kitap yurduna bayılıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yurduna bayılıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2017 Cuma

Yeni Kitap Alışverişi

Geçtiğimiz haftalarda kendime minik bir hediye aldım.
Tüyap zamanı fuara gidemeyen ama aklı kitaplarda olan her canlı gibi ben de kitap almak istiyordum. O sıra sepete bir şeyler ekledim. 
Ama ciddi anlamda okuyamıyorum.. ve bazılarını almak mutlu eder ya, beni ise üzüyor çünkü o kadar kitabım var ve okuyamıyorum o zaman niye yaşıyorum, diye keyfim kaçıyor. Hepsi üstüme üstüme geliyor; "beni oku! beni oku!" diyerek.
Sonra kitapyurdu sepetteki kitaplarıma ekstra %5 indirim yaptı.
İşte bu bardağı taşıran son damlaydı 😂😂😂
Direnemedim.
Bir de işte.. Gerçekten Nouman Ali Khan'ın kitabını almalıydım. Almalıydım. Almalıydım.
Başka neler aldım?
Aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.


Gerçekten ve şey lütfen, ben istediğim kitapların hepsini okuyup bitirene kadar biraz kitap yazmasanız olmaz mı? En azından benim seveceğim kitaplar bir süre yazılmasa...

Seviyorum ya. 
Okuyamasam da almayı seviyorum. Alamasam da okumayı seviyorum. ♥

31 Temmuz 2012 Salı

Lütfen Anneme İyi Bak

Ben bu aralar o kadar çok okuyorum ki, kendim bile şaşırıyorum.
Ağustos ayında bu kadar sık okuyamıyacağım için ve elimde de okunmayı bekleyen çok kitabım olduğu için, hiç dışarı çıkmadığım ve hiç tv izlemediğim için. Okuyorum da okuyorum.
Bloga yansıması kimileri için sıkıcı olsa da kimileri için sevindirici olacak biliyorum ;)


Bu kitabı almam için yazarın Güney Koreli olması yetti.
Güney Kore filmleri ile başladığım Güney Kore sevdasına, kitaplarıyla devam ediyorum ve yanılmıyorum.
Kitabı 2 günde bitirip çok seviyorum.

Yeryüzünde en çok annemizi sevdiğimizi söylersem yalan olmaz sanırım.
Ve yine en çok onu kırdığımızı söylersem...
Malesef öyle. Nazımız ona geçtiğinden sanırım en çok onu kırıyoruz.

Kitabın konusu ise kaybolan bir annenin ardından yaşanan pişmanlıklar.
İddia ediyorum roman kahramanlarının yerine koysanız kendinizi aynı pişmanlıkları yaşarsınız.

Sadece çeviri konusunda tereddütlerim vardı. Ama hayır, çok şükür gayet rahat okunan güzel bir kitap çıktı.
Bence yaz bitmeden alın, sıkılmadan okuyun ;)

5 Haziran 2012 Salı

IV. Murat

Bir gün elime aldım bu kitabı, biteceksin, dedim ve öyle bitirdim.
Aslında çok sevdim.
Ancak doğru dürüst bir vakit ayıramadım 3-5 sayfa okuya okuya yarıladım, derken inat ettim ve birgünde bitirdim.


Bilmediğim bir padişah hakkında roman okumak daha güzelmiş.
Çünkü diğerlerinde bildiğin şeyler oluyor ve ister istemez, bakalım bu yazar şu olayı nasıl anlatmış diye bir merakla okuyorsun.
Ben IV. Murat'ı pek bilmediğimden her bir ayrıntı beni şaşırttı ve daha fazla zevk almamı sağladı.
Murat Han'ın başına gelenleri okurken, ben olsam hepsinin kellesini alırdım, dedim.
Bunu gerçekten dedim.
Sonra Murat önlenemez bir biçimde idam kararı verirken, aman Murat'cım yapma etme, demeye başladım.
:)
Salih Paşa'yla yapılan kapanış çok hoşuma gitti. Bende de aynı hissiyat oluşmuştu çünkü. Okuyanlar bilir.

Okay Tiryakioğlu tarihi romanları yazmayı sevdi.
Ben de onu sevdim. İyi ki varsın Tiryakioğlu!

16 Nisan 2012 Pazartesi

Teselliler Kitabı


Nasıl girsem söze?..
Altı çizili cümlelerle mi yapsam açılışı? Neden aldığımdan, kimin tavsiyesiyle okuduğumdan mı bahsetsem?

Özet isterseniz hele, bu kitabın özeti adında.

Zaman zaman sayfalarını açıp, rastgele ya da özellikle bir sayfasını açıp okuyacağım bir kitabım daha olduğu için seviniyorum.

Hayatımızda olan ya da olabilecek olumsuzluklara karşı sizi teselli eden, farklı bakış açısını sunan, örneklendiren, dikkate değer bir kitap.

Teselliye ihtiyacım olmadığını düşünürüm.
Düşünün ki ben bile sevdim.

Kitabın eksileri:
Sayfa düzenini hangi ilerizeka hazırlıyor bilmiyorum, bir de bu yarım yamalak yazıların olduğu sayfalar moda oldu başımıza.
Kitap 157 sayfa.
Ama bunun yarısı boş.
Yandan ve yukarıdan boşluk bırakıldığında estetik olduğunu mu düşünüyorlar yoksa bu sayfa sayısını çoğaltmak için adice bir hile mi?

Kitabın sonunda yer alan 'teselli etmeyen sözler' ile 'züğürt tesellileri ve boş lakırdılar' kısmı da, o kadar gereksiz, o kadar basit geldi ki bana, severek okuduğum kitabı gıcık olarak kapattım.
Yazar önsözde kendince açıklama yapmış bununla ilgili ama, bu benim düşüncemi değiştirmedi.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Dünyanın İlk Günü


En sade özetiyle Mehmet'in nasıl Fatih olduğunu anlatan çok güzel bir kitap.
Ve okuduğum en samimi kaynakça.
Diyor ki Beyazıt Akman: Fatih üzerine yazılmış ne kadar Türkçe ve İngilizce kaynak varsa hepsi elimden geçmiştir.
Fatih'in gençliğini ve haçlı seferlerinin nasıl bir organizasyonla bir araya geldiğini okuyacağınız şahane bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim, orası ayrı.

Ben bu gün size Fatih hakkında  bir şey anlatacağım.
Tarih hocam anlatmıştı, hiç unutmam.

18. yy da İstanbul'da olan bir depremle türbesi yıkılmıştır.
Dönemin padişahı bir gece atası Fatih'i rüyasında görür. Fatih torunununa, üşüyorum oğul türbemi yaptır, diyordur.
Rüyayı üç gece üst üste aynı şekilde gören padişah bunun sahih bir rüya olduğuna kanaat getirir ve türbeyi onarması için askerlerini görevlendirir

Biliyorsunuz Fatih Sultan Mehmet uzun vadede zehirlenerek öldürülmüştür.

Askerler naaşı yerleştirirken içlerinden biri şehit edildiği söylenen Fatih'in gerçekten şehit olup olmadığını anlamak için iğneyle Fatihin parmağını kanatır.
Şehitlerin kanı donmaz çünkü.
Fatihin kanı da donmamıştır.

Ertesi gece türbeyi onarmak için askerlerini görevlendiren padişah, yine rüyasında Fatih Sultan Mehmet'i görür.
"Sen benim yüzyıllardır duran abdestimi bozdun" diyerek bir tokat patlatır.
Tokatın etkisiyle yataktan düşüp uyanan padişah yanağında tokatın izini görür!

25 Ocak 2012 Çarşamba

İki Cami Arasında Aşk Mı?


Konusunu bilmeyen yok sanırım.
Mimar Sinan'ın Mihrimah Sultan'a duyduğu aşkı anlatan bir roman.
Edebi hiç bir yanı olmaması münasebetiyle bir günde bile rahatlıkla bitirebilirsiniz.

Zaten kitabın yarısı boş!
Mecazen değil cidden!


Sol kısımdaki sayfalar yazısız!
Boş tutulması o kadar luzumsuz ki...
Bir burda ağaç diyoruz, geri dönüşüm diyoruz...
Bu nasıl bir israftır?
O kadar sinir oldum ki bilseydim almazdım kitabı. O derece!
Zaten kitabı da beğenmedim.
Ne bekliyordum gerçi, ben aralarında aşk olduğuna inanmıyorum, birbirlerini bile görmemişlerdir diyen kaynaklara inanıyorum.

İlk defa benden böyle bir şey duyacaksınız belki:
Bu kitabı almayın!
Birinde varsa ödünç alıp okuyun ama. Çok seveni var belki sizde seversiniz.
Ama sayfa sayısını arttırmak uğruna yapılmış olduğunu düşündüğüm sol tarafta batan hilal tam bir saçmalık.
Hepimiz biliyoruz Mihrimah Sultan Camilerinin özelliğini.
Hani o resimden kim etkilenir ki?

Kitabı sevenlerden özellikle yorum bekliyorum.
Okumayanlar için fikir olsun.

O kadar kötüledim ki vicdanım sızlayacak :)
Ama yine de "Mimar Sinan ile Mihrimah aşık değil sadece arkadaşlar" isimli  şu yazıya link vermeden duramıyorum :)

8 Nisan 2011 Cuma

Nietzsche Ve Babaannem

Kitapyurdundan bir hevesle almış okumaya başlamıştım. Yarıladığımda sayfa karışıklığı, hatta eksikliğiyle karşılaştım. Ama kitapyurdunun muhteşem ilgisiyle kitabım hızla yenilendi.

Nergisce'nin okuduğunu gördüğümde ilgimi çekmişti.
Kitabın ismi almam için yeterli bir nedendi.
Üstelik kapağı da hoştu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Nergisce de okumamı öneriyordu.

Mustafa Ulusoy'la tanışmaya ilk kitabından başlamak ayrıyetten güzel. Böylece yazarın yazım sırasını takip edebilirim :)

Deneme türünde olan bu kitapta bir çok farklı anlatım var.
Kah bir olayı üç farklı bakış açısıyla anlatmış, kah konuşmuş bizimle...
Her seferinde gözümüze iyi tarafları sokmuş -pollyannalık sanmayın ama-,
kulluğumuzu hatırlatmış..

Mustafa Ulusoy iyiki bu kitabı yazmış. Ben iyiki okumuşum.
Benim için Irvin D. Yalom'a alternatif olabilir, hatta onun önüne geçebilir.
Daha çok kitabını okuyarak size karşılaştırma tezimi sunabilirim :)

Son olarak; kitabın bitmesi artık okumayacaksınız anlamına gelmiyor, ben hala rastgele bir sayfa açıp okuyarak konuları canlı tutmaya çalışıyorum.

Bu, 'tavsiye ediyorum' demenin en güzel yolu olsa gerek ;)

13 Kasım 2010 Cumartesi

Sizinle Harika Bir Şey Paylaşayım Mı?


Elime bir liste geçti...
Daha önce listeci bir insan olduğumu söylemiştim.
Yani söylemiş miydim?
Söylemişimdir (varsayıcaz artık)
Kitap, film, mekan, alınacaklar, satılacaklar, düşünelecekler, söylenecekler vs.. vs...

Mesela aklıma bir film mi geldi? "Nerede benim film listem" diye listemi arayıp bulduğumu düşünmeyim, o kadar düzenli biri değilim maalesef.

Cüzdanda, bir kitabın arasında, çekmecenin birinde, gazetenin köşesinde..
Rastlayabilirsiniz evde.
Bir tek alış veriş listesinin yeni belli;
Buzdolabı üzeri ;)

Elime ne zaman yaptığımı bilmediğim bir kitap listesi geçti de bugün.
Amacım ondan bahsetmekti. Nerelere geldi konu.
Elime geçen listedeki tüm kitapları okumuşum efendim.
Sevincim bu!

İyi haberi verdik bir de kötü haber olmalı.
Kitap yurduyla ödüllendirmek istedim kendimi.
Sonunda, (sepete eklenenlerin dışında) bir liste çıkardım ki kendime..
Ne siz sorun ne ben söyliyeyim:)

Yüksek Topuklar ise şahane gidiyor...
Yavaş okumam aksini düşündürtmesin;)

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Kitab-ı Aşk/ İki Darbe Arasında

Bir önceki yazıma
gelen yorumlardan aldığım gazla
sırtım yere gelmez gibi hissediyorum şuanda:)

Kitap yorumlarım birikti:) Tatile gitmeden okumuş ama burda yazamamıştım.


Farklı zamanlarda yazılmış aynı konu konu üzerine yazılar; aşk..
Önsözde -artık önsöz okuyorum görüldüğü üzere(:- denildiği gibi zamanımızda iyice ucuzlatıldığı için tamda okunması gereken bir kitap.
Çoğunlukla bir beyit açıklaması şeklinde.
Beyit dediğin nedir; 2 satır. Minimum2 sayfada açıklanmış bir 2 satırdan bahsediyorum.
hatta bir açıklamayı şöyle bitiriyordu:
Bu kadar sözden sonra belki de sormak lazımdır; acaba hangi medeniyetin hangi şairi, böylesine dimağları mest eden bir tek beyit söylemiştir; söyleyebilmiştir? Dante mi; Shakespeare mi?!...
Heyhat!...
O yüzden İskender Pala Prof. Doç. Dr. bense sadece bir okuyucuyum dedirtti bana.

Hani diyelim alıp okumazsınız, tarzını değildir, İskender Pala sevmezsiniz belki ama bir kitapçıya girip sayfa 46yı açıp "Şakayık" başlıklı yazıyı mutlaka okuyun.
Beni kırmayın en azından o yazıyı bir okuyun! Ne demek istediğimi anlayacaksınız ;)
Hele J.Potter bu kitabı mutlaka oku ;)

İskender Pala üssü İskender Pala: İki Darbe Arasında


Harika bir kitap!
'Kitab-ı Aşk'ı okurken elime almış, sadece önsözünü okumak için koltuğun köşesine ilişmiş, derken koltuğa yayılmış halde kitabı neredeyse yarılamış halde buldum kendimi.
İskender Pala'nın askeri kimliğini hiç bilmiyordum. Yazıklarının samimiyetine, tüm samimiyetimle inanıyorum.
Hakikaten herkese tavsiye ederim.
Yer yer güldüm, yer yer gözlerim doldu.
Ama en çok 'bunları yazdığı için bir gün başı belaya girmez umarım' dedim.

"Maalesef"ler... "İyi ki"ler...
İlginç zamanlar...

25 Mayıs 2010 Salı

Kitabım Yurdum Siparişim!


Ay 'Mahkum Prenses'i bitirdikten sonra günlerce kitapsız kaldım.
Sonunda canıma tak etti de kitap yurdunda sepete eklenmiş vaziyette sipariş bekleyen kitapları satın al butonuna tıklayarak, hemde bir gece yarısı, satın almış oldum:)

Halime acıyan arkadaşım siparişlerim gelene kadar oyalanmam için Katre-i Matemi verdi.
Dün de halamdan geliyorum, kapıda kargocular. Onlar benim!
İmzamı attım, paketi teslim aldım.
Yukarı çıkarken babanneme yakalandım:D

Ona yemek hazırladım, bitirmesini bekledim ki bulaşığını yıkayayım.
Ama dayanamıyorum. Kitap paketini açmadan geldim ya yanına..
Beklerken bir kavunun yarısını bitirdim :D kısa günün karı :)))
Sonra evime gidip parçalarcasına paketi açtım.

Hayır, sanki içindeki kitapların ne olduğunu bilmiyorum:)

Dokunmak istedim bir an önce...

Şimdi ise..
Başucumda yeni kitaplar elimde Katre-i Matem, gözüm 'Şahane bir kadının gizli günlüğü'nde..
Sürüklenip gidiyoruz işte..


Daha net görelim diye :)