doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2019 Salı

Huzursuzluk


Gazeteci İbrahim, gazetede gördüğü çocukluk arkadaşının ölüm haberiyle soluğu Mardin'de alır.
Mardin'de vurulan ama Amerika'da ölen arkadaşının hikayesine girdikçe araştırır araştırdıkça çıkamaz. Yine arkasında bıraktığını sandığı anıları ve kendiyle de yüzleşir.

Ay niye böyle arka kapak yazısı gibi yazdım bilmiyorum.
Bu tip bilgilere herhangi bir yerde ulaşabilirsiniz. Benim yorum genelde bu yönde olmaz değil mi?

Zülfü Livaneli kalemi sağlam ve akıcı. Seveni de çok. Ben de şimdiye kadar okuduklarımı hiç sıkılmadan okudum. Bir dk ya birini yarım bıraktım ama ona da doğru zamanı bulursam tekrar şans vereceğim. Her kitabında olduğu gibi yine beni rahatsız eden yanları da oldu. Onları da kendime saklıyorum.
Çok ince, zaman zaman aceleye mi getirmiş ne hissine kapılacağınız, ama bence beğeneceğiniz bir kitap.

20 Haziran 2014 Cuma

Samanyolu

Peş peşe yazdığım magazin yazılarından sonra, bir kitap yorumuyla entelektüel imajımı tazelemek istiyorum.
Müsade buyrunuz.

Aslında çok önce okuduğum bir kitaptan bahsedeceğim size bugün.
Kitabın filmini de izleyip yazısını öyle hazırlamaktı niyetim. Ama gelin görün ki bir türlü izleyemediğim film sayesinde, kitap yorumu bir türlü yazamadığım post oldu.

Gerçi ben izlemedim belki ama eminim içinizde izleyenler oldukça fazla.

Bu Kitap bana Yıldızımdan hediye ^.^
Bir Kerime Nadir romanı.
Ailesini küçükken kaybetmiş, teyze evinde yetişen Nejat'ın, kendisini kardeşi olarak gören teyze kızı Zülal'e aşkını anlatan bir kitap. Yoğun duygular, yanlış zamanlar.. Sürpriz bir son!
Kitabı Selim İleri önsözüyle okudum. Tabii Sayın İleri benim filmini izlemediğimi bilmediğinden kelli filminde kimlerin oynadığında da bahsetmiş. O yüzden benim Nejat'ı Ediz Hun ve Zülâl'i Hülya Koçyiğit olarak hayal etmekten başka şansım kalmamıştı.

Kitap kapağının içerikle alakası olmamasına rağmen hoş bulduğumu söylemeliyim. Ayrıca yanınızda taşımak için idealden öte bir boy ve hafifliği mevcut.

15 Nisan 2014 Salı

Kardeşimin Hikayesi

İşte kitap bu.
İki günde okuduğum bu kitap hem hikaye hem de edebi açıdan kesinlikle tatmin edici.
Kimileri Serenad kadar iyi olmadığını söylese de, ben Serenad'dan daha çok sevdim.
Bu kitapla beraber okuduğum başka bir kitap vardı (isim vermek istemiyorum, çünkü o da sevdiğim tarz - sevdiğim bir yazar). Bu kitaptan sonra elime onu alınca o kadar basit o kadar sığ geliyordu ki anlatamam.


Kitaplarla dolu bir evde, şehirden uzakta kimseye dokunmadan, insanlarla ilişkisini minimumda tutan Ahmet'in sabah kalktığında önceki gece gittiği partinin ev sahibesi Arzu'nun cinayete kurban gidişini öğrenmesiyle açılıyor kitap. Olayların peşinde olan bir gazetecimiz peyda oluyor. Bu sayede siz Arzu'nun katilini ararken Ahmet'in kardeşinin hikayesini dinliyorsunuz.

Bu kadar iyi bir kitap beklemediğim için mi çok beğendim, yoksa kitap cidden çok mu iyi idi bilmiyorum ama abartılı yorum yapmayan, beklentimi arttırmayan herkese teşekkür ederim.
Beklentinizi arttırdıysam da kusura bakmayın. Okursanız/okuduysanız yorumu ihmal etmeyin ;)

30 Ocak 2014 Perşembe

Hıçkırık

Aslında sıradaki kitabım bu değildi ancak hazır Bolu'dan bahsetmişken, Bolu'ya giderken başladığım dönerken bitirdiğim kitabımdan bahsetmenin hoş olacağını düşündüm.

(Ve yine) aslında, başka kitap okuyordum ama yolda biter de yanıma başka kitap almadım diye sinir olabilirim diye.. ya da okuyamam midem bulanır sonra neden bu kitabı yük ettim diye sinir olurum diye.. yani illa ki sinir olmayayım diye yanıma hafif, küçük, varla yok arası, son siparişime son dakika eklenen kitabı, yani Kerime Nadir'in "Hıçkırık"ını aldım.

"Samanyolu"nu okurken düştüğüm hataya düşmeyerek önsözü okumadım. (Samanyolu kitabı yorumu için bir şey düşünüyorum da o yüzden henüz yazmadım - yazacağım)
Karakterleri canlandırırken, hayal dünyam etkilensin istemedim.

Çok uzatasım var galiba, kısa kesmeye çalıştıkça uzuyor yazı.
Hayır kitap cep boy ve 200 sayfa, ne kadar uzatabilirim ki yani.
Sus artık Seyhan!
Evlatlık geldiği evde öz çocuktan farksız büyütülen, kendisinden büyük evin kızına gizli aşk besleyen Kenan'ın içli, hassas öyküsü. Türk filmi tadında.
Kenan gibi karakterleri sevmiyorum ben. Ne kadar "hassas" gibi olursa olsun kitap boyunca ona kabahat buldum. Sevgileri bile yük, sevmesinler daha iyi ki ben kibar adam severim aslında..

Benim cep boylarla aram iyi biliyorsunuz.
Sonuç olarak bu kitabı da varlığını hissetmeden çantamda taşıdığım için mutluyum. Fiyatı da çok uygun. Yollarda okuyabilenler, böyle türk filmi tadında kitapları sevenler alsın atsın çantasına.

Filmini de izlemeli bir ara ;)