gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2017 Salı

Güneş de Bir Yıldızdır

Gelelim geçen ay okuduğum tek kitaba.
Eskisi gibi okuyamadığımın farkındayım ama sınavdan sonra arayı kapatıp hepinizi bıktıracağım.
Sınav yaklaştıkça okuma hızım yavaşladı ve en sonunda sıfıra erişti.
Evet mayıs ayı itibariyle bir satır kitap okumuşluğum yok :(
Ama dönüşüm, gençler, harika olacak! Olmalı!

Kitap yorumuna geçmeden, bu kitabı instagram hesabımda hediye ediyorum.
Eğer instagramdan takip etmiyorsanız takip etmenizi, hayalet takipçiyseniz ise fotoğraflarımı beğenmeye davet ediyorum sizi. Çünkü hayalet takipçi olmak karaktersizce bir şey bence, size veya bana yakışmaz 💓

Nicola Yoon'un daha önce yine Pena yayınlarından çıkan Her Şey isimli kitabını okumuştum ve beğenmiştim; bir gençlik kitabıydı. Kitap filme uyarlandı ve 5 mayısta Amerikada gösterime girdi. Ben de sınav sonrası filme giderim diye düşünmüştüm ki, bizim ülkemize ağustos ayında geleceğini öğrendim. O zamana  kadar herhalde internete de düşer ve ben de filme gitmem. Ama bakalım durum neyi gösterecek diyelim ve konumuza dönelim.

Nicola Yoon yine gençlere yönelik bir roman yazmış.
Gene ırklar arası aşk var 💓
Bu sefer iki anakarakterin ağzından anlatılıyor olaylar zinciri ve olaylar tek bir gün içinde gerçekleşiyor. Nasıl karşılaştılar nasıl aşık oldular, önlenemez görünen sorunu nasıl aşacaklar bunları okuyoruz. Ama sadece iki karakter değil araya o karakterlerin hayatına dokunmuş kişilerin de hikayeleri serpilmiş. En çok o kısmı sevdim.
Aşk tesadüfleri sever tarzda bir kitap.
Karakterlerden birinin Koreli olduğunu belirteyim ♥

Ben tam böyle hafif beni yormayacak mutlu edecek bir kitap okuma havamdaydım ve o sıra okudum. O yüzden de pek sevdim.
Hazır yaz geldi. Seyhan tatile gidiyorum bana okumam için ne önerirsin diyenleriniz varsa hemen listeye eklesin bu kitabı.

21 Şubat 2017 Salı

Hayalperver

Bu kitap bana Pena yayınlarından hediye edilmişti ve ben kapağına vurulmuştum.
Kabul edelim ki ismi de çok güzeldi. Ne de güzel kitap kulübü ismi olurdu, öyle de oldu. 😊
Kitap kulübümüze dair detayları kuruluş hikayesini kaçıranları Hayalperver Kitap Kulübü isimli yazıma davet edeyim, sonra buraya dönüp kitap yorumumu okuyabilirler.

Efendim bu kitabın başlarında hemen aklıma Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli kitap geldi. Kasım ayında gene kulüp arkadaşlarımla okumuştuk hatırlarsanız, hatırlamazsanız Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli başlığa giderek okuyabilirsiniz.
Önce o kitabı okuyan herkesin de aklına gelir ama aynısı değil işler çok farklı ilerliyor.
Alice ve Max aynı rüyaları paylaşan birbirinden haberi olmayan iki genç. Rüyalar uçuk kaçık ve tam hayalperest işi. Alice'in enerjisi kitaptan taşıyor ve karakteri çok seviyorsunuz. Max ise çoğunlukla sizi kızdırırken sonunda gönlünüzü almasını biliyor.
Kitabı ben sevdim. İlk başlarda adapte sorunu yaşadım ama 70. sayfadan sonra böyle rüyalar görsem, böyle arkadaşım olsa falan diye ben de hayallere dalmıştım.
Kabul ediyorum biraz genç kitabı. Ama ben zaten - bunu söylememe bile gerek yok- gençlik kitaplarını çok seviyorum. Eğlenceli, akıcı, kafa dağıtmalık!
Sadece sonu çok çabuk oldu bittiye geldi diye düşünüyorum.
O yüzden goodreads'te 5 yıldız üzerinden 4 yıldız verdim.
Bu arada en güvenilir, en kestirme kitap yorumlarım için beni goodreads'te takip edebilirsiniz.

Bu fotoğrafı Hilal çekti. Ben instagram hesabında paylaştığımda kitabın yazarı Lucy Keating çok beğendiğini söyleyip paylaşmak için izin istedi. Ben de uçtum tabii. Böyle de hatıram burada kalsın.

1 Eylül 2015 Salı

Küçük Hırsız

Bir Wattpad mucizesi daha.
Mucizesi diyorum çünkü yazarı daha 16 yaşında.
Mucizesi diyorum çünkü Martı Yayınlarından çıktı.
Martı Yayınları daha evvel Türk yazarlarla çalıştı mı bilmiyorum? Çalıştıysa da ben okumadım. İşte bu açıdan da dikkatimi cezbediyor.

Bir kitabı okurken genellikle sonraki okuyacağım kitap bellidir. Elim bu kitap yerine okuyacağım kitaba giderken bir de bakmışım Küçük Hırsız'ı almışım, hatta okumaya başlamışım.

Annesi ölmüş babası tarafından terk edilmiş Azra babaannesiyle yaşamaktadır. Hem okul hem de iş bir arada gitmediğinden okulu da bırakmış ancak yine de masraflarla başa çıkamayınca, hırsızlık yapmaya başlamıştır. Ancak sadece, çaldığı miktarın onlar için bir şey ifade etmeyecek zengin züppelerden çalar.
Ekin ise Azra'nın zengin züppe diye adlandırdığı, Azra'nın hayatını değiştirmek üzere olan son kurbanıdır.

Su gibi akan eğlenceli, daha çok ergenlere yönelik bir kitap.
Biraz yaz dizileri gibi. Zenginlik ütopik, iyilik masalsı, yine de zevkle okunacak bir kitap.
Bir çırpıda okudum ben. Canımın sıkkın olduğu dönemde daha da sıkmaya ne hacetti? İyi ki o kitaba değil de buna başladım, dedim sıkça:)

Yazar Sena Yavuz'u canı gönülden tebrik ediyorum.
Başarısı kıskanılmayacak gibi değil.

2 Aralık 2014 Salı

Hiçliğin Kıyısında

Benim aslında kitap okumaya hiç vaktim yok biliyor musunuz?
Ama kitaptan dahi soyutlarsam kendimi, patlayıveririm mazallah diye bir ödül gibi az da olsa okumaya çalışıyorum.
Bu minvalde neden kendime sayfa sınırlaması getirdiğimi anlamışsınızdır.
Kitaba başlarken "50 sayfa Seyhan!" dedim.
Sonra kitaba başladım ilk gün, pat, 100 sayfa :/
Hadi neyse vaktim varmıştır, istisna yapmışımdır, fark etmemişimdir gibi gibi bahaneleri çoğaltabilirim.
İkinci gün 200 sayfa okumama nasıl bir bahane bulayım peki?!
Asi tabiatım var da inadına mı daha fazla okuyorum, yoksa kitap mı güzel?

Kitap güzel arkadaşlar ;)


Bu kitabın basılmasını uzun süredir bekleyen insanlar varmış. Kitabın yorumlarında; aylardır, gecen yazdan beridir, nicedir vs vs bekleyen okuyucuları gördüm.
Şaşırdım. Basılmayan kitabı nereden duyup da basılmayı bekliyorlar, ne kitap kurtları var maşallah. Neyse.
Merak ettim haliyle. Ama beklentimi yükseltmedim. Siz de yükseltmeyin.
Kapak güzel ve karamsar. Dram bekliyordum ve dram olsun ama depresiflik olmasın diye umut ederek başladım okumaya.
İlk aşkını geçirdiği trafik kazasında kaybettikten sonra bir daha hiç ağlamamış bir kız var karşımızda.
Tam zıttı aşırı atak ve neşeli bir arkadaşı var bir de.
Yaşadıkları bir anlaşmazlık (burayı öğrenmeyi size bırakıyorum) sonucu Camyrn sırtına çantasına takıp plansız programsız çekip gidiyor.
Gerisi yolculukta başına gelenler..
Çok eksik anlatıyorum bunun bilgisini düşeyim. En basitinden "esas oğlan"dan hiç bahsetmedim. Çünkü ben bu kadarını bile bilmiyordum kitaba başlamadan, haliyle ikinci bir anlatıcı olduğunu gördüğümde hoş bir sürpriz olduğunu düşündüm. Ama artık sizin için sürprizlikten çıktı :)

Bu arada dövme yabancı kitaplar arasında klişe haline geliyorken, bu kitapta en anlamlısına rastladım. ^.^

Keyifle okundu bitti. Sıradaki!
Sadece 50 sayfa Seyhan!!

22 Eylül 2014 Pazartesi

Postacı Kapıyı Çalmayacak

Kapağıyla ilgimi çeken bir kitap.
Öyle ki, okunmayı bekleyen Debbie'm varken önce buna başladım.
(Debbie Macomber sevdamı bilenler bilmeyenlere bu linkteki yazıyı okumalarını önerebilir.)
Kitaba başlayınca da bırakamadım.


Kitabın orijinal adı Love Letter To The Dead. Kitabın orijinal adı konusunu da özetliyor aslında.
Ancak biraz daha açmak gerekirse, ablasına hayran bir kızın ablasının ölümüne şahit olması, ölümünden kendini sorumlu tutması, annesi ve babası arasındaki ayrılıkla ablasının ölümüyle başa çıkmaya çevresini değiştirmekle başlamasını ve nasıl başa çıktığını anlatıyor.
Ölülere mektuplar ise edebiyat öğretmenin ödevi.
Mektuplar ölülere yazılıyor ama biz okuyabiliyoruz.
Bu sayede Laurel'in neler yaşadığını onun ağzından öğreniyoruz.

Mektuplar genellikle Kurt Cobain, Amy Winehouse, Heath Ledger gibi genç yaşta beklenmedik ve/veya trajik ölümlerle hayatları son bulmuş kişilere yazılmış. Yazılan mektuplarda ölen kişilere dair pek çok bilgi bulmak mümkün. Basit anlatımın yanında entelektüel açıdan da doyurucu.

Basitçe anlatılmış acılar daha mı yakıyor içimi bilmem.
Olmadık yerlerde hüzünlendim, Laurel başarılı olsun, mutlu olsun istedim.
Ben sevdim.