fma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2014 Salı

Zoraki Koca {Şahane Gelin - Yemin}

Çok satanlar beni daima paradoksa itmiştir.
"Çok satıyor Seyhoş okumalısın!" ve "Çok satıyor Seyhoş, popüler şeylerden uzak dur."

Bir şeye sık sık rastlamak herkeste aynı etkiyi yapmaz. Bende iki etkiyi birden yapıyor ama, onu henüz çözemedim :)

Şunu demek istiyorum, Fatih Murat Arsal kitapları son zamanlarda gerek bloglarda gerekse çok satanlar/en çok okunan listelerinde dikkatimi çekiyordu.
Okumalı mı? Okumamalı mı?
Derken bir kitabın arka kapak yazısını okuduktan sonra kayıtsız kalamadım.
Bugünün geleceğini aslında tahmin ediyordum da, bir seriye kapılacağımı nereden bilebilirdim :)

Benim merak ettiğim kitap Yemin, serinin ikinci kitabıydı ve öncesinde hakkını vererek ilk kitaptan seriye giriş yapmalıydım. Dolayısıyla; merhaba 'Şahane Gelin'!


Bir kaza sonucu çarptığı kızla evlenmek zorunda kalan, şehirli zengin yakışıklı Osman.
Ve bu durum Osman tarafından defalarca yüzüne vurulacak olan, el değmemiş köylü güzeli Gülay.
Sert mizaçlı erkek ve yumuşak huyu güler yüzüyle herkesi kendine hayran bırakan kadın arasında bir çekim, zamanla sevgiye dönüşse de, iki taraf da karşı tarafın sevgisinden bihaber olduğu için itiraf edemeyeceklerdir.

Konuyu anladıktan sonra neler olacağını kestirebiliyorsunuz, diye burun kıvırabilirim aslında, ancak elinizden bırakamayacağınız da bir gerçek :)
Bu tarz bir kitap için sayfa sayısı fazla bence. Kişi, mekan ve eşyalar süssüz anlatılmış. Ancak FMA okuyucularının beklentisi bu yönde olduklarını gözlemlediğim için bu bir eleştiri sayılmaz ^.^

Gelelim asıl hedefim olan 'Yemin'e.

Sert, suratsız, gizemli bir koruma ve her ne kadar aksini iddia etse de ona çoktan abayı yakmış patron kızı.
Tabii ki güzel kızımız her fırsatta delikanlıyla uğraşacak, konuşturmaya ilgisini çekmeye çalışacak.
Karanlık geçmişiyle böyle temiz bir kızla oynamak istemeyen Kara, kızdan ne kadar uzak durabilecek dersiniz peki?

Yan hikaye sağlam, Afrika tasvirleri, adetleri inandırıcı.
Ancak bu kitap önceki kitaptan yaklaşık 200 sayfa fazla. Sonuçta önceki hikayeyle birleştiği, olayların birbirini tamamlaması için gerekli bir uzunluk olduğuna karar verdim.
Gördüğünüz gibi torpil bile yapıyorum artık.

Çok uzatmadan iki kitapta da beni rahatsız eden bir şeye daha değineyim, okuyan diğer kişilerin dikkatini çekti mi merak ediyorum.
Kitap hoyratça kullanılan ünlemlere ne diyorsunuz?
Yani bence bir insanın sakince dediği "Tabii ki"yi ünlemle ifade etmezsiniz. Diyaloglarda neredeyse nokta sıklığında ünlem kullanılmış.
Ünlem konusunda hassasım ^.^
Abarttığımı düşünüyorsanız alın okuyun sonra konuşalım :)