The Royal Book Club ilerliyor genişliyor ama ben yazamıyorum.
Hemen bu döngüyü kırıp yazmam gerekiyor.
İlk kitabımız daha doğrusu kitaplarımız Esma'dan geliyor.
Esma bana hangi kitapları alayım diye sormuştu ve benim de ona birkaç önerim olmuştu. O da Yıldız Tozu'nu ve Sarah Jio'nun hemen hemen tüm kitaplarını almış.
"Yıldız Tozu da çok güzeldi ancak Mart Menekşelerini elimden bırakamadım", ve, "çok güzel bir kitap zevkin var teşekkür ederim", dedi ^.^
Ben teşekkür ederim bu kadar ince olduğun için Esma ^.^ Diğer kitapları da okudukça bana yorum yollamayı unutma ^.^
Diğer kitaplarımızı instagramda #theroyalbookclub etiketini kullananlardan seçtim. Şahikacım tam bir Debbie hayranı benim gibi. Okuduktan sonra benim Bahçemde Yeşeren Umutlar yazıma yorum bırakmıştı ki bu benim en sevdiğim geri dönüşlerden ^.^ Çok sevdiğini söylememe gerek yok, herhalde. Onun ve benim yorumuma bu linkten ulaşabilirsiniz.
Yine kulübümüzün kıymetlilerinden Eskaymak ile sıradaki kitaba değinelim. Süper Dadı ^.^ Benden sıcacık kitap önerisi isteyenler oldu mu aklıma ilk gelen kitap. Ezra'm da beğenmiş. Hemen link verelim Esra ne yazmış diye merak edenler varsa, merakta kalmasın okusun ^.^
Aslında üç görüşe yer veriyorum ama öyle yaparak bitiremiyebilirim sizden gelenleri düşüncesiyle dörtleyelim bugün. Benim kitap yorumlarıma güvendiğini her fırsatta dile getiren, sizlerin de tanıdığı Nehircce ve Ardımda Kalanlar ile kapanış yapalım. Acıklı bir ve gerçekçi bir romandı değil mi?
Sizin bu kitaplardan ya da benim önerimle okuduğunuz kitaplar var mı? seyhanc@gmail. com adresine görsellerinizi ve yorumlarınızı gönderebilir, instagramda #theroyalbookclub etiketini kullanabilirsiniz. Belki bir sonraki kulüp buluşmamızda sizin yorumunuza yer veririm belli mi olur?!
müptela yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müptela yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Aralık 2015 Pazartesi
30 Temmuz 2015 Perşembe
Süper Dadı
Bu kitabın tanıtımını okuduğumda çok hoşuma gitmişti.
Aklımda bir hikaye belirdi ve beliren hikaye hoşuma gitmişti.
Büyük ihtimal hayal kırıklığına uğrayacağımı düşündüğüm halde okumadan edemedim.
Kitap tanıtımını daha önce bu yazımda yapmıştım.
Merak edenler o yazıyı okuyabilir. Ama o yetersiz geliyorsa ille de benim yorumumu bekliyorsanız (^.^) en özet haliyle bir şeyler ekleyeyim.
Sevdiği kadın için şirketten ayrılıp kadının çocuklarına bakıcılık yapmayı ve bu sayede annelerinin gönlüne de girmeyi planlayan Efran'ın Hikayesi.
Konusunu okuduğunuzda içinizden ne geçiyorsa öyle bir kitap.
Tamam biraz ütopik ama çok romantik ^.^
Ben elime alınca bırakamadım. Bütün sayfaları koca bir gülümsemeyle okudum.
Yüzümden tebessüm biran eksik olmadı.
Sevgi dolu, sıcacık bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bu tür kitapları sevenler kaçırmamalı!
Konu aslında uzamaya hatta seri olmaya ve daha fazla romantik sahneye çok müsait. Yani ben olsam biraz romantik sahne eklerdim sanırım :))
Yazar tercih etmemiş, belki de bu yüzden tadı damakta kalıyor.
Bu arada yazar Wattpad ile keşfedilenlerden. Ben kitabı okuyana kadar durumdan bihaberdim elbette. Henüz Wattpad'e bulaşmadım :)
Ne güzel bir duygudur, kim bilir. Kendisine tebrik ediyor sevgilerimi yollamak istiyorum ^.^
Bu arada (yine) ben olsaydım bu kitaptan dizi yapardım. Hem de hemen bu yaz ;)
Aklımda bir hikaye belirdi ve beliren hikaye hoşuma gitmişti.
Büyük ihtimal hayal kırıklığına uğrayacağımı düşündüğüm halde okumadan edemedim.
Kitap tanıtımını daha önce bu yazımda yapmıştım.
Merak edenler o yazıyı okuyabilir. Ama o yetersiz geliyorsa ille de benim yorumumu bekliyorsanız (^.^) en özet haliyle bir şeyler ekleyeyim.
Sevdiği kadın için şirketten ayrılıp kadının çocuklarına bakıcılık yapmayı ve bu sayede annelerinin gönlüne de girmeyi planlayan Efran'ın Hikayesi.
Konusunu okuduğunuzda içinizden ne geçiyorsa öyle bir kitap.
Tamam biraz ütopik ama çok romantik ^.^
Ben elime alınca bırakamadım. Bütün sayfaları koca bir gülümsemeyle okudum.
Yüzümden tebessüm biran eksik olmadı.
Sevgi dolu, sıcacık bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bu tür kitapları sevenler kaçırmamalı!
Konu aslında uzamaya hatta seri olmaya ve daha fazla romantik sahneye çok müsait. Yani ben olsam biraz romantik sahne eklerdim sanırım :))
Yazar tercih etmemiş, belki de bu yüzden tadı damakta kalıyor.
Bu arada yazar Wattpad ile keşfedilenlerden. Ben kitabı okuyana kadar durumdan bihaberdim elbette. Henüz Wattpad'e bulaşmadım :)
Ne güzel bir duygudur, kim bilir. Kendisine tebrik ediyor sevgilerimi yollamak istiyorum ^.^
Bu arada (yine) ben olsaydım bu kitaptan dizi yapardım. Hem de hemen bu yaz ;)
Etiketler:
2015 okumaları
,
burcu güçlü
,
kitaplar
,
müptela yayınları
,
roman
,
süper dadı
,
wattpad
27 Haziran 2015 Cumartesi
Süper Dadı {Kitap Tanıtım}
Âşıksanız; Dağları delebilirsiniz, “Ferhat” derler,
Çölleri aşabilirsiniz, “Mecnun” derler,
Canınıza kıyabilirsiniz, “Romeo” derler,
Ya iki küçük sevimli canavarın tüm sorumluluğunu alıp, kalplerini çalar ve oradan sevdiğiniz kadına ulaşmayı başarırsanız?
İşte o zaman, “Süper Dadı” derler.
Efran’ın verdiği zorlu, eğlenceli, acılı ve se- vimli mücadeleyi okurken aşk uğruna giri- lebilecek en güzel sınavlardan birine şahit olacaksınız. Beril, Baler, Sare ve Efran’ın “aile”si sizi de aralarına alacak kadar sevgi dolu; gerçek bir aile olmak için kan bağından daha faz- la ihtiyacımız olan tek şey de bu.
Etiketler:
kitap tanıtım
,
merak ettim
,
müptela yayınları
,
okuyacaklarım arasında
15 Ekim 2014 Çarşamba
Tesirsiz Parçalar
Ali Lidar alıntılarına muhakkak denk gelmişsinizdir.
Belki Ali Lidar'a ait olduğunun farkında olmadan ona ait cümleleri alıntılar defterinize yazmışsınızdır.
Tam da ruh halimi yansıtan bir cümle, demiş olabilirsiniz.
İnsanlar bu alıntıları nereden buluyor, diye düşünmüş olabilirsiniz veya.
Öyle ya da böyle, sosyal medya kullanıcıları olarak Ali Lidar cümlelerine sık rastlarız.
Benim en sevdiğim okuduğumda yüreğimi yakan cümlesi bu kitabın girişinde.
İlk sayfayı açıp cümleye rastladığımda tanıdık hüzün gelip yüreğime çöreklendi.
Bazen bir bazen yarım sayfa, bazen 4-5 satırdan oluşa denemeler.
Bazen küfür, bazen umutsuzluk, çokça yalnızlık, bolca hüzün...
Sıradan gibi görünen,ancak bir şekilde derinden etkileyen satırlar.
Bana kalırsa daha çok bir erkek kitabı.
Emrah Serbes'in tarzına yakın buldum. (Bunu yazarken hala Emrah Serbes kitabının yorumunu hazırlamadığım geldi aklıma, iyi oldu)
Meraklısının seveceği, tarzı olmayanın niye okudum ki sanki, diyebileceği bir kitap.
Yazarın ilk kitabı. Bu da aklınızda olsun.
Devamı gelir ama, bekleriz..
Belki Ali Lidar'a ait olduğunun farkında olmadan ona ait cümleleri alıntılar defterinize yazmışsınızdır.
Tam da ruh halimi yansıtan bir cümle, demiş olabilirsiniz.
İnsanlar bu alıntıları nereden buluyor, diye düşünmüş olabilirsiniz veya.
Öyle ya da böyle, sosyal medya kullanıcıları olarak Ali Lidar cümlelerine sık rastlarız.
Benim en sevdiğim okuduğumda yüreğimi yakan cümlesi bu kitabın girişinde.
İlk sayfayı açıp cümleye rastladığımda tanıdık hüzün gelip yüreğime çöreklendi.
Bazen bir bazen yarım sayfa, bazen 4-5 satırdan oluşa denemeler.
Bazen küfür, bazen umutsuzluk, çokça yalnızlık, bolca hüzün...
Sıradan gibi görünen,ancak bir şekilde derinden etkileyen satırlar.
Bana kalırsa daha çok bir erkek kitabı.
Emrah Serbes'in tarzına yakın buldum. (Bunu yazarken hala Emrah Serbes kitabının yorumunu hazırlamadığım geldi aklıma, iyi oldu)
Meraklısının seveceği, tarzı olmayanın niye okudum ki sanki, diyebileceği bir kitap.
Yazarın ilk kitabı. Bu da aklınızda olsun.
Devamı gelir ama, bekleriz..
Etiketler:
ali lidar
,
denemeler
,
kitaplar
,
müptela yayınları
,
tesirsiz parçalar
,
türk yazarlar
29 Ağustos 2014 Cuma
Bir Türk Masalı: Duygu
Bir kere neden Türk masalı?
Nesi Türk masalıymış ki?
Ben anlamadım. Anlayan beri gelsin.
Aslında bu kitaba karşı bu kadar mesafeli değildim.
Pek yapmadığım bir şeyi yaparak arka kapak yazısını okudum ve ilginç olabileceğini düşündüm için okumaya karar verdim.
Kitap kalındı. Olsundu. Ben kalın kitap severdim.
Sayfa sayısının fazlalığı bir tarafa kullanılan punto çok küçük. Yani muhtemelen daha kalın gözüküp okuyucuyu korkutacağı düşüncesiyle küçük punto kullanılmış ve sayfa sayısı düşmüş. En az bin sayfalık bir kitaptan söz ediyorum esasında.
3 kabadayı ve bir kızın arkadaşlığı üzerine kurulu, zaman zaman geçmişe giderek böylesi bir birlikteliğin nasıl başladığını neden kıza bu kadar düşkün olduklarını da anlatan, Duygu'nun ağzından anlatılan bir hikaye.
Ama demiştim sayfa sayısını dolayısıyla hikaye demek ayıp olur destan demek daha mantıklı.
Dili güzel, akıcı, konu farklı, okunulası bir kitap ancak çok ama çok geveze bir insan düşünün. Ama çok bak!
Heh işte o bir şeyi anlatırken, isterse dünyanın en harika olayından bahsedecek olsun sinir olmaz mısınız? Yaw lafı bu kadar dolandırmaya ne gerek var, diye isyan etmez misiniz?
Ben ettim.
Bu kadar geyik muhabbetine yer verilmesine..
Merdivenleri tek tek, indim aynadan kendime baktım, elimi cebime soktum, kafamı kaşıdım gibi alt tarafı bir markete gidişi bu kadar abartılması ve anlatılmasına bir mana veremedim.
Belki de ben geveze insana tahammül etmekte zorlandığım içim sayfalar ilerledikçe kitabın bu yönüne sinir oldum.
Bu kadar ayrıntı bence konusu azsa verilmeli. Bu kitap öyle değil ki, konu da bol gevezelik de.
Bir de yazar bir ara kendinden, önceki kitabından bahsediyor. Ne yalan söyleyeyim bana itici geldi. Okuyanlarınız varsa hangi kısımdan bahsettiğimi anladılar.
Yerden yere vurmayayım kitabı hadi. Seri falan olsaydı, olaylar değil de anlatım bu kadar abartılmasaydı ve internet üzerindeki yorumlar muhteşem- şahane gibi abartılı olmasaydı şuan belki bambaşka bir yorum okuyor olurdunuz burada.
Tabii.. bu uzun yazımı okuduysanız?!
Nesi Türk masalıymış ki?
Ben anlamadım. Anlayan beri gelsin.
Aslında bu kitaba karşı bu kadar mesafeli değildim.
Pek yapmadığım bir şeyi yaparak arka kapak yazısını okudum ve ilginç olabileceğini düşündüm için okumaya karar verdim.
Kitap kalındı. Olsundu. Ben kalın kitap severdim.
Sayfa sayısının fazlalığı bir tarafa kullanılan punto çok küçük. Yani muhtemelen daha kalın gözüküp okuyucuyu korkutacağı düşüncesiyle küçük punto kullanılmış ve sayfa sayısı düşmüş. En az bin sayfalık bir kitaptan söz ediyorum esasında.
3 kabadayı ve bir kızın arkadaşlığı üzerine kurulu, zaman zaman geçmişe giderek böylesi bir birlikteliğin nasıl başladığını neden kıza bu kadar düşkün olduklarını da anlatan, Duygu'nun ağzından anlatılan bir hikaye.
Ama demiştim sayfa sayısını dolayısıyla hikaye demek ayıp olur destan demek daha mantıklı.
Dili güzel, akıcı, konu farklı, okunulası bir kitap ancak çok ama çok geveze bir insan düşünün. Ama çok bak!
Heh işte o bir şeyi anlatırken, isterse dünyanın en harika olayından bahsedecek olsun sinir olmaz mısınız? Yaw lafı bu kadar dolandırmaya ne gerek var, diye isyan etmez misiniz?
Ben ettim.
Bu kadar geyik muhabbetine yer verilmesine..
Merdivenleri tek tek, indim aynadan kendime baktım, elimi cebime soktum, kafamı kaşıdım gibi alt tarafı bir markete gidişi bu kadar abartılması ve anlatılmasına bir mana veremedim.
Belki de ben geveze insana tahammül etmekte zorlandığım içim sayfalar ilerledikçe kitabın bu yönüne sinir oldum.
Bu kadar ayrıntı bence konusu azsa verilmeli. Bu kitap öyle değil ki, konu da bol gevezelik de.
Bir de yazar bir ara kendinden, önceki kitabından bahsediyor. Ne yalan söyleyeyim bana itici geldi. Okuyanlarınız varsa hangi kısımdan bahsettiğimi anladılar.
Yerden yere vurmayayım kitabı hadi. Seri falan olsaydı, olaylar değil de anlatım bu kadar abartılmasaydı ve internet üzerindeki yorumlar muhteşem- şahane gibi abartılı olmasaydı şuan belki bambaşka bir yorum okuyor olurdunuz burada.
Tabii.. bu uzun yazımı okuduysanız?!
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)








