim hobisiyle kitap akıcı bir şekilde bitiyor. Sabredip okuduğunuza kesinlikle değiyor. 

Bir diğer eleştirim de kapağa gelecek. Orjinal kapakta Kim Noble karakterlerininden birinin yapmış olduğu bir tabloyu kullanmışlar. Madem öyle, o kapakla bizde de basılmasını isterdim.

Nabrut'un bu kitap hakkında yazdıklarını çok merak ettiğim için hemen oraya geçiyorum.

1 Kasım 2013 Cuma

Bakire - Nancy Pickard


Merakla okumayı beklediğim sonra da merakla okuduğum bir kitabı anlatmaya geldi sıra.
Kitap konusunu gereğinden fazla bilgi vermeden nasıl anlatabilirim size, onu düşünüyorum.

Abby ve Mitch.
İki genç aşık.
Mitch'in tanık olduğu ama anlam veremediği vahşet nedeniyle Abby ve en iyi arkadaşıyla bile vedalaşamadan, hiç şey açıklamadan, ailesi tarafından başka bir şehre, başka bir okula ve başka bir hayata götürülür.

Abby Mitch'e, Mitch ise çok daha fazla insana kızgındır.
Ve aradan yıllar yıllar geçer...

Mitch'i şehirden uzaklaştıran vahşeti kitabın ilk sayfalarında öğreneceksiniz.
Sonrasını da merakla okuyacaksınız.
Açıkçası merakla okudum ama beklentim çok düşüktü, dedim, kesin saçma sapan bir neden çıkacak meydana. Ama yoo.. benim hoşuma gitti.

Eğer kitap okurken meraklanmayı, olayları çözmeyi seviyorsanız bu kitap tam size göre.
Hemen Nabrut'un yorumuna bakmalı. Elbette beraber okuduk! :)