ingiliz dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiliz dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ekim 2019 Çarşamba
And Then There Were None
Size 3 bölümden oluşan bir diziyle geldim.
Agatha Christie roman uyarlaması olan bu 3 bölümlük diziyi polisiye sevenlere şiddetle tavsiye edebilirim sanırım.
Tabii önce kitabını okumak isteyebilirsiniz, hakkınız.
Bence öylesi daha güzel olur.
Bu kitap/dizi bir grup insanın adadaki bir malikaneye o veya bu şekilde davet edilmeleri ile başlıyor. Malikaneye vardıklarında ise ev sahibi ortalarda yoktur. Onu beklerken içlerinden biri ölür. Sonra başka birinin ölüm haberi.. Derken..
Tamam anlatmıyorum zaten 3 bölüm, izlersiniz bence.
14 Aralık 2017 Perşembe
Sherlock Holmes {Dizi}
Sherlock Holmes'un çevresinde dolanıp duruyorum. Bir de dizisini izledim ama hala Sir Arthur Conan Doyle'un kitaplarını okumadım.
Ama planlarım dahilinde 😉
Diziye gelirsek, süper! Sezonlar 3-4 bölümden, bölümler yaklaşık bir buçuk saatten oluşuyor.
Sezon bölümleri bu kadar azken bölümlerin uzun olmasına seviniyorsunuz.
Kitapları okumadığım için ne kadar sadık bilemiyorum.. aslında biliyorum çünkü dizinin yapımcıları da tam bir Sherlock hastasıymış.
Mümkün olduğunca aslına uygun olması konusunda hassaslar yani.
Benim izlediğim kadarıyla, zeki, nükteli, asosyal, esprili ve karizmatik.
Diğer versiyonlarında olduğu gibi.
Tavsiye ederim bu diziyi.
Sadece az bölüm olmasından yana şikayet edebilirsiniz, benden söylemesi 😉
Etiketler:
bbc
,
bbc dizileri
,
benedict cumberbatch
,
dr watson
,
ingiliz dizileri
,
martin freeman
,
sherlock holmes
,
sherlock holmes dizisi
,
sir arthur conan doyle
8 Aralık 2017 Cuma
Victoria Fashion Show
Victoria 2. sezon da bitti. Sadece Christmas özel bölümü kaldı. Bu sezon daha mı görkemliydi ya da bana mı öyle geldi bilemiyorum ama az sonra paylaşacağım kostümlerin neredeyse tamamı ilk bölümden.
Neredeyse, diyorum çünkü emin değilim belki de diğer bölümlerden de arakladığım olmuştur..
İlk görsel kesinlikle ilk bölümden ama. Kraliçeyi lohusa olduğu için yürütmüyorlar. Oradan oraya taşıyorlar ama Victoria bu, ona da isyan ediyor, kendim gidebilirim!
En sevdiklerimden:
Ama en çok bu ♥♥♥
Etiketler:
bbc
,
bbc dizileri
,
dönem dizileri
,
ingiliz dizileri
,
ingiltere kraliçesi
,
mini dizi
,
period dramas
,
Victoria
,
victoria dizi
23 Ağustos 2017 Çarşamba
Poldark
Poldark, benim yıllardır önce kitabını okumak için beklettiğim edebiyat uyarlaması bir dizidir.
Haliyle bu hem kitap hem dizi yazısı, belki bir nevi karşılaştırmadır.
Kitabı okumak için bekletmemin en büyük nedeni çok güveniyor olmamdı.
Dizi görselleri çok ilgimi çekiyor, önce kitap diyordum. Kitap okumaya ise vaktim olmuyordu.
İyi ki olmamış ya. Ben kitabı hiç sevmedim. Zor anlaşılır haliyle sıkıcı bir kitap. Okuduğunuz zaman hiçbir sahne gözünüzde canlanmıyor, çoğu yeri tekrar tekrar okudum doğru mu anladım diye. Üstelik çok basit bir dil kullanılıyor. Keşke başka çevirisini bulmak mümkün olsa da karşılaştırma yapabilsem.
Ama iyi ki okumuşum, neden mi?
Çünkü okumayıp diziyi izleseydim çatlardım keşke kitabı okusaydım önce diye. Ve diziyi izledikten sonra kitabı okusaydım önce diziyi izlediğim için kitabı beğenmediğime yorardım.
Gelelim diziye.
Dizi sayesinde kitapta anlamadığım birçok şeyi anladım.
Ama dizi çok hızlı, kitap çok yavaş ilerliyor.
Mesela kitabın üçte ikisi bittikten sonra Demelza ile Ross.. Spoiler! biraz geç oldu ama siz zaten kitabı okumayacak diziyi izleyeceksiniz, dizide de ikinci bölümde hımm böyle olacak diye hissediyorsunuz, 3.bölümde hissettiğiniz oluyor :P
Sadece bu da değil mesela bir bölüm sonunda biri, hadi spoiler olmasın kim diyor söylemeyeyim; hamileyim, diyor sonraki bölümde bir bakıyorsunuz karnı burnunda. Bazen ertesi haftaya, bazen bir yıl sonrasına geçebiliyor bölüm aralarında. Ama bu güzel bir şey. Sıkılmıyorsunuz. Tabii senaryoda açık yakalarsınız da, hmm belki de bana öyle geldi, diye geçiştiriyorsunuz; çünkü geçen zamanı takip etmek ekstra efor istiyor :)
Ayrıca Poldark orijinal serisi 14 kitaptan mı ne oluşuyordu yanlış hatırlamıyorsam. İngilizlerin sezonları da kısa kısa oluyor biliyorsunuz, seneler senelerce sürerdi bunu yapmasalar.
Konusundan bahsetmeyeyim ya, sürpriz olsun.
Dönem dizilerini sevenler bayıla bayıla izler zaten, bu kadarını söylemek yeterli, bir de tabi görüşlerim. Onlar çok önemli 😂
Dizinin en sevdiğim özellikleri arasında, müstehcen sahnelerin olmayışı ve kadınların göğüslerinin dışarı fışkırmaması geliyor.
Bazı filmlerde kadınları göğüsleri neredeyse ağzına çıkmış şekilde görmüşsünüzdür.
Çok rahatsız edici.
Gerçi bu dizinin de son sezon finali beni sinir etti.
Bu sezon bir şans vereceğim ama son bölüm moralimi bozdu. Anlatamam spoiler olur.
Demelza'ya son bölüme kadar bayılıyordum. Saçları harika!
Kıyafetler zaten muazzam. Demelza'nınkiler en sönükleri bu arada.
Aslında Ross'u tip olarak çok beğeniyorlar ama ben pek hayranı sayılmam. İngilizden çok Latinlere benziyor. Gülünce de haylaz çocuklara. 😊
Bir de çok mikrofonik bir sesi var. Yapay geliyor bazen 🙈
Ama karakteri çok güzel.
Gerçi son şeylerde o da kızdırdı beni.
Neyse.
Diziyi izlemek isterseniz, şimdilik; dizipub/dizilab/diziay, online izleme sitelerinden izleyebilirsiniz. Üçünü de yazdım çünkü bazen birinde olmayan bölüm ötekisinde oluyor.
Hizmette sınır tanımıyorum.😎
Diğer karakterlerden, kıyafetlerden, şapkalardan bahsetmediğim için buruk bitiriyorum yazıyı ama çok uzun oldu, ne yapayım?
Mesela kimler okudu?
Peki izleyen/izleyecek olan var mı?
Haliyle bu hem kitap hem dizi yazısı, belki bir nevi karşılaştırmadır.
Kitabı okumak için bekletmemin en büyük nedeni çok güveniyor olmamdı.
Dizi görselleri çok ilgimi çekiyor, önce kitap diyordum. Kitap okumaya ise vaktim olmuyordu.
İyi ki olmamış ya. Ben kitabı hiç sevmedim. Zor anlaşılır haliyle sıkıcı bir kitap. Okuduğunuz zaman hiçbir sahne gözünüzde canlanmıyor, çoğu yeri tekrar tekrar okudum doğru mu anladım diye. Üstelik çok basit bir dil kullanılıyor. Keşke başka çevirisini bulmak mümkün olsa da karşılaştırma yapabilsem.
Ama iyi ki okumuşum, neden mi?
Çünkü okumayıp diziyi izleseydim çatlardım keşke kitabı okusaydım önce diye. Ve diziyi izledikten sonra kitabı okusaydım önce diziyi izlediğim için kitabı beğenmediğime yorardım.
Gelelim diziye.
Dizi sayesinde kitapta anlamadığım birçok şeyi anladım.
Ama dizi çok hızlı, kitap çok yavaş ilerliyor.
Mesela kitabın üçte ikisi bittikten sonra Demelza ile Ross.. Spoiler! biraz geç oldu ama siz zaten kitabı okumayacak diziyi izleyeceksiniz, dizide de ikinci bölümde hımm böyle olacak diye hissediyorsunuz, 3.bölümde hissettiğiniz oluyor :P
Sadece bu da değil mesela bir bölüm sonunda biri, hadi spoiler olmasın kim diyor söylemeyeyim; hamileyim, diyor sonraki bölümde bir bakıyorsunuz karnı burnunda. Bazen ertesi haftaya, bazen bir yıl sonrasına geçebiliyor bölüm aralarında. Ama bu güzel bir şey. Sıkılmıyorsunuz. Tabii senaryoda açık yakalarsınız da, hmm belki de bana öyle geldi, diye geçiştiriyorsunuz; çünkü geçen zamanı takip etmek ekstra efor istiyor :)
Ayrıca Poldark orijinal serisi 14 kitaptan mı ne oluşuyordu yanlış hatırlamıyorsam. İngilizlerin sezonları da kısa kısa oluyor biliyorsunuz, seneler senelerce sürerdi bunu yapmasalar.
Konusundan bahsetmeyeyim ya, sürpriz olsun.
Dönem dizilerini sevenler bayıla bayıla izler zaten, bu kadarını söylemek yeterli, bir de tabi görüşlerim. Onlar çok önemli 😂
Dizinin en sevdiğim özellikleri arasında, müstehcen sahnelerin olmayışı ve kadınların göğüslerinin dışarı fışkırmaması geliyor.
Bazı filmlerde kadınları göğüsleri neredeyse ağzına çıkmış şekilde görmüşsünüzdür.
Çok rahatsız edici.
Gerçi bu dizinin de son sezon finali beni sinir etti.
Bu sezon bir şans vereceğim ama son bölüm moralimi bozdu. Anlatamam spoiler olur.
Demelza'ya son bölüme kadar bayılıyordum. Saçları harika!
Kıyafetler zaten muazzam. Demelza'nınkiler en sönükleri bu arada.
Aslında Ross'u tip olarak çok beğeniyorlar ama ben pek hayranı sayılmam. İngilizden çok Latinlere benziyor. Gülünce de haylaz çocuklara. 😊
Bir de çok mikrofonik bir sesi var. Yapay geliyor bazen 🙈
Ama karakteri çok güzel.
Gerçi son şeylerde o da kızdırdı beni.
Neyse.
Diziyi izlemek isterseniz, şimdilik; dizipub/dizilab/diziay, online izleme sitelerinden izleyebilirsiniz. Üçünü de yazdım çünkü bazen birinde olmayan bölüm ötekisinde oluyor.
Hizmette sınır tanımıyorum.😎
Diğer karakterlerden, kıyafetlerden, şapkalardan bahsetmediğim için buruk bitiriyorum yazıyı ama çok uzun oldu, ne yapayım?
Mesela kimler okudu?
Peki izleyen/izleyecek olan var mı?
Etiketler:
2017 okumaları
,
aidan turner
,
bbc dizileri
,
demelza
,
ingiliz dizileri
,
ingiliz edebiyat uyarlaması
,
ingiliz edebiyatı
,
kitaplar
,
poldark
,
ross poldark
24 Temmuz 2017 Pazartesi
Victoria
Erteleye erteleye yazı getirdiğim hatta dizinin yeni sezonunu getirdiğim doğrudur.
Ama işte insan yazmadıkça yazmıyor ilginç. Zaman yetmiyor diye mi yetmiyor diyoruz yoksa biz yetmiyor dedikçe bereketi kaçıyor da ondan mı yetmiyor bilmiyorum ama ben hiçbir şeye yetişemiyorum. Yetişemediğim yerde kasmayayım stres olmayayım diye biraz serdiğim de doğrudur.
Ama şimdi de ramazan geldi. Ramazanda dizi film önerisi de ne kadar doğru? 🤔
(Evet bunu yanlış buldum o yüzden geç kaldım dediğim yazıyı biraz daha erteledim)
Psikolojik sürecini anlattığım girizgahtan sonra konuma döneyim.
Victoria.
Victoria bir dönem dizisi. Aslında beş bölümlük olması planlanan dizi çok tutuluyor ve devam etme kararı alınıyor.
Sevgili İpek, sağ olsun var olsun benimle, benim hoşuma gidecek şeyleri paylaşıyor ve genelde nokta atışı yapıyor. Bu diziyi de The Crown'u da o önerdi (onu da daha yazmadım değil mi?) ve ben bayıla bayıla izledim.
Bugün giyilen beyaz gelinliklerin mimarı Victoria'dir bunu biliyor muydunuz?
Ayrıca bu yıllar yıllar önce çıkmış bir kim 500 milyar ister sorusudur. (Ve bloggerınızın doğru cevapladığı bir sorudur 😉)
Demem o ki, şimdi nasıl düşeş ne giymiş hangi marka kullanmis diye takip ediyoruz ya. Onu beşle onla çarparak Victoria'nın etkisini anlayabiliriz.
Bu konu dizide çok üstünkörü geçiyor. Bu spoiler da değil. Konun öneminin altını çizmek istedim.
Herhalde başta sadece beş bölüm olarak planlamasının bunda etkisi büyük. Şimdiden sonraki bölümler biraz daha ayrıntılı olabilir.
Dizi güzel. Victoria güçlü bir kadın.
Ben anlatmayayım siz izleyin. Dönem dizilerini, İngiliz dizilerini sevenler için biçilmiş kaftan. Benimle zevklerinin uyuştuğunu düşünenler ise şimdi yazıyı bırakıp izlemeye başladı bile.
Ama işte insan yazmadıkça yazmıyor ilginç. Zaman yetmiyor diye mi yetmiyor diyoruz yoksa biz yetmiyor dedikçe bereketi kaçıyor da ondan mı yetmiyor bilmiyorum ama ben hiçbir şeye yetişemiyorum. Yetişemediğim yerde kasmayayım stres olmayayım diye biraz serdiğim de doğrudur.
Ama şimdi de ramazan geldi. Ramazanda dizi film önerisi de ne kadar doğru? 🤔
(Evet bunu yanlış buldum o yüzden geç kaldım dediğim yazıyı biraz daha erteledim)
Psikolojik sürecini anlattığım girizgahtan sonra konuma döneyim.
Victoria.
Victoria bir dönem dizisi. Aslında beş bölümlük olması planlanan dizi çok tutuluyor ve devam etme kararı alınıyor.
Sevgili İpek, sağ olsun var olsun benimle, benim hoşuma gidecek şeyleri paylaşıyor ve genelde nokta atışı yapıyor. Bu diziyi de The Crown'u da o önerdi (onu da daha yazmadım değil mi?) ve ben bayıla bayıla izledim.
Bugün giyilen beyaz gelinliklerin mimarı Victoria'dir bunu biliyor muydunuz?
Ayrıca bu yıllar yıllar önce çıkmış bir kim 500 milyar ister sorusudur. (Ve bloggerınızın doğru cevapladığı bir sorudur 😉)
Demem o ki, şimdi nasıl düşeş ne giymiş hangi marka kullanmis diye takip ediyoruz ya. Onu beşle onla çarparak Victoria'nın etkisini anlayabiliriz.
Bu konu dizide çok üstünkörü geçiyor. Bu spoiler da değil. Konun öneminin altını çizmek istedim.
Herhalde başta sadece beş bölüm olarak planlamasının bunda etkisi büyük. Şimdiden sonraki bölümler biraz daha ayrıntılı olabilir.
Dizi güzel. Victoria güçlü bir kadın.
Ben anlatmayayım siz izleyin. Dönem dizilerini, İngiliz dizilerini sevenler için biçilmiş kaftan. Benimle zevklerinin uyuştuğunu düşünenler ise şimdi yazıyı bırakıp izlemeye başladı bile.
Etiketler:
diziler
,
dönem dizileri
,
ingiliz asaleti
,
ingiliz dizileri
,
ingiliz kraliyet ailesi.
,
period dramas
,
the queen
,
Victoria
13 Temmuz 2016 Çarşamba
Downton Abbey Ve Finali
6 sezonluk Downton Abbey'imiz geçtiğimiz yılın sonlarında son buldu.
6 yıl.
Vay be..
Diziye başladığım yıl daha dün gibi..
Karakterlere vurgundum bazısında kendimi buldum bazısına benzetildim..
Sybill'in gidişinde tüylerim diken diken oldu. Matthew ise tam bir şoktu!
Birçoklarının diziyi bırakmasına neden oldu.
Şuan duygusal mı yaklaşıyorum bilmiyorum ama kontes'in efsane repliklerini, nükteli diyalogları Carson'un Lady Mary zayıflığını, Cora'nın güler yüzlülüğünü, Kuzen Isobell'in muhalifliğini, Thomas'ın nasıl ağladığını Anna ve Mr. Bates'in aşkını, tabii ki Mary'nin havalı hallerini unutmak istemiyorum.
Ama biliyorum ki unutacağım.
Yine de yıllar sonra bu diziden bir kareye, bir repliğe, bir oyuncuya rastlayınca bu diziyi izlediğim yıllara geri döneceğim.
Ve bir gün İngiltere'ye gidersem Downton Abbey'i görmeden dönmeyeceğim!
Haliyle dizim bitse de, bu diziyle alakalı repliklerim ara ara devam edebilirim :D
Ve merak etmeyin, hemen olmasa da size güzel diziler önereceğim zamanlar gelecek..
Not: Yazmış ve taslaklarda unutmuşum bu yazıyı.
6 yıl.
Vay be..
Diziye başladığım yıl daha dün gibi..
Karakterlere vurgundum bazısında kendimi buldum bazısına benzetildim..
Sybill'in gidişinde tüylerim diken diken oldu. Matthew ise tam bir şoktu!
Birçoklarının diziyi bırakmasına neden oldu.
Şuan duygusal mı yaklaşıyorum bilmiyorum ama kontes'in efsane repliklerini, nükteli diyalogları Carson'un Lady Mary zayıflığını, Cora'nın güler yüzlülüğünü, Kuzen Isobell'in muhalifliğini, Thomas'ın nasıl ağladığını Anna ve Mr. Bates'in aşkını, tabii ki Mary'nin havalı hallerini unutmak istemiyorum.
Ama biliyorum ki unutacağım.
Yine de yıllar sonra bu diziden bir kareye, bir repliğe, bir oyuncuya rastlayınca bu diziyi izlediğim yıllara geri döneceğim.
Ve bir gün İngiltere'ye gidersem Downton Abbey'i görmeden dönmeyeceğim!
Haliyle dizim bitse de, bu diziyle alakalı repliklerim ara ara devam edebilirim :D
Ve merak etmeyin, hemen olmasa da size güzel diziler önereceğim zamanlar gelecek..
Not: Yazmış ve taslaklarda unutmuşum bu yazıyı.
Etiketler:
anne and mr bates
,
bbc dizileri
,
diziler
,
downton abbey
,
ingiliz dizileri
,
kontes
,
lady mary crawley
22 Ocak 2015 Perşembe
Lady Mary'nin Yeni Saç Modeli
Tabii benim için yeni saç modeli. Sizin için belki de eskidi.
Veya belki Lady Mary'i tanımıyorsunuz..
Yok yok bu ihtimal bu blog okuyucusu için oldukça zayıf bir ihtimal.
Sevgili kuzenim(bütün düşesler kuzendir) Düşes Mary Crawley'in çağa ayak uyduran saç modelini görünce sizinle paylaşmak istedim.
Evet, Downton Abbey'i daha yeni izleyebildim. Pişman değilim yine olsa yine bekletirim :)
Bu vesileyle şunu da belirtmek isterim ki; bu ara yazmak için vaktim var, yazacak/anlatacak çok şeyim var ama hevesim yok.
Neticede alışmış kudurmuştan beter değilmiş. Alışkanlıkları çok çabuk değişebiliyormuş insanın.
Lafı daha fazla uzatmadan önce, Mary'nin önceki saç modeline bakalım ki, ben çok beğenirdim, oldukça zarifti.
Ve şimdi değişen zamanla ve radikal bir kararla yeni saç modeli.
Ancak bu kadar zıt olabilirdi iki saç modeli ve ancak bu kadar güzel taşınırdı.
Bu küt saçlarla şapka takışı harikaydı, o görsellerden kullanacaktım ancak, ilk saç modeliyle de şapkaları harikaydı diyerek vazgeçtim.
Sizden, diziyi izleyenler izlemeyenler olarak yorum alayım, benim kuzenim diye mi hoşuma gidiyor yoksa cidden kadın taşıyor mu?
Veya belki Lady Mary'i tanımıyorsunuz..
Yok yok bu ihtimal bu blog okuyucusu için oldukça zayıf bir ihtimal.
Sevgili kuzenim(bütün düşesler kuzendir) Düşes Mary Crawley'in çağa ayak uyduran saç modelini görünce sizinle paylaşmak istedim.
Evet, Downton Abbey'i daha yeni izleyebildim. Pişman değilim yine olsa yine bekletirim :)
Bu vesileyle şunu da belirtmek isterim ki; bu ara yazmak için vaktim var, yazacak/anlatacak çok şeyim var ama hevesim yok.
Neticede alışmış kudurmuştan beter değilmiş. Alışkanlıkları çok çabuk değişebiliyormuş insanın.
Lafı daha fazla uzatmadan önce, Mary'nin önceki saç modeline bakalım ki, ben çok beğenirdim, oldukça zarifti.
Ve şimdi değişen zamanla ve radikal bir kararla yeni saç modeli.
Ancak bu kadar zıt olabilirdi iki saç modeli ve ancak bu kadar güzel taşınırdı.
Bu küt saçlarla şapka takışı harikaydı, o görsellerden kullanacaktım ancak, ilk saç modeliyle de şapkaları harikaydı diyerek vazgeçtim.
Sizden, diziyi izleyenler izlemeyenler olarak yorum alayım, benim kuzenim diye mi hoşuma gidiyor yoksa cidden kadın taşıyor mu?
Etiketler:
downton abbey
,
dönem dizileri
,
düşes
,
ingiliz asaleti
,
ingiliz dizileri
,
lady mary crawley
,
marry and matthew
,
mary crawley
,
pemberley düşesi seyhan yazdı
,
saç modeli
12 Haziran 2014 Perşembe
Death Comes To Pemberley
"Niye bu kadar kısa?!" diye çıldırtacak mipmini bir diziyle daha karşınızdayım.
Diziyi izlemeden önce bazı koşulları yerine getirmek lazım ama.
Sevgili Jane Austen'ın meşhur romanı "Aşk ve Gurur"u okumuş olmanız gerek. Ya da izlemiş.
Ya da benim gibi hem kitabını okumuş, hem filmini ezberlemiş, hem de dizisini izlemiş olmanız..
Çünkü bu dizinin ana karakterleri Elizabeth ve Darcy!
Evli mutlu çocuklu bir şekilde karşımıza çıkıyorlar Elizabeth ve Darcy.
Darcy dedikçe midemde kelebekler...
Ancak isimden anlaşıldığı üzere biraz karamsar bir konusu var. Arazilerinde gerçekleşen ölüm üzerine katilin aileden olup Darcy'nin namına leke sürülme ihtimali, haksız yere birinin idamına sebep olma endişesi üzerinde durulan sadece 3 bölümlük bir dizi.
Konu o kadar müsait ki aslında..
"Neden sadece üç bölüm?!" insan gerçekten hayret ediyor!
Böyle hayret ederken bu dizinin P. D. James'in yazdığı aynı adlı romandan uyarlandığını öğreniyorum.
Bizdeki gibi eseri eserlikten çıkarmak yerine bire bir uygulama taraftarı ingilizler..
Yalnız gördüğüm en paçoz Elizabeth olduğunu kabul ediyorum. (Elizabeth karakterini Anna Maxwell Martin canlandırıyor)
Darcy bile başta 'Yaa bunu mu seçmişler Darcy diye' hayıflandırsa da, Darcy'nin karakteri fiziğinin önüne geçiyor ve ısınıyorsunuz. (Matthew Rhys ise Fitzwilliam Darcy rolünde)
Dizinin en sevdiğim yanı karakterlere son derece bağlı kalarak özelliklerini vurgulaması.
Lydia ve Mrs. Bennet tek kelimeyle harika! Harika dediğime bakmayın, yani komaya sokacak kadar uyuz olmayı başardıkları için harika, diyorum.
Elizabeth ve Darcy'nin evlendikten altı yıl sonrasına götüren bu BBC yapımı diziyi tüm Jane Austen 'Aşk ve Gurur' severlere öneriyorum. Türkçeye çevrilmiş olsa kitabını da okurduk..
Diziyi izlemeden önce bazı koşulları yerine getirmek lazım ama.
Sevgili Jane Austen'ın meşhur romanı "Aşk ve Gurur"u okumuş olmanız gerek. Ya da izlemiş.
Ya da benim gibi hem kitabını okumuş, hem filmini ezberlemiş, hem de dizisini izlemiş olmanız..
Çünkü bu dizinin ana karakterleri Elizabeth ve Darcy!
Evli mutlu çocuklu bir şekilde karşımıza çıkıyorlar Elizabeth ve Darcy.
Darcy dedikçe midemde kelebekler...
Ancak isimden anlaşıldığı üzere biraz karamsar bir konusu var. Arazilerinde gerçekleşen ölüm üzerine katilin aileden olup Darcy'nin namına leke sürülme ihtimali, haksız yere birinin idamına sebep olma endişesi üzerinde durulan sadece 3 bölümlük bir dizi.
Konu o kadar müsait ki aslında..
"Neden sadece üç bölüm?!" insan gerçekten hayret ediyor!
Böyle hayret ederken bu dizinin P. D. James'in yazdığı aynı adlı romandan uyarlandığını öğreniyorum.
Bizdeki gibi eseri eserlikten çıkarmak yerine bire bir uygulama taraftarı ingilizler..
Yalnız gördüğüm en paçoz Elizabeth olduğunu kabul ediyorum. (Elizabeth karakterini Anna Maxwell Martin canlandırıyor)
Darcy bile başta 'Yaa bunu mu seçmişler Darcy diye' hayıflandırsa da, Darcy'nin karakteri fiziğinin önüne geçiyor ve ısınıyorsunuz. (Matthew Rhys ise Fitzwilliam Darcy rolünde)
Dizinin en sevdiğim yanı karakterlere son derece bağlı kalarak özelliklerini vurgulaması.
Lydia ve Mrs. Bennet tek kelimeyle harika! Harika dediğime bakmayın, yani komaya sokacak kadar uyuz olmayı başardıkları için harika, diyorum.
Elizabeth ve Darcy'nin evlendikten altı yıl sonrasına götüren bu BBC yapımı diziyi tüm Jane Austen 'Aşk ve Gurur' severlere öneriyorum. Türkçeye çevrilmiş olsa kitabını da okurduk..
6 Haziran 2014 Cuma
The Paradise
Ahhh...
Yeni bir dizi için müsait misiniz?
Değilseniz, bu yazıyı okuyarak kendinize eziyet etmeyiniz, zira bu yazı şiddetle tavsiye içerir.
Yalnız hemen şunu da ekliyeyim dizi 2 sezon ve dizinin sezonları 8 bölümden oluşmaktadır, yani araya sıkıştırırım derseniz; kalın ve bir ortak dizimiz daha olsun.
Dizimizin esas kızı Denise, amcasının yanında çalışmak için taşradan şehre geldiğinde amcasının durumunun çok da iyi olmadığını görecektir. Kendine iş bakan Denise amcasının düşman olduğu The Paradise'ta işe başlar.
İlk bölümde Mr. Moray'ı hiç sevmemiştim. İlk bölümde karakter hakkında ne düşündüğümü özellikle aklımda tutarım. Karakterleri tanıdıkça sevmek, 'aa bak böyle düşünmüştüm şöyle oldu', demek hoşuma gider.
Mr. Moray'e ise.. Şuan, aşığım, diyebilirim. Evet dedim işte :)
Kesinlikle spoiler vermek istemiyorum. Bu uğurda çatlayabilirim ama. Azıcık Spoiler versem ne olur ki :(
Tamam spoiler falan yok.
Emun Elliot'ın canlandırdığı Mr. Moray karakteri tam bir pazarlamacı. Büyük düşünen ticaret adamı. Ama işini aşkla yapan biri.
Bütün kadınlar ona hayran. Nasıl olmasınlar ama, muhteşem hitabet yeteneğinin yanı sıra sesi de daima yatak odası tonunda.
:)
Başlarda çok dalga geçiyordum, adam bu tonda konuşursa kadınlar ne yapsın, diye.
Ya şahane bir karakter çıktı bu adamdan size o kadarını söyleyeyim.
Denise ise, taşradan gelmiş, ilk etapta hor görülen, fakat satış konusunda doğuştan yetenekli, her daim orijinal fikirlerle dolup taşan satış danışmanı, tezgahtar. Joanna Vanderham'ın canlandırdığı karakter sarışın, temiz, dürüst, çalışkan bir karakter.
Bill Gallagher'in yazdığı dizi, Emile Zola'nın kitabından esinlenerek hazırlanmış. Kitabı okuyup esere ne kadar sadık kalınmış öğrenmek istiyorum. Dahası Mr. Moray'i sadece izlemek değil okumak da istiyorum sanırım.
Neredeyse unutuyordum. Kıyafetler..
Hala yazıyı mı okuyorsunuz daha başlamadınız mı diziye?
Dizi film tavsiyelerinde bazen zorbalığım tutuyor farkındayım.
Size ufak bir şans veriyorum, yakında büyük spoilerle karşınıza çıkmadan dizinin bölümlerini izleyin.
^.^
Yeni bir dizi için müsait misiniz?
Değilseniz, bu yazıyı okuyarak kendinize eziyet etmeyiniz, zira bu yazı şiddetle tavsiye içerir.
Yalnız hemen şunu da ekliyeyim dizi 2 sezon ve dizinin sezonları 8 bölümden oluşmaktadır, yani araya sıkıştırırım derseniz; kalın ve bir ortak dizimiz daha olsun.
Dizimizin esas kızı Denise, amcasının yanında çalışmak için taşradan şehre geldiğinde amcasının durumunun çok da iyi olmadığını görecektir. Kendine iş bakan Denise amcasının düşman olduğu The Paradise'ta işe başlar.
İlk bölümde Mr. Moray'ı hiç sevmemiştim. İlk bölümde karakter hakkında ne düşündüğümü özellikle aklımda tutarım. Karakterleri tanıdıkça sevmek, 'aa bak böyle düşünmüştüm şöyle oldu', demek hoşuma gider.
Mr. Moray'e ise.. Şuan, aşığım, diyebilirim. Evet dedim işte :)
Kesinlikle spoiler vermek istemiyorum. Bu uğurda çatlayabilirim ama. Azıcık Spoiler versem ne olur ki :(
Tamam spoiler falan yok.
Emun Elliot'ın canlandırdığı Mr. Moray karakteri tam bir pazarlamacı. Büyük düşünen ticaret adamı. Ama işini aşkla yapan biri.
Bütün kadınlar ona hayran. Nasıl olmasınlar ama, muhteşem hitabet yeteneğinin yanı sıra sesi de daima yatak odası tonunda.
:)
Başlarda çok dalga geçiyordum, adam bu tonda konuşursa kadınlar ne yapsın, diye.
Ya şahane bir karakter çıktı bu adamdan size o kadarını söyleyeyim.
Denise ise, taşradan gelmiş, ilk etapta hor görülen, fakat satış konusunda doğuştan yetenekli, her daim orijinal fikirlerle dolup taşan satış danışmanı, tezgahtar. Joanna Vanderham'ın canlandırdığı karakter sarışın, temiz, dürüst, çalışkan bir karakter.
Bill Gallagher'in yazdığı dizi, Emile Zola'nın kitabından esinlenerek hazırlanmış. Kitabı okuyup esere ne kadar sadık kalınmış öğrenmek istiyorum. Dahası Mr. Moray'i sadece izlemek değil okumak da istiyorum sanırım.
Neredeyse unutuyordum. Kıyafetler..
Hala yazıyı mı okuyorsunuz daha başlamadınız mı diziye?
Dizi film tavsiyelerinde bazen zorbalığım tutuyor farkındayım.
Size ufak bir şans veriyorum, yakında büyük spoilerle karşınıza çıkmadan dizinin bölümlerini izleyin.
^.^
Etiketler:
bbc dizileri
,
denise
,
diziler
,
emile zola
,
emun elliot
,
ingiliz dizileri
,
joanna vanderham
,
katherine glendenning
,
mr moray
,
the ladies paradise
,
the paradise
20 Kasım 2013 Çarşamba
Marry'nin Düğünü
4 bölümden oluşan "North & South" damağımızda resmen ingiliz dizilerinin tadını bırakınca, Downton Abbey'e başladık.
Downton Abbey izlemenizi tavsiye ederim ama bugünkü konumuz Marry ile Matthew'un düğünü.
İzlemiyor ve izlemeyi düşünüyorsanız spoileri yediniz :)
Dizi zaten zarif kıyafetlerden geçilmiyor. Şapkalar ise... Ah o şapkalar...
Neyse gelelim düğün gününe. Gelin kızımız daha hazırlanıyor. Bakınız annesi, düşes yani Cora'yı incelerken ne dediğine kulak kesilelim:
Anlatmamı istediğin bir şey olsa sorardın değil mi yani eminim biliyorsundur?
Densiz Edith (ortanca kız kardeş) ise her zamanki gibi:
Şimdiiiii.. aramızda yabancı yok, ben bu sabahlığı gelinlik sandım ilkin :)
Değilmiş tabii..
And... Here comes the bride...
Adamların bakışlara dikkat!
Kısa kesiyorum yoksa, kiliseye gelirken yolda bekleyen insanlar, fayton.. hepsinin görüntüsünü almışım :) Kilisedeyiz:
Kontes'e bayılıyorum ayılıyorum. Cora'nın annesi de gelince süper oldu ya!
Üçü bir arada:
Downton Abbey izlemenizi tavsiye ederim ama bugünkü konumuz Marry ile Matthew'un düğünü.
İzlemiyor ve izlemeyi düşünüyorsanız spoileri yediniz :)
Dizi zaten zarif kıyafetlerden geçilmiyor. Şapkalar ise... Ah o şapkalar...
Neyse gelelim düğün gününe. Gelin kızımız daha hazırlanıyor. Bakınız annesi, düşes yani Cora'yı incelerken ne dediğine kulak kesilelim:
Anlatmamı istediğin bir şey olsa sorardın değil mi yani eminim biliyorsundur?
Sybill en küçük kız kardeş. Sybill'e en başından beri hastayım, ama ilişkisini hiç onaylamadım :) Düğünde de çok güzeldi:
Densiz Edith (ortanca kız kardeş) ise her zamanki gibi:
Şimdiiiii.. aramızda yabancı yok, ben bu sabahlığı gelinlik sandım ilkin :)
Değilmiş tabii..
And... Here comes the bride...
Adamların bakışlara dikkat!
Sapsade bir gelinlik. Ama Marry ne zarif! Babasının ve Carson'ın bakışları 10 numara!
Tabii ki mutfakta hummalı bir çalışma var:
Kısa kesiyorum yoksa, kiliseye gelirken yolda bekleyen insanlar, fayton.. hepsinin görüntüsünü almışım :) Kilisedeyiz:
Kontes'e bayılıyorum ayılıyorum. Cora'nın annesi de gelince süper oldu ya!
Üçü bir arada:
Ve Matthew, Marry'i ilk kez gelinlikle görür *kalp*kalp*kalp*
Etiketler:
cora
,
daisy
,
diziler
,
downton abbey
,
duchess
,
edith
,
ingiliz asaleti
,
ingiliz dizileri
,
marry and matthew
,
marry matthew wedding
,
sybill
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)






















































