31 Ağustos 2014 Pazar

Wentworth Miller Kapağı.. Ulan Wentworth!!


Prison Break izleyen her genç kızın rüyalarını süsleyen bir Micheal Scofield vardı.
Bir de Michael Scofield'e beden sağlayan Wentworth Miller..

Malezya'daki Augustman dergisinin eylül sayısına kapak olduğunu görünce benim gibi özleyenleriniz, merak edenleriniz varsa diye paylaşmak istedim.
Hem dergiden bir kaç foto paylaşayım hem de henüz duymayanlarınız varsa Miller'ın eşcinsel olduğunu açıkladığını benden öğrenin.

O sıralarda da bu konuşuluyordu. Yani Prison Break zamanı. "Yok artık!", "Olamaz canım aa!", "O kadar güzel ki adama iftira atılıyor" diye biz itiraz ediyorduk Wentworth de bizi desteklercesine susuyordu.


Hey gidi günler..

Rusya'da bir film festivaline davet edilen Wentworth Miller, "bir eşcinsel olarak bu daveti reddetmeliyim" sözleriyle daveti kabul etmediğini açıklıyor. Nedeni ise Rusya'nın homofobik bir ülke olduğu için kendi gibi olan insanları dışlaması. Bu cevap ve Rusya'ya aldığı tavır sayesinde eşcinsellerden büyük destek alıyor.
Bahsi geçen derginin Eylül sayısında bu habere de yer verilmiş.
Benim kaynağım ise bir kaç gün öncesinin Ntvmsnbc haberi.

Fotoğraflar ise JustJared.

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Sawako'nun İrmik Tatlısı

Böyle yemesi kolay tatlıları çok severim. Dilimlemekle uğraşmazsınız löp löp atarsınız ağzınıza.
Cumartesi yemek köşesi efendim unuttum sanmayın.

Direkt konuya girip sonra, cumartesi yemek köşesi uyarısını vermek, reklamlardan sonra efendim bizle kalın, deyip göz kırptığımı hayal etmeme neden oldu :)


Kore Günlüklerim'de görmüştüm. Hafızama kazımışım, bir gün hadi ben bunu yapayım, diye kalktım ve yaptım. Hafızama nasıl güvendiysem tarifi kontrol etme gereği duymadım.
Halbuki yanlış yapmışım ben bunu!
Burçak ve hindistan cevizine bulanıp yuvarlanacakken ben burçağı içine katıp hindistan cevizine bulamışım :)

Tarif verdiğim linkte. Benimki de hiç fena olmadı ama siz yine de orijinaline sadık kalın bence :D

Bir sonraki yemek köşemizde görüşmek üzere efendim.
Hürmetler...

29 Ağustos 2014 Cuma

Bir Türk Masalı: Duygu

Bir kere neden Türk masalı?
Nesi Türk masalıymış ki?
Ben anlamadım. Anlayan beri gelsin.

Aslında bu kitaba karşı bu kadar mesafeli değildim.
Pek yapmadığım bir şeyi yaparak arka kapak yazısını okudum ve ilginç olabileceğini düşündüm için okumaya karar verdim.
Kitap kalındı. Olsundu. Ben kalın kitap severdim.
Sayfa sayısının fazlalığı bir tarafa kullanılan punto çok küçük. Yani muhtemelen daha kalın gözüküp okuyucuyu korkutacağı düşüncesiyle küçük punto kullanılmış ve sayfa sayısı düşmüş. En az bin sayfalık bir kitaptan söz ediyorum esasında.
3 kabadayı ve bir kızın arkadaşlığı üzerine kurulu, zaman zaman geçmişe giderek böylesi bir birlikteliğin nasıl başladığını neden kıza bu kadar düşkün olduklarını da anlatan, Duygu'nun ağzından anlatılan bir hikaye.
Ama demiştim sayfa sayısını dolayısıyla hikaye demek ayıp olur destan demek daha mantıklı.

Dili güzel, akıcı, konu farklı, okunulası bir kitap ancak çok ama çok geveze bir insan düşünün. Ama çok bak!
Heh işte o bir şeyi anlatırken, isterse dünyanın en harika olayından bahsedecek olsun sinir olmaz mısınız? Yaw lafı bu kadar dolandırmaya ne gerek var, diye isyan etmez misiniz?
Ben ettim.

Bu kadar geyik muhabbetine yer verilmesine..
Merdivenleri tek tek, indim aynadan kendime baktım, elimi cebime soktum, kafamı kaşıdım gibi alt tarafı bir markete gidişi bu kadar abartılması ve anlatılmasına bir mana veremedim.
Belki de ben geveze insana tahammül etmekte zorlandığım içim sayfalar ilerledikçe kitabın bu yönüne sinir oldum.
Bu kadar ayrıntı bence konusu azsa verilmeli. Bu kitap öyle değil ki, konu da bol gevezelik de.

Bir de yazar bir ara kendinden, önceki kitabından bahsediyor. Ne yalan söyleyeyim bana itici geldi. Okuyanlarınız varsa hangi kısımdan bahsettiğimi anladılar.


Yerden yere vurmayayım kitabı hadi. Seri falan olsaydı, olaylar değil de anlatım bu kadar abartılmasaydı ve internet üzerindeki yorumlar muhteşem- şahane gibi abartılı olmasaydı şuan belki bambaşka bir yorum okuyor olurdunuz burada.
Tabii.. bu uzun yazımı okuduysanız?!

Engin Altan'ın Evliliği: Şok!


İnanın benim için şok oldu.
Sizin için de oldu mu merak ediyorum?

Özge Özpirinçci'den ayrılalı ne kadar oldu ki?
:0
Ben zaten ayrılmalarına çok şaşırmıştım. Senelerdir süren bir ilişkileri vardı çok uyumlu görünüyorlardı. Derken ayrıldılar ve akabinde başkalarıyla anılmaya başladılar.
Bu nasıl oluyor aklım almıyor?! Almasın da zaten!

Benim aklım bunu almıyorken bu kadar kısa sürede evlenmelerine şoke olmama şoke olmazsınız diye düşünüyorum.


Allah mesut etsin. Bize aslında çok laf düşmez ama eminim bu ilişkinin yürümeyeceğini düşünen bir milyon insan bulabilirim :)
Hoş İbrahim ve Demet Kutluay çifti için de bunları düşünmedik değil. Demek ki her şey bizim düşündüğümüz gibi ilerlemiyor, her şeyin bir nedeni var.

Ben bu kadar ılımlı bir yazı yazamayacak kadar şaşkındım aslında ancak Neslişah Alkoçlar'ın instagram hesabında evlendiğini duyurduğu fotoğraflara yapılan yorumları görünce, "Bu kadar çirkinleşme Seyyoşş" dedim, "Sana ne ya" dedim. Sakinleştim.

Bu arada Neslişah Alkoçlar Hülya Koçyiğit'in torunuymuş.
Düzyatan'ın Alkoçlar için kirası 15 bin lira olan ev tuttuğunu, 100 bin dolarlık yüzüğü alabilmek için cipini sattığını biliyordum da bunu yeni öğrendim.


Neysee.. Uzatmayacağım. Sözü size bırakıyorum.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Eskisi Gibi Değilim Desem Kim İnanır?

Eskisi gibi değilim ama imajımı yıkamıyorum..

Eskisi gibi neşeli değilim ama insanlar hep eğlendirmemi bekliyor.
Eskisi gibi sinirli değilim ama insanlar kızarım diye çekiniyor.
Eskisi gibi genç değilim ama insanlar o şımarık çocuğu arıyor.
Eskisi gibi obur değilim ama insanlar illa ki yiyeyim diye bakıyor.

Eskiden kuzenim bana çöp öğütücü derdi. Her şeyi yerdim. Hala birilerinin aklına tavuk derilerini atarken ben geliyorsam bu tamamen benim pis boğazımdan.
Çok iğrenç ama taze pişmiş tavuk derisine bayılırdım önceden. Nerede denk geldiysem de yemişim Allah beni bildiği gibi yapsın, ben dinlemekten bıktım insanlar anlatmaktan bıkmadı.
Çocukmuşum yaw aşın artık diye patlayacağım birine, o olacak.

Eve gelen misafir hala bana bir şey getirir. Benim sevdiğim pasta, ben severim diye kurabiye, bana çikolata.. İnanın geçen gün biri ben seviyorum diye bizim evde çorbasından yaptı.
Şikayet etmek değil aslında niyetim. Ama böyle bir jestle karşılaşınca ufalıp onlu yaşlarıma geri dönüyorum, bazen daha da öncesine.
Ve işin kötüsü ben artık o pastayı sevmiyor, o kurabiyeden bıkmış oluyorum. Çorba için bir şey diyemem çok da güzel olmuştu Allah için.

Ailenin en küçüğü sadece ailesinin gözünde değil etrafın gözünde de büyümüyor herhalde.
Ortanca olmak varmış şu hayatta :P

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Öteki Kadın Derken?!

Amerikan filmlerini özlemiş, pek de güzel bir şeyler izleyemediğim bir dönemde izledim bu filmi.
İlaç gibi geldi desem yeridir.
Ne zamandır böyle hoş, güldüren, düşündüren orijinal bir hikaye izlememiştim.

Spoiler vermek gibi olmasın ama Cameron Diaz yaşlanmış. Zaten bilinen şeyin spoileri olmaz değil mi? 
:)

Gerçi Cameron Diaz yaşlanmış olabilir ama hala benden genç!

Kendisi öteki kadın olduğundan bihaber olan öteki kadın rolünde. 
Bunu bilmeseydiniz iyiydi ama bu bilgiyi vermeden filmin konusuna değinemezdim kusura bakmazsınız artık.
Yapacağı sürpriz elinde patlayacak şekilde sevgilisinin evli olduğunu öğrenecek.. karısı da haliyle sevgilisini..

Güzel hoşça vakit geçireceğiniz, büyük ihtimal pek seveceğiniz bir film.
Listeye ekleyin bakalım ;)

Kötü Komşu.. Düşmanımın Başına..

Ev alma komşu al demiş atalarımız.
Amerikalının atası değil bizim atalarımız söylemiş. Onlar ise nelerle nasıl komşularla uğraşıyor bir görün!


Bu filmin ismi konusunu özetliyor aslında ama yine de bahsedeyim.
Huzurlu mutlu bir şekilde banliyölerinden yaşan çiftimizin hayatı banliyöye taşınan üniversiteliler sayesinde kararacaktır.
İlk etapta arkadaş olmaya çalıp sonra da her gece partiyi kaldırmayan "yaşlı" çiftimiz, komşularını polise şikayet etmesi aralarında adeta savaşın başlamasına neden olacaktır.


Bu filmin fragmanlarında çok gülmüştüm. Aman izleyeyim aman kaçırmayayım falan derken..
Film çok boş çok yavan çıktı.
Fragmanları izleyin gülün ve o size yetsin bence.
Komiklik olsun diye absürtlüğün edepsizliğin dibine vurulmuş. Komiklikten ziyade iğrençleşmiş geldi bana.


Ama Zac Efron güzel. Adam, çok ilginç yakışıklı değil güzel :)
Ne kadar çirkinleşebilir ki?! diyerek izleyebilirsiniz sadece.