bbc dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bbc dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2017 Perşembe

Sherlock Holmes {Dizi}


Sherlock Holmes'un çevresinde dolanıp duruyorum. Bir de dizisini izledim ama hala Sir Arthur Conan Doyle'un kitaplarını okumadım.

Ama planlarım dahilinde 😉
Diziye gelirsek, süper! Sezonlar 3-4 bölümden, bölümler yaklaşık bir buçuk saatten oluşuyor.
Sezon bölümleri bu kadar azken bölümlerin uzun olmasına seviniyorsunuz.



Kitapları okumadığım için ne kadar sadık bilemiyorum.. aslında biliyorum çünkü dizinin yapımcıları da tam bir Sherlock hastasıymış.
Mümkün olduğunca aslına uygun olması konusunda hassaslar yani.
Benim izlediğim kadarıyla, zeki, nükteli, asosyal, esprili ve karizmatik.
Diğer versiyonlarında olduğu gibi.
Tavsiye ederim bu diziyi.
Sadece az bölüm olmasından yana şikayet edebilirsiniz, benden söylemesi 😉


8 Aralık 2017 Cuma

Victoria Fashion Show

Victoria 2. sezon da bitti. Sadece Christmas özel bölümü kaldı. Bu sezon daha mı görkemliydi ya da bana mı öyle geldi bilemiyorum ama az sonra paylaşacağım kostümlerin neredeyse tamamı ilk bölümden.
Neredeyse, diyorum çünkü emin değilim belki de diğer bölümlerden de arakladığım olmuştur..
İlk görsel kesinlikle ilk bölümden ama. Kraliçeyi lohusa olduğu için yürütmüyorlar. Oradan oraya taşıyorlar ama Victoria bu, ona da isyan ediyor, kendim gidebilirim!



En sevdiklerimden:



Ama en çok bu ♥♥♥




23 Ağustos 2017 Çarşamba

Poldark

Poldark, benim yıllardır önce kitabını okumak için beklettiğim edebiyat uyarlaması bir dizidir.
Haliyle bu hem kitap hem dizi yazısı, belki bir nevi karşılaştırmadır.

Kitabı okumak için bekletmemin en büyük nedeni çok güveniyor olmamdı.
Dizi görselleri çok ilgimi çekiyor, önce kitap diyordum. Kitap okumaya ise vaktim olmuyordu.
İyi ki olmamış ya. Ben kitabı hiç sevmedim. Zor anlaşılır haliyle sıkıcı bir kitap. Okuduğunuz zaman hiçbir sahne gözünüzde canlanmıyor, çoğu yeri tekrar tekrar okudum doğru mu anladım diye. Üstelik çok basit bir dil kullanılıyor. Keşke başka çevirisini bulmak mümkün olsa da karşılaştırma yapabilsem.
Ama iyi ki okumuşum, neden mi?
Çünkü okumayıp diziyi izleseydim çatlardım keşke kitabı okusaydım önce diye. Ve diziyi izledikten sonra kitabı okusaydım önce diziyi izlediğim için kitabı beğenmediğime yorardım.

Gelelim diziye.
Dizi sayesinde kitapta anlamadığım birçok şeyi anladım.
Ama dizi çok hızlı, kitap çok yavaş ilerliyor.
Mesela kitabın üçte ikisi bittikten sonra Demelza ile Ross.. Spoiler! biraz geç oldu ama siz zaten kitabı okumayacak diziyi izleyeceksiniz, dizide de ikinci bölümde hımm böyle olacak diye hissediyorsunuz, 3.bölümde hissettiğiniz oluyor :P

Sadece bu da değil mesela bir bölüm sonunda biri, hadi spoiler olmasın kim diyor söylemeyeyim; hamileyim, diyor sonraki bölümde bir bakıyorsunuz karnı burnunda. Bazen ertesi haftaya, bazen bir yıl sonrasına geçebiliyor bölüm aralarında. Ama bu güzel bir şey. Sıkılmıyorsunuz. Tabii senaryoda açık yakalarsınız da, hmm belki de bana öyle geldi, diye geçiştiriyorsunuz; çünkü geçen zamanı takip etmek ekstra efor istiyor :)
Ayrıca Poldark orijinal serisi 14 kitaptan mı ne oluşuyordu yanlış hatırlamıyorsam. İngilizlerin sezonları da kısa kısa oluyor biliyorsunuz, seneler senelerce sürerdi bunu yapmasalar.

Konusundan bahsetmeyeyim ya, sürpriz olsun.
Dönem dizilerini sevenler bayıla bayıla izler zaten, bu kadarını söylemek yeterli, bir de tabi görüşlerim. Onlar çok önemli 😂

Dizinin en sevdiğim özellikleri arasında, müstehcen sahnelerin olmayışı ve kadınların göğüslerinin dışarı fışkırmaması geliyor.
Bazı filmlerde kadınları göğüsleri neredeyse ağzına çıkmış şekilde görmüşsünüzdür.
Çok rahatsız edici.
Gerçi bu dizinin de son sezon finali beni sinir etti.
Bu sezon bir şans vereceğim ama son bölüm moralimi bozdu. Anlatamam spoiler olur.

Demelza'ya son bölüme kadar bayılıyordum. Saçları harika!




Kıyafetler zaten muazzam. Demelza'nınkiler en sönükleri bu arada.

Aslında Ross'u tip olarak çok beğeniyorlar ama ben pek hayranı sayılmam. İngilizden çok Latinlere benziyor. Gülünce de haylaz çocuklara. 😊
Bir de çok mikrofonik bir sesi var. Yapay geliyor bazen 🙈
Ama karakteri çok güzel.
Gerçi son şeylerde o da kızdırdı beni.
Neyse.

Diziyi izlemek isterseniz, şimdilik; dizipub/dizilab/diziay, online izleme sitelerinden izleyebilirsiniz. Üçünü de yazdım çünkü bazen birinde olmayan bölüm ötekisinde oluyor.
Hizmette sınır tanımıyorum.😎

Diğer karakterlerden, kıyafetlerden, şapkalardan bahsetmediğim için buruk bitiriyorum yazıyı ama çok uzun oldu, ne yapayım?
Mesela kimler okudu?
Peki izleyen/izleyecek olan var mı?

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Kadınlar Her Daim Fikir Değiştirebilir

Bilgisayarda ekran görüntüsü dosyam oldukça kalabalık.
Özellikle diziler konusunda, iyi ki almışım, diyorum, ekran görüntüsü aldığım repliklere.
Hep diyorum ya beni çeken ufak bir alıntı yetiyor.. bir ima, bir mimik hatta.
Ara ara aslında bilinçsizce.. Bilinçsizce derken bir şey ararken bakıyorum ki tüm görüntülere göz atıyor, okuyor, gülüyor, hüzünleniyorum.
Bu dosyayla anılarıma doğru yola çıkıyorum aslında.

Neyse ya paylaşacağım şeyle o kadar alakasız oldu ki, bu giriş :)
Olsun siz beni böyle seviyorsunuz değil mi?
Hem siz anladınız; gene dosyanın içinde fotoğraflarla anılarımı tazeledim, içlerinden birini de sizin için seçtim ^^

Downton Abbey biteli çok oldu, spoiler verdim diye çok kızanlar da :)) N' yapayım izleseydiniz :P
Ne diyordum heh Downton Abbey bitti ama bu benim paylaşımlarımın da bittiği anlamına gelmez (gözlüklü cool smiley)

Ne yapayım yani, bu paylaşımları sadece kendime saklayayım da siz de unutun gidin öyle mi?
Yoo dostum hiç sanmıyorum.

Yakında güzel dizi önerileriyle geri geleceğim, yakında.

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Downton Abbey Ve Finali

6 sezonluk Downton Abbey'imiz geçtiğimiz yılın sonlarında son buldu.
6 yıl.
Vay be..
Diziye başladığım yıl daha dün gibi..
Karakterlere vurgundum bazısında kendimi buldum bazısına benzetildim..
Sybill'in gidişinde tüylerim diken diken oldu. Matthew ise tam bir şoktu!
Birçoklarının diziyi bırakmasına neden oldu.


Şuan duygusal mı yaklaşıyorum bilmiyorum ama kontes'in efsane repliklerini, nükteli diyalogları Carson'un Lady Mary zayıflığını, Cora'nın güler yüzlülüğünü, Kuzen Isobell'in muhalifliğini, Thomas'ın nasıl ağladığını Anna ve Mr. Bates'in aşkını, tabii ki Mary'nin havalı hallerini unutmak istemiyorum.
Ama biliyorum ki unutacağım.
Yine de yıllar sonra bu diziden bir kareye, bir repliğe, bir oyuncuya rastlayınca bu diziyi izlediğim yıllara geri döneceğim.
Ve bir gün İngiltere'ye gidersem Downton Abbey'i görmeden dönmeyeceğim!

Haliyle dizim bitse de, bu diziyle alakalı repliklerim ara ara devam edebilirim :D
Ve merak etmeyin, hemen olmasa da size güzel diziler önereceğim zamanlar gelecek..

Not: Yazmış ve taslaklarda unutmuşum bu yazıyı.

12 Haziran 2014 Perşembe

Death Comes To Pemberley

"Niye bu kadar kısa?!" diye çıldırtacak mipmini bir diziyle daha karşınızdayım.
Diziyi izlemeden önce bazı koşulları yerine getirmek lazım ama.
Sevgili Jane Austen'ın meşhur romanı "Aşk ve Gurur"u okumuş olmanız gerek. Ya da izlemiş.
Ya da benim gibi hem kitabını okumuş, hem filmini ezberlemiş, hem de dizisini izlemiş olmanız..
Çünkü bu dizinin ana karakterleri Elizabeth ve Darcy!


Evli mutlu çocuklu bir şekilde karşımıza çıkıyorlar Elizabeth ve Darcy.
Darcy dedikçe midemde kelebekler...

Ancak isimden anlaşıldığı üzere biraz karamsar bir konusu var. Arazilerinde gerçekleşen ölüm üzerine katilin aileden olup Darcy'nin namına leke sürülme ihtimali, haksız yere birinin idamına sebep olma endişesi üzerinde durulan sadece 3 bölümlük bir dizi.
Konu o kadar müsait ki aslında..
"Neden sadece üç bölüm?!" insan gerçekten hayret ediyor!
Böyle hayret ederken bu dizinin P. D. James'in yazdığı aynı adlı romandan uyarlandığını öğreniyorum.
Bizdeki gibi eseri eserlikten çıkarmak yerine bire bir uygulama taraftarı ingilizler..


Yalnız gördüğüm en paçoz Elizabeth olduğunu kabul ediyorum. (Elizabeth karakterini Anna Maxwell Martin canlandırıyor)
Darcy bile başta 'Yaa bunu mu seçmişler Darcy diye' hayıflandırsa da, Darcy'nin karakteri fiziğinin önüne geçiyor ve ısınıyorsunuz. (Matthew Rhys ise Fitzwilliam Darcy rolünde)

Dizinin en sevdiğim yanı karakterlere son derece bağlı kalarak özelliklerini vurgulaması.
Lydia ve Mrs. Bennet tek kelimeyle harika! Harika dediğime bakmayın, yani komaya sokacak kadar uyuz olmayı başardıkları için harika, diyorum.


Elizabeth ve Darcy'nin evlendikten altı yıl sonrasına götüren bu BBC yapımı diziyi tüm Jane Austen 'Aşk ve Gurur' severlere öneriyorum. Türkçeye çevrilmiş olsa kitabını da okurduk..

6 Haziran 2014 Cuma

The Paradise

Ahhh...
Yeni bir dizi için müsait misiniz?
Değilseniz, bu yazıyı okuyarak kendinize eziyet etmeyiniz, zira bu yazı şiddetle tavsiye içerir.

Yalnız hemen şunu da ekliyeyim dizi 2 sezon ve dizinin sezonları 8 bölümden oluşmaktadır, yani araya sıkıştırırım derseniz; kalın ve bir ortak dizimiz daha olsun.


Dizimizin esas kızı Denise, amcasının yanında çalışmak için taşradan şehre geldiğinde amcasının durumunun çok da iyi olmadığını görecektir. Kendine iş bakan Denise amcasının düşman olduğu The Paradise'ta işe başlar.

İlk bölümde Mr. Moray'ı hiç sevmemiştim. İlk bölümde karakter hakkında ne düşündüğümü özellikle aklımda tutarım. Karakterleri tanıdıkça sevmek, 'aa bak böyle düşünmüştüm şöyle oldu', demek hoşuma gider.
Mr. Moray'e ise.. Şuan, aşığım, diyebilirim. Evet dedim işte :)

Kesinlikle spoiler vermek istemiyorum. Bu uğurda çatlayabilirim ama. Azıcık Spoiler versem ne olur ki :(
Tamam spoiler falan yok.


Emun Elliot'ın canlandırdığı Mr. Moray karakteri tam bir pazarlamacı. Büyük düşünen ticaret adamı. Ama işini aşkla yapan biri.
Bütün kadınlar ona hayran. Nasıl olmasınlar ama, muhteşem hitabet yeteneğinin yanı sıra sesi de daima yatak odası tonunda.
:)
Başlarda çok dalga geçiyordum, adam bu tonda konuşursa kadınlar ne yapsın, diye.
Ya şahane bir karakter çıktı bu adamdan size o kadarını söyleyeyim.


Denise ise, taşradan gelmiş, ilk etapta hor görülen, fakat satış konusunda doğuştan yetenekli, her daim orijinal fikirlerle dolup taşan satış danışmanı, tezgahtar. Joanna Vanderham'ın canlandırdığı karakter sarışın, temiz, dürüst, çalışkan bir karakter.

Bill Gallagher'in yazdığı dizi, Emile Zola'nın kitabından esinlenerek hazırlanmış. Kitabı okuyup esere ne kadar sadık kalınmış öğrenmek istiyorum. Dahası Mr. Moray'i sadece izlemek değil okumak da istiyorum sanırım.

Neredeyse unutuyordum. Kıyafetler..




Hala yazıyı mı okuyorsunuz daha başlamadınız mı diziye?

Dizi film tavsiyelerinde bazen zorbalığım tutuyor farkındayım.
Size ufak bir şans veriyorum, yakında büyük spoilerle karşınıza çıkmadan dizinin bölümlerini izleyin.
^.^

17 Ekim 2013 Perşembe

North And South

Bayram tatili bitmeden mini bir dizi önereyim size de izleyin madem.
Biliyorum bayramın üçüncü günü. Biliyorum bundan sonrası ışık hızında geçecek.
Ama zaten önereceğim dizi sadece 4 bölümden oluşan bir BBC yapımı.
Yani klas bir ingiliz dizisi.

Kuzenimin ısrarlı önerisi üzerine başladım. Açıkçası her gördüğümde "Hala izlemedin mi?!" diye o ufacık boyuna  bakmadan (esasen benden yaklaşık 10 cm uzun ama on yaş küçük) bana çemkirmesine daha fazla dayanamadım.

İyi ki izlemişim, diyorum elbette ^_^



Margaret Hale (Daniela Denby-Ashe) babasının iş değişikliği nedeniyle ailesiyle güneyden kuzeye göçmek durumunda almış, güneydeki insanlarla kuzeydeki insanları kıyaslayan ve bir kaç defa John Thorton'un (Richard Armitage) kabalığına denk gelmiş peşin hükümlü biridir.

Mr. Thornton kibirli ve soğuk görüntüsünün altında tam bir asilzadedir ancak kızımız bunu fark edecek midir?



Diziyi çok sevdim elbette tavsiye ederim.
Başka bir kuzenime "Çok güzel bir dizi keşfettim" diye anlatırken dizinin adını sordu, "Kuzey ve güney" dedim.
Bana bir bakışı vardı ki, evlere şenlik! Kahkahayı bastım. North and South yani Richard'ın oynadığı Kıvanç'ın değil.

Sıradaki kareler Nabrut için gelirken, onun dizi hakkında yazdıklarını okumadıysanız gidin ve okuyun ;)