30 Haziran 2017 Cuma

Fahriye Evcen'in Olay Gelinliği

Gelelim Fahriye Evcen ve Burak Özçivit'in düğününe.
Kına gecesinden bahsetmiştik. Bir önceki post. Dileyen bu yazıdan sonra bakabilir.

Düğün Sait Halim Paşa yalısında oldu.
En azından bu sefer mahallede prenses düğün salonunda falan yapmamışlar düğünü. 😏



Burak ile Fahriye'nin fotoğrafını ilk gördüğümde ben de birçokları gibi Neslihan Atagül sandım. Cidden ya bu nasıl iş? Bu kadar insanın ilk saniye fark ettiği şeyi nasıl düşünmemiş de bu gelinliği tercih etmiş? Peki sen Raşit?! Hiç mi insafın yoktu? İnsan gerçekten hayret ediyor.

Su fotoğrafa bakıp yok hiç alakası yok diyen çıkar mı acaba?
Tek düşünebildiğim bu. Hiç içimden şöyle böyle demek gelmiyor. Sadece neden Neslihan'in gelinliği?
Bu fotoğrafı çok sevdim ama...
Çok güzel bir çift, çok yakışıyorlar. Allah mesut etsin ama neden bu gelinlikkkk??
Çıldırzaaamm 😡

Fahriye de düğünde ikinci bir gelinlik giydi. Neyse ki o Neslihan'in gecelikten bozma gelinliğinden çok farklı, sapsade, straplez, arkasında koca bir fiyonktan başka bir şeyi olmayan düz bir gelinlikti.
Yüreğime su serpti bu görüntüler. Beğendim. Teşekkür ederim.



Bu arada Burak da ceketi değişmiş bir de, demiş, beyaz ceket giyeyim, iyi demis.
İlk dans;

Süper! Seviyorum ben sizi ayol! Vizyonsuzluğunuza kızıyorum sadece. Yıldım, yoruldum, yaşlandım bunları yazarken. Yılın düğünü diye bahsetmek isterdim sadece. Ama bahsedemiyorum işte.


En şahane, bakmalara doyulmayacak fotoğrafla kapanışı yapıyor, yorumu size bırakıyorum.

27 Haziran 2017 Salı

Fahriye Evcen'in Kınası

Düğünolog tarafım bir yana, bir de Fahriye'yi sevmemi bilirsiniz.
Bir de kına yazılara girmeyeyim diyorum ama bu Fahriye.
Gerçi kınası hakkında çok da fazla söyleyecek bir şeyim yok.
Sosyal medya yorumlarından takip ettiğim kadarıyla basit bulunmuş. 
Yorumlardan etkilendiğim için mi bilmem bana da basit sıradan geldi.
Misal elbisesiyle açılış yapalım.

Fahriye'yi gerçekten güzel buluyorum, operasyon geçirmiş geçirmemiş, baktığınız zaman ne estetikliler var ama güzel değiller.
Fahriyecim ama yani güzelsin diye kendi kına gecende böyle bir kıyafet seçmen yeterli miydi?
Paraysa para, fizikse fizik!
Ayşe teyzenin kızının kına kıyafeti bile seninkinden güzeldi.


I ıhh yok saç da güzel değil, gerçi ne yapsın bu elbisenin üstüne. Neresinden tutsam elimde kalıyor. 
Kınayı nerede yaptığına dair bir bilgi bulamadım ama kınada hatıra olsun diye dağıttı oje ve poşetle dağıtılan kuruyemiş de olay oldu. İnsan o telaşeden anlamıyor tabii ama organizasyon şirketleri falan bunun için var. 

Neyse ki kına yakılırken bindallı giymiş.

Burak Özçivit ve Fahriye Evcen çok beğendiğim çiftlerden. Kendilerinden en iyisi en güzelini beklediğimden bu kadar sıradan bir kınayı kabullenemedim sanırım :) Hayranları beni taşlamadan evvel bu bilgiyi geçmem lazım.
Burak Özçivit'in davul çaldığı ve harmandalı oynadığı kısımlar en bi güzel anıydı herhalde kınanın.
Düğün iki gün sonra. 
Umarım güzel bir gelin olur. 
2 gün sonra bu adreste düğün kritiği için buluşalım.

Bu arada araya sıkıştıramadım öyle pat diye söyleyivereyim. Kınayı arefe günü yapmalarına da ayrıca bir anlam veremedim. Günler çuvala mı girdi?
Bu cuma kınanı yapıp cumartesi veya pazar düğünü yapsaydın mesela. Veya sonraki haftalar sonraki günler.. Zaten senelerdir berabersiniz birkaç gün daha bekleyebilirdiniz sanki?
İçimde kalmasın.

Sizin yorumları alayım?

21 Haziran 2017 Çarşamba

Sahte Çanta Nasıl Anlaşılır?

Evsiz ama bilge insanlar vardır.
Mandıra filozofu gibi.
Gene öyle bir tip var karşımızda.
Bu kez bize sahte çanta takan insanları orijinal takanlardan nasıl ayırt edeceğiz onu gösteriyor.

Uzun bir aradan sonra izlemeye başladığım, ancak Ramazan dolayısıyla ara verdiğim Kore dizisi The Legend of the Blue Sea'den bir alıntı geliyor,





Yan rol, az rol ama sevilesi havalı rollerden biri şu evsizin rolü :) İzleyenler benimle aynı görüştedir diye düşünüyorum.
Bu arada Lee Min Ho ile caaanım Jun Ji Hyun'u bir araya getiren diziyi henüz bitirmememe rağmen tavsiye ederim. Zaten mavi deniz efsanesinin yazılarının devamı gelecek.
Ayak üstü hem gerçek çantayı sahtesinden ayırma taktiği hem de kore dizisi tavsiyesi paylaştım.
Ne kadar da yararlı bir blog, değil mi sevgili okur? 😘

19 Haziran 2017 Pazartesi

Esir Şarkılar Vadisi

Kimberley Freeman'ın ülkemizde çıkan son kitabı Esir Şarkılar Vadisi tam 800 sayfalık bir roman.
Diline, hikayelerine alışık olduğum ve sevdiğim Kimberley Freeman'ın kitabı çıkar çıkmaz elbette okumalıydım. Ancak kargo paketinden çıkan görkemli cüsse karşısında büyülendim.
Kalın kitap çok severim!

Kitap alıştığımız Kimberley Freeman kitaplarından farklıydı. Uzun yıllara yayılmış bir hikaye anlatılıyordu ama geçmiş gelecek, şeklinde dönüşlü şekilde değil. Başta, iki yerde sanırım, gelecekten bir bölüm anlatılıyor ama o da çok başlarda hiçbir tüyo alamıyorsunuz.

Konusu kabaca şöyle; Ünlü bir şarkıcı olan Penny Bright'ın ansızın ortadan kaybolması ve menajerinin yerine onun çok benzeri olan birini bulup eğitmesini anlatıyor.
Çok yüzeysel bir biçimde böyle. Penny ve penny'nin yerine geçen kişinin geçmişlerini öğreniyoruz ve hikaye bizi onların orta yaşlarına kadar götürüyor.

Hiç sıkılmadan okudum. Tahmin etmedim. Ancak bir yerden sonra; "hala açıklanmamış şeyler var, yoksa Kimberley ara ara heyecanı arttırmak için gizemli şeyler attı ve unuttu mu? Eğer unuttuysa bu kitaba benden puan çıkmaz" diye düşünmedim değil.
Lakin unuttuğum bir şey vardı. Bu kitabın Yazarı Kimberley idi. O unutmazdı. Unutmadı. Hepsini bir güzel bağladı sonunda.
Bana sorarsanız Ivan'lı kısım gereksizdi. Onu da okurken sıkılmadım ama kitap bittikten sonra gerek de yokmuş sanki diye düşündüm. Tabii gidişatı tahmin etmeyelim diye yapıyor olabilir, değil mi?
Sonuçta işe yaradı.

Meraklısına, Arkadya Kitap'ın instagram sayfasında Kimberley Freeman Röportajı yayınlandı. Çok şekerdi. İzleyin çok seveceksiniz 😉
Keşke röportajın tamamını YouTube kanalına koysaymış Arkadya. Ben de paylaşırdım şimdi, siz de izlerdiniz ne güzel.
Her şeyi ben mi söyleyeceğim ille?

Hasılı, Kimberley Freeman'ın tüm kitaplarını okumuş Syhn öneriyor 😉 Hatta benim bu kitaptan önce favorim Kır Çiçeği Tepesiydi. Ancak artık bu! Sizin Kimberley kitapları içinde favoriniz var mı?
Kimberler Freeman'ın Kitapları, sırasıyla:
Kır çiçeği tepesi 
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri

18 Haziran 2017 Pazar

Ali Ağaoğlu'na Babalar Günü Hediyesi

Babalar günü hep muamma aslında. Tüm dünyada aynı anda kutlamayarak uyduruk günlerin en uyduruğu olmaya aday bence.

Hepimizin babası en baba baba, hepimizin annesi en melek anne.
Böyle günler de kapitalizm mapitalizm bir şekilde hayatımızda işte.


Ali Agaoğlu'na gelen babalar günü hediyesini görünce yazmak istedim.
Çünkü bizim evdeki usule benziyor.
Tabii ki ben babama Rolls Royce almadım.  Tarzı değil çünkü. Yoksa alırdım elbet niye almayayım?
Ali Ağaoglu'nun kızı Sena, oğlu Alican ve damadı Koray'in hediyesiymis bu Rolls Royce.

Yani babalarının parasıyla babalarına hediye almışlar.  Tıpkı benim her yıl yaptığım gibi 😄
Benzerlik burada 😄
Haydi siz de itiraf edin, içinizde babasının parasıyla babasına hediye alanlar olduğunu biliyorum 😉😉

Ali Agaoğlu, her zaman hayalini kurduğum bir arabaydi, diye çok mutlu olmuş evlatlarına teşekkür etmiş.
Yalnız ben o kadar zengin olsam asla memnun olmazdım: Rils riys mi, iy cinim tişikkirlir 😏

Zaten orayı pek anlamadım. Niye hayalini kuruyordun ki gidip alaydın. Paran mi yoktu?
Saçma yani.
Ama ne yapsın evlat işte. Yalandan mutlu olmuş 😅

Güle güle kullan Ali.
Kazasız belasız olsun.
😜
Bu arada 6 milyon türk lirasıymış  arabanın ederi.
O kadar malın zekatını iyi hesaplıyorsundur umarım. 👊

16 Haziran 2017 Cuma

Ümmet İftarı

Instagram'da takip edenler zaten biliyor ama duygularımı uzun uzun anlatmam lazım bu iftar hakkında.
Instagramda takip etmek için👉 the_syhn 
(Instagramdan gelip bu yazıyı okuyanlar ise yorum bırakırsa sevinirim.)
Ümmet iftarından bahsediyorum.

Facebook'ta bir arkadaşın etkinliğe gideceğini belirtmesiyle haberim oldu bu iftardan ancak bu yıl 3.sü düzenleniyormuş.
Ayasofya önünde simit, ayran ve hurma ile iftar.
İftar menüsü sadece bu.

Ben simit sevmem. Sevdiğim birkaç yer var onun dışında açlıktan ölsem simit aklıma gelmez. Ama bu iftara gitmeyi çok istedim.
İftara gidecek arkadaşım Sümeyye ile hemen irtibata geçtim. Ben de takılayım mı size dedim. O da sağ olsun, more then merrier, dedi ve onlarla gittim.
Ezana çok az vardı gittiğimizde yer kalmamıştı simit, ayran ve hurmalar dağıtılmıştı ama hemen insanlar ellerindekini paylaştılar.

18 saattir ağzına lokma koymamış insanların yiyecek tek simitlerini yarıya bölüp, hiç tanımadıkları sizle paylaşmasındaki mutluluğu, huzuru, kardeşliği, nasıl ifade edebilirim.
Ben o gün yarım simit, bir ayran, bir hurma ile iftar ettim ama mutluluğumu anlatamam size.
Ha, simit bile harika geldi diyemeyeceğim hala sevmiyorum :)
Ama iyi ki gitmişim, iyi ki böyle bir iftara katılmışım, diyorum.

Ben dışarda iftar sevmiyorum. Çok gereksiz menülere çok gereksiz fiyatlar ödeniyor. Açık büfe desen kalkıp kendime yemek koyacaksam neden para ödeyeyim kafasındayım ve ben cidden az yiyorum iftarda. Yani yazık!
O görüşlerimi bilenlerden ramazan başında böyle salaş yerlerde iftarlar, piknik iftarlar teklifleri geliyordu, ben onu da kabul etmiyordum. Yerde oturamam, taburede rahat etmiyorum falan.
Şimdi resmen kalan tüm günleri dışarıda bir parça ekmekle, yol kenarında piknikle iftar yapar halde geçirmek istiyorum. O iftardan sonra kaç kaygısız, az yemekli, rahat iftara katıldım biliyor musunuz? Belediyenin düzenlediği sokak iftarına bile gittim 😀
Resmen tadı damağımda kaldı.

Herkese tavsiye ediyorum. Hele ümmet iftarından seneye haberiniz olursa muhakkak gidin. Üzerinden kaç gün geçti hala aynı coşkuyla bahsedebiliyorum.
Ramazan 99 TLlik iftar sofralarına oturup 16 lira fitre ödemek değil.

Son olarak şundan da bahsetmem lazım. Ümmet iftarına giderken Üsküdar'da gördüm. Mihrimah camii önünde:
Çaykur, Üsküdar meydana çay arabası kurmuş ve iftardan sonra ücretsiz çay servis ediyor.
Mükemmel bir hizmet. Allah razı olsun.
Reklamsa reklam kardeşim, muazzamdı çayınız da! Gönülden tebrik ediyorum.

15 Haziran 2017 Perşembe

Yağmurun Gelini


Kitap kulübümüzün mayıs ayı kitabı Sinan Akyüz'ün Yağmurun Gelini isimli romanı oldu.
Sevgili Aylin, Sinan Akyüz'ün sıkı bir hayranı. Her kitabını okumuş.
Yağmurun Gelini ise son çıkan kitabı olduğu için beraber okumayı teklif etti. 
Onun tercihini okuduk bu ay yani.

Sinan Akyüz kitaplarının en önemli özelliği, gerçek yaşam hikayeleri olmasıymış. Yani bu kitapta okuyacağınız hikaye de yaşanmış gerçek bir hikaye.
Kitapta düğün günü evleneceği kişiyi kaybedince kaynıyla evlenmek zorunda bırakılan bir kadının hikayesi anlatılıyor. Evlenmiyor tabii ama neler oluyor peki?
Ana hatlarıyla konu bu.
Sevdim mi?
Sıkı durun.
Ya da önce siz bir tahmin edin sizce ben bu kitabı sevdim mi?

Sevmedim. Hiç sevmedim ya hem de yumuşatamayacağım bile.
Aşiret dizileri olur ya hep onlar geldi aklıma. Aşiret dizilerini sevenler kitaba bayılır zaten bence de ben hiç sevmedim.
Bir kere tahmin edilebilir, bilindik bir hikayeydi. Kimse, ay ben hiç beklemiyordum demesin 😏

Bu kitabı okurken, bizimkiler dışında birçok kişide daha gördüm hepsi de kitaptan övgüyle bahsediyorlardı buna değinmem lazım. Tek sevmeyen benim.
Ha tamam okurken hiç zorlanmadım, akıp gitti sayfalar. Zaten o özelliğinin üzerinde durmuş herkes sayfalar akıyor diye. 
Valla bence o da basitliktendi. 🙈 
Gayet düz basit bir anlatımı vardı yani su gibi okundu gitti. 

Sinan Akyüz ile tanışma kitabı için yanlış bir kitap olabilir benim için, diye düşünüyorum yazarı yaftalamıyorum. Bir kitabını daha almıştım bunu alırken onu da okuyacağım ondan sonra diğer kitaplarını alıp almamayı gözden geçireceğim.

Sinan Akyüz severler, başta da Aylin, lütfen kızmayın 😙
Kulübün diğer elemanları kitap yazısını hazırladıklarında bu yazıyı güncelleyip linki veririm bir de onları okursunuz çünkü onlar beğendi.

Peki aranızda hiç Sinan Akyüz kitabı okumuş olan var mı?