seyhanın kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyhanın kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2019 Çarşamba

Göl Evi

Kararlıyım okuduğum kitapları bloga koyacağım.
Eskiden her hafta bir kitap postu girerdim de gene de yetiştiremezdim.
Şimdi yazmadığımdan ötürü bayağı birikmiş kitap yorumlarım ama sene sonu geldiğinde hedefimi yakalar mıyım bilemiyorum?

Göl Evi, Pegasus yayınlarından çıkan bir roman.
Pegasus, benim herhalde en az okuduğum ya da şöyle diyeyim en az tercih ettiğim bir yayın evi.
Çok fazla reklam çok fazla pohpohlama ile en fazla hayal kırıklığına uğradığım da yine aynı yayın evi.
Bıkmadan her pegasus okuduğumda bunu da dile getiriyorum biliyorum!
Gene de bana hediye gelecekse en risksiz alınacak kitaplar bu yayın evinden çıkan oluyor haliyle.
Evet hediye geldi bu kitap bana birkaç yıl önce. Anca okuyorum Baharcım ya görüyor musun?


Kitap kapağı sizde neyi çağrıştırıyor bilmiyorum ama bana hiç polisiye çağrıştırmıyordu.
Daha romantik, kavuşulamayan aşklar gibi gibi bir şeyler beklerken bir aile dramı ve polisiyenin içine girdim.
İkili bir hikaye, geçmiş ve günümüz. Günümüzdeki hikayede dedektif yürüyüş yaparken rastladığı eski evin ve sırrının peşine düşüyor. Evet doğru bildiniz geçmiş hikayede de evin görkemli zamanlarını okuyor bu ev nasıl oldu da o hale geldi diye düşünüyoruz.
Her polisiyede olduğu gibi dikkatimizi dağıtmak için oldukça gereksiz detaylar okuyoruz.
Benim okumaktan hoşlandığım bir tarz değil.
Yine de kötü diyemem. Sıkılmadan 534 sayfayı okudum.
Tarzınıza uygunsa severek okuyacağınızı düşünüyorum aslında.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Dostluk Ekmeği

Ya kitap o kadar uzun süredir ama o kadar süredir bende okunmayı bekliyor ki..
Yani bu okunmayan kitaplar beni nasıl rahatsız etmesin?
Bir süredir sırf senelerdir raflarımdan okunmayı bekleyen gariban kitaplarımı okuyor ve yeni kitap almıyorum.
Yeni bir kitap okuyacağım zaman ruh halime göre birini seçiveriyorum.
Genelde yorgunken, bir şey izlemek/düşünmek istemediğim zamanlarda hemen kitaplara sığınıyorum.
Bu kitabı, ben bu kitabı ne güzel okurum, diyerek sonunda çıkartıp okudum.


Tahmin ettiğim gibi ben yormadı, sıkmadı, beni başka bir ülkede yabancı birilerine önce komşu sonra arkadaş etti sonrasında da sıcaklıkla bu dünyaya gönderdi.

Amiş dostluk ekmeği diye bir şey varmış gerçekten, çok lezzetliymiş evet ama yaptığın zaman o kadar fazla hamur elde ediyormuşsun ki başkalarına da vermen gerekiyormuş.

Oğlunu kaybettikten sonra, ailesinden ve arkadaşlarından kendini soyutlayan Julia'nın, bir gün evin kapısında amiş dostluk ekmeği ve mayası bulmasıyla değişen hayatını anlatan sıcacık bu romanı okumanızı tavsiye ederim.

3 Eylül 2019 Salı

Bir Vaizenin Günlüğü

Off ne zamandır kitap yorumu yazmıyordum!
Önceden instagramda her okuduğumu paylaşırdım, ne yalan söyleyeyim özellikle kitap paylaşımlarının az beğenilmesi beni üzüyor, çünkü beni takip eden kimselerin okuyan kesim olduğunu düşünüyordum hep.
Instagramda kitap paylaşımlarını azalttım ama bayağıdır blogda da yazmamışım onu fark ettim. Halbuki ben bazen bu kitabı okudum ama hatırlamıyorum dediğimde blogu açıp gerçekten okudum mu diye kontrol ediyorum. Bazen konusunu hatırlayıp aa çok güzeldi derken bazen de hatırlayıp ay bunu elden çıkarayım diyorum.
Bu anlattıklarımın kitapla alakası yok tabii.
Sadece buraya yazdığım her şeyi başta kendim için yazdığımı hatırlatıyorum yine kendime!


Fatma Bayram, Ramazan ayında mukabele sonrası yaptığı tefsir ses kayıtlarını dinlemek suretiyle tanıştığım bir vaize.
İnsanlar vaizeliğin bir meslek olduğunu bile bilmediği dönemden beri vaizelik yapıyor. Ay bu kısmı okusa belki benden dinazor gibi bahsetmiş derdi :) Öyle de esprili, eleştiriye açık biri. Ama bu bir eleştiri değil tabii, zira kendisini çok kısa süredir takip etmeme rağmen pek seviyorum.
Ses kayıtlarını dinlerken bir an bile sıkılmadım. Tam benim kafamda diyordum güncel meselelere girdiğinde. Ya da hmm, demek bu konuda biraz daha yumuşak davranabilirim..

Haddim olmayarak biraz öyle olmak istiyorum ben. Öğretmenim neticede. Çocuklar derslerimde sıkılmasın, derslerimi iple çeksin ve gerçekten bir şeyler öğrensinler istiyorum.
İşte bu kitapta bu hitabet yeteneğinin ya da bilgilerin, yani başarının şans eseri olmadığını görüyorsunuz.
Neler okumuş, nerelerden alıntılar yapmış, o kadar ilgi çekici ki!
Dindar insanın olması gerektiği gibi olan örnek aldığım biri Fatma Bayram.
O yüzden bu kitabı okumak benim için önemliydi.
Instagram storylerde paylaştığımda da kitaba etkileşim yüksek oldu. Onlara dediğim gibi; tanımayanlar için değil de Fatma Bayram'ı az çok tanıyan kişiler için tavsiyemdir.

29 Temmuz 2016 Cuma

Baharın Peşinde

Baharın Peşinde, Martı Yayınlarından çıkan çok yeni bir kitap.
Çok güzel iç açan bir kapağa sahip.
Chasing Spring diye kitabın orijinal adını arattığımda orijinal kapak kullandıklarını görüyorum.

Kitaba ilişikin çeşitli yorumlar okumuştum bunlardan biri de kapağın kitabın içeriğine uymadığı yönündeydi. Dolayısıyla ben kitabı okurken hep bir şeyler olacak gidişat değişecek diye bekledim.
Bana kalırsa kapak kitapla alakasız değil bilakis oldukça uyumlu.
Kapağı sevdiğim gibi kitabı da sevdim, elimden bırakamadan başladığım gibi bitirdim.
Daha uzun olsaydı hatta seri olsaydı, bile dedim.
Gençlere yönelik bir kitap aslında bana sorarsanız, ama ben de galiba gençlik kitaplarını hala seviyorum. Galiba mı dedim?! :)

Kitap son zamanların modası haline gelen iki anlatıcılı bir kitap. İlk tanıştığımız karakter Lilah, iki yıl önce bir olay yüzünden kaçarcasına yaşadığı kasabayı terk edip halasının yanına yerleşmiş ancak şimdi halası işi gereği uzak bir yere taşındığından babasının yanına geri dönüyor. Lilah döndüğünde, babası alkolik olan Chase'in artık onlarla birlikte yaşayacağını öğreniyor, ki buna kızıyor ve istemiyor. Evet ikinci anlatıcımız da Chase.
Chase altın çocuk ve Lilah kaçıp gitmeden önce ikisi çok yakın arkadaşlarmış.
Neden Lilah kasabayı terk etmiş, şimdi neden Chase'den kaçıyor bilmiyoruz ama öğreneceğiz.
Kitap bir de çok az da olsa geçmişe götürüyor bizi.
Keşke daha fazla dönüp o hikayeyi de bize detaylarıyla anlatsaydı yazar. Çünkü çok acıklı bir hikayeydi ve o kadarı bile beni ağlatmayı başardı.

Bu sıcak havalarda, okuması ağırlaşan ve bu yüzden vicdan azabı çekenler varsa, alsın, bir çırpıda okunacağına garanti veririm. Ama dediğim gibi tarz meselesi tarzınız değilse hiç bulaşmayın çünkü ben tarzı olmayan kitapları alıp, akabinde çamur atan insanlara gıcık oluyorum.

Bu arada yazarın diğer kitapları "açık saçık"mış :))
Bu hikayesi çok müsait olmasına rağmen o şekilde yazmamış. Bu da kitaba dair memnun olduğum şeylerden biri idi.
Kitap 300 sayfa, bir 300 sayfa daha olsaydı ve o +300 sayfa da Hannah ve Elaine'nin hikayesi detaylandırılmış olsaydı efsane olurdu.
Genelde daha kısa olsaydı derim kitaplar için, dikkatinizi çekerim:)

4 Haziran 2016 Cumartesi

Ben O Değilim

Ay sonunda deli gibi merak ettiğim kitabı okudum.
Fatma Erdek sevgimiz malum, ne yazsa okurum, diyorum her fırsatta.
Öyleyse bu kitabını neden bu kadar geç okuduğumu merak etmiyor musunuz?

İşte bu imza yüzünden.
İmzalı kitabını istiyordum fuarlara gitmek nasip olmuyordu ama bu sefer yine gitmediğim bir fuardan adıma imzalanmasını başarabildim.

Fatma Erdek'in diğer kitaplarından farklı bu kitap.
Dram değil bir romantik komedi.
Romantik komedilerden, gerek izlemek gerek okumak olsun, çok keyif alıyorum.

Biri sorumluluk sahibi, diğeri haylaz, birine tıpatıp benzeyen ikizlerin birbirleriyle yer değiştirmeleri yaşları küçükken normal karşılanabilir ama ya otuzlu yaşlarda?
Ve içlerinden biri yer değiştirdikten sonra tanıştığı birine aşık olursa ama o aşık olduğu kişi yerine geçtiği ikizinden nefret ediyorsa?

Olaylar olay!
Yok yok o kadar da değil makul şeyler. İkizlerin o yaşlarda yer değiştirmesi dışında makul şeyler yani.
Aranızda ikizi olup bu yazıyı okuyan var mı?
Yer değiştiriyor musunuz?
Okurken bunu düşündüm hani bu filmlerde falan da görürüz ama gerçekten yapıyorlar mı bunu diye?
Kitap Arın'ın ağzından anlatılıyordu.
Ben olsam bir de Meriç versiyonunu ve Meriç'in yaptıklarını anlatırdım. Sayfa sayısını da az tutardım.
Ticari kafamı takdir et Sayın Okuyucu, Tatlı Bela serisini düşün..
Ama tabii baştan karar verilmesi gereken bir karar, bu ona göre kilit sahneler falan.
Ay daha yazasim var ama videoya saklayayım en iyisi 😉

Fatma Erdek'in diğer kitapları -ki hepsini de tavsiye ederim:
Melekler Zamanı
Kara Kış Beyaz Düş (favorim)
Erken Rüya Zamanlar
Gece İle Şafak
Ben O Değilim

22 Mart 2016 Salı

Aşk-ı Hüzün

Timaş'tan gelen hediyelerimi hatırlarsınız.
Hatırlamayanları bu yazıma alabilirim ;)

Videomda dediğim gibi hemen başladım Aşk-ı Hüzün'ü okumaya.

Nuriye Çeleğen'in diğer okuduğum kitapları da var biliyorsunuz, yazıları blogda mevcut olan.
Çok severek okuduğum için tekrar bahsetmeyi bir borç bilirim.

Aşk-ı Sükun ve İffet-i Kalp.


Gelelim Aşk-ı Hüzün'e.
Güzel olacağını, seveceğimi tahmin etmiştim.
Beklediğim gibi de oldu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v)'i bir de annesinin ve süt annesinin ağzından dinledik.
Ama Nuriye Çeleğen gerçekten öyle bir anlatmış ki, bir annenin evladını beklemesini...
Yani anlatılanların kurgu olduğunu düşünmüyorsunuz bile.
Bir anne alemlerin yaradışılış sebebi olan evladını bekliyor, beklerken duyguları da sel olup akıyor.

Tabii ki çok beğendim.
Nuriye Hocam, ellerinize yüreğinize sağlık.

Hz. Halime kısmına da değinerek yazımı sonlandırayım.
Hz. Halime kısmında yazılar daha rahat aktı sanki, ne de olsa az çok bildiğimiz olaylar artık cereyan ediyordu güzel bir anlatımla.
Hz. Amine kısmında bilmediğim veya hatırlamadığım çok şey olduğunu fark ettim. Ramazanda kendimle siyer okuma konusunda sözleştim.

Bu kitabı okumadan evvel yine  Nuriye Çeleğen'in  yazmış olduğu Babam Hazreti Muhammed (a.s.m) isimli kitabı okumadığıma üzülüyordum ama şimdi sanki benim okuduğum sıralama daha iyi olacak gibime geliyor.
Bebeklikten başlamış oldum ve bu kitap da devam edecek.
Ben de Nuriye Çeleğen okumaya devam edeceğim.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Okuduğum Kitapları Ne Yapıyorum?

Bugün bana sıkça sorulan birçok soruya yanıt vereceğim.

O kadar kitabı ne yapıyorum?
Kitaplığım nasıl?
Gerçekten okuyor muyum?
Kitaplarımı size verir miyim? (Evet, bu da popüler sorular arasında)

Hepsi ve daha fazlası bu videoda arkadaşlar.
Yalnız çok acıklı, uyarmadan edemedim.



İzleyen arkadaşlar gözyaşlarına hakim olamadıklarından bahsettiler ki benim artık alışmış olmam gerekirken ben de zor anlar yaşadım. yer yer sesimin çıkmaması belki de size bir tüyo verebilir.
:(
Youtube kanalımdan videolarımı güncel olarak izleyebilirsiniz.

23 Şubat 2016 Salı

İyi Kız

Bu haftaki kitabımız, Martı yayınlarından çıkan "İyi Kız".
Çok yeni bir kitap. (Aslında ben bu yazıyı yazarken çok daha yeniydi ama yayımlandığında artık biraz zaman geçmiş oluyor, görmezden gelin)

Martı Yayınları bu kitabın kapak alternatiflerini facebook üzerinden oylamaya sunmuştu sanırım. 
Sonunda bu olduğuna sevindim. Diğeri düz kapaktı.
Konusu çok ilginç bu kitabın.
Anlatımı da yine öyle. Birden fazla anlatıcısı var, bir önce bir sonra anlatılıyor ve şimdiki zaman kullanılmış. Genelde biliyorsunuz di'li geçmiş zaman kullanılır. Farklı olmuş ama şimdiki zaman kullanımından mıdır bilmem bana fazla ayrıntı verilmiş gibi geldi. Di'li olsaydı belki öyle gelmezdi diye hissediyorum nedense. 
Konusuna gelince, ortadan kaybolan bir kız ve bulunduğunda kayıpken geçirdiği kısmı ve kendi adını hatırlamıyor, adı Mia olmasına rağmen kendine Chloe diyor.
Neden kaçırıldığı, nasıl kaçırıldığı, nasıl bulunduğu.. bunlar hep sır.. 
Kaçıran kişi, Mia'nın annesi ve Mia'yı arayan dedektif, anlatıcılarımız olarak karşımıza çıkıyor.
Olayları öğrenirken bu karakterleri de tanıyoruz.

Şimdiki zamanlı anlatıma taktım ama onu görmezden gelirsek kitabı çok beğendim.
Hiç beklemediğim bir şekilde bitmesi sonucunda ufak bir şok yaşadım.
WOW!
Günlerce, peki şöyle olsaydı böyle mi olurdu?, gibi alternatif soru ve cevaplarla kendimce çözüm üretmeye çalıştım.
Kitap 464 sayfa. Biraz daha kısa olsaydı tadından yenmezdi!

1 Şubat 2016 Pazartesi

Kül

Novella Dinamik ve şahane kitapları..
Kül isimli kitabın tasarımına vurulmuştum ama içeriğini bilmiyordum.
Kül bir distopyaymış meğerse.

Distopya nedir?
Kısaca ütopyanın zıttı diyebiliriz.
Uzunca ise, baskıcı bir rejim, sıkı denetim, toplum kurallarının tek bir kesimi kayırdığı gelecek devlet senaryoları.

Kolay kolay kitabın arka kapak yazılarını da okumam, haliyle kitaba başladım ama pek bir şey anlamıyorum. Yaw bu bunu mu demek istemiş falan diye şaşırıyorum derken arka kapak yazısını okudum ve rahatladım.
Anladığım şeyi anlatıyor ve okudukça diğer anlamadığım yerler de aydınlanıyordu.
Öncelikle arka kapak yazısı okunabilir, rahat olun.

Halkın en yüksek seviyesi mor en düşük seviyesi ise kül. Ve olaylar mor olan Madden ve kül olan Dax tarafından anlatılıyor. Aynı şeyi anlatmıyorlar ama bir Dax bir Madden olarak değişiyor anlatıcı.
İnsanlar doğduğunda ait oldukları tabaka ve kaderleri belirlenip damgalanıyor.
Mesela Madden'in kaderinde en genç yediler bakanı olmak var.
Aslında çok anlatmak istiyorum ama susacağım burada.

İlk başları çok durağandı, bir şey olmasını bekledim resmen ve oldu. Ondan sonrası ise hiç tahmin etmeyeceğim şekilde hızla aktı gitti. Kitabın başlarının aksine son dakikaya kadar tempo hiç durmadı. Hatta kitap bitecek ben hala heyecanla okuyorum okuyorum.. seri olduğunu da o ara fark ettim yani. çok zekiyim aferin bana :)
Seri kaç kitaptan oluşuyor bilmiyorum ama ikinci kitabı çok merak ediyorum! Çok!
Distopya seviyorsanız okuyun.
Ben sevmiyorum sanıyordum ama kuzenime verdiğim Açlık Oyunları kitaplarını geri almayı düşünüyorum şimdi :)

23 Ocak 2016 Cumartesi

Benim Mühürüm Var, Sizin Var Mı?

Kıskandırmak istemezdim bir mühürüm oldu sonunda..

Ben eskiden kitap aldığım zaman ilk iş kitabın ilk sayfasına tarih ve ismimi yazardım. (Hatta nereden ve kaça aldığımı da.)
Online almaya başladığımdan beri bu alışkanlığım gitti.
Kitaplarımı paylaşmayı sevdiğimden aslında hiç olmazsa ismimi yazmam gerektiğinin farkındaydım.
Kitaplar gidiyor ve gelmiyor biliyorsunuz.

Meğer ben mühür yaptıracakmışım da o yüzden kitap kapaklarına isim yazmıyormuşum.
^.^
O kadar seviyorum ki mühürümü sizinle paylaşmazsam olmazdı.
Hem ben sizi biliyorum, siz ne kitap kurdusunuz siz.. Kesin böyle bir şey istersiniz.

Uzun zamandır bakıyorum aslında mühürlere. İstiyorum o belli, ama nasıl olsun bir türlü karar veremiyordum. En sonunda  Mühürcüm'e yazdım. Dedim ki, ben mühür istiyorum ama hepsi çok güzel karar veremiyorum.
Sizin için tasarlayayım o zaman, dedi, nasıl olsun? Ben de saydım da saydım şu da olsun bu da olsun diye :) Ama en fazla 3 obje olmasının daha zarif olacağı konusunda hemen ikna oldum.
Gördüğünüz üzere o üç obje de daktilo, kitap ve fincan oldu artık içinde sütlü türk kahvesi mi var yoksa sütlü çay mı onu sizin hayal gücünüze bırakıyorum ^.^

Aslında yapılan tasarımların hepsini beğenmiştim bu sefer de, karar kılmak zor oldu ama bir an önce mührüme kavuşmak istiyorsam birini seçmeliydim ve bunu seçtim.
Özel gün mühür çeşitleri de var, evlenecek çiftler (sevgililer, sözlüler vs) ve öğretmenler arasında da kullanımı yaygın bu mühürlerin, kitapla sınırlı değil yani kullanımı.
Mühürcüm'ün benimle ilgilenmesinden ve mühürümden yana çok memnunum. Sizlere de tavsiye ederim.
Çok güzel değil mi?