period dramas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
period dramas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2018 Perşembe

Keira Knigtley Dönem Kıyafetleri

Dönem dizilerini/filmlerini çok sevdiğim için mi bu kadını çok seviyorum yoksa bu kadını sevdiğimden mi dönem işlerini seviyorum tam emin değilim.
Ya da ikisi de değil bu kıyafetleri sevdiğimden dönem dizileri filmleri ve Keira Knigtley'i seviyor olabilirim. Sanırım bu daha yüksek bir ihtimal.

İçimden geldi, gözümüz gönlümüz açılsın şu kostümlere bir göz atalım.




Düşes filminden görsellerle açılış yaptım pişman değilim. Bayılıyorum. Düşes filmi hakkında daha evvel yazmıştım, o yazımda favori kıyafetlerini de paylaşmıştım hatta. Bu yazı ilginizi çektiyse The Duchess başlıklı yazıma uğramadan gitmeyin. 

Bu görsel çok çok yeni henüz izlemediğimiz bir biyografi filminden.:


Sıradaki görsel bayıldığım bir parça 😍😍


Anna Karenina yazımda harika görseller kullanmışım zaten, sizi oraya alayım. Pişman olmazsınız ;) 

Yazının sonlarına yaklaşırken Silk filminden çok sevdiğim bir kareyle paylaşayım. O kadar çok var ki, bundan bir yazı değil bir yazı dizisi çıkar. Düşünün kefaret filmindeki meşhur yeşil elbiseyi kullanmadım bile.

Belki çok bahsettiğimden belki de profil fotomun bu kadın olmasından bazılarının aklına bu kadını görünce ben geliyormuşum. Hatta beni sonradan blog buluşmalarında görenlerden, ya ben seni şöyle bekliyordum böyle bekliyordum diyerek bu kadını tarif edenler olmuştu. Hala öyle sananlar varsa diye son fotoyla bu işe noktayı koyayım.
Ben benzesem benzesem  aşağıdaki fotoğrafta ağacın altına tünemiş amele gibi oturan haline benzeyebilirim anca 😂😂


8 Aralık 2017 Cuma

Victoria Fashion Show

Victoria 2. sezon da bitti. Sadece Christmas özel bölümü kaldı. Bu sezon daha mı görkemliydi ya da bana mı öyle geldi bilemiyorum ama az sonra paylaşacağım kostümlerin neredeyse tamamı ilk bölümden.
Neredeyse, diyorum çünkü emin değilim belki de diğer bölümlerden de arakladığım olmuştur..
İlk görsel kesinlikle ilk bölümden ama. Kraliçeyi lohusa olduğu için yürütmüyorlar. Oradan oraya taşıyorlar ama Victoria bu, ona da isyan ediyor, kendim gidebilirim!



En sevdiklerimden:



Ama en çok bu ♥♥♥




24 Temmuz 2017 Pazartesi

Victoria

Erteleye erteleye yazı getirdiğim hatta dizinin yeni sezonunu getirdiğim doğrudur.
Ama işte insan yazmadıkça yazmıyor ilginç.  Zaman yetmiyor diye mi yetmiyor diyoruz yoksa biz yetmiyor dedikçe bereketi kaçıyor da ondan mı yetmiyor bilmiyorum ama ben hiçbir şeye yetişemiyorum. Yetişemediğim yerde kasmayayım stres olmayayım diye biraz serdiğim de doğrudur.
Ama şimdi de ramazan geldi. Ramazanda dizi film önerisi de ne kadar doğru? 🤔
(Evet bunu yanlış buldum o yüzden geç kaldım dediğim yazıyı biraz daha erteledim)

Psikolojik sürecini anlattığım girizgahtan sonra konuma döneyim.
Victoria.

Victoria bir dönem dizisi. Aslında beş bölümlük olması planlanan dizi çok tutuluyor ve devam etme kararı alınıyor.
Sevgili İpek, sağ olsun var olsun benimle, benim hoşuma gidecek şeyleri paylaşıyor ve genelde nokta atışı yapıyor. Bu diziyi de The Crown'u da o önerdi (onu da daha yazmadım değil mi?) ve ben bayıla bayıla izledim.

Bugün giyilen beyaz gelinliklerin mimarı Victoria'dir bunu biliyor muydunuz?
Ayrıca bu yıllar yıllar önce çıkmış bir kim 500 milyar ister sorusudur. (Ve bloggerınızın doğru cevapladığı bir sorudur 😉)
Demem o ki, şimdi nasıl düşeş ne giymiş hangi marka kullanmis diye takip ediyoruz ya. Onu beşle onla çarparak Victoria'nın  etkisini anlayabiliriz.

Bu konu dizide çok üstünkörü geçiyor.  Bu spoiler da değil. Konun öneminin altını çizmek istedim.
Herhalde başta sadece beş bölüm olarak planlamasının bunda etkisi büyük. Şimdiden sonraki bölümler biraz daha ayrıntılı olabilir.

Dizi güzel. Victoria güçlü bir kadın.
Ben anlatmayayım siz izleyin. Dönem dizilerini, İngiliz dizilerini sevenler için biçilmiş kaftan. Benimle zevklerinin uyuştuğunu düşünenler ise şimdi yazıyı bırakıp izlemeye başladı bile.

8 Eylül 2016 Perşembe

İzlemeli mi, İzlememeli mi: Outlander


Bu diziyi keşfetmem aslında biraz garip.
Çünkü ben öyle dizi falan aramıyordum. 
Kimse de önermedi. 
Ve ilk başta hayret ettim neden kimse önermedi diye ama izledikçe anladım nedenini. 
Galiba.

Benim keşfetmeme dönersek, Poldark dizisiyle ilgileniyordum, kitabını okuyacağım onun yüzünden Poldark'ı inanılmaz merak etmekle beraber başlamadım ama, işte Poldark'ın bir şeylerine bakarken Outlander'ı gördüm. 
Baktım Outlander'ın da kitabı var. Outlander kitabını araştırmaya başladım ama, nedendir bilmiyorum Outlander hakkında bir şey bulamadım, ya da bağlantıyı kuramadım, ta ki diziye başlayana kadar. 

Sonra kitabını da, buldum orada burada ayılıp bayılanları da :) 
Ama çok geç artık diziye başladım ve deneyimler bana bu saatten sonra kitabı merak etsem de hayal kırıklığından başka bir şey olmayacağını söylüyor.

Outlander dizisinin dilimize çevrilmiş kitabı, Epsilon yayınlarından Yabancı adıyla çıkmış bir seri. İkinci kitabın adı ise Kehribardaki Yusufcuk. Üçüncü kitabı da çıktı mı çıkacak mı, onunla da alakalı bir şey bulamadım ve yayınevlerinin böyle yarım yamalak iş yapmalarını sevmiyorum. Seriye başladıysan bir de tuttuysa nesine nazlanıyorsun, niye düzgün tanıtım yapmıyorsun, niye online satış sitelerinde, birinci kitap hangisi ikinci kitap hangisi, diye milleti araştırmak zorunda bırakıyorsun bilmiyorum.

Diziye dönersek.
Dizinin daha bismillah açılış bölümünde son derece gereksiz bulduğum sahneler var. Anladınız siz ne tür sahne olduğunu. O kadar sinir oldum ki, daha karakterleri tanımıyoruz hiçbir şey anlamadık bu ne yani diye. Ay yok izlemem zaten baş roldeki adam da hiç yakışıklı değil falan diye söyleniyorum ama sonra..
O! Ve ha!
Ben normal dönem dizisi bekliyordum, meğerse sadece bir dönem dizisi değilmiş. Fantastik de bir dizi aslında. 
Claire, zamanda yolculuk yaparak 200 yıl öncesine gidiyor ve durumu anlaması, kabullenmesi, geri dönmeye çalışması.. bunları merakla izliyoruz. 
Ve bu arada Jamie ile tanışıyoruz. Baş rolü beğenmedim mi demiştim? Baş rolü anlamadığımdan olabilir mi o?
Evet dizi merak ettiriyor kendini. Ama malum sahnelerin çokluğunu size nasıl anlatsam...
Böyle ileri sarıyosun, "haydaa hala mı devam ediyor?", diyosun, öyle.

Diziye devam etsem mi etmesem mi bilemiyorum. Konusu çok cezbediyor, diziyi bırakıp kitabını mı okusam diyorum ama ondan yana da çekincelerim var.

Birincisi önce diziyi izledim ve kitabın benim hayal gücüme katacak bir şeyi kalmadı, okudukça kafamda dizinin devamı çekeceğim :)
İkincisi de ne zaman önce filmi/diziyi izlesem kitabı sevmiyorum. Bana eziyete dönüşmesini istemiyorum. 
Üçüncüsü, kitap sıradan bir romans gibi gelebilir bana şu saatten sonra, hele böyle bolca sahne varsa.

Hepten bıraksam.. Bence konu ilginçleşecek, Claire'in kocası Jamie'yi 20.yyda görmüştü çünkü.
Sonra Jamie çok ♥ ♥
Sadece tipi değil cidden nasıl seviyor kadını ^.^ 
Tipi de artı tabii :)) 

Bir de kıyafetler.. Galiba gittikçe güzelleşecek de..

Nasıl uzun yazdım ya hu! Okudunuz mu?
Bıraksanız daha da yazarım. Niye bırakmıyorsunuz :P
Outlander izleyenler ve izlemeyenler olarak yazımdan bir şey anladınız mı, yorum bırakırsanız sevinirim.
İzlemeyenler izlemeyi düşünür mü bu yazıdan sonra mesela? İzleyenler/okuyanlar ne önerir bana?

9 Mart 2016 Çarşamba

Lady Edith'in Düğünü

Müzmin bekar Edith'in talihi öyle bir döndü ki, buna anne babasıyla beraber biz de şaşırdık.
Markiz ile evlendi sonunda ve bu da ünvanı ailenin diğer fertlerinden yüksek oldu demek.
Edith sevmeyenler olaya, ünvanların birkaç seneye kadar yok olacağı bir dönemde gerçekleştiği için rahatlatıcı olarak bakabilir.
:)

Bu fotoğrafı masa üstüm yapasım var :)
Ya Edithh neredeeeenn nereye....

Bu sezon {yani son sezon :( } Edith ile aram düzelmişti, üzülüyordum artık. Daha olgun daha iyi biri olmuştu. O yüzden böyle bir postu hak ediyor bence.
Ve gelinlik...






Şu gelinin damada teslim ediliş anını sevmeyen genç kızımız yoktur sanıyorum :)
Edith için mutlu son olduğuna sevindim.
Bu son sezonun neredeyse her bölümünü gözlerim dolu dolu izledim.. E bu da son bölümdü, bi düşünün beni :)
~Bayıldığım gelin görümce ve kaynana kalp kalp kalp~
Cora ve Robert ile veda edeyim. Çünkü Cora'nın şapkasını görmeniz gerektiğini düşünüyorum.

27 Şubat 2016 Cumartesi

Dönem Filmleri: Jane Eyre

Bir gün Dowton Abbey izlemeye çalışıyorum.
Ama çıldırıyorum böyle bulamıyorum aradığım bölümü. Oraya yönlendiriyor görüntüsü kötü, buraya yönlendiriyor alt yazısı yok, biri habire reklam reklam reklam... Parçalayacağım laptopu öyle bir sinir bendeki.
Vazgeçtim tabii diziyi izlemekten. Zaten virüs programım yok, ödüm de koptu bir yandan.

Ama canım da bir şeyler izlemek istiyor. Neyse, dedim, şu film ilk seferde karşıma çıkarsa izleyeyim.
Çıktı.
Jane Eyre.

Jane Eyre bildiğiniz üzere Charlotte Bronte'nin yazmış olduğu bir dünya klasiği.
Kaç kere heves ettim okumaya ama konuyu bildiğimden, türk filmi versiyonunu izlediğimden:), galiba bir de çocuklar için sadeleştirilmiş halleri vardı ya bu klasiklerin yüz sayfa bile olmayan, onu okuduğumdan, hep vazgeçtim.
Ama şimdi filmi izleyince, ya bu kitabı oku Seyhan, dedim.

Film çok güzeldi.
Belki kitabı okumuş olsaydım bunu diyemezdim. Ama çok güzeldi.
Konusunu bilmeyen kimselerin olacağını pek sanmıyorum. O yüzden değinmiyorum konuya. Ama bence önce okuyun. Sonra izleyin. Çünkü zaten izleyince okumak isteyeceksiniz.