Karaköy'de güzel birçok mekanın içinden kalitesiyle ayrılan bir yer Sahi İstanbul.
Daha önce davetleri üzerine gidip bir kahvelerini içmiş ortamı incelemiştim.
Bundan size bahsetmiştim (şu yazımda) ama bir de lokum yapımını göstereceğimin sözünü vermiştim.
Şimdi sözümü yerine getirme zamanı!
Burada az çok anlaşıldığı üzere tezgahın arkasına geçip kolları sıvadım :P
Açıkçası lokum ustası olmak bana çok yakışırdı, yalnız yaptığım lokumları yemekten hareket edemez hale gelirdim, orası kesin.
Şimdi söz verdiğim videoyu paylaşayım. Edit by Sahika ^^
İşinin ehli bir ustayla çalıştık burada. Belki yakın zamanda İstanbul Coffee Fest'e gidenler Sahi standında kendisiyle tanışmıştır.
Ama işte ben sizden çok önce gidip tanışmış, muhabbet edip, lokum yapmıştım. :)
Siz de Sahi İstanbul'a gittiğinizde kendi lokumunuzu yapmak isteyebilirsiniz, bunun müjdesini vereyim. Tabii mağazada yoğunluk yoksa.
Benimki incirli cevizli ve tabii ki kaymaklı idi. Kaymaklı lokum çok severim.
Lafı daha fazla uzatmadan sizleri YouTube kanalıma {Syhn Zn} davet ediyorum :D
30 Ekim 2015 Cuma
28 Ekim 2015 Çarşamba
27 Ekim 2015 Salı
Burak Özçivit Mi O?
Bilgisayarımın bozulmasıyla biraz tv seyretmeye başlamış olabilirim.
Geçen gün kuzenim bu diziden bahsedince ben de fikrimi söyledim, aa izliyor musun, diye şaşırdı. Dizi takip etmediğimi herkes biliyor -bellirli bir dönem dışında.
Ben de, iki kere denk geldim dedim.
İki bölüm yayınlandı zaten dedi.
Euheuheuh (yeniler bilmez biz eskiden böyle gülerdik, hunharca kahkaha attım manasında:) )
Diziye bulaşmam şöyle oldu;
Annem geçgeç (bknz ing. zapping) yaparken, aa geri gel bakiyim Burak Özçivit mi o? diye afalladım.
Sakal bıyık yok, parlak bir delikanlı. on yaş gençleşmiş sanki.
Bakıyorum valla ben bu adamı yakışıklı bulmuyorum cidden.
Ama başka bir şey var bunu da inkar edemeyeceğim. Bir parıltı var adamda.
Neyse işte dizi de oldukça klişe, ama buna ilk bölüm kendileri de değindi, zengin kız fakir oğlan, dedi Burak çok klişe.
Ama güzel işte izletiyor kendini. Zaten çocuk zengin oldu bile. Bıyıklar da geri geldi, daha bi yakışıklı oldu.
Ne olacak şimdi?
Hayır izlemeye devam etmeyeceğim. Beğenmediğimden değil, bilgisayar sorunum kalmadığından :)
İzleyenler arada sırada gelip anlatabilir tabii bana, çekinmeyin.
Geçen gün kuzenim bu diziden bahsedince ben de fikrimi söyledim, aa izliyor musun, diye şaşırdı. Dizi takip etmediğimi herkes biliyor -bellirli bir dönem dışında.
Ben de, iki kere denk geldim dedim.
İki bölüm yayınlandı zaten dedi.
Euheuheuh (yeniler bilmez biz eskiden böyle gülerdik, hunharca kahkaha attım manasında:) )
Diziye bulaşmam şöyle oldu;
Annem geçgeç (bknz ing. zapping) yaparken, aa geri gel bakiyim Burak Özçivit mi o? diye afalladım.
Sakal bıyık yok, parlak bir delikanlı. on yaş gençleşmiş sanki.
Bakıyorum valla ben bu adamı yakışıklı bulmuyorum cidden.
Ama başka bir şey var bunu da inkar edemeyeceğim. Bir parıltı var adamda.
Neyse işte dizi de oldukça klişe, ama buna ilk bölüm kendileri de değindi, zengin kız fakir oğlan, dedi Burak çok klişe.
Ama güzel işte izletiyor kendini. Zaten çocuk zengin oldu bile. Bıyıklar da geri geldi, daha bi yakışıklı oldu.
Ne olacak şimdi?
Hayır izlemeye devam etmeyeceğim. Beğenmediğimden değil, bilgisayar sorunum kalmadığından :)
İzleyenler arada sırada gelip anlatabilir tabii bana, çekinmeyin.
Etiketler:
başrol kızın adını hatırlamıyorum
,
burak özçivit
,
diziler
,
kara sevda
,
türk dizileri
26 Ekim 2015 Pazartesi
Beni Sev Diye
Gelelim merakla beklenen Asude'nin "Beni Sev Diye"sine.
Sizin tarafınızdan bilemem gerçi ama çok konuşulan, beklenen, övülen bu kitabı ben merak ediyordum.
Asude'nin daha önce Pabucumun Ajanı I isimli kitabını okumuş beğenmiştim.
Çok hoş esprili bir dili vardı, göndermeler benzetmeler on numaraydı.
Bu kitabın da öyle olacağını düşünmüştüm.
Ancak oldukça farklıydı. Hatta alakası yoktu. Bir kere karakterler İngiliz/İrlandalıydı, hem sonra Başka bir yüzyılda geçiyordu. Kısacası bir romanstı bu.
Bir türk yazardan tarihi romans okuyacaktım.
Birincisi, bu kitapta Gül ve Avcı'nın karakterleri var ancak seri değil, yine de önceden okumakta yarar var -ben okumamıştım :) Yine de anladım, yan karakterleri ayrı bir hikayesi olduğunu tahmin ettim ve doğru tahmin etmişim.
İkincisi, ben Asude'nin neredeyse tüm kitaplarının kapaklarını severim ancak bunu sevmemiştim, yine de romanla uyumlu olduğunu inkar edemeyeceğim.
Üçüncü ve artık konusuna gelirsek, eş zamanlı iki hikaye anlatılıyor. İki kardeş hikayelerin ortak noktaları. Birinin artık unuttuğu eşiyle yolları tekrar kesişiyorken diğeri şantajcısının peşinde. İkisinin yolu da tabii ki aşka çıkıyor.
Romans severlerin çok severek okuyacaklarına eminim. Tarihi Romans sevmeyenler bu kitaptan uzak dursunlar ama Asude'nin diğer kitaplarına bir göz atsınlar.
Sizin tarafınızdan bilemem gerçi ama çok konuşulan, beklenen, övülen bu kitabı ben merak ediyordum.
Asude'nin daha önce Pabucumun Ajanı I isimli kitabını okumuş beğenmiştim.
Çok hoş esprili bir dili vardı, göndermeler benzetmeler on numaraydı.
Bu kitabın da öyle olacağını düşünmüştüm.
Ancak oldukça farklıydı. Hatta alakası yoktu. Bir kere karakterler İngiliz/İrlandalıydı, hem sonra Başka bir yüzyılda geçiyordu. Kısacası bir romanstı bu.
Bir türk yazardan tarihi romans okuyacaktım.
Birincisi, bu kitapta Gül ve Avcı'nın karakterleri var ancak seri değil, yine de önceden okumakta yarar var -ben okumamıştım :) Yine de anladım, yan karakterleri ayrı bir hikayesi olduğunu tahmin ettim ve doğru tahmin etmişim.
İkincisi, ben Asude'nin neredeyse tüm kitaplarının kapaklarını severim ancak bunu sevmemiştim, yine de romanla uyumlu olduğunu inkar edemeyeceğim.
Üçüncü ve artık konusuna gelirsek, eş zamanlı iki hikaye anlatılıyor. İki kardeş hikayelerin ortak noktaları. Birinin artık unuttuğu eşiyle yolları tekrar kesişiyorken diğeri şantajcısının peşinde. İkisinin yolu da tabii ki aşka çıkıyor.
Romans severlerin çok severek okuyacaklarına eminim. Tarihi Romans sevmeyenler bu kitaptan uzak dursunlar ama Asude'nin diğer kitaplarına bir göz atsınlar.
Etiketler:
2015 okumaları
,
asude
,
asude hikayeler
,
beni sev diye
,
ephesus
,
ephesus yayınları
,
kitaplar
,
tarihi roman
25 Ekim 2015 Pazar
Remember Me
Aslında eski bir film sayılmaz ama yeni bir film de sayılmaz.
Canımın drama izlemek istemesiyle aklıma gelen bu film oldu.
Etkileyici bir açılışı var filmin.
Küçük bir kız çocuğu metroda annesinin ölümüne tanık oluyor. Sonra film 10 yıl sonradan devam ediyor.
Bu kısımda da esas oğlanla tanışıyoruz. Ağabeyinin intihar ederek ölümünün yıl dönümünde. Ailevi sorunları ve sigara ve alkol problemi var. Twilight serisininden tanıdığımız Robert Pattinson oynuyor.
O küçük kız da büyüdü tabii, onu da güzeller güzeli, Emili De Ravin canlandırıyor. Kendisini benim gibi önce Lost, daha sonra da Once Upon A Time dizisinden tanıyorsunuzdur.
Film aslında durağan ilerliyor. Sıkılmadan izledim ama sonlarına doğru, pek bir olayı yokmuş hani, diye düşündüm.
Ay düşünmez olaydım!
Sonra Bum!
Hiç beklemiyordum. Kahrolduğum, ağlamaktan geberdiğim bir son ile karşılaştım.
Amerikalılar bu işi biliyor.
Sonu için söylemek istediğim bir şey daha var ki, hani kitapların yerini tutmaz deriz ya, hani hep eksik gelir.
Bir sahne ancak bu kadar etkileyici anlatılabilirdi.
İlk defa bir sahnede edebiyatın eksik kalacağını aynı etkiyi vermeyeceğini düşündüm.
Siz izlemiş miydiniz?
Canımın drama izlemek istemesiyle aklıma gelen bu film oldu.
Etkileyici bir açılışı var filmin.
Küçük bir kız çocuğu metroda annesinin ölümüne tanık oluyor. Sonra film 10 yıl sonradan devam ediyor.
Bu kısımda da esas oğlanla tanışıyoruz. Ağabeyinin intihar ederek ölümünün yıl dönümünde. Ailevi sorunları ve sigara ve alkol problemi var. Twilight serisininden tanıdığımız Robert Pattinson oynuyor.
O küçük kız da büyüdü tabii, onu da güzeller güzeli, Emili De Ravin canlandırıyor. Kendisini benim gibi önce Lost, daha sonra da Once Upon A Time dizisinden tanıyorsunuzdur.
Film aslında durağan ilerliyor. Sıkılmadan izledim ama sonlarına doğru, pek bir olayı yokmuş hani, diye düşündüm.
Ay düşünmez olaydım!
Sonra Bum!
Hiç beklemiyordum. Kahrolduğum, ağlamaktan geberdiğim bir son ile karşılaştım.
Amerikalılar bu işi biliyor.
Sonu için söylemek istediğim bir şey daha var ki, hani kitapların yerini tutmaz deriz ya, hani hep eksik gelir.
Bir sahne ancak bu kadar etkileyici anlatılabilirdi.
İlk defa bir sahnede edebiyatın eksik kalacağını aynı etkiyi vermeyeceğini düşündüm.
Siz izlemiş miydiniz?
Etiketler:
11 eylül
,
amerikan filmlerini özlemişim
,
amerikan sineması
,
emilie de ravin
,
filmler
,
remember me
,
Robert Pattinson
21 Ekim 2015 Çarşamba
Gelecek Hızla Geçmiş Oluyor!
Zaman nasıl da sinsice akıp geçiyor hayret doğrusu.
Bu kadar hızla geçmesine rağmen çoğu zaman fark etmiyoruz.
"Geleceğe Dönüş" filminde geleceğe gittikleri tarihte olduğumuzu görünce önce afalladım sonra duygulandım. Sonra, vay be, dedim.
Bloga koyayım bunu hatıra olsun, dediğimde zaman yine durmamış akmış.
Micheal J. Fox nam-ı diğer Marty McFly ise..
Neyse ya eski gönül işlerini açmayalım. Akranlarım anladı beni :)
Hatıra olsun blogumda dursun istedim işte.
Not: Ben bu yazıyı şubatta yazmıştım. Elimde şubat 2015 görseli vardi. Şimdi baktım twitter sallanıyor :) dedim, Seyoş düzelt.
Bu akşam kanallardan biri Geleceğe Dönüş 2' yi vermezse çok ayıp olur ;)
Not: Ben bu yazıyı şubatta yazmıştım. Elimde şubat 2015 görseli vardi. Şimdi baktım twitter sallanıyor :) dedim, Seyoş düzelt.
Bu akşam kanallardan biri Geleceğe Dönüş 2' yi vermezse çok ayıp olur ;)
Etiketler:
back to the future
,
geleceğe dönüş
,
hey gidi günler
,
marty mcfly
,
micheal j fox
20 Ekim 2015 Salı
Sana Söyleyemediğim Her Şey
Hımmm..
Sene 1977. Lydia daha onaltısında, geleceği parlak, anne ve babasının gözdesi bir genç.
Çin kökenli James ve Amerikalı Marilyn'in gözde evlatları Lydia'nın ölümüyle açılıyor hikaye.
Lydia neden öldü?
Yoksa öldürüldü mü?
Aile târumar olmuşken Lydia'nin ölümündeki sis perdesi yavaş yavaş açıladursun; biz Marilyn ve James'in nasıl tanıştıklarını, çocuklarını nasıl yetiştirdiklerine göz atıyoruz.
Melez bir ailenin nasıl zorluklar çektiğini, bunun kişiliklerinde oluşturduğunu tahribatı içim parçalanarak okuyor, filmlerde dayatılan Amerikan rüyasının nasıl da boş olduğunu iliklerime kadar hissediyorum.
Ağır drama bu kitap.
Her şeyi en iyi bilen kişi olarak olaylara müdahele etme, düzeltme, işleri yoluna koyma dürtüsüne engel olamıyorum.
Yine de seviyorum dramaları.
Hepimiz geçmişte yaptığımız hataları geri dönüp düzeltmek istiyoruz ancak bu mümkün değil.
Fakat okuduklarımız bunu mümkün kılıyor. Yani başkasının geçmişinden, hatasından ders alabiliriz.
Roman deyip geçerek okuduğum kitapları beğenmezler ama ben, özellikle de bu kitaptan çok şey ögrendim.
Maatteessüf, eleştireceğim noktalar da var. Bir yerde James'ten Jack diye, bir yerde John diye bahsediliyordu. Bir yerde Lydia ile Marilyn yer değiştirmişti. Ufak gibi görünse de -ki ufak :)- sevmiyorum böyle hataları.
Fuar listesi hazırlayanlar için kapsamlı bir yazı oldu, içimi dökmem lazımdı, vesile olduğunuz için teşekkürler ^^
Sene 1977. Lydia daha onaltısında, geleceği parlak, anne ve babasının gözdesi bir genç.
Çin kökenli James ve Amerikalı Marilyn'in gözde evlatları Lydia'nın ölümüyle açılıyor hikaye.
Lydia neden öldü?
Yoksa öldürüldü mü?
Aile târumar olmuşken Lydia'nin ölümündeki sis perdesi yavaş yavaş açıladursun; biz Marilyn ve James'in nasıl tanıştıklarını, çocuklarını nasıl yetiştirdiklerine göz atıyoruz.
Melez bir ailenin nasıl zorluklar çektiğini, bunun kişiliklerinde oluşturduğunu tahribatı içim parçalanarak okuyor, filmlerde dayatılan Amerikan rüyasının nasıl da boş olduğunu iliklerime kadar hissediyorum.
Ağır drama bu kitap.
Her şeyi en iyi bilen kişi olarak olaylara müdahele etme, düzeltme, işleri yoluna koyma dürtüsüne engel olamıyorum.
Yine de seviyorum dramaları.
Hepimiz geçmişte yaptığımız hataları geri dönüp düzeltmek istiyoruz ancak bu mümkün değil.
Fakat okuduklarımız bunu mümkün kılıyor. Yani başkasının geçmişinden, hatasından ders alabiliriz.
Roman deyip geçerek okuduğum kitapları beğenmezler ama ben, özellikle de bu kitaptan çok şey ögrendim.
Maatteessüf, eleştireceğim noktalar da var. Bir yerde James'ten Jack diye, bir yerde John diye bahsediliyordu. Bir yerde Lydia ile Marilyn yer değiştirmişti. Ufak gibi görünse de -ki ufak :)- sevmiyorum böyle hataları.
Fuar listesi hazırlayanlar için kapsamlı bir yazı oldu, içimi dökmem lazımdı, vesile olduğunuz için teşekkürler ^^
Etiketler:
2015 okumaları
,
celeste ng
,
kitaplar
,
martı yayınları
,
roman
,
sana söyleyemediğim her şey
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)









