pazar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2013 Pazar

Ve Geri Kalan Herşey

PuCCa'yı yıllardır takip ediyorum.
Kendim blogger olmadan önceye dayanır onunla tanışmam.

Çok üzülürdüm onun için, güldürürken hüzünlendirirdi beni.
Eski sevgim, sempatim kalmadıysa da Özlem'in gönderdiği kitapların içinde bu kitap çıkınca çok sevindim.

Hemen elime alamadım ama elime alınca hemen bitirdim.
Herkes aynı şeyi söylüyor gerçi.
Eline aldın mı bırakamıyorsun. Bir kaç günde bitti.
Vakti olsa insanın aynı gün bile biter, yormuyor.
Pucca'yı hiç tanımayan birine kitabı nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum... Ama zaten hepiniz tanıyorsunuz;)

Bu arada gözlerimin dolduğu bir bölümde aynı zamanda kikir kikir gülüyordum. O da PuCCa'ya has bir başarı.

PuCCa ünlü olduktan sonra gazete ve dergilerde çıkan yazıları bana hep zorlama geldi. Blogtaki sıcaklığı bulamadım. Kitabında o şekilde bana soğuk geleceğini düşünüyordum ama aksine blogtaki samimiyeti buldum.
Bu ikinci kitabı.
İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası"  ve geçtiğimiz aylarda çıkan son kitabı "Allah Beni Böyle Yaratmış"  isimli üç kitabı bulunuyor. Elimdeki kitap bitince üçüncüyü okumak istiyorum.

Okuyanus'un PuCCa gibi başka ünlü bloggerla da dizüstü edebiyat adı altına çıkardığı kitaplar da mevcut. Ama ben onları pek merak etmiyorum. Bir de çok pahalı bence :/

9 Ekim 2011 Pazar

Ne Berbat Bir Gün


Hafta içi kaçta kalkıyorsam bu sabahta o saatte kalktım.
08:05

Hazırlandım.
Hafta içi kaçta çıkıyorsak o saatte yola çıkmak için yol arkadaşımı beklemeye başladım.
Yok.

Sonunda aradım.
Gelmiyormuş o meğer. Beni de gitmiyor sanıyormuş. Haber vermemiş.

Elimde poşetler, çanta. şemsiye.
Gecikmeli olarak düştüm yola.

Geciktim ya. Minibüse bineyim.
Ben böyle dedim ya gelmedi minibüs.
Yolu yarıladım ama yine de geldiğinde bindim. Zaten biraz sonra da indim.
Azcık erken inmişim, aklımı seveyim.
Yolu kısaltıyorum sözde. Yol bitmiyor.

Derken geçen bir araba zaten şemsiyeye rağmen ıslanmış beni yıkıyor adeta.
Bir araba bir insanı ancak bu kadar ıslatabilirdi.
Ettiğim küfürü bütün dünya duysun ama en çokta arabanın sahibi duysun istedim.

Aksilikler o kadarla kalsa ben kuruyunca unutabilirdim.
Kısa yol olarak seçtiğim otopark kapalı!
Doğruya bugün pazar! Kim işe gelir ki?
Ama benim dolanmaya hiç niyetim yok!
Önce elimdekileri attım duvarın öteki tarafına.
Sonra kendimi.

Ben ölemedim bir türlü.

Şimdi de ne yapacağımı bilmeden duruyorum.

Hala kurumadım.

Not: Bana çok geç kalktığınızdan, güzel ve uzun pazar kahvaltınızdan, bugün görüşeceğiniz sevdiklerinizden bahsedin..

13 Aralık 2010 Pazartesi

Biri Değil Hepsi Çılgın!

Soğuk diye hafta sonunda evde oturmayı tercih ederseniz, bunu fırsat bilen arkadaşlarınız baskına gelebilir uyarmadı demeyin.

Sonra, siz zaten 12:00de uyanmışsınız, etrafı toplamakla birşeyler pişirmek arasında kalıp kahvaltı bile etmemiş misiniz, kimsenin umrunda olmaz.


Bunlar yetmezmiş gibi "vay benim en son haberim oluyor", "vay bizsiz toplanmışlar" sitemlerine maruz kalıyorsunuz.

Ha, tabii koştura koştura hazırladığınız şeyler "hayret güzel yapmışsın" denerek sözde iltifat ediliyor..


Yine koştura koştura topladığınız eviniz özenle dağıtılıyor.
Topladığınız yatak bile!
Önce üzerinde biraz tepiniliyor sonra nasılsa bozuldu diye hoop içine giriliyor.
Ama oda ne? Biri terliklerini bile çıkarmamış..
Aynı kişi nasıl becerdiğini hala anlamadığım bir şekilde pimapenimi bozuyor,
bu gün için yapılan planlar pimapenci yolu gözlemekten ötürü iptal oluyor.


Ne iyi ettinizde geldiniz canlarım benim, yani sizde olmasınız bu evi kim sigara kokutcak merak ediyorum..

Özetle; dün yaramaz çocuklardan farksız bir grup arkadaşım evimi bastı :))

Başımın tacları, her zaman beklerim ne demek, ne demek!!
Siz gittikten sonra çektiğim başağrısı bile beni güldürüyor :D

Not: Görseller çeşitli gün ve zamanlarda başka insanlar için pişirilmişti.
Dünden elimde kalan sadece, kızların yatağımda uzandıkları kare..
Onu da ifşa etmem, arkadaşlık ilkelerine sığmaz :D

10 Ocak 2010 Pazar

You're My Sunshine!

Bir pazarım var onda da evde oturayım değil mi?
Cildim kurumuş bir maske yapıyım, biraz nette takılıyım, biraz fim izliyim ve biraz kitap okuyayım.. Sonra pazartesi ve yeni bir haftaya hazır olabilirim!
Abime sinemaya gidelim diyesim geldi ama tuttum kendimi :)
Evi özlüyor insan, size de oluyor mu?

----

Vapurla Beşiktaşa geçiyoruz.
Salep alalım dedik.
Salep geldi...
Görüntü utanmadan kikirdememize neden oldu :)
Fotoğraf0618
Bakar mısınız şunun haline?
Fincanın altına ne olmuş ki acaba :))
O sunuşu harika -hatta abartılı- kahveler gibi bir şey beklemiyordum tabii ama bunu da hiç beklemiyordum :))
Tadı ise görüntüsüyle tezat oluşturacak kadar güzeldi!

Akşam yemeğini de çok güzel caz dinletisi eşliğinde yaptık (Jazz ve dinleti(: )
Ama Fakat Lakin :) çekilen videolar bilgisayarda yan çıkınca sizinle paylaşmak şöyle dursun kendim bile izleyemiyorum :)
---

Aicha'nın blogunda gördüğüm bu videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum, benim hoşuma gitti.


---



Ve Sunshine Ödülü..
Arzu, Tatlı Cadım ve Kitap Kurdum Canan tarafından gönderilen hoş bir jest!
Benden de size ;)


----

Son olarak :)) Katı meyve sıkacağıma kavuştum, her sabah taze meyve suyumu sıkıp içmeye başladım.
Ceyda'nın yeni yıl için dilediği dileklerden biride buydu :))