sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2017 Cuma

Sosyal Medya; Merak Duygumuzu Öldürüyor mu, Perçinliyor mu?

Sosyal medya sayesinde 10 yıl öncesinden çok farklıyız.
Akıllı telefondan önceki hayatımızı hatırlayan kaldı mı?
Kaldıysa ne kadar değiştirildiğimiz konusunda bana katılır.

Şimdi sosyal medyanın hayatımıza nasıl sızdığını ve evrimi anlatmayayım. Çünkü eminim konuyu başka yerlere çeker asıl konudan uzaklaşırım.

Geçenlerde annem evini tadilat eden komşusuna gitti. Biz de yakın zamanda tadilat geçirdiğimizden tadilat kısmında annemden çok yardım aldı. Döndüğünde annem evi bana anlatmaya başladı. Bazı yerlerde bizimkinden yaptırmış bazısında annemin uyarısını dikkate almış ve yaptırmamış falan.
Bir şey fark ettim merak etmiyorum.
Oldum olası çok meraklı, iz süren, bir şeylerin peşine düşen biri olmadım zaten ama bu devirde başka insanlara kıyasla kendimi ilgisiz olarak görüyorum.
Açıkçası bunu da, insanların sosyal medyada yerli yersiz paylaşımlarına bağlıyorum.
Aradaki gizem kalktıkça ilgi azalıyor, cazibesini yitiriyor.

Doğrusu bazı insanların sırf merak duygusunu tetiklemek için -akıllıca- bazı şeylerini gizlemeye çalıştıklarını görüyorum. 
Bu çoğunlukla çocukları oluyor, yine paylaşıyorlar ama çocuğun yüzü objektife dönük değilken mesela. Hiç paylaşmasa olmaz. Bunu yapamaz çünkü.. çatlar.
Evladı var onun herkes bilmeli. Ne de güzel giydirdiğini ne güzel imkanlar sunduğunu ne kadar sevildiğini. Ama yüzü gözükmesin! Neden? İşte az evvel anlattığım şeyden.
Zerre kadar merak ediyorsam...

Instagram hesabımı aylar önce dondurdum. (İyi ki dondurmuşum bu arada o kadar güzel mesajlar aldım ki ♥ ♥) Engellediğimi sananlar, başka hesaplardan beni bulmaya çalışan ama soramayanlara müjde! 😂
Normalde bu kadar uzun bir ara vermeyi düşünmüyordum açıkçası. Her an dönebilirim de aslına bakarsanız. İşin garibi dönmeyi iple çekmiyorum. Dönersem bir menfaat uğruna olacak, zinhar özlediğim için değil 😊
Ama ben instagram hesabımı dondurmadan evvel de hesapta kim ne paylaşmış diye göz atmıyordum. Bir şey paylaşacağım zaman girip üsten rastgele birkaç fotoğrafa bakıp çıkıyordum. 
Merak etmiyorum derken, stalk yapmıyorum derken samimiyim. Hatta keşfetime düşmesin diye engellediğim o kadar insan vardı ki! 

Aaa hepten de meraksız ruhsuz heyecansız biri değilim bak. O dolandırıcı sözde psikolog Socialmom'ı arada bir aratıp kaç bin takipçisi çıkmış diye bakıyorum ne yalan söyleyeyim. (Şu ana kadar 20 bin hesap takibi bıraktı. Geriye kalanların yarısı meraktan takip ettiğini, yarısının da normal olmadığını düşünüyor, ne sebeple olsun hala takip edenleri asla anlamıyorum)

Ama işte bu benim. 
Bazısında da tam tersi. Küfrettiği insanların hesaplarına girmeden duramıyor. Eltisigil yemekte ne yemiş, bugün görümcesi nereye gitmiş? Sevgilisi kimin fotoğrafını beğenmiş kime yorum yapmış ve dahi ona gelen yorum ve beğeniler kimlerden her an kontrol altında. .. 

Eee, şimdi söyleyin bakalım, sizde durumlar nasıl?
Sosyal medya; merak duygunuzu öldürüyor mu, perçinliyor mu?

3 Eylül 2014 Çarşamba

Sosyal Medyada Deli Olduklarım!


  • Koca koca porsiyonlarını çekip çok yediklerini/ hep yediklerini iddia eden incecik kızlar.

He canım he yeyip kilo almıyorsunuz he!
Bir diğer türevinizde düz karınlarını gösterip, göbek yaptım, diyenleriniz zaten.

  • Kilolu olup yediklerini içtiklerini paylaşanlar.

Bak ben dürüst insanım ama su içsem yarıyor, yok ben şu rahatsızlık var ondan kilo alıyorum gibi mazeretler sunup sonra da börekler, pizzalar, açık büfeden toplanmış taşan tabaklar paylaşıldığında, utanmıyor musun, diyorum. Bunu sana demezsem de fotoğrafa bakınca kendi kendime diyorum yani!

  • Ay ne eğlendik ne eğlendik diyerek paylaşılan fotoğraflar.

O kadar eğlenmişsin ki canım 350 fotoğraf paylaştığını düşünürsek 1000 fotoğraf çekmeye yine de fırsat bulabilmişsin.


  • Yine geziyoruz galiba.

Millet dünyayı gezerken ben kendimi Üsküdardı Kadıköydü etiketlemeye utanıyorum bu kendini bakkalda çakkalda etiketlemekten utanmıyor. Adına da, gezmek, diyor garibim.

Hele bir de arabayla gidiliyorsa bir yere... O koltukta bir selfie şart.

Iyy tiksiniyorum sizden, minibüste poz vereceğim sizin yüzünüzden!


  • Her lafın ardından gülücük.

Birbirimizi yanlış anlamak için gösterdiğimiz çabayı, doğru anlamak için gösterirsek, gülme işaretini o kadar sık kullanmamıza gerek kalmaz.. (İ. Tenekeci)


  • Kahve keyfi ve türevleri.

Sıfır yaratıcılıkla sosyal medyada tutunma çabaları. Balkon keyfi, deniz keyfi, su keyfi, limonata keyfi, tatlı keyfi, selfie keyfi...
Gerçekten söyleyecek daha yaratıcı cümleleriniz yoksa hiç bir şey yazmayın. O, zart keyfi/zurt keyfi paylaşımlarından bin kat evladır.


  • De bağlacı bekçileri.

Sanırsınız dünyada hiç bir dert kalmadı, savaşlar, açlık, kurakllık, ırkçılık.. her şey ama her şey bitti de şu "de bağlacı" sorunu bitmedi. Her fırsatta "o de ayrı!" diyerek dolanan kıl tipler!


  • ... yapmayanı dövüyorlar

Ya arkadaşım bir git ya! Yapmak istiyorsan yap, senin de yaptığın bir şeyi yapanlarla dalga geçmek neyin kafası? Dudaklarını büzmek istiyorsan büz, o tatlıdan yapmak istiyorsan yap, o fotoğrafı çekmek istiyorsan çek!
Ama; bu bu tatlıyı yapmayanı dövüyorlar, dudak büzmeli fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar, burada fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar (...vb.) diyerek fotoğraf paylaşmanın ezikliğine sebep olacak ne tür bir çocukluk geçirdin? Rica ederim silkelen!


  • Gelen övgüleri rt etmek ekran görüntüsü paylaşmak vb.

Bunlara öyle acıyorum ki.. bir iltifat edilmiş; aman tanrım hemen rt etmeli bunu herkes görmeli! Yazık ya hiç mi iltifat gelmiyordu bacım? Bu kadar mı sevgisiz bir ortamdasın? En son instagramda gelen övgünün ekran görüntüsünün paylaşıldığını gördüm. Yakındır çıktı alıp çerçeveletenlere de rastlarım.


Ay yazarken sinirlerim zıpladı. Daha yazamayacağım.
Hep derim sosyal medyanın da bir adabı olmalı!

8 Nisan 2014 Salı

Davet Etme Sanatı

Sosyal medya nasıl bir çelişkidir.
Sözde iletişim çağındayız, iletişimsizlikten öleceğiz.
Devamlı etkileşim halindeyiz, Facebook'ta ilkokul arkadaşımıza can gönderiyor, Instagram'da tanımadığımız kişilerle soframızı paylaşıyor, Twitter sayesinde her düşüncemizi yazıya döküyoruz.

Bu mu iletişim?
En yakın arkadaşımızın telefon numarasını ezbere bilmemek mi yani?

Her şey bir yana, insanın kapı komşusunun düğün davetiyesini e-mail olarak yollaması nedir?
"Gelme istemiyorum, ama gördüğüm ilk yerde 'neden düğünüme gelmedin?' diye hesap soracağım" demektir bence. Sizce?

Ya da, Facebook'a eklenen davetiyeye yüz arkadaşı eklemek midir davet?
Ertesi gün "davet edildiği halde gelmeyenlerin de canı sağ olsun" diye kişisel ileti yazıp, vicdan yapmaya hak mı kazanır bu şekilde davet eden kişi?

Yok ben anlamıyorum gerçekten.
Sosyal medyayı dibine kadar kullanıyorum ama bunu anlayamıyorum.
Yüz yüze değil diye istediğini söylememeli insan.
Bir adabı var sosyal medyanın ben buna inanıyorum.