14 Aralık 2017 Perşembe
Sherlock Holmes {Dizi}
Sherlock Holmes'un çevresinde dolanıp duruyorum. Bir de dizisini izledim ama hala Sir Arthur Conan Doyle'un kitaplarını okumadım.
Ama planlarım dahilinde 😉
Diziye gelirsek, süper! Sezonlar 3-4 bölümden, bölümler yaklaşık bir buçuk saatten oluşuyor.
Sezon bölümleri bu kadar azken bölümlerin uzun olmasına seviniyorsunuz.
Kitapları okumadığım için ne kadar sadık bilemiyorum.. aslında biliyorum çünkü dizinin yapımcıları da tam bir Sherlock hastasıymış.
Mümkün olduğunca aslına uygun olması konusunda hassaslar yani.
Benim izlediğim kadarıyla, zeki, nükteli, asosyal, esprili ve karizmatik.
Diğer versiyonlarında olduğu gibi.
Tavsiye ederim bu diziyi.
Sadece az bölüm olmasından yana şikayet edebilirsiniz, benden söylemesi 😉
Etiketler:
bbc
,
bbc dizileri
,
benedict cumberbatch
,
dr watson
,
ingiliz dizileri
,
martin freeman
,
sherlock holmes
,
sherlock holmes dizisi
,
sir arthur conan doyle
10 Aralık 2017 Pazar
Aile Arasında
Dün instagram storyde paylaştığımdan beri aynı soru: Güzel miydi?
Önerir misin?
Cevabım, harikaydı.
İzleyenlerle daha ayrıntılı konuştuk. Hala gitmeyenler için söylemek istediklerim için blog yazısı olmadan olmazdı.
O yüzden.. başlıyorum.
Sinema için çıkmamıştım evden. Hafta o trafiği o kalabalığı çekmem için bir işimin olması gerekiyordu. Çıkmışken filme de girelim, diyerek yolumuzu düşürdük açıkçası.
İyi ki 😊
Filmi kuzenlerimle izledim. Kuzenlerim acayip derece, öyle ki beni sinir edecek şekilde, Avrupa yakası hayranıdır. Her yıl tüm bölümleri iki kere bitirirler.
Filme girmeden kuzenime, sen şimdi her şeye güler beni sinir edersin, dedim ama n'oldu?! Yerden topladıkları ben oldum.
Filmin ne fragmanını ne oyuncuların katıldığı programları izlemiştim. Ama Gülse Birsel'in güzel bir şeyler yazacağına emindim. Sadece afişlerde gözüken tiplemeler itici geliyordu. Özellikle Gülse Birsel ve Derya Karadaş'ın halleri çok yapmacık gibiydi. Onlara sinir olacağıma emindim.
Gülse Birsel'in -senaryo yazarıyım dememiş, kendine torpil geçmemiş- çok az sahnesi vardı. Ne yalan söyleyeyim çok sevindim 🙈 Ben de senarist olsam en uyuz rollerden birini kendime verirdim 😊
Derya Karadaş ise bir güzellik uzmanı. Başta bana neden sahte gelmiş anlamadım. Sokağa çıktığınızda her beş kişiden üçü bu şekilde dolanıyor zaten.
Bir diğer takıldığım konu ise çok fazla ünlü vardı filmde. Her birinin öne çıktığı ufak bir sahne olsa, ohoo bölük pörçük bir şey olmuştur, diye düşünmedim değil.
Şaka maka ben bayağı ön yargılı gitmişim filme 😂😂
Oyuncular da benim az rolüm var, benim rolüm sönük, dememiş her biri renk katmış.
Konusuna değinmeyeceğim, her yerde bulabilirsiniz onu, filmin atmosferinden bahsedeyim biraz da.
Gittiğimiz sinemada 3-4 salonda oynuyordu film. Diğerlerini bilmem ama bizim salon çok büyüktü. Filmi ön sıralardan izlemek zorunda kaldık çünkü arkalar tabii ki doluydu. 7. sıraydı yanlış hatırlamıyorsam. İlk defa bu kadar önden bir film izledim.
Millet, tabiri caizse, yarıldı gülmekten. Bir abla, aman Allah'ım, krize girdi.
Ben hiçbir filme bu kadar güldüğümü, bir salonun bu kadar koptuğunu hatırlamıyorum.
Dolu dolu bir filmdi, öyle ki iki film yapmalıydı Gülse Birsel bu filmden. Filmin ilk kısmı bir film (tabii biraz uzatarak), ikinci yarısı ikinci film olmalıydı. Çünkü film başlangıcına eklenen yarım saatlik reklamları da sayarsak bana çok uzun geldi, sonlara doğru oturmaktan belim ağrıdı. Artı akşam namazı kaçıyordu nasıl fırladım filmden bilmiyorum. Halbuki kalıp "yanayım yanayım"ı dinlemek isterdim 😂
Herkes Engin Günaydın'ın oyunculuğunun ne kadar harika olduğundan bahsediyor. Günaydın iyi de Evgar kötü mü? Olay! Muhteşemdi.
Kuzenim Demet Evgar'ı sevmiyor, o çıkınca gözlerimi bile kapatabilirim, diyordu ki çıkınca gerçekten çok iyi olduğunu kabullendi.
Bir de damadın annesini canlandıran çok iyiydi.
Peki Gülümser?! Ya oyunculuk budur ki!
Peki Behice'nin tam bir hanımefendi olması?!
Hepsi çok iyiydi.
Son olarak, storyde bir sahne paylaştım, o sahne..
Spoiler değil. İzlemeyen anlamaz ama gelmiş geçmiş en romantik sahnelerden.
Gülse Birsel'in yerinde olsam arada rast gele bir sinema salonunda bu filmi halka beraber izler nasıl güldüklerini görür keyiflenirdim :)
Sen bizi güldürdün Allah da seni güldürsün Gülse!
Önerir misin?
Cevabım, harikaydı.
İzleyenlerle daha ayrıntılı konuştuk. Hala gitmeyenler için söylemek istediklerim için blog yazısı olmadan olmazdı.
O yüzden.. başlıyorum.
Sinema için çıkmamıştım evden. Hafta o trafiği o kalabalığı çekmem için bir işimin olması gerekiyordu. Çıkmışken filme de girelim, diyerek yolumuzu düşürdük açıkçası.
İyi ki 😊
Filmi kuzenlerimle izledim. Kuzenlerim acayip derece, öyle ki beni sinir edecek şekilde, Avrupa yakası hayranıdır. Her yıl tüm bölümleri iki kere bitirirler.
Filme girmeden kuzenime, sen şimdi her şeye güler beni sinir edersin, dedim ama n'oldu?! Yerden topladıkları ben oldum.
Filmin ne fragmanını ne oyuncuların katıldığı programları izlemiştim. Ama Gülse Birsel'in güzel bir şeyler yazacağına emindim. Sadece afişlerde gözüken tiplemeler itici geliyordu. Özellikle Gülse Birsel ve Derya Karadaş'ın halleri çok yapmacık gibiydi. Onlara sinir olacağıma emindim.
Gülse Birsel'in -senaryo yazarıyım dememiş, kendine torpil geçmemiş- çok az sahnesi vardı. Ne yalan söyleyeyim çok sevindim 🙈 Ben de senarist olsam en uyuz rollerden birini kendime verirdim 😊
Derya Karadaş ise bir güzellik uzmanı. Başta bana neden sahte gelmiş anlamadım. Sokağa çıktığınızda her beş kişiden üçü bu şekilde dolanıyor zaten.
Bir diğer takıldığım konu ise çok fazla ünlü vardı filmde. Her birinin öne çıktığı ufak bir sahne olsa, ohoo bölük pörçük bir şey olmuştur, diye düşünmedim değil.
Şaka maka ben bayağı ön yargılı gitmişim filme 😂😂
Oyuncular da benim az rolüm var, benim rolüm sönük, dememiş her biri renk katmış.
Konusuna değinmeyeceğim, her yerde bulabilirsiniz onu, filmin atmosferinden bahsedeyim biraz da.
Gittiğimiz sinemada 3-4 salonda oynuyordu film. Diğerlerini bilmem ama bizim salon çok büyüktü. Filmi ön sıralardan izlemek zorunda kaldık çünkü arkalar tabii ki doluydu. 7. sıraydı yanlış hatırlamıyorsam. İlk defa bu kadar önden bir film izledim.
Millet, tabiri caizse, yarıldı gülmekten. Bir abla, aman Allah'ım, krize girdi.
Ben hiçbir filme bu kadar güldüğümü, bir salonun bu kadar koptuğunu hatırlamıyorum.
Dolu dolu bir filmdi, öyle ki iki film yapmalıydı Gülse Birsel bu filmden. Filmin ilk kısmı bir film (tabii biraz uzatarak), ikinci yarısı ikinci film olmalıydı. Çünkü film başlangıcına eklenen yarım saatlik reklamları da sayarsak bana çok uzun geldi, sonlara doğru oturmaktan belim ağrıdı. Artı akşam namazı kaçıyordu nasıl fırladım filmden bilmiyorum. Halbuki kalıp "yanayım yanayım"ı dinlemek isterdim 😂
Herkes Engin Günaydın'ın oyunculuğunun ne kadar harika olduğundan bahsediyor. Günaydın iyi de Evgar kötü mü? Olay! Muhteşemdi.
Kuzenim Demet Evgar'ı sevmiyor, o çıkınca gözlerimi bile kapatabilirim, diyordu ki çıkınca gerçekten çok iyi olduğunu kabullendi.
Bir de damadın annesini canlandıran çok iyiydi.
Peki Gülümser?! Ya oyunculuk budur ki!
Peki Behice'nin tam bir hanımefendi olması?!
Hepsi çok iyiydi.
Son olarak, storyde bir sahne paylaştım, o sahne..
Spoiler değil. İzlemeyen anlamaz ama gelmiş geçmiş en romantik sahnelerden.
Gülse Birsel'in yerinde olsam arada rast gele bir sinema salonunda bu filmi halka beraber izler nasıl güldüklerini görür keyiflenirdim :)
Sen bizi güldürdün Allah da seni güldürsün Gülse!
Etiketler:
aile arasında
,
ayta sözeri
,
demet evgar
,
derya karadaş
,
devrim yakut
,
engin günaydın
,
erdal özyağcılar
,
fatih artman
,
filmler
,
gülse birsel
,
şevket çoruh
,
türk sineması
8 Aralık 2017 Cuma
Victoria Fashion Show
Victoria 2. sezon da bitti. Sadece Christmas özel bölümü kaldı. Bu sezon daha mı görkemliydi ya da bana mı öyle geldi bilemiyorum ama az sonra paylaşacağım kostümlerin neredeyse tamamı ilk bölümden.
Neredeyse, diyorum çünkü emin değilim belki de diğer bölümlerden de arakladığım olmuştur..
İlk görsel kesinlikle ilk bölümden ama. Kraliçeyi lohusa olduğu için yürütmüyorlar. Oradan oraya taşıyorlar ama Victoria bu, ona da isyan ediyor, kendim gidebilirim!
En sevdiklerimden:
Ama en çok bu ♥♥♥
Etiketler:
bbc
,
bbc dizileri
,
dönem dizileri
,
ingiliz dizileri
,
ingiltere kraliçesi
,
mini dizi
,
period dramas
,
Victoria
,
victoria dizi
6 Aralık 2017 Çarşamba
Beni Asla Bırakma
Bana kitap almak tehlikeli iştir.
Kuzenim bu kitabı doğum günü hediyesi olarak almıştı. Ay inşallah okumamışsındır, diye verdi.
Okumamıştım ama okuma listemdeydi.
Neden?
Çünkü yazar Nobel edebiyat ödülü almıştı.
En son gelen ilk okunur ya, ben de onca kitabın içinde bu kitaba başladım.
Başlarken storyde falan paylaştığım için çok mesajlar aldım, herkes merak ediyordu kitabı.
Öyleyse, hazırsanız bu merak edilen kitap hakkındaki görüşlerime geçeyim.
DİKKAT SPOILER İÇEREBİLİR!!
Kitap, organ bağışlamak üzere yatılı bir okulda yetiştirilen, sanata ve spora teşvik edilen, sağlıkları üzerinde hassas olmaları tembihlenen çocuklardan biri olan Kathy'nin ağzından anlatılıyor. Distopik bir roman. Bu çocuklar organ bağışlamadan evvel bir süre bağışçıların bakıcısı olarak çalışıyor, zamanı gelince de kendileri bağışçı oluyor.
Kathy ise on bir yıldır bakıcı. Artık son senesi. Geriye dönüp okulunu ve durumu anlatmasıyla açılıyor kitap. Dolayısıyla başlarda anlayamıyorsunuz: Bağışçı mı? Nasıl yani? Doğru mu anladım acaba?
Kitap, buraya kadar anlattıklarım ilginizi çekmediyse kesinlikle okumamanız gereken ama ilginizi çektiyse de bayılacağınız bir kitap.
Zira bu kadar.
Hani muhteşem bir edebi eser desem değil, inanılmaz bir kurgu desem değil.
Orijinal bir fikir, kabul ediyorum ama kitaptan beklentim daha çoktu benim. "Heh şimdi geliyor", "tamam şimdi wow!dedirtecek", "oo isyan başlayacak.." dedim dedim ama olmadı aynı durağanlıkla, boyun eğmişlikle devam etti.
Okurken gene "çok güzel" gibi yorumlar da gelmişti. Filmi olduğu da söylendi. "Filmini izleme", de dendi :) Kitap ne ki filmi ne olsun, dedim 😏
Kendimden başka beğenmeyene rastlamadım ama ben de fazla abartıldığını düşünüyorum. Yoksa fena değil hani.
Kuzenim bu kitabı doğum günü hediyesi olarak almıştı. Ay inşallah okumamışsındır, diye verdi.
Okumamıştım ama okuma listemdeydi.
Neden?
Çünkü yazar Nobel edebiyat ödülü almıştı.
En son gelen ilk okunur ya, ben de onca kitabın içinde bu kitaba başladım.
Başlarken storyde falan paylaştığım için çok mesajlar aldım, herkes merak ediyordu kitabı.
Öyleyse, hazırsanız bu merak edilen kitap hakkındaki görüşlerime geçeyim.
DİKKAT SPOILER İÇEREBİLİR!!
Kitap, organ bağışlamak üzere yatılı bir okulda yetiştirilen, sanata ve spora teşvik edilen, sağlıkları üzerinde hassas olmaları tembihlenen çocuklardan biri olan Kathy'nin ağzından anlatılıyor. Distopik bir roman. Bu çocuklar organ bağışlamadan evvel bir süre bağışçıların bakıcısı olarak çalışıyor, zamanı gelince de kendileri bağışçı oluyor.
Kathy ise on bir yıldır bakıcı. Artık son senesi. Geriye dönüp okulunu ve durumu anlatmasıyla açılıyor kitap. Dolayısıyla başlarda anlayamıyorsunuz: Bağışçı mı? Nasıl yani? Doğru mu anladım acaba?
Kitap, buraya kadar anlattıklarım ilginizi çekmediyse kesinlikle okumamanız gereken ama ilginizi çektiyse de bayılacağınız bir kitap.
Zira bu kadar.
Hani muhteşem bir edebi eser desem değil, inanılmaz bir kurgu desem değil.
Orijinal bir fikir, kabul ediyorum ama kitaptan beklentim daha çoktu benim. "Heh şimdi geliyor", "tamam şimdi wow!dedirtecek", "oo isyan başlayacak.." dedim dedim ama olmadı aynı durağanlıkla, boyun eğmişlikle devam etti.
Okurken gene "çok güzel" gibi yorumlar da gelmişti. Filmi olduğu da söylendi. "Filmini izleme", de dendi :) Kitap ne ki filmi ne olsun, dedim 😏
Kendimden başka beğenmeyene rastlamadım ama ben de fazla abartıldığını düşünüyorum. Yoksa fena değil hani.
Etiketler:
2017 okumaları
,
beni asla bırakma
,
distopya
,
kazuo ishiguro
,
never let me go
,
nobel edebiyat ödülü
,
roman
,
the royal book club
,
yapı kredi yayınları
4 Aralık 2017 Pazartesi
Into the Woods
Merly Streep'i bu halde görmek, filmi izlemek için geçerli bir neden gibi geldi.
Zaten masal uyarlamalarını, fantastik filmleri severim.
Müzikal de severim.
Ya da belki sevmiyorum bilmiyorum.. 😀
Bu filmde de masal masal içinde, birçok masal kahramanının yolu kesişiyor.
Yine de beklediğim kadar güzel değildi.
Boşluklar vardı.
Ama tam bir görsel şölendi.
Birçok ünlü isim oynuyordu.
Merly muhteşemdi!
Kostümler harikaydı.. falan.
Ama bence film o kadar da harika değildi.
Neyse ya zaten imdb puanı 6 imiş. Tam 6'lık bir film cidden 😀 6'lık bir filme razıysanız izleyiniz.
Etiketler:
fanstastik
,
filmler
,
into the woods
,
merly streep
1 Aralık 2017 Cuma
Saklama Rehberi
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.
Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz. Şaşırtıcı, değil mi?)
Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Etiketler:
bumads
,
bumerang
,
uğur derin dondurucu
Yeni Kitap Alışverişi
Geçtiğimiz haftalarda kendime minik bir hediye aldım.
Tüyap zamanı fuara gidemeyen ama aklı kitaplarda olan her canlı gibi ben de kitap almak istiyordum. O sıra sepete bir şeyler ekledim.
Ama ciddi anlamda okuyamıyorum.. ve bazılarını almak mutlu eder ya, beni ise üzüyor çünkü o kadar kitabım var ve okuyamıyorum o zaman niye yaşıyorum, diye keyfim kaçıyor. Hepsi üstüme üstüme geliyor; "beni oku! beni oku!" diyerek.
Sonra kitapyurdu sepetteki kitaplarıma ekstra %5 indirim yaptı.
İşte bu bardağı taşıran son damlaydı 😂😂😂
Direnemedim.
Bir de işte.. Gerçekten Nouman Ali Khan'ın kitabını almalıydım. Almalıydım. Almalıydım.
Başka neler aldım?
Aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Gerçekten ve şey lütfen, ben istediğim kitapların hepsini okuyup bitirene kadar biraz kitap yazmasanız olmaz mı? En azından benim seveceğim kitaplar bir süre yazılmasa...
Seviyorum ya.
Okuyamasam da almayı seviyorum. Alamasam da okumayı seviyorum. ♥
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


















