lee yo won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lee yo won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2014 Perşembe

49 Days

Hani demiştim ya, telefonuma dizi izlemek için bir program indirdim diye.
O programdaki dizi sıralamasında sırf "49 Days" ikinci sırada diye bu diziyi izlemeye başladım.
Ne iyi etmişim de başlamışım.
Çünkü çok sevdim!

Vadesi dolmadığı halde birinin sebep olduğu trafik kazası sonucu  beyin ölümü gerçekleşen kızımıza 49 günlük bir seçenek sunuluyor.
49 dün süresince kendi için içten ağlayacak 3 kişini bulması durumunda hayata dönecektir. Bu üç kişiye anne baba ve kardeş dahil değildir.
Kızımız kendine çok güvenmektedir 'bir hafta bile yeter' diye bu seçeneği kabul eder. Zaten lakabı Pollyanna'dır. Diğer seçenek neydi, diye soracak olursanız, hiç uğraşmadan, kimin hakkında ne düşündüğünü öğrenme riskini kabul etmeden; ölüm.
Bu arada kızımıza geceleri çalışan gündüzleri uyuyan bir kişinin bedeni uygun görülür. Bu bedeni ödünç kullanacak, ancak kimseye bu durumdan bahsetmeyecektir.

İlk başta kız-erkek eşitlemesinden, 'he tamam bu bunla bu bunla, söyle böyle olacak' diye tahmin yürütürken ben, 'hönk!' diye kaldım. İşler değişti. Spoiler vermeden bu kadar anlatabiliyorum, ne yapayım.


Lee Yo Won uzun ve acayip zayıf bir kadın. Şu bacakları çarpık zayıflardan. Ama nasıl iyi bir oyuncu!.. İki karakterin ruh hallerini çok iyi yansıttı. Depresif Song Yi Kyung ve Shin Ji Hyun bedenine girince enerjik ve neşeli Song Yi Kyung. Bir de depresifleşmeden önceki hali var tabii. Etti mi size üç değişik ruh hali?!


Jo Hyun Jae'nin canlandırdığı Han Kang karakterine de vuruldum arkadaşlar. Hani şu kaba adamlara gıcık oluyorum falan ya, bununki öyle bir kabalık değil. Mizacı sert sadece. Yanlış anlaşılmaya açık bir durum bu da. Böyle yanlış anlaşılan insanlara da çok üzülürüm. Han Kang'ı da bağrıma basasım geldi.  Canım ya.
Yakışıklılığı için dizide şöyle bir cümle geçmekte:
"Secret Garden'daki Kim Jo Won'dan  bile daha yakışıklı!"
Katılıyorum ^.^

Böyle giderse çok uzun bir yazı olacak, en kısa haliyle diziyi sevdim, tavsiye ederim. :)
Bu da çok mu kısa oldu? Ama biliyorum benim tavsiyelerimi seven böyle seviyor.
Ha bir iki şey daha ekleyeyim hadi.

  • Ruh bekçisi çok sevimliydi. Beni çok eğlendirdi, sağolsun.
  • Diziyi çok dramatik bekliyordum ben, hatta izlerken, aman ne diye gözümüzü korkutmuşlar o kadar da acıklı değil, diyordum ama bir ağladım bir ağladım sormayın.
  • Dizi 20 bölümdü. Hani 16 bölümlere alışanlara uzun gelebilir, ama valla hiç yadırgamadım. Hatta son bölüm yerine ikinci bir sezon yazabilirdim bu dizi için ki güzel bir sezon olurdu.
  • Bir de sonu var, bilirsiniz Kore dizilerinin genel bir final sorunu var. Bu dizinin de finali beğenilmemiş gibi ama ben -hayalimdeki ikinci sezonu saymazsak- beğendim, gerçekçi buldum. Tabii gönül isterdi ki.. burada gönülün istediğini söylersem spoiler vermiş olurum. 

İzlemeyi düşündüğüm bir dizi değildi ve bakın ne kadar sevmişim. Gerisi size kalmış a dostlar! ^.^