Go Kitap ve yine bir Melissa Landers kitabı.
Melissa'nın GO Kitap'tan çıkan yabancı isimli kitabını çok merak ediyordum ancak yorumlar istikrarlı değil. Seven çok sevmiş, sevmeyen nefret etmiş. Arada kaldım ve okumadım ama hala çok merak ediyorum. Bir kere kapağını çok seviyorum. İkincisi de bana Man From the Stars isimli bayıldığım diziyi çağrıştırması. Sanki çok sevecekmişim gibi.
Neyse efendim konumuz Yabancı değil, Yıldız Gemisi.
Melissa Landers tam bir bilim-kurgu sevdalısıymış. O nedenledir ki hikayelerini böyle uzayda falan yazıyor olmalı.
Bu kitapta da sevdiği tarafından dolandırılarak hüküm giyen Solara Brooks'un dünyada yapacakları sınırlı olduğundan, hayatına sınır dışında devam etmesini istemesini, bu uğurda ailelerin uzay gemilerinde hizmetli olarak sınır dışı yolculuğunu bedavaya getirmeye çalışmasıyla başlayan bir hikaye okuyacağız.
Ancak eski bir hükümlü olduğunu belli eden dövmelerle onu kimse gemisine almak istemeyecektir. Eski okul arkadaşı ve nefret ettiği biri olan Dorian ona gemisinde iş verecektir.
Bu anlattığım kısmı kitabın çok çok başı.
Sonra Dorian onun eski bir hükümlü olduğunu fark edip onu uzayda bir başına bırakmak isteyecek, Solara da Dorian'dan intikam alırken işler iyice sarpa saracak ve olaylar olaylar..
Tabii ben pek sevmedim bu kitabı. Solara ve Dorian ne yapacak diye merak ettim. E bu aşk ne zaman başlayacak diye bekledim. Ve bence Cassie ve Kenny'nin hikayesi daha ilginçti.
Kitaba ilişkin görüşlerim bunlar. Seri sanırım bu. Ben devam etmem ama yine de ve hala Yabancıyı merak ediyorum :))
Ayrıca yaşı küçük olan okuyucular bu kitabı daha çok sevecektir diye düşünüyorum.
go kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
go kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Şubat 2017 Çarşamba
Yıldız Gemisi
Etiketler:
2017 okumaları
,
fantastik edebiyat
,
genç yetişkin
,
go kitap
,
kitaplar
,
melissa landers
,
roman
,
the royal book club
,
uzay edebiyatı
25 Ocak 2017 Çarşamba
Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım
Go Kitap'tan çıkan ve genç yetişkin kategorisinde olan bu kitap benim ilgimi öncelikle güzel kapağıyla çekti.
İddialı bir de ismi var kitabın.
Kitabın içeriğini de az çok tahmin etmenize neden oluyor.
Daelyn daha önce birkaç kere intihar girişiminde bulunmuş, son intihar girişiminde konuşmasında hasar meydana gelmiş ve hala intihar eğilimi olan bir kızdır.
Oldukça kilolu olan Daelyn küçük yaşlardan itibaren akranlarının zorbalıklarına maruz kalmış, bu zorbalıklar onun daha da içine kapanmasına, kendini iyice yemeğe vermesine neden olmuştur.
Ailesi kendince doğru olan şeyleri yaparken Daelyn daha da yıpranmıştır.
Daelyn anne ve babasına karşı da çok katı.
O anlatmasa nereden bilecekler oysa.
Tamam her yıl okul değiştirmesi Daelyn' e bir fayda sağlamıyor ama Daelyn de kafayı ölmeye taktığından hiç çaba sarfetmiyor.
Annesi hüsranla sonuçlanan bir arkadaş toplantısı sonunda "hiç çaba sarf ettin mi bari?" diye sorunca Daelyn annesine değilse de bize neden benim çaba sarfetmem gerekiyor?, diye soruyor.
Öyle tabi. Bazılarının arkadaş bulmak için mutlu bir hayat sürmek için çaba sarf etmesine gerek yok. Ama işte bazısının var.
Anne ve babasının onsuz daha iyi olacaklarını düşünüyor ama işte olmayacaklar Daelyn. Bunu aslında sen de biliyorsun. Annenin arkadan kafayı sıyırmasına neden olacak anlamsız bir kağıdı yok ederken söylüyorsun bunu aslında.
Bu tip kitaplar gençlik kitabı diye geçebilir ama ben öncelikle ebeveynlerin sonra eğitmenlerin okuması taraftarıyım.
Gençlere de, maalesef bazılarımızın çaba sarf etmesi gerektiğini söylemek isterdim. Ama bu çabaya değer, çünkü sonunda elde edeceğimiz şey bizim mutluluğumuz oluyor...
İddialı bir de ismi var kitabın.
Kitabın içeriğini de az çok tahmin etmenize neden oluyor.
Daelyn daha önce birkaç kere intihar girişiminde bulunmuş, son intihar girişiminde konuşmasında hasar meydana gelmiş ve hala intihar eğilimi olan bir kızdır.
Oldukça kilolu olan Daelyn küçük yaşlardan itibaren akranlarının zorbalıklarına maruz kalmış, bu zorbalıklar onun daha da içine kapanmasına, kendini iyice yemeğe vermesine neden olmuştur.
Ailesi kendince doğru olan şeyleri yaparken Daelyn daha da yıpranmıştır.
Daelyn anne ve babasına karşı da çok katı.
O anlatmasa nereden bilecekler oysa.
Tamam her yıl okul değiştirmesi Daelyn' e bir fayda sağlamıyor ama Daelyn de kafayı ölmeye taktığından hiç çaba sarfetmiyor.
Annesi hüsranla sonuçlanan bir arkadaş toplantısı sonunda "hiç çaba sarf ettin mi bari?" diye sorunca Daelyn annesine değilse de bize neden benim çaba sarfetmem gerekiyor?, diye soruyor.
Öyle tabi. Bazılarının arkadaş bulmak için mutlu bir hayat sürmek için çaba sarf etmesine gerek yok. Ama işte bazısının var.
Anne ve babasının onsuz daha iyi olacaklarını düşünüyor ama işte olmayacaklar Daelyn. Bunu aslında sen de biliyorsun. Annenin arkadan kafayı sıyırmasına neden olacak anlamsız bir kağıdı yok ederken söylüyorsun bunu aslında.
Bu tip kitaplar gençlik kitabı diye geçebilir ama ben öncelikle ebeveynlerin sonra eğitmenlerin okuması taraftarıyım.
Gençlere de, maalesef bazılarımızın çaba sarf etmesi gerektiğini söylemek isterdim. Ama bu çabaya değer, çünkü sonunda elde edeceğimiz şey bizim mutluluğumuz oluyor...
Etiketler:
2017 okumaları
,
genç yetişkin
,
go kitap
,
julie anne peters
,
kitaplar
,
sen bunu okuduğunda ben ölmüş olacağım
2 Kasım 2016 Çarşamba
Sahte Kraliçe
Go Kitap farklı tarzda kitapları biz gençlerle buluşturmaya devam ediyor.
Ben de gençlik kitapları okumayı pek sevdiğimden, yaşım ilerlese de, genç okur grubundan saymaya devam ediyorum kendimi.
Sahte Kraliçe de Go Kitap'tan çıkan çok yeni bir kitap. Farklı bir konuya ve dünyaya sahip.
Bu kitapta bahsedilen yer Kupari, Valtia diye isimlendirilen büyü yeteneği olan bir kraliçe tarafından yönetilmektedir. Halktan soyutlanmış bir şekilde tapınakta, akıl hocaları olan rahiplerle beraber yaşamaktadır. Valtia seçilmiş kişidir, hepsi fiziksel yönden birbirine benzemektedir ve Valtia'nın halefi olan Saadella, çocuk yaşta tapınakta eğitilmekte Valtia'nın ölümünden sonra ondaki büyü özellikleri Saadella'ya geçmektedir.
Daha önce yapmadığım bir şeyi yaparak mümkün olduğunca açık anlatmaya çalışıyorum. Bu sizi bekleyen dünya.
Konusuna gelirsek, Valtia'nın ölümünden sonra büyü özelliklerinin Saadella'ya geçmemesi neticesinde yaşananlar ve Saadella Elli'nin yaşamak zorunda kaldığı güçlükleri ve sonrasında keşfettiği sırları anlatıyor.
Kitap 450 sayfa. İlk 200 sayfa bana inanılmaz karışık geldi, ay öyle miydi böyle miydi, anlamaya çözmeye çalışıyorum, yok! Çok sıkılıyorum falan ama 200. sayfadan sonra aktı gitti.
Ama bence 450 sayfalık kitap için 200 sayfayı anlamak için bu kadar çaba sarf etmek sinir bozucu. Bir de Mim sorunsalı vardı, ben kadın olarak düşündüm, sonra ulan erkek miydi bu dedim.. Kadınmış bu arada, kitabı okuyacaklara benden söylemesi, ama spoiler değil bu merak etmeyin.
Bu arada ben pek arka kapak yazısını okumam ama bu gibi anlayamadığım kitaplarda arka kapak yazısını okurum. Bu kitabın arka kapak yazısı bana yetersiz geldi, yanlış geldi, çünkü beni kitaptaki dünyaya adapte edemedi. -Halbuki şimdi okuyorum, fena bulmuyorum. :))
Dediğim gibi kitabın ilk 200 sayfasındaki yaşadığım sıkıntıları saymazsak, güzel bir kitaptı.
Yaşı genç veya türü sevenlerin daha çok hoşuna gidecektir muhakkak.
Ha bu arada belki bu başların sarmaması/anlaşılmaması belki benle alakalıdır, siz yine de diğer yorumlara da bakın.
Ben de gençlik kitapları okumayı pek sevdiğimden, yaşım ilerlese de, genç okur grubundan saymaya devam ediyorum kendimi.
Sahte Kraliçe de Go Kitap'tan çıkan çok yeni bir kitap. Farklı bir konuya ve dünyaya sahip.
Bu kitapta bahsedilen yer Kupari, Valtia diye isimlendirilen büyü yeteneği olan bir kraliçe tarafından yönetilmektedir. Halktan soyutlanmış bir şekilde tapınakta, akıl hocaları olan rahiplerle beraber yaşamaktadır. Valtia seçilmiş kişidir, hepsi fiziksel yönden birbirine benzemektedir ve Valtia'nın halefi olan Saadella, çocuk yaşta tapınakta eğitilmekte Valtia'nın ölümünden sonra ondaki büyü özellikleri Saadella'ya geçmektedir.
Daha önce yapmadığım bir şeyi yaparak mümkün olduğunca açık anlatmaya çalışıyorum. Bu sizi bekleyen dünya.
Konusuna gelirsek, Valtia'nın ölümünden sonra büyü özelliklerinin Saadella'ya geçmemesi neticesinde yaşananlar ve Saadella Elli'nin yaşamak zorunda kaldığı güçlükleri ve sonrasında keşfettiği sırları anlatıyor.
Kitap 450 sayfa. İlk 200 sayfa bana inanılmaz karışık geldi, ay öyle miydi böyle miydi, anlamaya çözmeye çalışıyorum, yok! Çok sıkılıyorum falan ama 200. sayfadan sonra aktı gitti.
Ama bence 450 sayfalık kitap için 200 sayfayı anlamak için bu kadar çaba sarf etmek sinir bozucu. Bir de Mim sorunsalı vardı, ben kadın olarak düşündüm, sonra ulan erkek miydi bu dedim.. Kadınmış bu arada, kitabı okuyacaklara benden söylemesi, ama spoiler değil bu merak etmeyin.
Bu arada ben pek arka kapak yazısını okumam ama bu gibi anlayamadığım kitaplarda arka kapak yazısını okurum. Bu kitabın arka kapak yazısı bana yetersiz geldi, yanlış geldi, çünkü beni kitaptaki dünyaya adapte edemedi. -Halbuki şimdi okuyorum, fena bulmuyorum. :))
Dediğim gibi kitabın ilk 200 sayfasındaki yaşadığım sıkıntıları saymazsak, güzel bir kitaptı.
Yaşı genç veya türü sevenlerin daha çok hoşuna gidecektir muhakkak.
Ha bu arada belki bu başların sarmaması/anlaşılmaması belki benle alakalıdır, siz yine de diğer yorumlara da bakın.
Etiketler:
2016 okumaları
,
fantastik edebiyat
,
go kitap
,
roman
,
saadella
,
sahte kraliçe
,
sarah fine
,
the royal book club
,
valtia
23 Eylül 2016 Cuma
Ölüm Adası
Ölüm Adası uzun süredir okuduğum hikayeyi karakterin ağzından anlatan kitaplardan sonra bana ilaç gibi geldi açıkçası.
Artık böyle kitaplar yazmıyorlar mı yoksa, diye endişe eder olmuştum :)
Olayları karakterin değil de yazarın ağzından dinlediğimiz Ölüm Adası kitabının konusu da oldukça orijinal.
Henüz reşit olmamaış ancak suç işlemiş çocukların gönderildiği bir ada burası. Burada 18 yaşını doldurana kadar geliştiklerini, değiştiklerini, uyum sağladıklarını dolayısıyla bir daha suç işlemeyeceklerini kanıtladıktan sonra sabıka kayıtları silinip özgürlüklerine kavuşabilir, ya da çıkıp bir yetişkin gibi cezalarına hapishanede ortamında devam edebilirler.
Her ne kadar suçluların yapmaları gereken basit gözükse de, işler söylenenden biraz daha karışıktır.
Belki de bu adadan çıkış yoktur.
Soluksuz okudum diyebilirim. Acayip sinirlendim hatta.
Çok genel hatlarıyla bahsettim kitabın konusundan ki, muhakkak okuyacaklarınız vardır bu kitabı tadı kaçmasın, benim gibi okudukça keşfedin, keşfettikçe haksızlık karşısında biraz çıldırın istedim :)
Yazar John Dixon, neden bahsettiğini bilen biri. Eski bir boksör, hapishane eğitmeni ve ortaokul öğretmeni. Bu yazarın ilk kitabı.
Harika bir ilk kitap bence..
Sadece biraz daha kısa olsaydı, diye düşünmedim değil. 462 sayfa çok değil aslında ama olaylar olaylar.. Bir an toparlanmayacak sandım :)
Intelligence dizisi bu kitaptan esinlenilmiş ayrıca. Bizim sitelerde bulursa izlemeyi düşünüyorum. Hatta hemen başlayayım :)
Artık böyle kitaplar yazmıyorlar mı yoksa, diye endişe eder olmuştum :)
Olayları karakterin değil de yazarın ağzından dinlediğimiz Ölüm Adası kitabının konusu da oldukça orijinal.
Henüz reşit olmamaış ancak suç işlemiş çocukların gönderildiği bir ada burası. Burada 18 yaşını doldurana kadar geliştiklerini, değiştiklerini, uyum sağladıklarını dolayısıyla bir daha suç işlemeyeceklerini kanıtladıktan sonra sabıka kayıtları silinip özgürlüklerine kavuşabilir, ya da çıkıp bir yetişkin gibi cezalarına hapishanede ortamında devam edebilirler.
Her ne kadar suçluların yapmaları gereken basit gözükse de, işler söylenenden biraz daha karışıktır.
Belki de bu adadan çıkış yoktur.
Soluksuz okudum diyebilirim. Acayip sinirlendim hatta.
Çok genel hatlarıyla bahsettim kitabın konusundan ki, muhakkak okuyacaklarınız vardır bu kitabı tadı kaçmasın, benim gibi okudukça keşfedin, keşfettikçe haksızlık karşısında biraz çıldırın istedim :)
Yazar John Dixon, neden bahsettiğini bilen biri. Eski bir boksör, hapishane eğitmeni ve ortaokul öğretmeni. Bu yazarın ilk kitabı.
Harika bir ilk kitap bence..
Sadece biraz daha kısa olsaydı, diye düşünmedim değil. 462 sayfa çok değil aslında ama olaylar olaylar.. Bir an toparlanmayacak sandım :)
Intelligence dizisi bu kitaptan esinlenilmiş ayrıca. Bizim sitelerde bulursa izlemeyi düşünüyorum. Hatta hemen başlayayım :)
Etiketler:
2016 okumaları
,
go kitap
,
intelligence
,
john dixon
,
macera
,
Ölüm adası
,
phoenix island
,
roman
,
the royal book club
16 Eylül 2016 Cuma
İhtiyaç
Fantastik kitap arayışımdan haberi olan var mı bilmiyorum ama fantastik bir serinin ilk kitabı olan "İhtiyaç"tan bahsedecekken uzun zamandır dişime göre fantastik kitap aradığımı ve bulamadığımı söyleyerek söze başlayabilirim.
Aradığım gibi bir kitap bulamıyordum.
Fantastik okuma yaşımın geçmiş olma ihtimalini ve vaktiyle çok güzel kitaplar okumuş olmanın etkisini göz önünde bulunduruyorum tabii ki.
Bu kitaba gelince, severek okuduğumu en başından belirteyim.
Yaz sıcaklarında bir çırpıda okudum. Ama bazı yerler çok tanıdık bazı yerler de çok anlaşılmazdı. Serinin ilk kitabı olması hasebiyle özellikle anlaşılmaz olması tercih edilmiştir diye düşündüm. Dört kitaptan oluşuyor seri ama ben şimdiden ikinci kitapta neler anlatılacak merak ediyorum.
Zara, babasının ölümünün ardından babaannesinin yanına taşınıyor ancak durumdan hiç memnun değil. Annesinin, kendisini, çocukların esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduğu bir yere neden gönderdiğine bir anlam veremiyor. Bir de önce hayal olduğunu sandığı ancak daha sonra başkalarının da onu gördüğünü öğrendiği ve kendisini takip ettiğini düşündüğü bir adam var ki, yeni taşındığı yerde de bu adamı görüyor. Yeni arkadaşları bu adamın kim olduğu konusunda ona yardım ederlerken geçmişi ve saklanan sırları ortaya çıkıyor.
Dediğim gibi severek bir çırpıda okudum. Kitabın fantastik kısmından bahsetmenin spoiler olacağını düşündüğümden o kısma girmedim. Ama isterseniz girebiliriz :)
Yalnız Zara'nın şehir değiştirme nedeni geçerli bir neden gibi gelmedi. Annesi gördüklerini yanlış yorumlamış olabilir ama kızı da tutup babaannesine göndererek bence olayların göbeğine atmış oluyor. Hatta karşı tarafın işini de kolaylaştırmış oluyor. Hem de bile bile. Zara gibi bilmese neyse.
Bir de bazı açılardan vampir hikayelerini hatırlattı. Vampir yok bu kitapta hadi bu spoilerdan bir şey olmaz onu söyleyeyim.
Serinin devam kitaplarının daha orijinal olaylar ve karakterler barındırmasını ümit ediyorum.
Genç yaştakilerin bayılarak okuyacağına da eminim.
Aradığım gibi bir kitap bulamıyordum.
Fantastik okuma yaşımın geçmiş olma ihtimalini ve vaktiyle çok güzel kitaplar okumuş olmanın etkisini göz önünde bulunduruyorum tabii ki.
Bu kitaba gelince, severek okuduğumu en başından belirteyim.
Yaz sıcaklarında bir çırpıda okudum. Ama bazı yerler çok tanıdık bazı yerler de çok anlaşılmazdı. Serinin ilk kitabı olması hasebiyle özellikle anlaşılmaz olması tercih edilmiştir diye düşündüm. Dört kitaptan oluşuyor seri ama ben şimdiden ikinci kitapta neler anlatılacak merak ediyorum.
Zara, babasının ölümünün ardından babaannesinin yanına taşınıyor ancak durumdan hiç memnun değil. Annesinin, kendisini, çocukların esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduğu bir yere neden gönderdiğine bir anlam veremiyor. Bir de önce hayal olduğunu sandığı ancak daha sonra başkalarının da onu gördüğünü öğrendiği ve kendisini takip ettiğini düşündüğü bir adam var ki, yeni taşındığı yerde de bu adamı görüyor. Yeni arkadaşları bu adamın kim olduğu konusunda ona yardım ederlerken geçmişi ve saklanan sırları ortaya çıkıyor.
Dediğim gibi severek bir çırpıda okudum. Kitabın fantastik kısmından bahsetmenin spoiler olacağını düşündüğümden o kısma girmedim. Ama isterseniz girebiliriz :)
Yalnız Zara'nın şehir değiştirme nedeni geçerli bir neden gibi gelmedi. Annesi gördüklerini yanlış yorumlamış olabilir ama kızı da tutup babaannesine göndererek bence olayların göbeğine atmış oluyor. Hatta karşı tarafın işini de kolaylaştırmış oluyor. Hem de bile bile. Zara gibi bilmese neyse.
Bir de bazı açılardan vampir hikayelerini hatırlattı. Vampir yok bu kitapta hadi bu spoilerdan bir şey olmaz onu söyleyeyim.
Serinin devam kitaplarının daha orijinal olaylar ve karakterler barındırmasını ümit ediyorum.
Genç yaştakilerin bayılarak okuyacağına da eminim.
Etiketler:
2016 okumaları
,
carrie jones
,
fantastik
,
fantastik edebiyat
,
go kitap
,
ihtiyaç
,
kitaplar
,
roman
,
the royal book club
4 Ocak 2016 Pazartesi
Konuş Benimle
2016'nın ilk 'pazartesi'sinde ilk kitap yorumu geliyor.
GO! kitaptan çıkan Konuş Benimle çok önce çıkan bir kitap aslında.
Kitabın başında, yazara kitabın okuyucularından gelen mektup ve mailler yer almış, ama birer cümle, bazen bir kelime şeklinde. Hepsi aynı şeyi yaşadığı için ortaya çıkan tablo aynı.
O kısmı okuyunca zaten hikayeyi çözüyorsunuz.
Kitap tanıtımlarından ötürü gerilim türü bir kitap bekliyordum.
Bana yazılan yorumlardaki gibi ben de okumaya korkuyordum aslında biraz kitabı.
Yapılan paylaşımlarda kitabın konusu güzel saklanmış. Ben işte onu seviyorum, her şeyin dökülüp anlatıldığı yorum ve alıntılar değil de merak ettiren alıntı ve yorumları.
Kitap arkası da ölçülü yine merak ettirici.
Kapak da ürkünç bana sorarsanız.
-Spoiler vermesem de yazdıklarımdan bir şey çıkaracaksınız, isterseniz okumaya devam etmeyin-
Ama gerilim türü olmasa da yaşananlar korkunç tabii. Bir genç kızın başına gelebilecek en kötü şey geliyor Melinda'nın başına.
Polisi aradığında sesi çıkmıyor, konuşamıyor, anlatamıyor.
O noktadan sonra kendi ailesi dahil kimseye bir şey anlatamamaya, gittikçe içine kapanmaya başlıyor. Notları düşüyor, arkadaşlarıyla arası bozuluyor ve Melinda sadece susuyor.
Kitabın başında yer yalan yazarın notu ve sonunda yer alan röportajı, bu kitabı yazma hikayesi ile birleşince çok güzel bir şey çıkıyor meydana.
Kitabın anlatımı güzel, rahat, akıcı. Kısa kısa bölümler çabuk ilerliyor. Yer yer düşük cümleler olsa da, nokta atışı anlatımlar ve güzel benzetmeler var.
Kitap yüklendiği misyon bakımından önemli bence. O duruma maruz kalan kişi ne yapmalı, onun yakını ne yapmalı, gibi akıllar vermiyor size ama siz olaya dışarıdan baktığınızda ne olması, nasıl olması gerektiğini kafanızda şekillendiriyorsunuz.
Kitap sinemaya da uyarlanmış, ama henüz izlemedim. Baş rollerinde Kristen Stewart oynadığı için izler miyim bilmem :) Pek sevmiyorum kendisini malum. Yine de sanki Melinda rolüne cuk oturmuştur gibi geliyor.
Amma yazdım he, ben bu kadar ^.^
GO! kitaptan çıkan Konuş Benimle çok önce çıkan bir kitap aslında.
Kitabın başında, yazara kitabın okuyucularından gelen mektup ve mailler yer almış, ama birer cümle, bazen bir kelime şeklinde. Hepsi aynı şeyi yaşadığı için ortaya çıkan tablo aynı.
O kısmı okuyunca zaten hikayeyi çözüyorsunuz.
Kitap tanıtımlarından ötürü gerilim türü bir kitap bekliyordum.
Bana yazılan yorumlardaki gibi ben de okumaya korkuyordum aslında biraz kitabı.
Yapılan paylaşımlarda kitabın konusu güzel saklanmış. Ben işte onu seviyorum, her şeyin dökülüp anlatıldığı yorum ve alıntılar değil de merak ettiren alıntı ve yorumları.
Kitap arkası da ölçülü yine merak ettirici.
Kapak da ürkünç bana sorarsanız.
-Spoiler vermesem de yazdıklarımdan bir şey çıkaracaksınız, isterseniz okumaya devam etmeyin-
Ama gerilim türü olmasa da yaşananlar korkunç tabii. Bir genç kızın başına gelebilecek en kötü şey geliyor Melinda'nın başına.
Polisi aradığında sesi çıkmıyor, konuşamıyor, anlatamıyor.
O noktadan sonra kendi ailesi dahil kimseye bir şey anlatamamaya, gittikçe içine kapanmaya başlıyor. Notları düşüyor, arkadaşlarıyla arası bozuluyor ve Melinda sadece susuyor.
Kitabın başında yer yalan yazarın notu ve sonunda yer alan röportajı, bu kitabı yazma hikayesi ile birleşince çok güzel bir şey çıkıyor meydana.
Kitabın anlatımı güzel, rahat, akıcı. Kısa kısa bölümler çabuk ilerliyor. Yer yer düşük cümleler olsa da, nokta atışı anlatımlar ve güzel benzetmeler var.
Kitap yüklendiği misyon bakımından önemli bence. O duruma maruz kalan kişi ne yapmalı, onun yakını ne yapmalı, gibi akıllar vermiyor size ama siz olaya dışarıdan baktığınızda ne olması, nasıl olması gerektiğini kafanızda şekillendiriyorsunuz.
Kitap sinemaya da uyarlanmış, ama henüz izlemedim. Baş rollerinde Kristen Stewart oynadığı için izler miyim bilmem :) Pek sevmiyorum kendisini malum. Yine de sanki Melinda rolüne cuk oturmuştur gibi geliyor.
Amma yazdım he, ben bu kadar ^.^
Etiketler:
2015 okumaları
,
go kitap
,
kitaplar
,
konuş benimle
,
Kristen Stewart
,
laurie halse anderson
,
roman
,
speak
22 Kasım 2015 Pazar
Konuş Benimle {Kitap Tanıtım}
Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o
kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle
konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor.
Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor.
Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…
Etiketler:
go kitap
,
go!
,
kitap tanıtım
,
konuş benimle
,
laurie halse anderson
,
roman
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)







