pabucumun ajanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pabucumun ajanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2015 Çarşamba

Pabucumun Ajanı (1)

İlk defa bir AsuDe kitabı okudum.
Bakalım nasılmış?!

Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla gördüğüm Asude'nin çılgınlık derecesinde hayranları olduğu. Ben biraz temkinliydim birkaç da olumsuza yakın yorum okudum. Açıkçası beni okumaya iten olumlu yorumlardan ziyade eleştirel yorumlar oldu.
Asude'nin basılmış olan kitaplarının geneline baktığımızda kapaklar çok yerinde.
Kapaklarda, konuyu daha evvelinden bilen Asude okuyucularının fikrinin sorulması ya da şöyle diyeyim, Asude'nin okuyucusunun fikrine önem vermesinin etkisi büyük.
Kapaktan geçer not aldı mı? Aldı.


Gelelim sayfa sayısına. Kapak ne kadar "oku beni" diyorsa kitabın kalınlığı ve puntonun küçüklüğü beni korkutuyordu.
Okumaya başlayınca her ne kadar Asude'nin dili akıcı olsa da sayfa sayısının fazlalığı görüşüm değişmedi. Tekrar edegelen espriler, göndermeler çıkartılabilirdi ki kitap hakkında en büyük eleştirim bu olacak.
Yoksa yazarın dili başarılı. Esprili, sivri, nükteli. Bu kadarını beklemiyordum. Asude'nin ciddi bir popüler kültürü olduğu aşikar.

Kitabın konusuna gelirsek, iş aramaktan bıkmış 'biz sizi ararız' cevaplarından yılmış Deniz, Üstüner Holding'e okkalı özgeçmişini (okkalı derken atmış tutmuş sallamış da sallamış, maksat okuyacak olan İk'nın canını yakmak, bu sırada da eğlenmek, gururunu kurtarmak) illa ki bir Ahmet vardır düşüncesiyle, Ahmet Bey torpilli olduğunu, söyleyerek bırakır.
İş bu ki Ahmet Bey gerçekten vardır ve Tuna Üstüner kendisine uyuz olmakla beraber torpillisini işe almak zorunda hisseder. İşte Deniz bu şekilde hiç beklemediği anda iş sahibi olup, Üstüner Holding'e girer ama patron okumadan o özgeçmişi nasıl geri alacaktır? Dahası o işte nasıl tutunacaktır? Peki Ahmet Bey gelince ne olacaktır? Deniz bir de Tuna Üstüner'e aşık olmasa mıdır?
Daha neler neler..

Çok uzun yazdım hala beni okuyan var mı bilmiyorum ama bu kalın bir kitap yorumu. Yorumum da azıcık uzun olsun. Hem inanın bana benim yazmam sizin okumanızdan daha uzun sürüyor :)
Son olarak:
Sonu o şekilde bitmemeliydi. Devam kitabı var sonuçta, A aa! dedirtmeliydi. Hay Allah şimdi ne olacak derhal ikinci kitabı okumalıyım, dedirtmeliydi.
Bir de  dediğim gibi, o espriler göndermeler tekrar edilmemeliydi. Onu yapmasaydı var ya tam puan olacaktı. Neyse canım biraz kusur olsun :)

Eğlenceli kitapları sevenlere, kalın kitaplardan korkmayanlara, Türk yazarlara önyargılı olmayanlara ve hatta yazma konusunda kendini geliştirmek isteyenlere,özgünlük arayanlara naçizane önerimdir.

23 Kasım 2014 Pazar

Pabucumun Ajanı II {Kitap Tanıtım}

Evet, o ateş hâlâ yanıyor ve kimse söndürmek istemiyor!

Tuna Üstüner’le yaşadığım delidolu, dengesiz, kavgalı, bir o kadar da tutku dolu aşkım bana yepyeni bir hayat bahşetmişti. Öncelik sırasında birinciliği kimseye kaptırmayan bu adamın kollarında, bakışlarının gölgesinde, sahiplenici varlığının esaretinde olmak müthişti. Yeni bir kimliğe sahip olmuş, Deniz Üstüner olmanın lüksüne varmıştım. Kurumsal Kasıntım beni kendi dünyasına almış ve benim dünyama girmişti. Her şey o kadar güzeldi ki, bir hayal gibi…

Ta ki o güne kadar!
Saklanan sırlar çözülüp, gizlenen yalanlar açığa çıkınca, o hayal dünyası da yıkıldı. Ama benim o enkazın altında kalmaya hiç niyetim yoktu. Peki, buz tutan bir kalbi yeniden ısıtabilir miydim? Belki bunu ben yapamazdım, ama kaçınılmaz olarak yeniden bir araya geldiğimizde, Tuna’nın kalbi bu savaşa tek başına girmek zorunda kalacaktı.

Bir yandan yaralı kalplerimizle biz, diğer yandan tatlı ve gizemli bir aşka yelken açan Yasemin ve Mert…

Kazanan aşk mı, ayrılık mı olacak?
Bildiğim tek şey, bu hikâyede herkes yanacak!