Uzuuuun zamandır kitap almıyordum sanki ya.
Genelde ufak ufak alıyorum bir kitap. İki kitap.
onları da alışverişten saymıyorum tabii..
Ama bunları artık almalıydım ya.
Almalıydım.
Bakalım neler almışım.
Beğendiniz mi?
Kanala abone olursanız sevinirim ;)
Hepimize bol okumalı günler ♥
kitapyurdu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitapyurdu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Şubat 2019 Pazar
19 Ekim 2018 Cuma
En Yeni Süper Hızlı Kitap Alışverişi
Sevgili arkadaşlar,
Her şeyi son videomda anlattım vaktim yok, bakın bence, izleyin izletin beğenin beğendirin 😂😂
Ne çok yani demişim değil mi?
Kimler izlemedi?
Her şeyi son videomda anlattım vaktim yok, bakın bence, izleyin izletin beğenin beğendirin 😂😂
Ne çok yani demişim değil mi?
Kimler izlemedi?
Etiketler:
best seller
,
hepsi burada
,
idefix
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
popüler kitaplar
,
son çıkanlar
1 Aralık 2017 Cuma
Yeni Kitap Alışverişi
Geçtiğimiz haftalarda kendime minik bir hediye aldım.
Tüyap zamanı fuara gidemeyen ama aklı kitaplarda olan her canlı gibi ben de kitap almak istiyordum. O sıra sepete bir şeyler ekledim.
Ama ciddi anlamda okuyamıyorum.. ve bazılarını almak mutlu eder ya, beni ise üzüyor çünkü o kadar kitabım var ve okuyamıyorum o zaman niye yaşıyorum, diye keyfim kaçıyor. Hepsi üstüme üstüme geliyor; "beni oku! beni oku!" diyerek.
Sonra kitapyurdu sepetteki kitaplarıma ekstra %5 indirim yaptı.
İşte bu bardağı taşıran son damlaydı 😂😂😂
Direnemedim.
Bir de işte.. Gerçekten Nouman Ali Khan'ın kitabını almalıydım. Almalıydım. Almalıydım.
Başka neler aldım?
Aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Gerçekten ve şey lütfen, ben istediğim kitapların hepsini okuyup bitirene kadar biraz kitap yazmasanız olmaz mı? En azından benim seveceğim kitaplar bir süre yazılmasa...
Seviyorum ya.
Okuyamasam da almayı seviyorum. Alamasam da okumayı seviyorum. ♥
2 Eylül 2012 Pazar
CHANEL
Kitapyurdu gezmelerinde gördüğüm, tam benlik, diyerek aldığım; Gabrielle Chanel'in nasıl Coco Chanel olduğunu anlatan bir roman.
Kitabı çok sevdim.
2 günde bitirdim zaten.
Ama 'kitabı' çok sevdim. Daha okumadan, elime alır almaz!
Ciltli bir kitap, birde karton kapağı var.
Kısaca bu kitap için 'şık' demeyi tercih ediyorum ;)
Tek iddiası sadeliği olan 'Chanel' markasının her zaman beni yansıttığını düşünmüşümdür.
Zengin olsam hep Chanel alırdım.
Bir de Burberry.
Bir de LV.
Kimi kandırıyorum ben ya, ben zengin olsam gayet zevksiz biri olurdum, diğer tüm zenginler gibi :)
Zengin okuyucularım üzerlerine alınmasınlar :P
Herşeyi almaya gücünüz yettiğinde her şeyi alırsınız.
Onları birbirine uydurmak daha zor haliyle.
Oysa biz öyle miyiz? Bir şeyi alırken neyle kombinleyeceğimizi düşünmek zorundayız :)
Konudan iyice saptım. Keyfim de pek yerinde bugün:)
Tekrar kitaba dönersek...
Kitap biraz daha uzun tutulabilirdi bence. Bazı yerlerin uzatmamak için kesilmiş olduğu hissini uyandırdı bende.
Biraz eksiklikte vardı. Mesela yeğenine ne oldu?
Bunun dışında ben sevdim. Okumadan da sevmiştim, okuyunca da sevdim (bu önemli bir not)
Tavsiye ederim.
Not: Okuduğum diğer Chanel kitabını da aynı yazıda yorumlayacaktım ancak çenem düştüğü için bu post yeteri kadar uzun oldu bence.
Kitabı çok sevdim.
2 günde bitirdim zaten.
Ama 'kitabı' çok sevdim. Daha okumadan, elime alır almaz!
Ciltli bir kitap, birde karton kapağı var.
Kısaca bu kitap için 'şık' demeyi tercih ediyorum ;)
Tek iddiası sadeliği olan 'Chanel' markasının her zaman beni yansıttığını düşünmüşümdür.
Zengin olsam hep Chanel alırdım.
Bir de Burberry.
Bir de LV.
Kimi kandırıyorum ben ya, ben zengin olsam gayet zevksiz biri olurdum, diğer tüm zenginler gibi :)
Zengin okuyucularım üzerlerine alınmasınlar :P
Herşeyi almaya gücünüz yettiğinde her şeyi alırsınız.
Onları birbirine uydurmak daha zor haliyle.
Oysa biz öyle miyiz? Bir şeyi alırken neyle kombinleyeceğimizi düşünmek zorundayız :)
Konudan iyice saptım. Keyfim de pek yerinde bugün:)
Tekrar kitaba dönersek...
Kitap biraz daha uzun tutulabilirdi bence. Bazı yerlerin uzatmamak için kesilmiş olduğu hissini uyandırdı bende.
Biraz eksiklikte vardı. Mesela yeğenine ne oldu?
Bunun dışında ben sevdim. Okumadan da sevmiştim, okuyunca da sevdim (bu önemli bir not)
Tavsiye ederim.
Not: Okuduğum diğer Chanel kitabını da aynı yazıda yorumlayacaktım ancak çenem düştüğü için bu post yeteri kadar uzun oldu bence.
Etiketler:
alfonso signorini
,
chanel
,
coco chanel
,
gabrielle chanel
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
roman
23 Temmuz 2012 Pazartesi
2666
Şu nihayet biten lanet kitabın yorumunu daha fazla bekletmeden yazmalı.
Yazmalı ki, benim gibi dehşet övgülere kanıp, okumak isteyecek insanları zaman israfından kurtarmalı.
Roberto Bolano'nun ölmeden önce tamamlayıp 5 kitap halinde yayınlanmasını vasiyet ettiği mirasçıları, beş kitabı birleştirip kitap severlere sunmuşlar.
Önce çok sevindim çünkü seriyle uğraşmak zorunda kalmayacaktım.
Sonra...
Sonra ya geleceğim...
Kitaba övgüler acayip.
Şöyle muhteşem de, böyle olağanüstü de.
Hemen okumalı, aman okumalı. Falan.
Gazetede görmüştüm.
Baktım fiyatı da bu olağanüstü(!) kitap için oldukça uygun.
Aldım bende.
Sonra..(sonrasına geldik işte)
Keşke dedim, keşke seri olsaydı.
Serinin ilk kitabını okuduktan sonra diğerlerine elimi sürmezdim ki!
Mirasçılarda bunu öngördüler sanırım!
Peki bu kitaba düzülen methiyeler de neyin nesi?
Açıkçası kitabı öven insanların bu kitabı okuduğundan şüpheliyim!
Kitap açılışında bir İspanyol, bir Fransız bir İtalyan var.
Daha sonra onlara bir de İngiliz katılacak. Bir de Türk girse tam fıkra olacak cinsten aslında :/
Neyse bu yazarların ortak özelliği Alman Dili ve Edebiyatı hatta Alman bir yazar olan Benno Von Arcimboldi.
İzini sürüyorlar, ancak iz, sürdükleriyle kalıyor.
Son bölümde de Arcimboldi çıkıyor karşımıza.
En güzel kısmı buydu diyebilirim.
Yine de beklediğim vurucu darbe, vay be dedirtecek bir şey maalesef olmadı ve ben bu 991 sayfalık kitabı yaklaşık bir ay kadar bir süreyle boşu boşuna okuduğumu ancak idrak ettim!
Hele suçlarla ilgili bölüm vardı ki içim şişti okurken.
Ölünün arkasından kötü konuşulmaz ama anlatım diline de değinmek istiyorum.
Geveze insanlar olur ya hani, alt tarafı otobüse binmiştir ama onu, durakta beklediğinden beklediği müddetçe geçip giden otobüs numaralarından, bakıştığı insanlar bahseder, otobüse binişini adım adım anlatır sizde her an bir olay kopacak diye dinlersiniz ama otobüs hikayesi gayet sıradanlıkla sona erer.
Heh! İşte aynı öyle!
Nasıl ki öyle geveze insanlara dayanamıyorum bu kitaba da dayanamadım.
Yaşadığım bu hayal kırıklığını (yoksa sinir harbi mi demeliyim bilmiyorum) anlatamam.
Üzerine çok yazı okudum ve büyük bir beklentiyle kitabı okudum.
Dolayısıyla belki benim anlattığım kadar kötü bir kitap değildir.
Ama kesinlikle ve kesinlikle bu kadar övgüyü asla haketmiyor!
NOT : Bu uzun yazı sizi daha çileli bir uzunluktaki kitaptan koruyacaktır, okumanızı tavsiye ederim!
Yazmalı ki, benim gibi dehşet övgülere kanıp, okumak isteyecek insanları zaman israfından kurtarmalı.
Roberto Bolano'nun ölmeden önce tamamlayıp 5 kitap halinde yayınlanmasını vasiyet ettiği mirasçıları, beş kitabı birleştirip kitap severlere sunmuşlar.
Önce çok sevindim çünkü seriyle uğraşmak zorunda kalmayacaktım.
Sonra...
Sonra ya geleceğim...
Kitaba övgüler acayip.
Şöyle muhteşem de, böyle olağanüstü de.
Hemen okumalı, aman okumalı. Falan.
Gazetede görmüştüm.
Baktım fiyatı da bu olağanüstü(!) kitap için oldukça uygun.
Aldım bende.
Sonra..(sonrasına geldik işte)
Keşke dedim, keşke seri olsaydı.
Serinin ilk kitabını okuduktan sonra diğerlerine elimi sürmezdim ki!
Mirasçılarda bunu öngördüler sanırım!
Peki bu kitaba düzülen methiyeler de neyin nesi?
Açıkçası kitabı öven insanların bu kitabı okuduğundan şüpheliyim!
Kitap açılışında bir İspanyol, bir Fransız bir İtalyan var.
Daha sonra onlara bir de İngiliz katılacak. Bir de Türk girse tam fıkra olacak cinsten aslında :/
Neyse bu yazarların ortak özelliği Alman Dili ve Edebiyatı hatta Alman bir yazar olan Benno Von Arcimboldi.
İzini sürüyorlar, ancak iz, sürdükleriyle kalıyor.
En güzel kısmı buydu diyebilirim.
Yine de beklediğim vurucu darbe, vay be dedirtecek bir şey maalesef olmadı ve ben bu 991 sayfalık kitabı yaklaşık bir ay kadar bir süreyle boşu boşuna okuduğumu ancak idrak ettim!
Hele suçlarla ilgili bölüm vardı ki içim şişti okurken.
Ölünün arkasından kötü konuşulmaz ama anlatım diline de değinmek istiyorum.
Geveze insanlar olur ya hani, alt tarafı otobüse binmiştir ama onu, durakta beklediğinden beklediği müddetçe geçip giden otobüs numaralarından, bakıştığı insanlar bahseder, otobüse binişini adım adım anlatır sizde her an bir olay kopacak diye dinlersiniz ama otobüs hikayesi gayet sıradanlıkla sona erer.
Heh! İşte aynı öyle!
Nasıl ki öyle geveze insanlara dayanamıyorum bu kitaba da dayanamadım.
Yaşadığım bu hayal kırıklığını (yoksa sinir harbi mi demeliyim bilmiyorum) anlatamam.
Üzerine çok yazı okudum ve büyük bir beklentiyle kitabı okudum.
Dolayısıyla belki benim anlattığım kadar kötü bir kitap değildir.
Ama kesinlikle ve kesinlikle bu kadar övgüyü asla haketmiyor!
NOT : Bu uzun yazı sizi daha çileli bir uzunluktaki kitaptan koruyacaktır, okumanızı tavsiye ederim!
Etiketler:
2666
,
benim uzun yazılarım güzel olur
,
benno von arcimboldi
,
kalın kitaplar
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
pegasus
,
roberto bolano
,
yorum bekleyen çok kitabım var
2 Temmuz 2012 Pazartesi
Ah Şu Kitaplar...
Çok kızıyorum kendime...
7 yaşında değilde daha önce okumayı öğrenemedim diye.
'Onlu' yaşlarda daha fazla klasikleri okumadım diye.
Daha hızlı okuyamıyorum, bir şeyleri okurken çok vakit kaybediyorum diye...
Okuduklarımı unutuyorum, okuduğum bir kitabı tekrar okumak istiyorum ve bir kitabı tekrar okuyacağıma yeni bir kitap okurum düşüncesi daha ağır basıyor diye...
Elimdeki kitabı bitirir bitirmez soluğu kitapyurdunda aldım.
Oysa söz vermiştim, sağdan soldan alıp okuyacaklarım vardı, yeni kitap almadan okuyacak kitap bırakmayacaktım etrafta, ama zaten kitap okumak ne kadar güzelse almakta bir o kadar güzel değil miydi?
Arada bir girip sepetime bakıp yenileyip çıkıyordum ama bu sefer sepeti güncelledim ve dayanamadım aldım.
Büyüleyici bir kalınlık değil mi?
Değil işte!
Kalın kitabın cazibesi başka olur, kimilerini korkutsa da en sevdiğim kitaplar kalın olmuştur.
Bu kalınlık ise bana 'Rüzgar Gibi Geçti'yi hatırlatıyordu.
Bitmeyen kitap koydum adını. Kucağımda sürünüyor şu aralar.
Kitabın hikayesi ve yorumu bitince gelecek.
Çok hevesle aldığım ve gördüğünüz kuleyi oluşturan kitaplardan da soğuttu beni, o kadarını söyleyebilirim.
Ya da birden kapımda beliren bu kitap beni diğerlerinden soğutmuş olabilir :
Der-saadet gönderecek diye almamıştım ben ama o da göndermeyince artık iyice umudu kesmiş, burda ona gönderme yapmıştım. Hemen sonra geldi zaten.
Herkes okusun en son ben okuyayım diye bu kadar geç gönderdiğini yazmış içindeki mektupta :)))
Ben artık kitap almayacağım maalesef, buna kendim de inanmakta zorlansam da, önümüzdeki kış için başka planlarım var.
Kısacası mecburum :/
Ama siz gönderebilirsiniz yani, insanlık ölmedi ya :D
7 yaşında değilde daha önce okumayı öğrenemedim diye.
'Onlu' yaşlarda daha fazla klasikleri okumadım diye.
Daha hızlı okuyamıyorum, bir şeyleri okurken çok vakit kaybediyorum diye...
Okuduklarımı unutuyorum, okuduğum bir kitabı tekrar okumak istiyorum ve bir kitabı tekrar okuyacağıma yeni bir kitap okurum düşüncesi daha ağır basıyor diye...
Elimdeki kitabı bitirir bitirmez soluğu kitapyurdunda aldım.
Oysa söz vermiştim, sağdan soldan alıp okuyacaklarım vardı, yeni kitap almadan okuyacak kitap bırakmayacaktım etrafta, ama zaten kitap okumak ne kadar güzelse almakta bir o kadar güzel değil miydi?
Arada bir girip sepetime bakıp yenileyip çıkıyordum ama bu sefer sepeti güncelledim ve dayanamadım aldım.
Büyüleyici bir kalınlık değil mi?
Değil işte!
Kalın kitabın cazibesi başka olur, kimilerini korkutsa da en sevdiğim kitaplar kalın olmuştur.
Bu kalınlık ise bana 'Rüzgar Gibi Geçti'yi hatırlatıyordu.
Bitmeyen kitap koydum adını. Kucağımda sürünüyor şu aralar.
Kitabın hikayesi ve yorumu bitince gelecek.
Çok hevesle aldığım ve gördüğünüz kuleyi oluşturan kitaplardan da soğuttu beni, o kadarını söyleyebilirim.
Ya da birden kapımda beliren bu kitap beni diğerlerinden soğutmuş olabilir :
Der-saadet gönderecek diye almamıştım ben ama o da göndermeyince artık iyice umudu kesmiş, burda ona gönderme yapmıştım. Hemen sonra geldi zaten.
Herkes okusun en son ben okuyayım diye bu kadar geç gönderdiğini yazmış içindeki mektupta :)))
Ben artık kitap almayacağım maalesef, buna kendim de inanmakta zorlansam da, önümüzdeki kış için başka planlarım var.
Kısacası mecburum :/
Ama siz gönderebilirsiniz yani, insanlık ölmedi ya :D
Aslında yazlık kitaplar listesi hazırlamaktı niyetim,
ama bu post çok uzadı artık başka yazıya ;)
Etiketler:
2666
,
ahmet ümit
,
blog camiası
,
der-saadet
,
kalın kitaplar
,
kitap kulesi
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
roberto bolano
,
sultanı öldürmek
13 Şubat 2012 Pazartesi
Mino'nun Siyah Gülü
Siz de, kitaplarınızı ödünç alıp sonra da geri vermeyen insanlara gıcık olmuyor musunuz?
Pazartesi bitmeden yeni bir kitap yorumunu size yetiştirmek istedim.
Gamze'nin tavsiyesiyle sepetime attım bu kitabı.
İçinden bir cd çıkıyor aklıma gelmişken arka fonda o çalsın :)
Bir de Kırmızı Kedi Yayınevinin kitaplarından seçmeler var.
Güzel reklam. Sevdim. Onayladım. Ordan da bi' kaç kitap seçtim ;)
Kitabın yazarı: Hüsnü Arkan. Adını değilde sesini kesin tanırsınız. Ezginin Günlüğünün Solisti.
"Sevdadandır dedi annem aldırma..."
"Bana bi' koca lazım" diyen değil yani ;) - ay burda çok güldüm siz de güldünüz mü?-
Hüsnü Arkan'ın ilk kitabı da değilmiş bu arada.
Hayatta bilmediğimiz ne çok şey oluyor, değil mi?
Tıpkı yaşamayanların anlayamadığı 80 darbesi gibi.
Tek suçu bir şeylere inanmak olan gencecik insanlar.. Ne hayatlar sönmüş o zamanlarda.
Nasıl çaresiz kalmış anneler.
Boşuna yazmıyorum bunları, kitapta bundan bahsetmiş; bir yerde kesişen, farklı insanlardan alt metin gibi gözüken darbeyle yiten hayatlar..
...oysa insan bir kaç kitap kurtarmak uğruna yok olmayı göze alabilmeli...
Oluyorsunuz biliyorum :/
Pazartesi bitmeden yeni bir kitap yorumunu size yetiştirmek istedim.
Gamze'nin tavsiyesiyle sepetime attım bu kitabı.
İçinden bir cd çıkıyor aklıma gelmişken arka fonda o çalsın :)
Bir de Kırmızı Kedi Yayınevinin kitaplarından seçmeler var.
Güzel reklam. Sevdim. Onayladım. Ordan da bi' kaç kitap seçtim ;)
Kitabın yazarı: Hüsnü Arkan. Adını değilde sesini kesin tanırsınız. Ezginin Günlüğünün Solisti.
"Sevdadandır dedi annem aldırma..."
"Bana bi' koca lazım" diyen değil yani ;) - ay burda çok güldüm siz de güldünüz mü?-
Hüsnü Arkan'ın ilk kitabı da değilmiş bu arada.
Hayatta bilmediğimiz ne çok şey oluyor, değil mi?
Tıpkı yaşamayanların anlayamadığı 80 darbesi gibi.
Tek suçu bir şeylere inanmak olan gencecik insanlar.. Ne hayatlar sönmüş o zamanlarda.
Nasıl çaresiz kalmış anneler.
Boşuna yazmıyorum bunları, kitapta bundan bahsetmiş; bir yerde kesişen, farklı insanlardan alt metin gibi gözüken darbeyle yiten hayatlar..
...oysa insan bir kaç kitap kurtarmak uğruna yok olmayı göze alabilmeli...
3 Ocak 2012 Salı
Aşk-ı Sükun
Bana artık bir kitap yorumuyla devam etmek yakışır.
Hemfikir miyiz?
Esaretimin bitişini kitapyurdu alışverişiyle kutlamıştım.
Kitaplarım gelen kadar elimdekini bitirip, yeni bir kitaba başlamıştım.
Kitaplar gelince önce, Dersaadet'e hediye edeceğim kitabı okudum :)
Onlardan size hiç bahsetmedim, ama, artık bu kitapla kitap yorumları başlasın istiyorum.
Aslında siz yabancı değilsiniz bu kitaba. Bu yazımda ne kadar okumak istediğimi yazmıştım.
Kitabı okumak istememin konusunun dışında başka bir etkisi de vardı benim için.
O da yazarın bir dönem edebiyat derslerime girmiş olması.
Bir çok insanın aksine ben severdim kendisini. Bakın haksız değilimişim, bu ışığı onda görmüş olmalıyım :)
Kitap en basit özetiyle, Hacer annemizi anlatıyor. Firavunun sarayındayken nasıl Sare annemize hediye edildiğininden, nasıl Hz. İbrahimin eşi olduğundan, nasıl sürgün edildiğinden..
Ahh sürgünnn..
Ve bizim aslında nasıl onu taklit ettiğimizden.
Kitap, hadisler ve Kuran-ı Kerim' i kaynak aldığından fazla detaylı değil, detay verdikçe kurgu artacağı için öze sadık kalınmayacağı düşünülmüş besbelli.
En sevdiğim yanı bu tabii ki!
Gerçekten çok etkilendiğim bir kitap oldu. Ve bana yeni bir ilgi alanı kazandırdı.
Hemfikir miyiz?
Esaretimin bitişini kitapyurdu alışverişiyle kutlamıştım.
Kitaplarım gelen kadar elimdekini bitirip, yeni bir kitaba başlamıştım.
Kitaplar gelince önce, Dersaadet'e hediye edeceğim kitabı okudum :)
Onlardan size hiç bahsetmedim, ama, artık bu kitapla kitap yorumları başlasın istiyorum.
Aslında siz yabancı değilsiniz bu kitaba. Bu yazımda ne kadar okumak istediğimi yazmıştım.
Kitabı okumak istememin konusunun dışında başka bir etkisi de vardı benim için.
O da yazarın bir dönem edebiyat derslerime girmiş olması.
Bir çok insanın aksine ben severdim kendisini. Bakın haksız değilimişim, bu ışığı onda görmüş olmalıyım :)
Kitap en basit özetiyle, Hacer annemizi anlatıyor. Firavunun sarayındayken nasıl Sare annemize hediye edildiğininden, nasıl Hz. İbrahimin eşi olduğundan, nasıl sürgün edildiğinden..
Ahh sürgünnn..
Ve bizim aslında nasıl onu taklit ettiğimizden.
Kitap, hadisler ve Kuran-ı Kerim' i kaynak aldığından fazla detaylı değil, detay verdikçe kurgu artacağı için öze sadık kalınmayacağı düşünülmüş besbelli.
En sevdiğim yanı bu tabii ki!
Gerçekten çok etkilendiğim bir kitap oldu. Ve bana yeni bir ilgi alanı kazandırdı.
Etiketler:
aşk-ı sukun
,
elimde şahane kitaplar okunmayı bekleyen
,
her kadın hacerdir
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
nuriye çeleğen
8 Nisan 2011 Cuma
Nietzsche Ve Babaannem
Kitapyurdundan bir hevesle almış okumaya başlamıştım. Yarıladığımda sayfa karışıklığı, hatta eksikliğiyle karşılaştım. Ama kitapyurdunun muhteşem ilgisiyle kitabım hızla yenilendi.
Nergisce'nin okuduğunu gördüğümde ilgimi çekmişti.
Kitabın ismi almam için yeterli bir nedendi.
Üstelik kapağı da hoştu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Nergisce de okumamı öneriyordu.
Mustafa Ulusoy'la tanışmaya ilk kitabından başlamak ayrıyetten güzel. Böylece yazarın yazım sırasını takip edebilirim :)
Deneme türünde olan bu kitapta bir çok farklı anlatım var.
Kah bir olayı üç farklı bakış açısıyla anlatmış, kah konuşmuş bizimle...
Her seferinde gözümüze iyi tarafları sokmuş -pollyannalık sanmayın ama-,
kulluğumuzu hatırlatmış..
Mustafa Ulusoy iyiki bu kitabı yazmış. Ben iyiki okumuşum.
Benim için Irvin D. Yalom'a alternatif olabilir, hatta onun önüne geçebilir.
Daha çok kitabını okuyarak size karşılaştırma tezimi sunabilirim :)
Son olarak; kitabın bitmesi artık okumayacaksınız anlamına gelmiyor, ben hala rastgele bir sayfa açıp okuyarak konuları canlı tutmaya çalışıyorum.
Bu, 'tavsiye ediyorum' demenin en güzel yolu olsa gerek ;)
Kitabın ismi almam için yeterli bir nedendi.
Üstelik kapağı da hoştu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Nergisce de okumamı öneriyordu.
Mustafa Ulusoy'la tanışmaya ilk kitabından başlamak ayrıyetten güzel. Böylece yazarın yazım sırasını takip edebilirim :)
Deneme türünde olan bu kitapta bir çok farklı anlatım var.
Kah bir olayı üç farklı bakış açısıyla anlatmış, kah konuşmuş bizimle...
Her seferinde gözümüze iyi tarafları sokmuş -pollyannalık sanmayın ama-,
kulluğumuzu hatırlatmış..
Mustafa Ulusoy iyiki bu kitabı yazmış. Ben iyiki okumuşum.
Benim için Irvin D. Yalom'a alternatif olabilir, hatta onun önüne geçebilir.
Daha çok kitabını okuyarak size karşılaştırma tezimi sunabilirim :)
Son olarak; kitabın bitmesi artık okumayacaksınız anlamına gelmiyor, ben hala rastgele bir sayfa açıp okuyarak konuları canlı tutmaya çalışıyorum.
Bu, 'tavsiye ediyorum' demenin en güzel yolu olsa gerek ;)
Etiketler:
kitap yurduna bayılıyorum
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
mustafa ulusoy
,
nietzsche ve babaannem
22 Şubat 2011 Salı
Kadından Kentler
Dikkatli gözlerden kaçmamıştır okuyorum kısmında bu kitapdan önce "Nietzsche ve Babaannem" olduğu ve onu yorumlamadığım.
Kitabı sayfa karışıklığı nedeniyle yarım bıraktım.
Kitapyurdunun düzgün bir baskı göndermesini bekliyorum, beklerken tabii boş kalmayıp sıradaki kitabımı elime aldım ;)
Bu kısa açıklamadan sonra Murathan Mungan'ın okuduğum ikinci kitabı olan "Kadından Kentler" romanına geçebilirim.
Farklı kentlerde yaşayan/yaşamış
Yaşamı farklı/birbibirinden çok farklı,
Bir dolu kadınların öykülerinden oluşuyor.
Her öykü ayrı bir roman niteliğinde.
Karakterler o kadar gerçekçi ki bir tarafınız bu hikayenin, o karakterin hayli biri olduğunu kabullenemiyor.
Ve bu durum beni mest ediyor.
Nasıl bir gözlem yeteniğidir bu?
Bir erkek kadınları nasıl bu kadar yakından tanıyanbilir?
Şaşırıp kalıyorsunuz.
Kalemide oldukça güçlü Murathan Mungan'ın.
Solculuğa ve eşcinselliğe ilişikin öyküleri bu kitapta aralara serpiştirmiş.
O kadar olur diyor kitabı tavsiye ediyorum :D
Kitapyurdunun düzgün bir baskı göndermesini bekliyorum, beklerken tabii boş kalmayıp sıradaki kitabımı elime aldım ;)
Bu kısa açıklamadan sonra Murathan Mungan'ın okuduğum ikinci kitabı olan "Kadından Kentler" romanına geçebilirim.
Farklı kentlerde yaşayan/yaşamış
Yaşamı farklı/birbibirinden çok farklı,
Bir dolu kadınların öykülerinden oluşuyor.
Her öykü ayrı bir roman niteliğinde.
Karakterler o kadar gerçekçi ki bir tarafınız bu hikayenin, o karakterin hayli biri olduğunu kabullenemiyor.
Ve bu durum beni mest ediyor.
Nasıl bir gözlem yeteniğidir bu?
Bir erkek kadınları nasıl bu kadar yakından tanıyanbilir?
Şaşırıp kalıyorsunuz.
Kalemide oldukça güçlü Murathan Mungan'ın.
Solculuğa ve eşcinselliğe ilişikin öyküleri bu kitapta aralara serpiştirmiş.
O kadar olur diyor kitabı tavsiye ediyorum :D
Etiketler:
kadından kentler
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
murathan mungan
13 Kasım 2010 Cumartesi
Sizinle Harika Bir Şey Paylaşayım Mı?
Elime bir liste geçti...
Daha önce listeci bir insan olduğumu söylemiştim.
Yani söylemiş miydim?
Söylemişimdir (varsayıcaz artık)
Kitap, film, mekan, alınacaklar, satılacaklar, düşünelecekler, söylenecekler vs.. vs...
Mesela aklıma bir film mi geldi? "Nerede benim film listem" diye listemi arayıp bulduğumu düşünmeyim, o kadar düzenli biri değilim maalesef.
Cüzdanda, bir kitabın arasında, çekmecenin birinde, gazetenin köşesinde..
Rastlayabilirsiniz evde.
Bir tek alış veriş listesinin yeni belli;
Buzdolabı üzeri ;)
Elime ne zaman yaptığımı bilmediğim bir kitap listesi geçti de bugün.
Amacım ondan bahsetmekti. Nerelere geldi konu.
Elime geçen listedeki tüm kitapları okumuşum efendim.
Sevincim bu!
İyi haberi verdik bir de kötü haber olmalı.
Kitap yurduyla ödüllendirmek istedim kendimi.
Sonunda, (sepete eklenenlerin dışında) bir liste çıkardım ki kendime..
Ne siz sorun ne ben söyliyeyim:)
Yüksek Topuklar ise şahane gidiyor...
Yavaş okumam aksini düşündürtmesin;)
Etiketler:
çok konuştuğumu düşündüren yazılar
,
kitap yurduna bayılıyorum
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
listeler
24 Eylül 2010 Cuma
İkna
"Çirkinin Aşığı"nı okuduktan sonra ise daha fazla zaman kaybetmemem gerektiğini anladım.
Dönemin masumiyetini geri kazanmak istiyordum ki, 'İkna' tamda öyle bir kitap oldu.
Dönemin masumiyetini geri kazanmak istiyordum ki, 'İkna' tamda öyle bir kitap oldu.
Bir kıyaslama yapmamalıyım aslında, ama elimde değil; 'Aşk Ve Gurur' un yerini alamaz elbet.
Ama ayrı düşmüş, kavuşmak gibi bi hayalleri olmayan, oysa tam birbirine layık iki insanın öyküsü olan bu kitabın hakkını da yememek lazım.
Çeşit çeşit karakterlerde romanın renkliliği.
Çeviride bir tatsızlık hissetmekle beraber, bu kitap, Jane Austen'ın 42 yaşında hayata gözlerini yummadan evvel yazdığı son roman olması açısından önem taşır.
Sahaf festivalinde daha ısrarcı olup Jane Austen kitapları bulmadığım için üzlüyorum şuanda :/
Etiketler:
ikna
,
jane austen
,
kitaplar
,
kitapyurdu
19 Eylül 2010 Pazar
Evlerin Işıkları Bir Bir Yanarken
Bu kitapla beraber İclal Aydın'ın tüm kitaplarını okumuş bulunuyorum.
Gazete yazılarından derlenmiş bu kitap tam beklediğim gibiydi:
Çok güzeldi...
Sadece övgü olmasın eleştirimde olsun diye zorluyorum fakat nafile.
Söylenecek olumsuz bir şey bulamıyorum.
İclal'in bakış açısını,
anlatış tarzını,
hüznü tanıyışını...
Seviyorum!
Kaç yazıda burnumu sızlattı, gözlerimi yaşartmayı başardı bilmiyorum.
Ama bunu hep beceriyor.
O denli içten yazıyor...

Emeğe saygı - görsel kaynak Nergisce...
Daha güzel görsel bulamadım :)
Etiketler:
evlerin ışıkları bir bir yanarken
,
iclal aydın
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
nergisce
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Keşke Gerçek Olsa/Maraz
Yazlığa giderken yanıma sadece bir kitap aldım o da 'Keşke Gerçek Olsa'ydı.
Öyle ya kitap mı okuyacağım tatilde :P

Kitabın akıcılığına birde hava muhalefeti eklenince 2 günde biten 'Keşke Gerçek Olsa'yla ortada kalakaldım:)
Evet, 'Cennet Gibi'ye benziyor ama bu kitabı yarıda bıraktırmayı gerektirmez -burda birine gönderme yaptım:)-
Devamını okumak için sabırsızlanıyorum.
Emeğe saygı: Görsel kaynak zeynebin evi;)
'Keşke Gerçek Olsa' bitti ama tatil devam ediyordu...
Akşam kurulan tezgahlardan birinin korsan tezgahı olması mutluluktan gözlerimi yaşarttı:)

O tezgahtan 'Maraz'ı aldım. Aslında alacaklarım vardı daha da. Kadın dedi ki yarında geleceğim... Ama gelmedi... Korsancılara güven olmaz zaten..
Maraz, evli ve mutluyken aldatıldığını öğrenen bir kadını anlatıyor.
Kitapta öyle yan hikayeler var ki; bambaşka kitaplara konu olabilir.
Mesela o komşusu olan yaşlı kadının hikayesi anlatılsa gayette güzel bir kitap olur:)
İşte asıl kitapsızlığım bu kitaptan sonra başladı sonra da zaten güneş açtı :)
Buraya gelince "Sıradakiii" diyerek 'Çirkinin Aşığı'na el attım.

Bu kitabı alıp, okuyup, sonradan 'Seyhan tavsiye etti' dediğinizi duymayayım!!!!
Okuduğumu gören biri yorum bırakıp +18 lik olduğunu söylemişti. Bu düşünceye kesinlikle katılıyorum!!
Tarihi Romans ödüllüymüş birde. Bunlara aldanıp alıyorsun sonra kalıyorsun.
Kalın kitapların ürküttüğü insanlar için iyi bir başlangıç olarak görülebilir diye düşünmüştüm okumaya başlayınca; dili basit ve akıcıydı..
Bitirince "Boşver, başka bir şeyle giriş yapsınlar kalın kitaplara" dedim:)
Öyle ya kitap mı okuyacağım tatilde :P
Kitabın akıcılığına birde hava muhalefeti eklenince 2 günde biten 'Keşke Gerçek Olsa'yla ortada kalakaldım:)
Evet, 'Cennet Gibi'ye benziyor ama bu kitabı yarıda bıraktırmayı gerektirmez -burda birine gönderme yaptım:)-
Devamını okumak için sabırsızlanıyorum.
Emeğe saygı: Görsel kaynak zeynebin evi;)
'Keşke Gerçek Olsa' bitti ama tatil devam ediyordu...
Akşam kurulan tezgahlardan birinin korsan tezgahı olması mutluluktan gözlerimi yaşarttı:)
O tezgahtan 'Maraz'ı aldım. Aslında alacaklarım vardı daha da. Kadın dedi ki yarında geleceğim... Ama gelmedi... Korsancılara güven olmaz zaten..
Maraz, evli ve mutluyken aldatıldığını öğrenen bir kadını anlatıyor.
Kitapta öyle yan hikayeler var ki; bambaşka kitaplara konu olabilir.
Mesela o komşusu olan yaşlı kadının hikayesi anlatılsa gayette güzel bir kitap olur:)
İşte asıl kitapsızlığım bu kitaptan sonra başladı sonra da zaten güneş açtı :)
Buraya gelince "Sıradakiii" diyerek 'Çirkinin Aşığı'na el attım.
Bu kitabı alıp, okuyup, sonradan 'Seyhan tavsiye etti' dediğinizi duymayayım!!!!
Okuduğumu gören biri yorum bırakıp +18 lik olduğunu söylemişti. Bu düşünceye kesinlikle katılıyorum!!
Tarihi Romans ödüllüymüş birde. Bunlara aldanıp alıyorsun sonra kalıyorsun.
Kalın kitapların ürküttüğü insanlar için iyi bir başlangıç olarak görülebilir diye düşünmüştüm okumaya başlayınca; dili basit ve akıcıydı..
Bitirince "Boşver, başka bir şeyle giriş yapsınlar kalın kitaplara" dedim:)
Aynı fikirde miyiz? :)
Etiketler:
çirkinin aşığı
,
elizabeth hoyt
,
hande altaylı
,
keşke gerçek olsa
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
korsankitap
,
maraz
,
marc levy
25 Mayıs 2010 Salı
Kitabım Yurdum Siparişim!
Ay 'Mahkum Prenses'i bitirdikten sonra günlerce kitapsız kaldım.
Sonunda canıma tak etti de kitap yurdunda sepete eklenmiş vaziyette sipariş bekleyen kitapları satın al butonuna tıklayarak, hemde bir gece yarısı, satın almış oldum:)
Halime acıyan arkadaşım siparişlerim gelene kadar oyalanmam için Katre-i Matemi verdi.
Dün de halamdan geliyorum, kapıda kargocular. Onlar benim!
İmzamı attım, paketi teslim aldım.
Yukarı çıkarken babanneme yakalandım:D
Ona yemek hazırladım, bitirmesini bekledim ki bulaşığını yıkayayım.
Ama dayanamıyorum. Kitap paketini açmadan geldim ya yanına..
Beklerken bir kavunun yarısını bitirdim :D kısa günün karı :)))
Sonra evime gidip parçalarcasına paketi açtım.
Hayır, sanki içindeki kitapların ne olduğunu bilmiyorum:)
Dokunmak istedim bir an önce...
Şimdi ise..
Başucumda yeni kitaplar elimde Katre-i Matem, gözüm 'Şahane bir kadının gizli günlüğü'nde..
Sürüklenip gidiyoruz işte..
Daha net görelim diye :)
Etiketler:
cep boy kitaplar
,
kitap yurduna bayılıyorum
,
kitaplar
,
kitapyurdu
23 Mart 2010 Salı
Başörtüsü İçinde Aşk
Kitap arka kapaklarını okuma adetim yoktur.
O nedenle bir kitabı kapağından, isminden, popülerliğinden, dolayı almış olsamda ilk defa bir kitabı arka kapak yazısı yüzünden aldım, itiraf ediyorum.
Kitaba bakıyoruz; isim pek iddialı geliyor önce, ama pembe gayet lakayıt bir kapak var önümüzde. İlahi aşkı anlatıyor olabilir mi?
O nedenle bir kitabı kapağından, isminden, popülerliğinden, dolayı almış olsamda ilk defa bir kitabı arka kapak yazısı yüzünden aldım, itiraf ediyorum.
Kitaba bakıyoruz; isim pek iddialı geliyor önce, ama pembe gayet lakayıt bir kapak var önümüzde. İlahi aşkı anlatıyor olabilir mi?
Arka kapağını çeviriyorum:
"On üç yaşındayken kaderimde John Travolta ile evlenmek olduğundan emindim.
Bir gün Londra'nın kuzeyindeki kapıma gelecek, bana delice aşık olacak ve onunla evlenmemi isteyecekti.
Sonra islama dönecek ve kendini müslümanlığa adayacaktı."
Koyu renk yazılmış bu paragrafı gördükten sonra kitap hakkında edinmem gereken başka bir bilgi olmadığını, bu kadar rahat benden bahsettiği için hemen almam gerektiğini biliyordum!
Çünkü George Clooney'e duyduğum aşk böyle bir şey benimde. Onu sevmekle kalmıyorum müslüman olması gerektiğini; beni de kendini de yakmaması gerektiğini düşünüyordum:)
Yazarın adı: Shelina Zahra Janmohammed
Pakistan asıllı, ingiliz, Oxford mezunu, müslüman kadın yazar.
Geleneksel bir evlilikten ziyade bir aşk evliliği yapma peşinde ve kitapta aşkı arayış macerasını anlatıyor.
Kitabı okurken komik olma adına kendini yerden yere vurmuyor, anlıyorsunuz; kendini kötülerken gayet ciddi keza överken de.
Karşımızdakini etiketlerden sıyırıp görebilme adına herkesin okumasını isterim aslında.
En azından kadın olmanın ve kül kedisi sendromunun nasıl evrensel olduğunu gözler önüne serdiği için önemli bence.
Bir gün Londra'nın kuzeyindeki kapıma gelecek, bana delice aşık olacak ve onunla evlenmemi isteyecekti.
Sonra islama dönecek ve kendini müslümanlığa adayacaktı."
Koyu renk yazılmış bu paragrafı gördükten sonra kitap hakkında edinmem gereken başka bir bilgi olmadığını, bu kadar rahat benden bahsettiği için hemen almam gerektiğini biliyordum!
Çünkü George Clooney'e duyduğum aşk böyle bir şey benimde. Onu sevmekle kalmıyorum müslüman olması gerektiğini; beni de kendini de yakmaması gerektiğini düşünüyordum:)
Yazarın adı: Shelina Zahra Janmohammed
Pakistan asıllı, ingiliz, Oxford mezunu, müslüman kadın yazar.
Geleneksel bir evlilikten ziyade bir aşk evliliği yapma peşinde ve kitapta aşkı arayış macerasını anlatıyor.
Kitabı okurken komik olma adına kendini yerden yere vurmuyor, anlıyorsunuz; kendini kötülerken gayet ciddi keza överken de.
Karşımızdakini etiketlerden sıyırıp görebilme adına herkesin okumasını isterim aslında.
En azından kadın olmanın ve kül kedisi sendromunun nasıl evrensel olduğunu gözler önüne serdiği için önemli bence.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)