tom hanks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tom hanks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2023 Cuma

A Man Called Otto



Hangi akla hizmet "hayata rövaşata çeken adam" olarak ismi Türkçeye çevrilmiş bilmem; A man called Otto Tom Hanks'in başrolünü üstlendiği orijinali 'A man called ove' olan İsveç yapımı filmin yeniden çekimi. Bunu önceden bilseydim orijinalini izlerdim ama benim film hakkında hiç fikrim yoktu, Tom Hanks'i görüp izlemek istedim. 
Neyse ki orijinali kadar iyi diyorlar.  O zaman bu filmi bir daha izleyesim geldiğinde İsveç versiyonunu izleyebilirim. Ama şimdilik bununla yetineceğim.
Huphuysuz bir ihtiyar olarak Otto, ve ona karşı çok sabırlı komşularının etrafında, geriye dönüşlerle anlamlandıracağımız bir film.
Dram-komedi türünde, izlemeye pişman olmayacağınız bir film.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Mesajınız Var!

Bu bir film yazısı değil.
Gerçi 20. yüzyıla veda ederken çekilmiş, bahsetmeye değer bir filmdir.
Bu filmden bir sahne geldi aklıma. Onu paylaşmak istiyorum bugün sizlerle.

Filmi bilenler bilir, karakterler e-mail üzerinden dertleşirken Joe (Tom Hanks), Kathleen' e (Meg Ryan) "Söylemek istediklerini söylemek istediğin zaman söylediğinde duyacağın şey pişmanlıktır", mukabilinde bir şey söylüyor.
(Beni bağışlayın uzun zamandır izlememiştim, galiba benim 'Mesajım Var'ım gelmiş.)

Söylediği cümleyi kelimesi kelimesine hatırlamasam da, ne demek istediği hep aklımda.
Hiç öyle, aman ne olursa olsun ben içimdekileri dökeyim de gerisini karşı taraf düşünsün, diyen biri olamadım.
Ben üzüleceğime o üzülsün, diyen biri de değilim.
Çoğunlukla boğazımda yumruyla susuyorum. Ama bazen o kadar çok şey birikiyor ki..
Bu çoğunlukla olan kısımdan değil de sabrımın taştığı zaman söylediklerimin ardından neler hissettiğimden bahsetmek istiyorum.
O yumru gidiyor mu, söylemek istediğin şeyleri söylediğinde?
Gitmiyor işte.
Daha kötü hissediyorum. Benim günüm mahvolmuştu şimdi onunki de kötü geçti diyorum. Değer mi, diyorum 3 günlük dünya için.
Ama bu da can.
Hani bir kere susmamım faydasını görsem, bir kere aman büyüklük bende kalsın deyip sabrettiğime değse, belki arada sırada olan patlama da yaşanmayacak ama arkadaş hiç mi kıymet bilinmez ya.
Hep ben mi 3 günlük dünya boş ver diyeceğim, bir kere de göreyim sineye çektiklerim boş ver dediklerim işe yarasa..

Anlatabiliyor muyum?
Ben kırmak istemiyorum kimseyi. Ama kırılmak da istemiyorum. İlle ikisinden biri mi olmak zorunda, kırmadan ve kırılmadan olmuyor mu?

Kimse yaşattığını yaşamadan ölmesin madem.

2 Mart 2016 Çarşamba

Larry Crowne

Bir gün gene nasıl oldu bilmiyorum, oradan oraya atlarken herhalde, izlemediğim bu filme denk geldim.
Ne?
Julia Roberts ve Tom Hanks aynı filmde oynuyorlar ve benim haberim bile olmuyor mu?
Üstelik film romantik komedi mi?
Nasıl nasıl nasıl olurdu da bırakın izlemeyi, haberim dahi olmazdı?
Ben gerçekten yaşlanmış olmalıydım.

Listemin en başına ekledim ve baktım ki filmin süresi de iyi, ilk boşlukta film izlemeye karar verdim. Ve izledim.
Tabii o sıralar film izlemek konusunda izinli olduğumun altını çizerim.
Bir süre geçti yani üzerinden.
Şu sıralar film yazısı girsem de artık onların taze izlenmiş filmler olmadığını bilirsiniz.

Imdb puanının düşük olması beni etkilemedi.
Romantik komedilerde yüksek puan görsem şaşarım nedense.
İnsanlar bu tip filmlere bayılarak izler ama nedense iş tavsiye ya da puanlamaya gelince sabun köpüğü der geçerler, ya da sanat filmlerine bayıldıklarını dolayısıyla bu türün tarzları olmadığını iddia ederler.
Ben öyle dediğim. Beni biliyorsunuz :)

Filme adını veren Larry Crowne karakteri, bir markette yaşını başını almış bir satış danışmanı. Tom Hanks canladırıyor, bildiniz;)
Larry ayın elemanı seçilmeyi beklerken işten kovulduğunu öğreniyor. Nedeni de üniversite mezunu olmaması. Ödemesi gereken borçlar ve kısması gereken masrafları var.
Bu arada tabii ki üniversitede ders almaya başlayacak.
Ve tabii ki üniversitede ders aldığı hocalardan biri de Julia Roberts'ın canlandırdığı karakter olacak.

Bu filmi o kadar izlemek istedim ki alt yazılı bulamama rağmen dayanamadım izledim. Evet dublajlı izledim, filmin ruhunun yarısını götürmüştü dublaj bence.
Güzel bir konusu ve harika oyuncularına yazık etmiş bir film olduğunu düşünüyorum.
Sanki o kadar şahaneyiz ki uğraşmamıza bile değmez dercesine çekilmiş. Şahane olacakken vasatın üstüne çıkmamış.
Yine de izlerken sıkılmadığım, keşke izlemeseydim, demediğim bir film.
Fazla beklentiye girmeden izlenebilirsiniz.

1 Ağustos 2014 Cuma

İzlemeniz Gereken 10 Romantik-Komedi

Hep son çıkanlarda gözümüz.
Oysa kim bilir eskilerde ne kitaplar ne filmler göz ardı ediyoruz?

Hep en popüler, en son çıkanı izlemek veya onu ilk izlemek gibi derdiniz yoksa sizi  doksanların büyülü romantik komedilerine götürmek istiyorum.

Doksanlara torpil geçip, doksanlı yıllarda çıkmış romantik komedilerden ufak bir liste hazırladım.
Hepsi çok sevdiğim tekrar tekrar izleyebileceğim  filmler.
Klasik falan değiller, kişisel zevkimi yansıtmaktadırlar. Yaşıtlarım neyse de, gençlere armağanım olsun :)

1- One Fine Day
Başrollerini Michelle Pfeiffer ve George Clooney'in oynadığı, en az 500 kere izlemiş olduğum, sonunda George Clooney'e aşık olduğum için torpilli falan olduğunu düşünmeyin. (1996)

2- While You Were Sleeping
Sandra Bullock ve Bill Pullman'ın başrolünü üstlendiği film tekrar tekrar izlediyip çok sevdiklerimden. (1995)

3- Only You
Robert Downey, Jr. ve Marissa Tomei başrollerde. Bak bu filmi pek kimse bilmez, hele Robert Downey Jr. severler genç Robert'ı kaçırmasın! (1994)

4- Pretty Woman
Bak işte bu film bir klasik! 1990 yapımı bu filmde Julia Roberts ve Richard Gere'i başrollerde izledik. (Bunu izlemeyen yoktur herhalde)

5- Runaway Bride
Pretty Woman'dan 9 yıl sonra Julia Robets ve Richard Gere'i tekrar bir araya getirmesi açısından önem taşır ama ben Pretty Womandan daha çok severim bu filmi. (1999)

6- My Best Friend's Wedding
Julia Roberts'tan devam ediyoruz ama kendisi gençliğinde romantik komedi kraliçesiydi ben ne yapabilirim. Film aynı zamanda Cameron Diaz'ın kariyerindeki en önemli filmlerden. (1997)

7- Music From Another Room
Offf. İlk izlediğim zamanı hatırlıyorum. Hey gidi günler. Jude Law bir harika dostum! (1998)

8- Sleepless In Seatlle
Bu film beni depresyona sokuyor. Sözde romantik komedi ama o kadar gerçekçi ki. Meg Ryan çok fazla film izleyen ve en sonunda filmlerdeki aşkların olmadığını anlamış bir kadın rolünde. Ama gelin görün ki işler onun içinde film gibi sonuçlanıyor. Meg Ryan'a Tom Hanks Eşlik ediyor. (1993)

9- You Have Got A Mail
Tom Hanks ve Meg Ryan internetin hayatımıza yeni yeni girdiği dönemde internet arkadaşlıkları üzerine bu filmle bir çoğumuzu ekrana yansıttılar. Sleepless In Seatlle'dan sonra bu film ne kadar harika bir çift olduklarının kanıtı adeta. (1998)

10- Ten Things What I Hate About You
Julia Stiles ve genç yaşta kaybettiğimiz Heath Ledger'ın başrol oldukları bu film listedeki tek 'okullu' film. (1999)

Doksanlar romantik-komedilerine katkı sağlamak isterseniz, memnun olurum *.*