sosyal medya adabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya adabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Koca Yürekli Muhteşem Detay

İltifat edeceğim diye kasanlar online mı?
Yazım hiç hoşunuza gitmeyecek baştan söyleyeyim.

Biliyorum tek okuduğunuz şey sosyal medyada dönen alıntılar ama Allah aşkına biri bir yerde hoşunuza giden bir laf etti diye onu alıp suyunu çıkarana kadar kullanmayın.

Bir akrabam var ne zaman ve kimle bir şey paylaşsa, okumadan altındaki yazıyı biliyorum. Koca yürekli arkadaşım..

Koca yürekli babam
Koca yürekli amcam
Koca yürekli abim...
Hayırdır kalp sorununuz mu var?

Koca yürekli babam demişsin de hala annene köpek gibi davranmıyor muydu o adam?
Neyin peşindesin?!

Koca yürekli yakıştırması kimlere yapılır mesela buna da değineyim bir hizmetim daha olsun.
Mesela benim 10 yaşındaki bir öğrencim bu yıl saçlarını lösemili çocuklar yararına bağışladı.
😍😍😍😍
Upuzun, güpgüzel, çok sevdiği saçları vardı ve tam 30 cm kestirip kendi kadar şanslı olamayan çocuklara bağışladı.
Bu kızım koca yürekli değil de ne?!

Bir diğer deli olduğum söylem de, olur olmaz her şeye, hatta herkese kullanılan sen muhteşem bir detaysın, iltifatı(!)
Bunun nesi iltifat?
Detay arkadaşlar, bir gömleğin manşeti olabilir. Trençkotunuzun astarı veya!
Aldığınız elbisenin iç dikişlerinin temiz olması ya da pantolonunuzun spor dikişlerinin muntazam olması.
Anlatabiliyor muyum?
Ayakkabı bağcığının zıt bir renk olması, koldaki ben, yüzdeki çil.. tamam.
Durup dururken bir insana detay demek bilemiyorum hangi aklın işi?

Bu gerçekten caps hesaplarının dilimize yerleştirdiği ve bize yaptığı en büyük kötülük.
Espriyse evet ama gerçekten çok orijinal bir şey söylediğini sanarak bunu kullanmak... bilemiyorum yazık ya..

Konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz?..
(Muhteşem bir detay(!) olan sevgili amcam Micheal Cinco'dan bir görsel kullandım, çünkü o bir detay prensi💖)
Çok önemli bir not:
Bu yazıyı çok uzun zamandır hazırlamıştım ancak ne zaman paylaşacak olsam birilerinin bu iki yakıştırmadan birini yaptığını görüyorum ve onlar üstlerine alınmasın diye yayınlamaktan vazgeçiyorum. Ancak yeter ya gerçekten. Kim alınıyorsa alınsın.

28 Mayıs 2017 Pazar

Ramazan 2017

Ramazan yazısı yazmadan içim rahat etmeyecek, belli.
Öncelikle uzun zamandır yazmadığım için yazmak istediğim çok konu var.
Bunların bir kısmı haliyle ramazan ayında yayımlanacak.
Araya film dizi tanıtımı girebilir ama siz film ve dizileri sakın ola ki Ramazan ayında izleyip beni de günaha sokmayın :)

Ramazan ayında ne yapabiliriz diye bir yazı da yazmak istemiyorum çünkü gerçekten amacı sadece aç kalmamak olanlar ne yapacağını biliyor. 
Diğerleri de normal yaşantısına; dizisine, dedikodusuna, sosyal medyasına devam ediyor.
Keşke akıl verecek durumda olsaydım ama aklım kendime zor yetiyor.

Aslında sinir olduğum birkaç şeye değinmek de istiyorum.
Meselaaaa.. Oruç tutup, sosyal medya üzerinden oruç tutmayanlara çemkirenlere gıcık oluyorum. Ünlü olur ünsüz olur, utanmıyor musun Ramazan ayında yiyip içmeye demenize kıl oluyorum. 

Bu yoruma karşılık, işte bu oruç tutanlar böyle, islam bu mu din bu mu? bu ne biçim müslümanlık diye velveleye başlayan oruçsuza da tahammül edemiyorum. 
Çünkü kardeşim senin amaç buymuş belli ki, amacına ulaştıran kekoya da sana da ifrit oluyorum.

Hoşgörü istiyorum ya çok mu?
Bak, amacım bunları yazmak mıydı? Sert oldu yayımlamayayım diyorum ama en başta halletmemiz gereken sıkıntı bu.

Ben bunu aştım diyenler, bana başka şeyler söyle diyenler, hakikaten sosyal medyada güzel şeyler de oluyor. Hatim etmek, Meal okumak heveslendiriliyor.
Şahika ve Ferda güzel ramazan imsakiyeleri hazırlamış mesela, çocuklar için özellikle çok güzel. Onlardan edinebilirsiniz.
Teravih geç oluyor biliyorum ama arada bir cemaatle arada bir evde kılabilirsiniz. 
İlle film izleyeceğim derseniz iran filmlerini izleyebilir, roman okumadan duramam ben, diyorsanız sahabe hayatları ya da siyer okuyabilirsiniz.
Ben hadis okumayı çok seviyorum mesela. Geçen sene bahsetmiştim, bu ayda belki öyle postlar hazırlayabilirim hatta.. hımm.. peki madem ısrar ediyorsunuz.

Dedikodudan uzak verimli bir ramazan ayı diliyorum hepimize.💖

27 Ocak 2017 Cuma

Sosyal Medya; Merak Duygumuzu Öldürüyor mu, Perçinliyor mu?

Sosyal medya sayesinde 10 yıl öncesinden çok farklıyız.
Akıllı telefondan önceki hayatımızı hatırlayan kaldı mı?
Kaldıysa ne kadar değiştirildiğimiz konusunda bana katılır.

Şimdi sosyal medyanın hayatımıza nasıl sızdığını ve evrimi anlatmayayım. Çünkü eminim konuyu başka yerlere çeker asıl konudan uzaklaşırım.

Geçenlerde annem evini tadilat eden komşusuna gitti. Biz de yakın zamanda tadilat geçirdiğimizden tadilat kısmında annemden çok yardım aldı. Döndüğünde annem evi bana anlatmaya başladı. Bazı yerlerde bizimkinden yaptırmış bazısında annemin uyarısını dikkate almış ve yaptırmamış falan.
Bir şey fark ettim merak etmiyorum.
Oldum olası çok meraklı, iz süren, bir şeylerin peşine düşen biri olmadım zaten ama bu devirde başka insanlara kıyasla kendimi ilgisiz olarak görüyorum.
Açıkçası bunu da, insanların sosyal medyada yerli yersiz paylaşımlarına bağlıyorum.
Aradaki gizem kalktıkça ilgi azalıyor, cazibesini yitiriyor.

Doğrusu bazı insanların sırf merak duygusunu tetiklemek için -akıllıca- bazı şeylerini gizlemeye çalıştıklarını görüyorum. 
Bu çoğunlukla çocukları oluyor, yine paylaşıyorlar ama çocuğun yüzü objektife dönük değilken mesela. Hiç paylaşmasa olmaz. Bunu yapamaz çünkü.. çatlar.
Evladı var onun herkes bilmeli. Ne de güzel giydirdiğini ne güzel imkanlar sunduğunu ne kadar sevildiğini. Ama yüzü gözükmesin! Neden? İşte az evvel anlattığım şeyden.
Zerre kadar merak ediyorsam...

Instagram hesabımı aylar önce dondurdum. (İyi ki dondurmuşum bu arada o kadar güzel mesajlar aldım ki ♥ ♥) Engellediğimi sananlar, başka hesaplardan beni bulmaya çalışan ama soramayanlara müjde! 😂
Normalde bu kadar uzun bir ara vermeyi düşünmüyordum açıkçası. Her an dönebilirim de aslına bakarsanız. İşin garibi dönmeyi iple çekmiyorum. Dönersem bir menfaat uğruna olacak, zinhar özlediğim için değil 😊
Ama ben instagram hesabımı dondurmadan evvel de hesapta kim ne paylaşmış diye göz atmıyordum. Bir şey paylaşacağım zaman girip üsten rastgele birkaç fotoğrafa bakıp çıkıyordum. 
Merak etmiyorum derken, stalk yapmıyorum derken samimiyim. Hatta keşfetime düşmesin diye engellediğim o kadar insan vardı ki! 

Aaa hepten de meraksız ruhsuz heyecansız biri değilim bak. O dolandırıcı sözde psikolog Socialmom'ı arada bir aratıp kaç bin takipçisi çıkmış diye bakıyorum ne yalan söyleyeyim. (Şu ana kadar 20 bin hesap takibi bıraktı. Geriye kalanların yarısı meraktan takip ettiğini, yarısının da normal olmadığını düşünüyor, ne sebeple olsun hala takip edenleri asla anlamıyorum)

Ama işte bu benim. 
Bazısında da tam tersi. Küfrettiği insanların hesaplarına girmeden duramıyor. Eltisigil yemekte ne yemiş, bugün görümcesi nereye gitmiş? Sevgilisi kimin fotoğrafını beğenmiş kime yorum yapmış ve dahi ona gelen yorum ve beğeniler kimlerden her an kontrol altında. .. 

Eee, şimdi söyleyin bakalım, sizde durumlar nasıl?
Sosyal medya; merak duygunuzu öldürüyor mu, perçinliyor mu?

15 Ağustos 2016 Pazartesi

#KardeşŞart... Mı Acaba?!

Bu çok bilmiş internet annelerine biraz takığım açıkçası.
Asla eleştiri kabul etmeyen, her şeyin en iyisini bilen ve geride kalanlara kendi yaptığının en doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışanlara tabii..

2. çocuğu yokken etrafın "ikinciyi düşünüyor musun?", sorularına bile tahammül edemeyen anneler, ikinciyi doğurdu mu yapıştırıyor etiketi #kardeşşart!
Hatta ne doğurması, hamilelikte başlıyor bu.
Ya bir dur, çocuk dünyaya gelsin, bir gözlemle cidden şart mı; nasıl kardeşiyle arası, doğru zaman mı, sen ikisiyle de başa çıkabiliyor musun, mutlu musun?
Yok daha bebek cenin, ama o etiket orada #kardeşşart
Neden? Çünkü bizimki doğurdu.
Herkes de onunla doğurmalı!

Ay tek çocuk mu? Bencil olur ayol #kardeşşart

Bu sosyal medya anneleri muhtemelen bu yaptıklarının farkında değiller. Ya da komşu teyzeden daha bilinçli(?) oldukları için kendinde bu hakkı görüyorlar.
E tabii canım, o size, arayı açma bak ikinci için, derken sizin kadar samimi olabilir mi?
Hiç #kardeşşart etiketinin sıcaklığını verir mi komşu teyze nasihati?

Sert çıkmayayım bak bir de empati kurayım, bunu yaptığı halde okuyan anneler bile bana hak versin.
Ben şimdi bekarım ya, nişanlanır nişanlanmaz birden #1kocaşart desem, facebook'ta yeni gelin sayfalarına üye olsam #sinekkadarkocamolsunbaşımda bulunsun desem...

Nasıl çirkin, nasıl irite edici, değil mi?
-Ben kendimi öyle hayal edince koptum gerçi ama neyse :))-

Heh işte dışarıdan baktığınızda anlayacaksınız bu #kardeşşart dayatmasının da çirkin durduğunu.

Belki o anne bir çocuğuyla mutlu, belki maddi durumunu düşünüp yapmıyor, belki ikincisi olmuyor, belki geleceğinden korkuyor, belki ilkinde zorlandı ve ikinciyi hiç düşünmüyor..
Yani demek istiyorum ki belki isteyerek belki de istemeyerek evlat sahibi olmuyor, olamıyor.
Kime ne?
Kesinlikle bize ne?!

Hasılı, Allah evlatlarınıza; sıhhatli, başarılı, huzurlu uzun bir ömür versin.
Dua edin, şükredin. Gösteriş yapmayın. Sosyal medya baskısı kurmayin.

3 Eylül 2014 Çarşamba

Sosyal Medyada Deli Olduklarım!


  • Koca koca porsiyonlarını çekip çok yediklerini/ hep yediklerini iddia eden incecik kızlar.

He canım he yeyip kilo almıyorsunuz he!
Bir diğer türevinizde düz karınlarını gösterip, göbek yaptım, diyenleriniz zaten.

  • Kilolu olup yediklerini içtiklerini paylaşanlar.

Bak ben dürüst insanım ama su içsem yarıyor, yok ben şu rahatsızlık var ondan kilo alıyorum gibi mazeretler sunup sonra da börekler, pizzalar, açık büfeden toplanmış taşan tabaklar paylaşıldığında, utanmıyor musun, diyorum. Bunu sana demezsem de fotoğrafa bakınca kendi kendime diyorum yani!

  • Ay ne eğlendik ne eğlendik diyerek paylaşılan fotoğraflar.

O kadar eğlenmişsin ki canım 350 fotoğraf paylaştığını düşünürsek 1000 fotoğraf çekmeye yine de fırsat bulabilmişsin.


  • Yine geziyoruz galiba.

Millet dünyayı gezerken ben kendimi Üsküdardı Kadıköydü etiketlemeye utanıyorum bu kendini bakkalda çakkalda etiketlemekten utanmıyor. Adına da, gezmek, diyor garibim.

Hele bir de arabayla gidiliyorsa bir yere... O koltukta bir selfie şart.

Iyy tiksiniyorum sizden, minibüste poz vereceğim sizin yüzünüzden!


  • Her lafın ardından gülücük.

Birbirimizi yanlış anlamak için gösterdiğimiz çabayı, doğru anlamak için gösterirsek, gülme işaretini o kadar sık kullanmamıza gerek kalmaz.. (İ. Tenekeci)


  • Kahve keyfi ve türevleri.

Sıfır yaratıcılıkla sosyal medyada tutunma çabaları. Balkon keyfi, deniz keyfi, su keyfi, limonata keyfi, tatlı keyfi, selfie keyfi...
Gerçekten söyleyecek daha yaratıcı cümleleriniz yoksa hiç bir şey yazmayın. O, zart keyfi/zurt keyfi paylaşımlarından bin kat evladır.


  • De bağlacı bekçileri.

Sanırsınız dünyada hiç bir dert kalmadı, savaşlar, açlık, kurakllık, ırkçılık.. her şey ama her şey bitti de şu "de bağlacı" sorunu bitmedi. Her fırsatta "o de ayrı!" diyerek dolanan kıl tipler!


  • ... yapmayanı dövüyorlar

Ya arkadaşım bir git ya! Yapmak istiyorsan yap, senin de yaptığın bir şeyi yapanlarla dalga geçmek neyin kafası? Dudaklarını büzmek istiyorsan büz, o tatlıdan yapmak istiyorsan yap, o fotoğrafı çekmek istiyorsan çek!
Ama; bu bu tatlıyı yapmayanı dövüyorlar, dudak büzmeli fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar, burada fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar (...vb.) diyerek fotoğraf paylaşmanın ezikliğine sebep olacak ne tür bir çocukluk geçirdin? Rica ederim silkelen!


  • Gelen övgüleri rt etmek ekran görüntüsü paylaşmak vb.

Bunlara öyle acıyorum ki.. bir iltifat edilmiş; aman tanrım hemen rt etmeli bunu herkes görmeli! Yazık ya hiç mi iltifat gelmiyordu bacım? Bu kadar mı sevgisiz bir ortamdasın? En son instagramda gelen övgünün ekran görüntüsünün paylaşıldığını gördüm. Yakındır çıktı alıp çerçeveletenlere de rastlarım.


Ay yazarken sinirlerim zıpladı. Daha yazamayacağım.
Hep derim sosyal medyanın da bir adabı olmalı!

8 Nisan 2014 Salı

Davet Etme Sanatı

Sosyal medya nasıl bir çelişkidir.
Sözde iletişim çağındayız, iletişimsizlikten öleceğiz.
Devamlı etkileşim halindeyiz, Facebook'ta ilkokul arkadaşımıza can gönderiyor, Instagram'da tanımadığımız kişilerle soframızı paylaşıyor, Twitter sayesinde her düşüncemizi yazıya döküyoruz.

Bu mu iletişim?
En yakın arkadaşımızın telefon numarasını ezbere bilmemek mi yani?

Her şey bir yana, insanın kapı komşusunun düğün davetiyesini e-mail olarak yollaması nedir?
"Gelme istemiyorum, ama gördüğüm ilk yerde 'neden düğünüme gelmedin?' diye hesap soracağım" demektir bence. Sizce?

Ya da, Facebook'a eklenen davetiyeye yüz arkadaşı eklemek midir davet?
Ertesi gün "davet edildiği halde gelmeyenlerin de canı sağ olsun" diye kişisel ileti yazıp, vicdan yapmaya hak mı kazanır bu şekilde davet eden kişi?

Yok ben anlamıyorum gerçekten.
Sosyal medyayı dibine kadar kullanıyorum ama bunu anlayamıyorum.
Yüz yüze değil diye istediğini söylememeli insan.
Bir adabı var sosyal medyanın ben buna inanıyorum.