yılmaz erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılmaz erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2019 Cuma

Ekşi Elmalar


Ekşi Elmalar filminin methini duymuştum elbet.
Bir türlü izleyememiştim ama. Kısmette Bulgaristan’dan Sırbistan’a geçerken izlemek varmış.
Sarp dağların arasındaki daracık yollardan geçerken, diğer 53 kişi uyuklarken ağlamak varmış.
Nasıl güzel bir tat bıraktı ağzımda bu ekşi elmalar.
 Ne kadar seviyeli anlatmış Yılmaz Erdoğan söyleyeceklerini.
Çok sevdim. Siz de seversiniz bilirim.

14 Şubat 2019 Perşembe

Organize İşler 2 | Sazan Sarmalı


Ben beğendim kardeşim!
Yazıya böyle mi başlanır ya, hiç ayarım yok benim :)

Organize İşler 2'de bizi birbirinden ünlü isimler karşılıyor. Neredeyse her oyuncuyu tanıyorsunuz. Çok az küfür var. Miss.. Ve çok eğlenceli! Kesinlikle çok eğlenceli.

İlk filmi hatırlamıyorum ben ama en kısa sürede tekrar izleyeceğim.
Genel olarak beğenilmemiş, acaba ilk filmle mi kıyaslandı bilmiyorum neden beğenmemişler ki?
Yılmaz Erdoğan'ın ince bir espri anlayışı var ama. Bir Demet Tiyatro'dan bu yana gelen kelime hatta harf oyunları yapar. Bunu kaçıran gülmez tabii.

Güçlü karakterleri vardır.
Felsefik karakterleri olur mesela. Hemen her işinde hem de. Olay tespitler...
Ata Demirer'in canlandırdığı karakter. Sahne kısa etkisi büyük.

Kıvanç Tatlıtuğ'un canlandırdığı Saruhan karakterine kıro deyip geçmeyeceksin mesela.
O göbek mi diye şaşıracaksın evvela çünkü Kıvanç bu, sonra küfür etmeyişini alkışlayacaksın, bir de tabii onun da bir hayat anlayışı var (bire bir hatırlamıyorum ama bir sonraki izleyişimde büyük ihtimal not alırım), evet ben de böyle düşünüyorum çok haklı dedirten.

Yanımdaki arkadaşımın da etkisi vardı elbet. Bir de doğru zamanın.
Doğru kişi, doğru zaman, doğru ortam.. Bunlar filmi de etkileyen faktörlerdir kabul edelim.

İyi ki gitmişim kafam dağıldı. Aşırı beklenti içinde olmayacaksanız tavsiye ederim.

28 Şubat 2013 Perşembe

Türk Sineması

Hafta sonu yaklaşırken bir amme hizmeti.
Son haftalarda gittiğim bir kaç filmin yorumu.

Hükümet Kadın ile başlayalım.

Afişi sizi yanıtmasın hiç fena bir film değildi.
Bir kere kahkaha attım o kısımda da benden başka kimse gülmedi.
Ama salon yerlere yattı gülmekten.
O kadar gülünecek ne vardı anlamadım. Hatta Şeyda, hiç mi espri duymamış bunlar ilk defa mı sinemaya geliyorlar, gibi cuk oturan bir tespitte bulundu.
Şahane değil belki ama güzel. Güldüren, düşündüren, duygulandıran, hoşça vakit geçirmeniz için ideal bir film.

Romantik Komedi Bekarlığa Veda


Hükümet Kadında gösterilen fragmanı üzerine bu filme de gitmeye karar verdik. Ancak nasıl unutmuşum ben birincisini sevmemiştim ki ikincisine gidiyordum.
İlk yarı sıkıntıdan çatladım ikinci yarı açılır dedim, ikinci yarı ilk yarıya rağmen daha güzeldi.
Engin Altan Düzyatan ise çoook (ama çooooookkk) güzeldi.

Kelebeğin Rüyası


Merakla, heyecanla ilgiyle beklediğim filmdi.
Salon hıncahınç doluydu, tek boş koltuk bizim çantalarımı koymak için de bilet aldığımız koltuktu.
Bu filmi kötülemeye içim el vermiyor ama sıkıldım izlerken.
Biliyorum bir kaç ateşli taraftar diyecek ki, anlamıyorsun filmden. Ben de zaten salondan çıkarken bunu dedim, anlamıyorum herhalde filmden. Ama bir kişi ağlamadı bizim salonda!
Ağlayanlar acaba nerede ağladı, diye günlerdir düşünüyorum, yok.
Sanat filminden hallice, yani biraz daha fazla replik olan bir filmdi bana göre.
Yalnız oyuncular muhteşem. Kıvanç Tatlıtuğ muhteşem üstü bir insan, bir oyuncu.

Beni yalnız bırakmayın. Bu filmlere gittiğinizi biliyorum. Yorumlarda güzel şeyler söyleyin ki, öyle meydanı boş bulup atıp tutmuş gibi olmayayım :)

21 Eylül 2010 Salı

Sevgi Üzerine

"...
Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey
ve
boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu"
Der bir şiirinde Yılmaz Erdoğan.
Yılmaz Erdoğan şiirlerini seviyorum.
Yazmayı da keza öyle.
Hele kurşun kalemle.

Sevdiğim şeyleri irdeliyorum bu ara.
Bunu seviyor muyum? Neden?

Kahve mesela.
Günün özellikle belirli saatinde gözümde canlanır.
Ama bu bağımlılık.
Sevgi sayılır mı?

Çay sevmem mesela.
Öyleyse nasıl sabah akşam içebiliyorum :/
Hoş içersem açık ve şekerli içiyorum; annem ve anneannem gibi. İlle de çok sıcak olmalı halamın içtiği gibi.
Onları da seviyorum.

Sevdiğiniz bir şeyi sevmediğiniz biri de seviyorsa, soğumuyor musunuz sizde?
Ya da; sevmediğiniz bir şeyi seven bir sevdiğiniz.
Fikrinizi değiştirmiyor mu?
Veya en azından üzerinde tekrar düşünmenizi sağlamıyor mu?

"... sevgiler çok insafsız yarını yok..."
Hayır böyle karamsar bitirmek istemiyorum yazıyı.
Biraz daha ılımlı olsun: Sevgi değişkendir diyelim.

Beni bile sevebilirsiniz yani =)