do min joon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
do min joon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2015 Cuma

Her Kitap Aşığının Hayali

Gayet sıradan hayallerimden biri de dev bir kitaplık.
Ya da devasa bir kütüphane.
Ya da huge library.
Ne derseniz deyin ama asla mütevazı değil.
Yaw aslında mütevazısına da razıyım ama halihazırda sahip olduklarımdan fazla olsun bari..


Bak mesela yukardaki gibi olmaz ama hani aşağıdaki gibi de mi olamaz? Olur bence neden olmasın ya öyle demeyin!




Bayılıyorum ya bayılıyorum mest oluyorum.
Bunların tozunu kim alacak? demiyorum.
Daha iki raf kitabı yerleştirirken eksiklerimi fark edip çıldırdım geçen gün ve kurcalamayı bıraktım. Böyle büyük kütüphanede eksiklerimi nasıl anlayacağım, ya biri kitabı alır ve getirmezse ben de unutursam diye düşünmüyorum.
Ayaklarımı uzatıp kitabımı okumak istiyorum.
Bu kitaplar benim olsun istiyorum sadece.
Yoksa son derece mütevazıyım.
He bir de her okuduğum aklımda kalsın istiyorum. Ya da  her okuduğum olmaz ama hani unutmak istemediğim yerleri unutmayayım işte. Anladınız siz beni ki.

Bonus görsellerde sıra. Ayıla bayıla izlediğim You Came From Stars dizisindeki Do Min Joon'ın kütüphanesi.


Bana ne ya ben de istiyorum :'(
Son iki foto eksik diğer görseller Pinterest'ten araklamadır. 
Sonra başımız ağrımasın.

6 Kasım 2014 Perşembe

Man From The Stars

You Came From Stars
Ya da:
My Love From The Star
Adına ne derseniz deyin. Ben size şunu şöyleceğim: Ba-yıl-dım!


Bu diziyi izleyeli uzun zaman oluyor. Biliyor musunuz bilmem ama daha önce bahsetmiştim, hiçbir şey izleyemiyorum bu ara. Meşguliyetim fazla.
Bu diziyi de birkaç blogda görmüş, çok merak etmemekle birlikte olumlu yorumlardan kelli listeme eklemiştim. Bir gün elbet boş vaktim olacaktı, o bir gün geldiği zaman izlenirdi, diye düşündüm.
Günlerden bir gün teyzemlere gittiğimde kuzenim, yeni bir diziye başladığını daha 10 dk olduğunu istersem beraber izleyebileceğimizi, söyledi.
Baktım, bu dizi.
Peki, dedim ve izlemeye başladık.

Yoksa bu diziye kim bilir ne zaman sıra gelirdi, ya da gelir miydi? Bilemiyorum.


Öncelikle tüm izlediğim Kore dizi ve film kadın karakterleri bir tarafa, bu karakter bir tarafa.
Bayıldım ya!
Vuruldum yani. O cahilliğine, kibrine ve aslında içinde yatan o iyi insana.
Hele ingilizce konuşması...
Ahhhh... Kıyafetler.. kıyafetler.. kıyafetler..
Koreliler zaten çok güzel giyiniyor da, yani hani bu esas kız bir de film yıldızı ya. Ekstra şahane. Çok yakışıyordu her giydiği. Cadının kıyafetlerini topladığım gibi bunu da toplamak isterdim ama onunla vakit kaybetmek istemedim. Cadı demişken, cadıyla aynı kıyafetler gözümden kaçmadı ;)


Bu çocuk, çocuk diyorum bakınız, pek tipim değil. Ama kuzenim mest oldu :)
Ben de oyunculuğunu pek bi' beğendim ^.^
Zira 400 yaşındaydı ve beni olgunluğuyla 400 yaşında olduğuna inandırdı.

Tek kafama takılan (ve çok kafama takılan) bu şahane kızın gençliği idi.
Kocaman burnu vardı. Başka kimseyi bulamamışlar mı?

Hadi diyelim estetik geçirdi burnu küçüldü falan. Estetikle burnuna ben mi koydular? Bari küçük kızında burnunda ben olsaydı.
Neyse ya dizinin her şeyi çok güzeldi, buna takılmak ayıp olur.

Dizinin çok romantik sahneleri vardı ancak tam ağlayacak oluyordum ki pat bir sahne sonrası kahkahalara boğuluyordum.
Çok sevdim diziyi. Sonunda saçmalar, dedim o da olmadı.
Bölüm sonları harikaydı mesela.
O hoo daha yazmayayım ben.
Ben sevdim eller alsın.

Bakalım bir sonraki Kore dizim ne zamanı bulur ve ne olur?
Güzel diziler izleyip bana önermeyin tamam mı? :)