"Aşk Şans Ver"in yazarı Sherryl Woods benim sevgili arkadaşım Debbie'den torpilli.
Kitap kapaklarında Debbie Macomber'in söylemiş olduğu sözü görmüşsünüzdür:
"Sherryl Woods okuyucusunu memnun etmeyi biliyor, ben de onlardan biriyim."
Peki ben buna kayıtsız kalabilir miyim?!
Haaayıııırrr!
Önce Aşk Kokan Çiçekleri edinmiş ancak seri olduğunu öğrenince hemen 'Aşka Şans Ver'i almıştım.
Düşünün yıl 2013. O zamanlar körpeciktim :P
Bir türlü sıra gelmeyen hevesle okumayı beklediğim kitabı, geçenlerde bitirdim.
Nihayet blogumda yer veriyorum. Böyle bir girizgahı hak ediyor yani ;)
Yine sevdiğimiz bir hikaye. Büyük şehirlerden kasabaya dönüş. Eski aşklar, yeşeren duygular...
Hala bıkmadıysanız yani.
Hala bıkılmamış ki bu seri bir çok ülkede devam kitaplarının heyecanla beklendiği bir seridir.
Ephesus sayfasını Facebook üzerinden takip etseydiniz her an biri veya birilerinin "Sherryl Woods'un üçüncü kitabı ne zaman çıkacak?" diye sorduğuna şahit olurdunuz.
Ben büyük beklentiyle Debbie tadı alacağımı bekliyordum. O tadı bulamayınca biraz buruldum açıkçası.
Yine de dayanamayıp ikinci kitabın biraz başından okudum. İkinci kitaptan yana daha ümitliyim kısaca.
Ve Nabrut.
Hemen ona gidip ne yazdığına bakmalıyım.
book club etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book club etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2014 Pazartesi
Aşka Şans Ver
Etiketler:
aşka şans ver
,
book club
,
debbie macomber
,
ephesus
,
ephesus yayınevi
,
kitaplar
,
macaron
,
roman
,
Sherryl woods
,
syhnabrutbookclub
17 Aralık 2013 Salı
Dublörün Dilemması
İddia ediyorum, insan bir kere Murat Menteş okumaya görsün... Artık hiç bir yazdığına kayıtsız kalamaz.
Ruhi Mücerret'i okurken daha diğer kitaplarını okuyacağımız konusunda anlaşmıştık*
Ve işte:
Sevgili okur.. (Bu kitabın hatırına bu seferlik böyle yazabilir miyim?)
Daha önce Murat Menteş okumadıysanız - iki kitabını okudum ya üstat kesildim başınıza:) - absürt bir tarzı, kuvvetli bir dili olduğu konusunda sizi bilgilendirmeyi üzerime vazife bilirim.
Yani aslında - ben size konudan bahsedeceğim ama, Mücerret'te de dediğim gibi, konunun hiç önemi yok.
İbrahim Kurban isimli karakterimiz insan kopyalamak için gerekli donanıma sahiptir. Nuf Tufan ise bir oyuncu. Kurban'ın icadı sayesinde talebe göre insanların kılığına girebilecektir ve talep vardır!
Yine ilginç isim kombinasyonları, afilli tasvirler..
Kitabın sonunda öyle bir atraksiyon yapmasaydı bence çok iyiydi.
Ruhi Mücerretle kıyaslamam gerekirse konu daha sağlam, ancak dili daha gösterişsiz. Berabere yani.
Aziz okur,
Sırada "Korkma Ben Varım" var ve kitabın sayfa sayısının fazla olması gözlerimi ışıldatıyor.
Bunu becerebilecek kaç yazarımız var allasen?.
Varın okuyup okumayacağınıza siz karar verin.
-----------
* Kimle anlaşmıştık? Tabii ki Nabrut'la. Yorumu burada.
Ruhi Mücerret'i okurken daha diğer kitaplarını okuyacağımız konusunda anlaşmıştık*
Ve işte:
Sevgili okur.. (Bu kitabın hatırına bu seferlik böyle yazabilir miyim?)
Daha önce Murat Menteş okumadıysanız - iki kitabını okudum ya üstat kesildim başınıza:) - absürt bir tarzı, kuvvetli bir dili olduğu konusunda sizi bilgilendirmeyi üzerime vazife bilirim.
Yani aslında - ben size konudan bahsedeceğim ama, Mücerret'te de dediğim gibi, konunun hiç önemi yok.
İbrahim Kurban isimli karakterimiz insan kopyalamak için gerekli donanıma sahiptir. Nuf Tufan ise bir oyuncu. Kurban'ın icadı sayesinde talebe göre insanların kılığına girebilecektir ve talep vardır!
Yine ilginç isim kombinasyonları, afilli tasvirler..
Kitabın sonunda öyle bir atraksiyon yapmasaydı bence çok iyiydi.
Ruhi Mücerretle kıyaslamam gerekirse konu daha sağlam, ancak dili daha gösterişsiz. Berabere yani.
Aziz okur,
Sırada "Korkma Ben Varım" var ve kitabın sayfa sayısının fazla olması gözlerimi ışıldatıyor.
Bunu becerebilecek kaç yazarımız var allasen?.
Varın okuyup okumayacağınıza siz karar verin.
-----------
* Kimle anlaşmıştık? Tabii ki Nabrut'la. Yorumu burada.
Etiketler:
book club
,
dublorun dilemması
,
iletişim yayınları
,
kitap klubü
,
kitaplar
,
murat menteş
,
roman
,
ruhi mücerret
,
syhnabrutbookclub
9 Kasım 2013 Cumartesi
Hepimiz
Bu kitaba bir yerlerde rastladınız mı? Bilmem.
Ama eğer rastladıysanız muhakkak merak etmişsinizdir.
Bu bir gerçek yaşam öyküsü.
Kim Noble çoklu kişilik bozukluğundan mustarip. Ve maalesef rahatsızlığının teşhisi çok geç konuluyor.
Kitabı yazan, Kim Noble'ın bedeninin içinde yaşayan ve şuanda dominant karakter olan Patrica.
Hayatı boyunca asılsız iddialarla karşılaşmış, yapmadığı şeylerin cezasını çekmiş, bambaşka yerlerde uyanmış vb.
Korkunç. Çok korkunç.
Annesinin 'çok fazla yıkanıyorsun' diye kızmasına rağmen bir kere bir banyo ettiğini hatırlamıyor mesela. İlgi alanlarına göre diğer bir karakter ortaya çıkıyor çünkü.
Anlatabildim mi, bilemiyorum.
Ve Kim Noble bir anne. Patrica kızı Amelie'yi doğurduğu anı hatırlamıyor, çünkü onu doğuran Kim Noble'ın bedeninde yaşayan başka bir karakter: Dawn.
Neredeyse size tüm kitabı anlatacağım.
Kitap şüphesiz çok ilginç. Gerçek hayat hikayesi olmasa "Bu kadar da olmaz! Olamaz!" derdim.
Zira akıl hastanesinde yatıp 24 saat izlendiğini gençlik döneminde bile tanı konamamış.
İşte bu tanı evresinde sıkıldığımı itiraf edeyim. Çünkü tekrar tekrar aynı şey oluyor ve kimse nasıl fark etmiyor?! Sinirleriniz bozuluyor tabii.
Ama nasıl tanı konulduğu kısmı; rahatsızlığını kabullenişi, diğer kişiliklerle irtibata geçmesi ve resim hobisiyle kitap akıcı bir şekilde bitiyor. Sabredip okuduğunuza kesinlikle değiyor.
Bir diğer eleştirim de kapağa gelecek. Orjinal kapakta Kim Noble karakterlerininden birinin yapmış olduğu bir tabloyu kullanmışlar. Madem öyle, o kapakla bizde de basılmasını isterdim.
Nabrut'un bu kitap hakkında yazdıklarını çok merak ettiğim için hemen oraya geçiyorum.
Etiketler:
book club
,
çoklu kişilik bozukluğu
,
dissosiyatif bozukluk
,
gerçek yaşam öyküleri
,
hyperion yayınevi
,
kim noble
,
kitaplar
,
syhnabrutbookclub
1 Kasım 2013 Cuma
Bakire - Nancy Pickard
Merakla okumayı beklediğim sonra da merakla okuduğum bir kitabı anlatmaya geldi sıra.
Kitap konusunu gereğinden fazla bilgi vermeden nasıl anlatabilirim size, onu düşünüyorum.
Abby ve Mitch.
İki genç aşık.
Mitch'in tanık olduğu ama anlam veremediği vahşet nedeniyle Abby ve en iyi arkadaşıyla bile vedalaşamadan, hiç şey açıklamadan, ailesi tarafından başka bir şehre, başka bir okula ve başka bir hayata götürülür.
Abby Mitch'e, Mitch ise çok daha fazla insana kızgındır.
Ve aradan yıllar yıllar geçer...
Mitch'i şehirden uzaklaştıran vahşeti kitabın ilk sayfalarında öğreneceksiniz.
Sonrasını da merakla okuyacaksınız.
Açıkçası merakla okudum ama beklentim çok düşüktü, dedim, kesin saçma sapan bir neden çıkacak meydana. Ama yoo.. benim hoşuma gitti.
Eğer kitap okurken meraklanmayı, olayları çözmeyi seviyorsanız bu kitap tam size göre.
Hemen Nabrut'un yorumuna bakmalı. Elbette beraber okuduk! :)
Etiketler:
bakire
,
book club
,
ephesus
,
ephesus yayınevi
,
kitaplar
,
nancy pickard
,
roman
,
syhnabrutbookclub
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)




.jpg)