29 Aralık 2017 Cuma

Yeni Yıl İndirimiyle Gratis&Watsons Alışverişim

Ay nihayet ben de indirimden bir şeyler alabildim.
İndirimleri çok severim aslında ama bu Gratis Watsons indirimlerinden hiçbir şey anlamıyorum.
Ne alacağımı bilemiyorum. Fiyatlar gerçekten inmiş mi anlamıyorum.
Bu sefer biraz vakit ayırıp kurcaladım, bir de aldıklarımın videosunu çektim.



Griptim. Burnum tıkalıydı. Sesimi zaten sevmezken böyle bir video..
Bilemiyorum başkası yapsa bu ne özgüven derim 😄😄

Çok karlı bir alışveriş oldu çook!😂

27 Aralık 2017 Çarşamba

İstanbul Kırmızısı

Ferzan Özpetek'in filmlerini bile izlememişken neden kitabını alır ki bir insan?
Cevap veriyorum, Can yayınların tatlış minikitap versiyonları yüzünden.

Her alışverişte bir adet kendime minikitap almaya kararlıyım. Devam edeceğim minikitap almaya ama bu kitabı da hiç sevmedim ya hu!

Bakıyorsunuz bir cümle şimdiki zaman, hemen arkasındaki cümle -di'li geçmiş zaman.. Böyle kitaplarda şeyi merak ediyorum: Basmadan önce okunmuyor mu?
Anlatım bozukluğu dolu.
Adam uzun süredir yurtdışında yaşıyor ya ondandır diyeceğim ama zaten bizim dilimizde yazmamış ki çevrilmiş bu kitap.

İtalya'da yaşayan biseksüel yönetmen ve eşiyle İstanbul'a gelen tasarımcının hayatının nasıl kesişip durduğunu, Anna'nın hayatının nasıl alt-üst olduğunu okuyoruz.
Biseksüel diye özellikle belirttim çünkü özellikle belirtiliyor bu.
Aşk her şeyin üstündedir, mesajı veriliyor.
Emek sinemasının yıkılıp Avm yapılması ve Gezi olaylarına da değiniliyor.
Mesajlar vermeye çalışmış ama çok zorlama olmuş diye düşünüyorum ben naçizane.

Filmi de varmış kitabın. İzler miyim? Hiç sanmıyorum 😀

25 Aralık 2017 Pazartesi

Chicago Typewriter

Dokuzuncu sınıflarda reenkarnasyon konusunu görünce bir öğrencim bana, "chicago typewriter" yazılı bir not kağıdı verdi.
Reenkarnasyonla alakalı çok sevdiği bir diziymiş.
Benim de kore dizisi izlediğimi biliyor.
Sahi ben bu dokuzuncu sınıflara hangi ara kore dizilerini izlediğimi söyledim?

Bu diziyi duymuştum. Vaktim olursa bir gün izlemek istiyordum. Ama öğrencim böyle deyince iyice merak ettim.
Tamamen(!), bakalım bizim gençler ne izliyor?, düşüncesiyle başladım.

1930'lu yıllarda bağımsızlıkları için savaşan 3 arkadaşın günümüzde yollarının tekrar kesişmesinin anlatıldığı bu dizi, sonunda da saçmalamayarak adeta bir ilke imza atıyor.
Komedi ve romantizm de var dizide ama en güzeli, dostluk temasıydı ki yanında diğer konuların hepsi sönük kalıyordu.

Kill me heal me dizisinin senaristi yazmış bu diziyi. Gayet başarılı.


Normalde "ben bu Korelileri karıştırıyorum" dedi mi biri sinir oluyorum ama bunların kılık değiştirmiş hallerini tanıyamıyorum ben de. Han Se Joo 'nun 1930'lu yıllardaki hali günümüz halinden çok daha yakışıklı olmakla beraber, bana "ikisi farklı kişiler" deseniz, gayet rahat yerdim 😂


Pörtlek gözlü  Im Soo Jung ise  "I'm Sorry, I Love You" dizisinden hatırlayanlar olacaktır. Bu konuda da kötüyüm ama ben bile hatırladım.😊


Go Kyung Pyo ise Jealousy Incarnate -ki benim en en en sevdiğim dizilerden- hatırlanabilir.
Burada da çok şeker bir roldeydi.

İzlenecek güzel kore dizisi arayanlar varsa, bu kadarı size yetmiştir bence.
İyi seyirler 😊

23 Aralık 2017 Cumartesi

Mem u Zin

Bu ara 4-5 hatta 6 kitabı bir arada okuyor ama hiçbirini bitiremiyorum.
Bu vesileyle önceden bitirdiğim ama hiç sevmediğim bir kitaptan bahsedeyim

Mem u Zin, nerede duymuşum da sepetime atmışım bilmem, hatırlamıyorum.
Ancak zaten üç beş lira bir şey diyerek almıştım.
Belki eskiler için güzel de sayılabilir ama biz şimdi bu kadar kitap okumuş bunların türlü türlü versiyonlarını görmüşken kesmiyor.
Bununla beraber anlatım falan da beni sarmadı.
İnce bir kitap ama bitirmek işkenceye döndü desem yeridir.

Kitap eleştirmeni değilim, edebiyatçı hiç değilim. Ama sevmediysem de sevmedim diyebilmeliyim. Bunu da belirtmekte yarar var, kitabı sevmedim demeye korkar oldum.

2017 biterken 2018'in karşıma daha güzel kitaplar çıkarmasını diliyorum.

Edit: Kitabın yazarı Ahmede Xani imiş. Kürt kültürünün önemli bir eseriymiş. Herhalde bu yüzden okumak istedim. Ancak kitabın orijinali iki ciltmiş. En fazla 100 sayfaydı benim okuduğum versiyonu. Büyük ihtimal o yüzden de sevmedim. Bunlar ne ara aşık oldu da öldüler bittilere şaşırmıştım zaten. Şimdi taşlar yerine oturdu.
Filmi de varmış, bir ara izlerim artık.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Kıyafetlerimi Satsam..

İkinci el ürün satma/alma konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kuzenim bana Dolap diye bir uygulamadan bahsetti. Aylar sonra birden aklıma geldi de baktım. Hemen hesap oluşturdum birkaç eşyamı koydum.
Koyar koymaz ürün gitti mi?
Ben şok!
O gün bugündür uygulamayı çok seviyorum. Hala ara ara satıyorum bir şeyler.

Uygulamayı kullanmak çok kolay.
Fotoğrafı çek.
Yükle. Aldığın fiyatı, sattığın fiyat gir ve bekle.

Ürünlerden başta %20 komisyon alıyorlar. Sonra dolabınızdaki ürün sayısı artınca bu fiyat %15'e düşüyor.
Ben zaten çok uyguna koyuyorum koyacağım şeyleri, ama elimden gitmesi, başka birinin ihtiyacının görülmesi, o kişinin bundan memnun kalması çok hoşuma gidiyor.

Peki kargoyu kim ödüyor?
Kargoyu iki taraf da ödemiyor.
Uygulama size bir kod veriyor bu kodla gönderim yaptığınızda ödeme yok.

Her gün bir ürün falan satıyor değilim ama çok memnunum.
Kullanıcı adım thesyhn
Uygulamayı indirip, sattıklarıma, müşteri memnuniyetine bakabilir hatta alışveriş yapabilirsiniz :))
Güzel parçalar uygun fiyatlara hanımlar. Bir bakın derim.😂
Baharda, abiyelerimi falan koyarım, diyorum.

Kitaplarımı satmak istiyorum böyle.
Güzel bir uygulama arıyorum. Sakat olmayan. Kitap satılabilen. Dolapta satılmıyor çünkü.
Var mıdır bana önerebileceğiniz bir uygulama?

14 Aralık 2017 Perşembe

Sherlock Holmes {Dizi}


Sherlock Holmes'un çevresinde dolanıp duruyorum. Bir de dizisini izledim ama hala Sir Arthur Conan Doyle'un kitaplarını okumadım.

Ama planlarım dahilinde 😉
Diziye gelirsek, süper! Sezonlar 3-4 bölümden, bölümler yaklaşık bir buçuk saatten oluşuyor.
Sezon bölümleri bu kadar azken bölümlerin uzun olmasına seviniyorsunuz.



Kitapları okumadığım için ne kadar sadık bilemiyorum.. aslında biliyorum çünkü dizinin yapımcıları da tam bir Sherlock hastasıymış.
Mümkün olduğunca aslına uygun olması konusunda hassaslar yani.
Benim izlediğim kadarıyla, zeki, nükteli, asosyal, esprili ve karizmatik.
Diğer versiyonlarında olduğu gibi.
Tavsiye ederim bu diziyi.
Sadece az bölüm olmasından yana şikayet edebilirsiniz, benden söylemesi 😉


10 Aralık 2017 Pazar

Aile Arasında

Dün instagram storyde paylaştığımdan beri aynı soru: Güzel miydi?
Önerir misin?
Cevabım, harikaydı.
İzleyenlerle daha ayrıntılı konuştuk. Hala gitmeyenler için söylemek istediklerim için blog yazısı olmadan olmazdı.
O yüzden.. başlıyorum.

Sinema için çıkmamıştım evden. Hafta o trafiği o kalabalığı çekmem için bir işimin olması gerekiyordu. Çıkmışken filme de girelim, diyerek yolumuzu düşürdük açıkçası.
İyi ki 😊

Filmi kuzenlerimle izledim. Kuzenlerim acayip derece, öyle ki beni sinir edecek şekilde, Avrupa yakası hayranıdır. Her yıl tüm bölümleri iki kere bitirirler.
Filme girmeden kuzenime, sen şimdi her şeye güler beni sinir edersin, dedim ama n'oldu?! Yerden topladıkları ben oldum.
Filmin ne fragmanını ne oyuncuların katıldığı programları izlemiştim. Ama Gülse Birsel'in güzel bir şeyler yazacağına emindim. Sadece afişlerde gözüken tiplemeler itici geliyordu. Özellikle Gülse Birsel ve Derya Karadaş'ın halleri çok yapmacık gibiydi. Onlara sinir olacağıma emindim.
Gülse Birsel'in -senaryo yazarıyım dememiş, kendine torpil geçmemiş- çok az sahnesi vardı. Ne yalan söyleyeyim çok sevindim 🙈 Ben de senarist olsam en uyuz rollerden birini kendime verirdim 😊
Derya Karadaş ise bir güzellik uzmanı. Başta bana neden sahte gelmiş anlamadım. Sokağa çıktığınızda her beş kişiden üçü bu şekilde dolanıyor zaten.

Bir diğer takıldığım konu ise çok fazla ünlü vardı filmde. Her birinin öne çıktığı ufak bir sahne olsa, ohoo bölük pörçük bir şey olmuştur, diye düşünmedim değil.
Şaka maka ben bayağı ön yargılı gitmişim filme 😂😂
Oyuncular da benim az rolüm var, benim rolüm sönük, dememiş her biri renk katmış.

Konusuna değinmeyeceğim, her yerde bulabilirsiniz onu, filmin atmosferinden bahsedeyim biraz da.
Gittiğimiz sinemada 3-4 salonda oynuyordu film. Diğerlerini bilmem ama bizim salon çok büyüktü. Filmi ön sıralardan izlemek zorunda kaldık çünkü arkalar tabii ki doluydu. 7. sıraydı yanlış hatırlamıyorsam. İlk defa bu kadar önden bir film izledim.
Millet, tabiri caizse, yarıldı gülmekten. Bir abla, aman Allah'ım, krize girdi.
Ben hiçbir filme bu kadar güldüğümü, bir salonun bu kadar koptuğunu hatırlamıyorum.

Dolu dolu bir filmdi, öyle ki iki film yapmalıydı Gülse Birsel bu filmden. Filmin ilk kısmı bir film (tabii biraz uzatarak), ikinci yarısı ikinci film olmalıydı. Çünkü film başlangıcına eklenen yarım saatlik reklamları da sayarsak bana çok uzun geldi, sonlara doğru oturmaktan belim ağrıdı. Artı akşam namazı kaçıyordu nasıl fırladım filmden bilmiyorum. Halbuki kalıp "yanayım yanayım"ı dinlemek isterdim 😂

Herkes Engin Günaydın'ın oyunculuğunun ne kadar harika olduğundan bahsediyor. Günaydın iyi de Evgar kötü mü? Olay! Muhteşemdi.
Kuzenim Demet Evgar'ı sevmiyor, o çıkınca gözlerimi bile kapatabilirim, diyordu ki çıkınca gerçekten çok iyi olduğunu kabullendi.
Bir de damadın annesini canlandıran çok iyiydi.
Peki Gülümser?! Ya oyunculuk budur ki!
Peki Behice'nin tam bir hanımefendi olması?!
Hepsi çok iyiydi.

Son olarak, storyde bir sahne paylaştım, o sahne..
Spoiler değil. İzlemeyen anlamaz ama gelmiş geçmiş en romantik sahnelerden.

Gülse Birsel'in yerinde olsam arada rast gele bir sinema salonunda bu filmi halka beraber izler nasıl güldüklerini görür keyiflenirdim :)
Sen bizi güldürdün Allah da seni güldürsün Gülse!