bloguma dokunma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bloguma dokunma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2011 Cuma

Banner Sarhoşu

Geçen gece bir mesaj:
Seyhan senin blog kapatılmış haberin var mı hemde mahkeme kararıyla.

Ben anneannemin yanına uzanmış -şimdi yalan olmasın ne izlediğimi hatırlamıyorum ama- bir şeyler izliyorum mesaja kilitlendim.
Şaka mı bu?
Cidden blogumun kapandığından haberimin olmadığını düşünebilir mi?

Ama nasıl güldüm o mesaja ben.
Blogu okuyamayanlardan gelen en keyifli yorumdu :)

Sonra dün gece bir kınadaydık.
Uzun zamandır görmediğim bir arkadaşı gördüm.
Laf arasında 'blogunu okuyoruz' dedi hönk! diye kaldım.
Utandım, sevindim, mahcup oldum, ne yazdığımı gözden geçirdim, panik oldum.
Bütün bunları bir-iki saniye de yaşadım.
Sonrası, hemen blogun şimdilerde neden kapalı olduğunu açıklamakla geçti.
Bu arada kına da çok güzel geçti ;)


Sonra annem rahatsız diye bugün (bana göre)bütün işi ben yaptım.
Aylardır elimi bir işe sürmediğimi, yayılmaktan dolayı kilo aldığımı düşünürsek, işe yaramamın huzuruyla internet başına oturdum.
FD'den mail var.
Mailde de benim için banner!
Beklenmedik bir şeydi.
Çok mutlu oldum, hemen değiştirdim.

Sonra dedim yaz kızım!

7 Mart 2011 Pazartesi

İzlediğim Filmleri Anlatıyorum, Bloguma Dokunma!

Bir kaç gün önce arkadaşım aradı.
Sitene erişim mahkeme kararıyla engellemiş ne haltlar karıştırdın dedi.
O kadar utandım ki anlatamam.
Durumu anlattım.

Binlerce insanı töhmet altında bırakıp tüm blogspot uzantılı adreslere erişimi engelleyen zihniyeti kınıyorum.
Suçluyu suçsuzdan ayırmak bu kadar zor olmasa gerek!

Neyse DNS ayarlarımı düzenledim ve blogspotlara girebiliyorum.
Ama yazmak gelmedi içimden.

Şöyle bir silkeleneyim dedim.

3 film.
Uluslar arası takılacağım biraz ;)

Postman To Heaven


Yine özgün bir konuya sahip Güney Kore filmi.
Sevdiğimi söyleyip ayrıntılı okumak isteyenleri şuraya davet etsem olur mu? :)

100 Days With Mr. Arrogant

İsim tanıdık geliyordu. Bir yerlerde okumuş olmalıyım. Hımm... Görüntü kalitesi de güzel. E canım da film izlemek istiyordu diyerek izlediğim film.
Bu tür filmler benim için pek risk taşımaz, seveceğim neredeyse kesindir.
Ama sanki o kadarda güzel değil miydi neydi :)
Bu filmi izlerken bazı iğrençlikte sahneleri sadece Güney Kore sinemasında görebilirsiniz diye düşündüm :)

Sonra da Fransız sinemasını düşündüm.
Bir sonraki filmim Fransız Sinemasından olsun dedim.
Ve gerçekten bu kararımı uyguladım ;)

La Vie En Rose


Böyle bir sohbet açılsa ben derim ki Fransız Sinemasını severim.
Oysa Fransız Sinemasına ait izlediğim filmler bir elin parmaklarını geçmez. Bildiğim oyuncu isimleri de keza öyledir ve muhtemelen doğru telaffuz edemem :)
Ama severim!
Çünkü izlediğim o bir elin parmaklarını geçmeyen filmlerin hepsi de harikalardı.
O harika filmlerden birinde La Vie En Rose şarkısına gönül bağıyla bağlanmış, o şarkının hatrına bu filmi izlemiş bulundum.

Film geniş bir vakitte izlenmeli, ama mutlaka izlenmeli.
Ve tabii alt yazılı izlenmeli.
Edith Piaf'ın hayatını anlatan bu film sizi derinden etkileyecek buna eminim. Eşsiz güzellikte şarkılarla bir tarihe tanıklık edeceksiniz.
O derece iddialıyım ;)