uzak doğu filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzak doğu filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2012 Cuma

İzlemek İstediklerim Başka İzlediklerim Başka

Ne çok film var izlemek istediğim.
Ben izliyorum onlar bitmiyor.
Kısa kısa geçelim mi; neler izlemişim?


MONEYBALL
Ben ki, Amerikan kültüre bulanmış biriyim hiç anlamıyorum beyzboldan - ve amerikan futbolundan:) -
Bence beyzbolla bir ilginiz yoksa hiç vakit ayırıp izlemeyin. O derece!
İsmi geçen oyuncular falan var, oraya satıyorlar, başka yerden birilerini alıyorlar falan.
Ben daha geçen gün İstinye Park'ta yanımdan geçen futbolcuyu tanımamışım, elin Amerikalısını nereden tanıyayım?
Filmin ilgi çekici yanı, gerçek bir hikaye olması.
Billy Beane'i Brad Pitt canlandırınca insan merak ediyor gerçekte nasıl biri diye.
Bir Brad Pit olmasa da fena değilmiş:)


WICKER PARK
Gelişmeleri tahmin edemiyeceğiniz bir film mi izlemek istiyorsunuz?
Duygusal ama farklı birşeyler?
O zaman bu filmi izlemenizi öneririm.
Hızla ilerleyen, rahatça akıp giden bir romantik komediyse aradığınız, hiç bulaşmayın derim :)



ONLY YOU/ALWAYS
Şizo-mizo'nun önerisi üzere, hatta onun verdiği linkten  faydalanarak izlediğim, iyi ki izlemişim dediğim bir Güney Kore filmi..
Özlemişim ama Güney Kore filmi izlemeyi.
Konuyu anlatmamayı tercih ederim.
İzlemek isteyenler tek parça halinde verdiğim linkten izleyebilirler. Görüntü kalitesi gayet iyi.



FIRST LOVE/A LITTLE THING CALLED LOVE
Ben bu filmi daha önce yazmadım değil mi?
Oysa uzun zaman oluyor izleyeli.
Bu filmi o kadar çok sevdim ki...
İzleyip beğenmeyen varsa bir adım öne çıksın:)
Bu arada bu bir Tayland filmi, dolayısıyla dilleri biraz daha komik:)
Ama süper bir film, ben çok sevdim

Filmlerin güzelliği biraz da doğru zamanda izlemekle alakalı bence.
Bunu unutmayın;)
İyi seyirler dilerim...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Little Miss Sunshine/ Vavien/ Oldboy

Bu sefer hafta için film önerilerim var.
Bazılarımız haftaiçi film izleyebilecek kadar şansı olabiliyor, evet :P

Little Miss Sunshine


Little Miss Sunshine nicedir izlemek istediğim, ancak fırsat bulduğum bir film.
İsminden anlaşıldığı üzere bir küçükler için düzenlenen güzellik yarışması söz konusu.
O şirin koca gözlüklü kız yarışmacılardan biri.
Film güzellik yarışmasına katılmak için yola düşmelerini anlatıyor.
Ve ben kesinlikle tavsiye ediyorum!
Yarışma kısmı çok acıklıydı ya, o makyajlı ufaklıkları görünce çok depredif bir hale büründüm, ama neyseki geçti..

Vavien


Böyle lanet insanlar var gerçekten.
Yediğiniz yemeği zehir eden, her şeye kabahat bulan, ciğeri beş para etmez insanlar. Ve yine de çok şanslılar.
Engin Günaydın aynı zamanda senaryosunu üstlendiği bu film bence şahane bir gözlem taşıyor.
Harika oyunculuktan bahsetmeme gerek yok.
Yalnız film komedi değil komik değil yani. Ha şart da değil ama beklenti o yönde :)
Komik değil dediysem hiç güldürmüyorda değil..
İzlenmeli bence..

Oldboy


Oldboy, afişine bakıp kavga dövüş filmi diye izlemeyi devamlı ertelediğim bir filmdi.
Keşke ısrarla erteleseymişimde böylesi bir drama tanık olmasaymışım.
Oldboy bir efsanedir ve tüm efsaneler gibi seven, acayip sever, sevmeyen iğrenir.
Bana düşense bunu açmak olacak sanırım.
Film korkunç!
Korkunçluğu kötü demek değil yalnız.
Çekimler oyunculuklar şahane bence.
Hiç kesilmeden çekilmiş bir dövüş sahnesi vardı ki mükemmeldi! Keza aynanın kullanıldığı çekimler..
Ama olay o değil.. Hazmediğiniz şey;
Bir insan bir insana nasıl bunu yapar?
Üstelik gerekçisinde haklı bile değilken!

Bence bu filmi izlemeyin! Kötü diye değil!
Böyle bir dramayı görmenizi istemediğimden!

Hafta içi tavsiyeleri böyle; birini mutlaka izleyin, birini izleyin, diğerinden uzak durun..

11 Aralık 2010 Cumartesi

Yoksa Bu Havada Dışarı Çıkmayı Mı Düşünüyorsunuz?

Havalar nihayet kıvamını buldu.
Hava böyleyken ben hiç sıkılmam; gezmekte, evde oturmakta daha zevkli benim için böyle havalarda..
Evde oturacaklara film önerilerim, dışarı çıkmayı düşünenlere evde otursunlar diye yine film önerilerim olacak :)
Hepsi birbirinden güzel 4 film önerisi geliyor.

Prestij


Eski dönem İngilteresinde geçen bir aşk hikayesi beklerken ben, sürprizlerle dolu süper bir film izledim.
Film hakkında bir şey bilmeden izlemek, o filminde harika çıkması kadar güzel bir şey yok sanırım..
Şiddetle tavsiye ediyorum!

Sophie's Revenge

Amerikan sinemasıyla başlayıp Uzak Doğu sinemasıyla devam etmek benim yeni taktiğim olabilir, aman dikkat :))
Bu filmde artık sevdiğimi bilmeniz gereken So Ji Sub oynuyor.
Çok şeker, sıcacık bir romantik komedi. Ben tabii ki çok sevdim. Üstelik So Ji Sub esas oğlan bile değil;)
Upps spoiler :)))

Rough Cut


Yine So Ji Sub. Yine Güney Kore filmi..
Film içinde film.. İzlediğiniz öteki filmlerden farklı..
Ben tavsiye ederim, gerisi size kalmış :)

The Eye


Ben ve korku filmi!
Hey, bu bi ilk mi? :)
Filme tv de rastladım. Çok begendim! Korku filmleriyle aram yoktur; ya çok midemi bulandırır aman der kapatırım, ya hiç korkutmazlar sinir olduğumla kalırım.
Bu filmin ise gerilim dozu yerindeydi.

Sonunda Sena'ya önerebileceğim bir filmi izlemiş olmanın haklı gururunu yaşıyorum tabii henüz izlemediyse :)

21 Ekim 2010 Perşembe

Top 5

Bir mim gelmiş essra ve pinkyden
Diyor ki; en çok okunan 5 yazınız nedir?
Nerden bileceğiz peki, en çok hangi yazımız okunmuş?
Kolayı varmış bloggerın sunduğu.
İstatistikleri tıklayıp görebiliyorsunuz.
Ben geri sayım yapmak istiyorum :)

5- I'm Sorry, I love you.
Bir Güney Kore dizisi.
Ağlayarak sonunu getirmiş, diziyi çok sevmiş, esas oğlana bayılmıştım :)

4- Bir Kaç Film İzlemiştimde.
Bu yazımda izlediğim 7 filmden bahsediyorum.
4 sırayı nasıl haketmiş.. Bilemiyorum :)

3- Coffie Prince.
İzlediğim son güney kore dizisi.
Sevenlerinin çok olduğunu biliyorum hemde başlık ilginç gelmiş olabilir :D

Zirveye geliyoruz!

2- Blair Waldorf.
Bu yazı bir Blair Waldorf eleştirisidir :D

1- Serena Van Der Woodsen.
Bu yazı ise Serena'ya olan hayranlık belirtir.

Açıkçası bu mim benim moralimi bozdu:)
En çok bunlar mı okunmuş?
Bu mudur yani?
Bu?
B?

:P

İçimden bu görsel koptu:)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Daisy / Love, So Divine

Ne zamandır Güney Kore filmi izlememiş, dolayısıyla da burda tanıtmamamıştım.
Ve ne zamandır "Daisy" izlemek istiyordum.
Online izleme çabalarım sonuç vermemiş sık sık donarak beni çıldırmtmayı başarmışdı.


Rica ettimde J.Potter benim için indirdi bu filmi.
Tam bu havalarda kahve ve halleyle izlenecek bir film:) Ben öyle yaptım;)
Konusuna kısaca değinecek olursak, ki özgün bir konuya sahip:
Gerçek aşkı beklerleyen bir kız.
Her gün aynı saatte kapısında beliren papatyalar.
Birgün elinde papatyalarla resminin çizilmesini bekleyen bir adam...
Bana kalsa anlatırımda, izleyin isterim :)
İki başrol oyuncusunuda diğer izlediğim filmlerden tanımış olmam gerekirken ben tanımadım :)
Daha çok film izlemeliyim yani:)

İkinci film ise; Love, So Divine

Bir kaç ay içinde rahip olacakdelikanlı.
Sevgilisi için Amerikadan dönen genç bir kız.
Onu vaftiz olmaya ikna etme görevi bizim müstakbel rahibe düşüyor.

İki filmide çok sevdim tavsiye ederim :)

5 Şubat 2010 Cuma

Grey Gardens

Nicedir film eleştirmiyor muyduk?
Tabii bu izlemediğimiz anlamına gelmiyor..

Grey Gardens



Gerçek bir hayat hikayesi..
Gerçek hayat hikayeleri, beni her zaman hüzünlendirmiştir, hani o son yazı geçer ya.. Nerdeyse hepsinde ağlamışlığım var.
Bu filmde onlardan biri.
Drew Barrymore hayranlık uyandırıcı. Bu filmdeki rolüyle altın küre kazandı. Edith Bouvier'ı filmi izlemeden önce tanımıyordum, izledikten sona biraz araştırdım. Resimleri falan .. Benzerlik inanılmaz...

I'm a Cyborg, But That's Ok!


Bir grup insan oturup bu filme başladık ama sıkıcı gelince filmi değiştirdik. Tabii bu beni yıldırmaz, filmleri yarım bırakmak hiçte tarzım değildir :)
Sonra tamamladım ama tamamlamasaydımda olurmuş.
Yok beğenmedim!

Perhaps Love


Çok fena değildi ama bana yavaş geldi, size daha yavaş gelir :)
Alışık değilsiniz ya uzak doğu filmlerine :))
O kadar afişin içinden esas oğlanın tek olduğunu seçtim, esas kızı görmenize gerek yok :)

Buraya kadarki filmler hep LaFea'nın sayesinde izlenmiştir, teşekkür edelim ;)

Up!



Animasyon komik olur değil mi?
Ahh... Son derece duygusaldı...
Görsel seçerken bile zorlandım, hepsi birbirinden hoş çünkü..
Bloglarda tanıtımını görmüştüm övgüyle bahsediliyordu bu filmden. Tüm övgüleri hakediyor doğrusu..

Amaaann.. O kadarda çok film izlememişim :) Ama neden?
Nedeni gelecek.. Başka bir post olur ondan.
Bir süre film izlemeyi düşünmüyorum, kitaplara ağırlık vereceğimdir :)

28 Aralık 2009 Pazartesi

Turn Left Turn Right

Aslında filmleri biriktirip yazmak istemiyorum ama pek yazamadığımı göz önünde bulundurursak sanırım böylesi en iyisi..
Ve başlık seçmekte zorlandığım için izlediğim filmlerden biri ana başlık olsun dedim. Diğerleri zaten ara başlıklarda :)



Turn Left Turn Right

İzlediğim iğrenç Güney Kore filminden sonra, acilen, etkisinden kurtulmak amaçlı izlediğim bir film. Hep merak ettiğim bir konudan yola çıkılmış. Umut veren romantik bir filmdi. Konuşmalar bana farklı geldi bu sefer ve evet Güney Kore filmi değil Tayvan filmiymiş :) Tanışıklıkları, sonra kavuşmaları çok güzeldi.
Link vermek isterdim ama online izlemek yerine indirdiğim bir filmdi - Burda güneş gözlüklerimi aşşa kaydırıp yukardan göz kırpıyorum :))-
İzlerken sağa bak be be adam diye çıldırabilirsiniz ama ben sabırla bekledim :)






Grease

High Scool Musical'i izlediğimden beri iyice 'Grease izlemeliyim' söylemlerim artmıştı.
Zaten kült bir müzikal olduğu için ille de izliycektim.
Ve filmi izleyince anladım ki; ben müzikalleri seviyorum!
Hayatta böyle olsa ya.. Birden şarkı söyleyip dansetmeye başlasak :))
John Travolta manyak dansediyormuş yaa :) Pembe gömleğiyle uyumlu çorapları hala aklımda:)) Çok eğlenceliydi. Yalnız liseli gençlerin hiç biri otuzdan bir gün küçük göstermiyorlardı :)) Filmde o döneme ait kıyafetlerden hoş fikirler edinebilirsiniz. Yüksek bel taytın içinde harika görünen Olivia Newton John'dan sonra kimse tayt giymesin isteyebilirsiniz :)


The Greatest Game Ever Played


CNBC-e de reklamlarını görünce etkilenip 'aman kaçırmayayım' diyip izlediğim ve bayıldığım bir film. İlk defa bir filmin görüntü yönetmenini merak ettim (Shane Hurlbut)
İlk başlarda golften anlamayanlar anlamıyor işte benim gibi:) Kim kimle oynuyor ne oluyor neden böyle oldu diye sonra bi kaptırıyorsunuz kendinizi! Sonunda çok etkilendim. Zaten gerçek yaşam öykülerinde çok etkileniyorum..
Bu film için kullandığım görsel aynı zamanda arka planımı süslemekte..
DVDsini alın mutlaka izleyin demiyorum ama denk gelirseniz bir şans verin zaten sizi etkisi altına alır ;)

Tired Of Kissing Frogs


Kurbağa öpmekten yorgun..
İsminden etkilenip izlemek istediğim bir filmdi; yine CNBC-e de izledim. İspanyolcaya hem hayran oldum hem de bana göre olmadığını anladım..
Sevgilisinin aldatmalarından bıkıp ayrılan bir kadının hikayesi.
Sonra erkek avcısı olup çıkıyor sözde yani o kurbağaları gönüllü öpüyor.. Pek öptüğüde söylenemez aslında.. Sıkılmadan izledim ama bir daha denk gelsem izlemem :)

Kirpi


Ay bu ikisi beni deli etti!
Sırf işinize gelmiyor diye insanlara kötü davranamazsınız. Hani haksızlık karşısında susmamak gerekir ama böyle türlü küçük oyunlara, intikamlara gerek yok bence.
Film çok komik değildi bana göre. Oyuncular güzeldi. Ama aynı isimli kitaptan uyarlanmış, eminim kitabı daha güzeldir.

Amelie



BA-YIL-DIM!
Ben daha yeni izledim evet! Ama iyi ki doğal gelişimini, bu filmin elime geçişini bekleyip izlemişim, ille de bir filmin peşine düşüp sonra da beğenmediğim çok oluyor mesela..
Çok güzel bir filmdi yaa... Audrey Tautou ya hayran olanları, bu filmi sevenleri çok iyi anladım. Şimdi ne kadar Audrey Tautou filmleri varsa hepsini izlemek istiyorum.
'Da Vinci Şifresi'ne de başlamış, kitabınıda okumuş olmanın erdiği müşkülpesentlikle daha başlarında sıkılıp bırakmıştım ama bu kadın için izleyeceğim o filmi!
O nasıl güzel bir kemik yapısı ya.. Sanat eseri mübarek!

"Oysa siz bayım bir sebze bile olamazsınız, çünkü bir enginarın bile kalbi vardır"