Bundan on yıl önce bana, "Müslüm Gürses'in hayatının anlatıldığı bir film çekilecek ve sen de bu filmi sinemada izleyeceksin!." deseydiniz muhtemelen sizi kale bile almazdım. Oo beni hiç tanımıyorsun dostum, diyebilirdim azıcık önemsiyorsam ama işte gelin görün ki Müslüm Gürses'in hayatının anlatıldığı filme gönül rızamla gittim.
Ve ne biliyor musunuz?
İyi ki gitmişim.
Bu film bana çok dokundu.
Müslüm Gürses aynada alnına düşen bir lüleyi düzeltirken gözlerim dolu, o fotoğrafta bir tek ben kaldım dediğinde gözlerim doldu, Eveet diye tek kelimelik cevap verdiğinde ve aslında komik bir sahneyken benim gözlerim doldu.
Gözlerim doldu dolu, genelde dolsun ama akmasın diye tutarak kendimi tüm filmi izledim.
Ve çok ama çok beğendim.
Oyuncular harikaydı. Fragmanları ilk izlediğimde "kim oynamış acaba Müslüm Gürses'i" diye düşünmüştüm. Sonra Timuçin Esen adını görünce yok ya ona benzemiyor o başka roldedir dedim :) Sonra, filmi izliyorum ama Bu nasıl Timuçin Esen ya! çok iyiydi! Herkes çok iyiydi gerçi.
Filme girmeden evvel, Arabesk kültürüm sıfır olduğu ve tabii hiç Müslüm dinlemişliğim olmadığı için şarkılardan bunalır mıyım acaba diye düşünüyordum. Ama film bittikten sonra şarkılar biraz daha fazla olabilirmiş diye düşündüm.
Kusursuz biri değil, hatta anlatıldığı gibi melek hiç değil ama iyi biriymiş Müslüm Gürses. O başına gelenleri yaşan bir insan ne kadar iyi biri olabilirse o kadar iyi olmuş. Hatta daha iyi olmuş ama bu kadar olmuş. O yüzden ben sen ya da başkası görememiş bu iyiliği: yok onu dinleyenler kendini kesiyor, yok kırolar, yok bu ne dinlenir mi demişiz ama adam dinlenmiş, kimisinin yarasını deşmiş kimisine merhem olmuş. Ne hayatlar var bu yer yüzünde, bilememişiz. Normal biri kendini keser mi, düşünmemişiz.
Çok beğendim filmi çok dokundu bana.
Bu saatten sonra Müslüm Babacı olur muyum?
Sanmıyorum, ama radyoda falan denk geldiğimde hızla değiştir miyim onu da hiç sanmıyorum.
Salon tıklım tıklımdı. İzleyici profilini soranlar oldu instagramda gittiğimi görenler arasında, milletin kendini kesmesini mi bekliyordunuz bilmem ama normal sinema izleyicisiydik işte.
Filmi izlersiniz izlemezsiniz size kalmış bir şey ama izlemiyorsunuz diye kendinizi nimetten saymayın. Filme değil gitmek, gitmeyi düşünmedikleri için kendini elit sanan bir avuç eziğe rastlıyorum sosyal medyada. Yazık size.
Gelelim Aydede filmine.
Vay be bu ay iki vizyon filmi izlemişim aferin bana.
Aydede filmini Ezgi Mola'nın instagram hesabında göre göre merak ettim, zaten severim kendisini. Hatta yalnız gittim doya doya ağlarım dedim ama öyle tahmin ettiğim gibi olmadı.
Bir iki güldük. Azıcık sinirlendik sonra dan! vurucu bir son ama dedik bu kadar mı?
Babasının yanında kalıp onun tuhafiye dükkanını işleten, bir oğluyla dul kalmış bir kadını canlandırıyor Ezgi Mola. Çok da güzel oynuyor. Babasının vefatıyla açılıyor film. Ya uzatmayayım böyle ilerler konu gelişir de bir şey olur diye beklerken bitti. Kötü bitti yalnız.
Festival filmi olduğunu da söyleyeyim.
Ben lafımı ortaya koydum her zamanki gibi.
Gerisi size kalmış.
30 Ekim 2018 Salı
Müslüm Baba | Aydede
Etiketler:
aydede müslüm baba
,
beyaz perde
,
festival filmi
,
filmler
,
sinema
,
vizyondakiler
26 Ekim 2018 Cuma
Eskici Ve Oğulları
Bu sene bayağı yeni yazarla tanışmışım. Gerçi Orhan Kemal'e yeni yazar demek ne kadar doğru orası tartışılır.
Benim için yeni yazar diyelim daha önce okumamak ayıpsa o da benim ayıbım olsun.
Ancak keşke daha önce tanısaydım daha önce okusaydım dediğim bir kitap olmadı benim için, onu baştan belirteyim.
Eylül ayında okuduklarım videosunda azıcık bahsettim ama konusuna hiç değinmemişim. Çünkü Kitabın isminden anlaşıldığı kadarı yetiyor sanmıştım :)
Ağzı bozuk, her akşam içen nefret ettiğim bir karakter olan Eskici ve onun ailesi. Bir tane şahane mi şahane büyük oğlan -ki babası yanında çalışmasın diye etmediği hakaret kalmıyor, bir tane abisine hayran babasından nefret eden ama babasının da bir miktar çekindiği küçük oğlan ve bir de evin kızıyla, dedikoducu palavracı bir eşe sahip Eskicinin habire hayatından şikayet edip küfürler savurmasını okuyoruz. Okuyoruz habire okuyoruz aynı şeyleri.
Büyük oğlan ırgat olmaya, pamuk toplamaya, Çukurova'ya gitmeye karar vermiş böylece babasından da kurtulacak biraz para biriktirip kendi işini açacak. Bu büyük oğlanın bir de mükemmel bir eşi var, ne kaynanasının zehirli diline aldırıyor ne eşini darlıyor, o da onla gidecek. Derken küçük kardeş de onlarla gitmeye karar veriyor, sonra baba derken gene ailecek bu pamuk toplamaya gidişleri, mahalleli tarafından küçümsenmeleri, tükürdüklerini yutmaları, karşılaştıkları zorlukları.. İşte bunlar anlatılıyor kitapta. Ve tabi unutmadan küfür küfür küfür. Tiksindim yemin ederim küfürlerden.
Kitaptan da ne yalan söyleyeyim nefret ettim.
Benim için yeni yazar diyelim daha önce okumamak ayıpsa o da benim ayıbım olsun.
Ancak keşke daha önce tanısaydım daha önce okusaydım dediğim bir kitap olmadı benim için, onu baştan belirteyim.
Eylül ayında okuduklarım videosunda azıcık bahsettim ama konusuna hiç değinmemişim. Çünkü Kitabın isminden anlaşıldığı kadarı yetiyor sanmıştım :)
Ağzı bozuk, her akşam içen nefret ettiğim bir karakter olan Eskici ve onun ailesi. Bir tane şahane mi şahane büyük oğlan -ki babası yanında çalışmasın diye etmediği hakaret kalmıyor, bir tane abisine hayran babasından nefret eden ama babasının da bir miktar çekindiği küçük oğlan ve bir de evin kızıyla, dedikoducu palavracı bir eşe sahip Eskicinin habire hayatından şikayet edip küfürler savurmasını okuyoruz. Okuyoruz habire okuyoruz aynı şeyleri.
Büyük oğlan ırgat olmaya, pamuk toplamaya, Çukurova'ya gitmeye karar vermiş böylece babasından da kurtulacak biraz para biriktirip kendi işini açacak. Bu büyük oğlanın bir de mükemmel bir eşi var, ne kaynanasının zehirli diline aldırıyor ne eşini darlıyor, o da onla gidecek. Derken küçük kardeş de onlarla gitmeye karar veriyor, sonra baba derken gene ailecek bu pamuk toplamaya gidişleri, mahalleli tarafından küçümsenmeleri, tükürdüklerini yutmaları, karşılaştıkları zorlukları.. İşte bunlar anlatılıyor kitapta. Ve tabi unutmadan küfür küfür küfür. Tiksindim yemin ederim küfürlerden.
Kitaptan da ne yalan söyleyeyim nefret ettim.
Etiketler:
2018 okumaları
,
eskici ve oğulları
,
kitaplar
,
orhan kemal
,
roman
,
türk klasikleri
21 Ekim 2018 Pazar
Set It Up
Artık gerçekten umudu kesmiştim, yok yani artık romantik komedi yapmıyorlar.
Love Rosie izledim en son ve dedim ki yuh!
Love Rosie imdb puanı 7.2 olan film ve benim romantik komediye olan inancımı bitirdi. Bunlar artık komik ve gülünç olmak adına her türlü pisliği yapar ve buna güler hale gelmişler.
Romantik komedi izlemek istediğim bir gün dedim ki eski izlediklerimden izleyeceğim yani yeni bir şey izlemeye gerek yok!
Ama her nereden kaydetmişsem Set It Up'ı kaydetmişim ve bu son dedim, bu film de güzel çıkmazsa tamam, bitti, izlemiyorum artık yeni bir şey. Lucy Liu oynuyor bir de, kıyamam ona. Ally McBeal'den beri severim ya, suratsız cool rolleriyle hele..
Neyse, Netflix filmiymiş. Ne varsa Netflix'te mi var artık nedir ;)
Kendilerine nefes aldırmayan patronlarının arasını yapmaya ve bu sayede onlar aşık olurken kendilerine zaman ayırabileceklerini düşünen iki asistanın komik halleri.
Güzel ve dozajında keyif veren bir filmdi.
Bu arada imdb puanı 6.5, ancak Love Rosie'yi ikiye katlar
Love Rosie izledim en son ve dedim ki yuh!
Love Rosie imdb puanı 7.2 olan film ve benim romantik komediye olan inancımı bitirdi. Bunlar artık komik ve gülünç olmak adına her türlü pisliği yapar ve buna güler hale gelmişler.
Romantik komedi izlemek istediğim bir gün dedim ki eski izlediklerimden izleyeceğim yani yeni bir şey izlemeye gerek yok!
Ama her nereden kaydetmişsem Set It Up'ı kaydetmişim ve bu son dedim, bu film de güzel çıkmazsa tamam, bitti, izlemiyorum artık yeni bir şey. Lucy Liu oynuyor bir de, kıyamam ona. Ally McBeal'den beri severim ya, suratsız cool rolleriyle hele..
Neyse, Netflix filmiymiş. Ne varsa Netflix'te mi var artık nedir ;)
Kendilerine nefes aldırmayan patronlarının arasını yapmaya ve bu sayede onlar aşık olurken kendilerine zaman ayırabileceklerini düşünen iki asistanın komik halleri.
Güzel ve dozajında keyif veren bir filmdi.
Bu arada imdb puanı 6.5, ancak Love Rosie'yi ikiye katlar
Etiketler:
filmler
,
lucy liu
,
netflix
,
romantik komedi
19 Ekim 2018 Cuma
En Yeni Süper Hızlı Kitap Alışverişi
Sevgili arkadaşlar,
Her şeyi son videomda anlattım vaktim yok, bakın bence, izleyin izletin beğenin beğendirin 😂😂
Ne çok yani demişim değil mi?
Kimler izlemedi?
Her şeyi son videomda anlattım vaktim yok, bakın bence, izleyin izletin beğenin beğendirin 😂😂
Ne çok yani demişim değil mi?
Kimler izlemedi?
Etiketler:
best seller
,
hepsi burada
,
idefix
,
kitaplar
,
kitapyurdu
,
popüler kitaplar
,
son çıkanlar
18 Ekim 2018 Perşembe
Anne With an E #2
Anne With an e isimli diziden daha evvel bahsetmiştim. İşte burada ilk yazım.
Ancak şimdilerde çokça henüz keşfedenler olduğunu görüyorum.
Hala keşfetmeyenler vardır demek ki diyerek bir yazı daha yazıp hatırlatmak istedim.
Çok güzel, çok seveceğiniz, neden sezon bölümleri bu kadar az, diyeceğiniz bir dizi bu.
Ekran görüntüsünü almak istediğim çok fazla diyalog olsa da, bunu yapmıyorum çünkü Anne konuşurken ondan dinlemeniz lazım, sesindeki o tutkuyu duymalısınız.
Daha ne diyeyim yani ;)
Ancak şimdilerde çokça henüz keşfedenler olduğunu görüyorum.
Hala keşfetmeyenler vardır demek ki diyerek bir yazı daha yazıp hatırlatmak istedim.
Çok güzel, çok seveceğiniz, neden sezon bölümleri bu kadar az, diyeceğiniz bir dizi bu.
Ekran görüntüsünü almak istediğim çok fazla diyalog olsa da, bunu yapmıyorum çünkü Anne konuşurken ondan dinlemeniz lazım, sesindeki o tutkuyu duymalısınız.
Daha ne diyeyim yani ;)
Etiketler:
alıntılar
,
anne with an e
,
dizi
,
netflix
,
replikler
,
seyhanın alıntıları
,
sizin için seçtiklerim
16 Ekim 2018 Salı
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
7 kitap 1 yazar, hanımlar beyler!
İşte Kimberley Freeman'ın son kitabı.
Önce sırasıyla kitaplarını yazayım:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleri
Esir Şarkılar Vadisi
Issız Kar Taneleri
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
Videoda kitaplardan şöyle bir bahsediyorum burada ise sadece Okyanusun Ötesindeki Yıldızlardan bahsedeyim.
Victoria'nın annesi Londra'da Bakıma muhtaç olmadan önce ingiliz edebiyatı tarihi üzerine çalışmalar yapan bir profesördür. Daha da net olmak gerekirse 19. yy tarihçisi. Ancak hafızasında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle emekleri, araştırmaları tehlike altındadır. Victoria Annesinin kendisini iyi hissetmesi için ofisine giderek ona yardımcı olmaya çalışacak ve yarım bir mektup bulacaktır. Victoria mektubun devamını arayadursun biz de bir yetimhaneye bırakılmış Agnes'ın, yetimhaneden çıkıp annesini bulmak için katlandığı türlü maceraları gözkaralığı okuyoruz.
Ve tahmin edin ne oluyor? Ya da tahmin etmeyin spoiler vermek üzere olduğumu fark ettim ve sustum. Ama tabii ki Kimberley hikayeleri havada bırakmıyor ;)
Neyse videomu da izleyin ve hangisi daha keyifli bana yazın. Videodan beni izlemek mi yoksa yıllardır vazgeçmeden yazdığım yazılarım mı :))))
İşte Kimberley Freeman'ın son kitabı.
Önce sırasıyla kitaplarını yazayım:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleri
Esir Şarkılar Vadisi
Issız Kar Taneleri
Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar
Videoda kitaplardan şöyle bir bahsediyorum burada ise sadece Okyanusun Ötesindeki Yıldızlardan bahsedeyim.
Victoria'nın annesi Londra'da Bakıma muhtaç olmadan önce ingiliz edebiyatı tarihi üzerine çalışmalar yapan bir profesördür. Daha da net olmak gerekirse 19. yy tarihçisi. Ancak hafızasında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle emekleri, araştırmaları tehlike altındadır. Victoria Annesinin kendisini iyi hissetmesi için ofisine giderek ona yardımcı olmaya çalışacak ve yarım bir mektup bulacaktır. Victoria mektubun devamını arayadursun biz de bir yetimhaneye bırakılmış Agnes'ın, yetimhaneden çıkıp annesini bulmak için katlandığı türlü maceraları gözkaralığı okuyoruz.
Ve tahmin edin ne oluyor? Ya da tahmin etmeyin spoiler vermek üzere olduğumu fark ettim ve sustum. Ama tabii ki Kimberley hikayeleri havada bırakmıyor ;)
Neyse videomu da izleyin ve hangisi daha keyifli bana yazın. Videodan beni izlemek mi yoksa yıllardır vazgeçmeden yazdığım yazılarım mı :))))
Etiketler:
2018 okumaları
,
arkadya kitap
,
deniz feneri koyu
,
esir şarkılar vadisi
,
kim wilkins
,
kimberley freeman
,
kitaplar
,
kor adası
,
okyanusun ötesindeki yıldızlar
,
roman
,
zümrüt şelaleleri
15 Ekim 2018 Pazartesi
Maestro Italiano | Beşiktaş
Ne zamandır size mekan yazısı yazmamıştım değil mi?
Önceden postlar hazırlanırdı sonra instagramda paylaşır olduk story çıktığından beri kolay kolay instagram galerimde bile mekan paylaşmadığımı fark ettim.
Artık hiçbir şey gizli ya da arada derede kalmıyor, hele böyle cafelerse mutlaka birileri çıkıp keşfediyor falan, bazen sevdiğin yerler bilinmesin bile istiyorsun :)
Çok güzel cafeler var artık evet ama çok boşlar. Bir bakıyorsun kahveni soğuk ya da köpüksüz getiriyorlar bir de on tl alıyorlar, tatlı desen bozulmaya yüz tutmuş. Ya da gidiyorsun ay ne hoş yer diyorsun ay nemrut çalışanlar falan. Lanet olsun dünya kadar yer var artık neden sırf instagramda fotoğraf koyacağım diye dandik bir keke 15-20 tl vereyim ya da aptal çalışana katlanayım.
Mekan yazısından ziyade bir iç döküşe döndü hemen konumuz olan Maestro Italiano'ya dönelim. Beşiktaş'ta dolanırken önünden geçtik ve gelecek sefer buraya gidelim diye konuştuk Esma'yla ve gerçekten bir dahakine buraya girdik.
Burayı sevdim.
Mekan güzel, bizimle ilgilenen çalışan sevimli, tatlılar lezzetliydi.
Tüm paketin bir arada sunulduğu bir yer, daha azına razı olmayın.
Önceden postlar hazırlanırdı sonra instagramda paylaşır olduk story çıktığından beri kolay kolay instagram galerimde bile mekan paylaşmadığımı fark ettim.
Artık hiçbir şey gizli ya da arada derede kalmıyor, hele böyle cafelerse mutlaka birileri çıkıp keşfediyor falan, bazen sevdiğin yerler bilinmesin bile istiyorsun :)
Çok güzel cafeler var artık evet ama çok boşlar. Bir bakıyorsun kahveni soğuk ya da köpüksüz getiriyorlar bir de on tl alıyorlar, tatlı desen bozulmaya yüz tutmuş. Ya da gidiyorsun ay ne hoş yer diyorsun ay nemrut çalışanlar falan. Lanet olsun dünya kadar yer var artık neden sırf instagramda fotoğraf koyacağım diye dandik bir keke 15-20 tl vereyim ya da aptal çalışana katlanayım.
Mekan yazısından ziyade bir iç döküşe döndü hemen konumuz olan Maestro Italiano'ya dönelim. Beşiktaş'ta dolanırken önünden geçtik ve gelecek sefer buraya gidelim diye konuştuk Esma'yla ve gerçekten bir dahakine buraya girdik.
Burayı sevdim.
Mekan güzel, bizimle ilgilenen çalışan sevimli, tatlılar lezzetliydi.
Tüm paketin bir arada sunulduğu bir yer, daha azına razı olmayın.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)






