Her ay bir klasik bölümünün ekim ayı filmi Audrey Hepburn'ün baş rolünü üstlendiği My Fair Lady.
Aynı isimde bir Kore dizisi de var, izleyenleriniz muhakkak olmuştur, ama maalesef bana hala izlemek nasip olmadı. Şimdiden sonra da umudum yok açıkçası.
Filme dönersek, film Profesör Higgins'in, inanılmaz bozuk bir aksanla ingilizce konuşan Eliza Dolittle'a ingilizce öğretmesini konu alıyor ve film üç saat.
Filmin ilk kısmı bittiğinde filmin üç saat olduğunu anladım ve yıkıldım. Bir buçuk saatlik kısmı inanılmaz sıkıcıydı, sadece başında biraz hareketlilik vardı o da çok azdı sonra bitmek bilmedi.
İkinci kısmını birkaç hafta sonra sırf filmi yarım bırakmamak adına tamamladım. İlk bölüm kadar sıkıcı olmasa da sıkıcıydı.
Filmden bir saati çekip alsak çok güzel olurmuş aslında :)
Gördüğünüz gibi ben, aralarında; en iyi erkek oyuncu, en iyi film ve en iyi yönetmen kategorilerinin de bulunduğu toplam 8 dalda Oscar kazanmış bir klasiği bile eleştirebilirim.
:)
İzlemenize gerek yok bence ama siz bilirsiniz tabii, ille ben de Audrey Hepburn'ü, kıyafetlerini, nasıl değiştiğini göreceğim derseniz o ayrı ♥
audrey hepburn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
audrey hepburn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Kasım 2016 Perşembe
24 Ekim 2014 Cuma
Funny Face // Think Pink!
Bu kadar klişe bir insan olduğum için kendime kızıyorum aslında.
Audrey Hepburn'ü seviyorum ama ne yapabilirim.
Sade ve çok zarif.
Bu filmi izlediğim günü hatırlıyorum çünkü Audrey Hepburn'ün doğum günüydü, google bannerını Audrey Hepburn yapmıştı.
Hey gidi.. nasıl da geçiyor zaman.
Pek eğlenceli, şarkılı danslı bir film.
Filmde göreceğiniz her kostüm bugün bile severek, bayılarak giyilir. Hepsi bir harika!
Mesela Audrey'in giydiği siyah pantolonun paçası tam da bu senenin modasına uygun. Altına giydiği maskülen ayakkabılar tam benim tarzım. Gibi gibi..
Kütüphaneci kızın bir modele dönüşmesini anlatan, moda dünyasının daha o zamanda bile aynı yozlaşmaya sahip olduğunu gözler önüne seren ve "Think pink!" sloganıyla adeta şimdinin pembe delilerine seslenen bir film.
1956 yapımı. Ve Audrey Hepburn'e Fred Astaire'nin eşlik ediyor. Hiç yakıştıramadım başlarda ama sonradan bir nebze ısındım :)
Eski filmleri büyük beklentilerle izlemezseniz oldukça keyif alacağınız kanaatindeyim. Bu filmi, benim için çok doğru bir zamanda izlemiştim.
Doğru zaman önemli!
(Ayrıca bu benim 1000. yazım ^.^)
(Ayrıca bu benim 1000. yazım ^.^)
Etiketler:
amerikan klasikleri
,
amerikan sineması
,
audrey hepburn
,
fred astaire
,
funny face
,
haftanın Klasiği
,
klasikler
,
think pink
,
vay be 1000 post!
4 Ocak 2012 Çarşamba
Biraz da Film
Bu yazım Sevgili Gezmez'e gelsin.
Hasta yatıyor. 10 günlük rapor vermiş doktoru.
Ay o evde nasıl zaman geçirilir bilmez ki, bana verecektiniz raporu!
Ha doğruya benim rapora ihtiyacım yoktu :)
Kış, hastalanıp yatağa düşmek için de, battaniyeye sarınıp film izlemek için de şahane bir mevsim bence.
Hele bir de anneniz yanınızdaysa...
Allah'ın sevgili kulu diye ben Gezmez'e derim işte ;)
Breakfast at Tiffany's
Ne kadar çok merak ediyordum bu filmi.
Nasıl da kısmet olmamıştı izlemek.
E nihayet izledim.
Eski filmleri pek seveceğimi sanmam ama son derece sıcak buldum bu filmi.
Audrey Hepburn'ün neden bu kadar sevildiğini anlamamıştım şimdiye kadar.
Bir ikon haline gelmesini de artık doğal karşılıyorum :)
Benim gibi numunelik izlemeyenler kaldıysa, bir akşamınızı güzelleştirmesi için tavsiye ederim ;)
One Day
Bu filme bayıldım!
O derece!
Neden imdb puanı 6.7 anlamış değilim. Yoo anladımmm...
Bu film bir kitaptan uyarlanmıştı değil mi?
Kitap uyarlamaları kitap okuyucusu tarafından zor beğenilir zaten.
Ama şanslıyım ki benim haberim bile yoktu kitaptan :)
Haberim olsaydı önce okumak isteyecektim falan filan :))
İki kişinin bir araya gelme sürecinin anlatıldığı bu filmde olayların anlatılış şekilinin farklılığıyla - bence- benzerlerinden ayrılıyor.
Söylesem mi söylemesem mi modundayım şuan.
Yavaş gidiyor diye son ses izleyip yerinizden sıçramayın istiyorum aslında. Daha fazla spoiler yok ;)
Ama izleyin. Ya da okuyun.
Kitabını okuyan var mı aramızda?
Valentine's Day
"Ay bu da mı bu filmde oynuyor?" / "Yuh o da mı var?" diye kadroya şaşırabilirsiniz
Normal.
Açıkçası bu kadar ünlünün karışıklık yaratacağını, tadının kalmayacağını düşünmüştüm ki, haksız sayılmam. Bu kadar ünlü koyup, her birinin de bir hikayesi olmasını sağlarsan, olmaz.
Ama yan rollerde kalsalardı olurdu. Yine ama o zamanda o yan roller için nasıl ikna ederdin o kadar ünlüyü?
Sevgililer günü depresyonunu, trajedesini ve romantizmini anlatan ünlü simalarla renklenen, sonunda kamera arkası görüntüleriyle eğlendiren güzel bir film.
Evet, bir romantik komediden beklenilecek kadar güzel bir film. :)
İyi seyirler ;)
Hasta yatıyor. 10 günlük rapor vermiş doktoru.
Ay o evde nasıl zaman geçirilir bilmez ki, bana verecektiniz raporu!
Ha doğruya benim rapora ihtiyacım yoktu :)
Kış, hastalanıp yatağa düşmek için de, battaniyeye sarınıp film izlemek için de şahane bir mevsim bence.
Hele bir de anneniz yanınızdaysa...
Allah'ın sevgili kulu diye ben Gezmez'e derim işte ;)
Breakfast at Tiffany's
Ne kadar çok merak ediyordum bu filmi.
Nasıl da kısmet olmamıştı izlemek.
E nihayet izledim.
Eski filmleri pek seveceğimi sanmam ama son derece sıcak buldum bu filmi.
Audrey Hepburn'ün neden bu kadar sevildiğini anlamamıştım şimdiye kadar.
Bir ikon haline gelmesini de artık doğal karşılıyorum :)
Benim gibi numunelik izlemeyenler kaldıysa, bir akşamınızı güzelleştirmesi için tavsiye ederim ;)
One Day
Bu filme bayıldım!
O derece!
Neden imdb puanı 6.7 anlamış değilim. Yoo anladımmm...
Bu film bir kitaptan uyarlanmıştı değil mi?
Kitap uyarlamaları kitap okuyucusu tarafından zor beğenilir zaten.
Ama şanslıyım ki benim haberim bile yoktu kitaptan :)
Haberim olsaydı önce okumak isteyecektim falan filan :))
İki kişinin bir araya gelme sürecinin anlatıldığı bu filmde olayların anlatılış şekilinin farklılığıyla - bence- benzerlerinden ayrılıyor.
Söylesem mi söylemesem mi modundayım şuan.
Yavaş gidiyor diye son ses izleyip yerinizden sıçramayın istiyorum aslında. Daha fazla spoiler yok ;)
Ama izleyin. Ya da okuyun.
Kitabını okuyan var mı aramızda?
Valentine's Day
"Ay bu da mı bu filmde oynuyor?" / "Yuh o da mı var?" diye kadroya şaşırabilirsiniz
Normal.
Açıkçası bu kadar ünlünün karışıklık yaratacağını, tadının kalmayacağını düşünmüştüm ki, haksız sayılmam. Bu kadar ünlü koyup, her birinin de bir hikayesi olmasını sağlarsan, olmaz.
Ama yan rollerde kalsalardı olurdu. Yine ama o zamanda o yan roller için nasıl ikna ederdin o kadar ünlüyü?
Sevgililer günü depresyonunu, trajedesini ve romantizmini anlatan ünlü simalarla renklenen, sonunda kamera arkası görüntüleriyle eğlendiren güzel bir film.
Evet, bir romantik komediden beklenilecek kadar güzel bir film. :)
İyi seyirler ;)
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)




