Birbirinden ünlü isimler 2016 yılında dünya evine girdi.
2016 resmen düğün yılı oldu. Burada elimden geldiğince bahsetmeye çalıştım ama düğünlere yetişmek ne mümkün?
Gelinin başını, saçını, gelinliğini çok konuştuk ama düğün mekanlarına pek değinmedik. Sıra gelmedi. Oysa bir düğün kolay mı yapılıyor, mekan seçimi, konsept vb. öyle kolay mı hazırlanıyor?
Şimdiye kadar yazdığım düğün haberlerini hızlıca kafamdan geçiriyorum da, yaz boyunca yapılan törenlerde kır düğünleri, düğün salonlarına açık ara fark attı. Kim kır düğünü hayal etmemiştir ki.. Mevsim de müsait olunca kır düğünü ilk akla gelen oluyor ama yaz mevsimi olması yağışlı olmayacağı anlamına gelmiyor. Herhalde benim gibi bu ihtimali düşünen düğün sahiplerinin tercihi de düğün salonları oluyor.
Düğün mekanı seçmede, düğün fiyatları da önemli bir faktör.
Ne istediğiniz kadar, bütçeye uygun olması da mühim. Hatta en mühimi bu desem abartmış olmam değil mi? Evliler ses verin bakıyım :)
Yoksa kim istemez ki düğün fiyatlarını düşünmeden, hayalini kurduğu düğün salonunu tutmayı veya davetlerini Kır düğününde ağırlamayı..
Belki bu yazıyı yaz başında hazırlamak daha uygun olacaktı. Ancak yıl bitmedi ve ben eminim ki düğünler yılın geri kalanında da hızla devam edecek. O yüzden geç olsun güç olmasın bir siteden bahsedeyim; Düğün Buketi, bünyesinde birçok düğün mekanı, -düğün salonu, kır düğünü, otel düğünü tarihi mekanlar vb - barındıran bir site. Bir yeri beğendiniz diyelim, kapasitesine eklenip çıkartılabilecek özelliklere bakabiliyor, düğün mekanıyla irtibata geçebiliyor, farklı seçeneklerle hızlıca kıyas yapabiliyorsunuz. Mekanın valesi var mı yok mu ona varana kadar bilgiyi önünüze sunuyor. Hatta belki hiç bilmediğiniz bir mekan keşfedip kendiniz için en uygun yeri seçebiliyorsunuz.
Bu şekilde belki de bir fiyat almak için bile olsa telefonda oradan oraya aktarılmaktan kurtuluyorsunuz. Zamandan tasarruf az bir şey mi?
Sitedeki harita sayesinde yakın olmasına rağmen keşfetmediğim bir yer keşfettim ayrıca. Çok da beğendim. ♥
2016 yılında olsun olmasın, tüm bekarlara, doğru zamanda doğru kişiyle, güzel ve mutlu yuva kurmalarında ilk adım olan düğünlerinin diledikleri, hep hayal ettikleri gibi olmasını ve sorunsuz yaşamalarını diliyorum♥
19 Eylül 2016 Pazartesi
18 Eylül 2016 Pazar
New York Fashion Week'te Tesettur Defilesi
Yabancı basında "Müslüman Tasarımcı Tarih Yazdı", başlığıyla servis edilen haberi bilmeyenleriniz için toparlayacağım şimdi.
Takip edenleriniz, önceden duyanlarınız muhakkak vardır. Birkaç gün önce New York Fashion Week kapsamında yapılan defilelerden biriydi bu tesettür defilesi.
New York Fashion Week tarihinde bir ilk.
İlk defa tesettürlü bir tasarımcının defilesi.
İlk defa tesettür defilesi.
Baştan söyleyeyim onaylayıp onaylamama yazısı değil bu. Beğenip beğenmeme meselesi de değil. Zira açık olsun kapalı olsun bu defilelerlerden giyilecek kıyafet bulacak insana şaşarım. Hepsi çok iddialıdır. Show amaçlıdır vs.
Aslında ne düşüneceğimi bilmiyorum ama bizdeki defilelere ne kadar gıcık oluyorsam da bu da o kadar hoşuma gitti diyebilirim. Allah affetsin bizdeki sonradan görme show oluyor.
Madem tasarımcı olduğunu iddia ediyorsun, New York Fashion Week'te çık. Hı? Kolaydı?
Çekemeyenler vardır mesela, 'ohh çatlasınlar', diyorum. Bu şekilde göre göre kabullenecekler vardır. Sonra Amerika'da bile her yerdeler biz kendi ülkemizde daha nesini kabul edemiyoruz diye düşünecek aydınlanacaklar olacaktır hatta.
Belki bir gün insanlar birbirlerine bakınca beyazmış, siyahmış, teistmiş ateistmiş diye görmeyecek sadece insan görecek.
Bu noktada dünya insanı olmak önemli.
Bu da köşe bucak saklanarak değil sanırım bilakis ortalıkta olmakla olacak.
Tasarımcı Endonezyalı ve tesettürlü bir kadın. Bağlama stili bizim de yavaş yavaş oraya kaydığımız bir stil. Ancak defilede bütün o şaşalı, alabildiğine renkli kıyafetlerin üstüne bağlamasını tercih ettiği bağlama tarzı görsellerde gördüğünüz, çoğunluğumuzun da tercih ettiği bağlama stili.
Ne kadar 'bağlama stili', dedim, aslında bu o kadar normal ki bizim için stil bile değil.
Ancak bunu tercih etmesine de sevindim ;)
New York FashionWeek'te çıkan ilk Tesettürlü tasarımcının adı Anniesa Hasibuan. Fotoğrafların tamamını kendisinin Instagram hesabından aldım.
Takip etmek isterseniz şayet instagram hesabı: anniesahasibuan
Etiketler:
anniesa hasibuan
,
hijab
,
new york fashion week
,
tesettür defilesi
16 Eylül 2016 Cuma
İhtiyaç
Fantastik kitap arayışımdan haberi olan var mı bilmiyorum ama fantastik bir serinin ilk kitabı olan "İhtiyaç"tan bahsedecekken uzun zamandır dişime göre fantastik kitap aradığımı ve bulamadığımı söyleyerek söze başlayabilirim.
Aradığım gibi bir kitap bulamıyordum.
Fantastik okuma yaşımın geçmiş olma ihtimalini ve vaktiyle çok güzel kitaplar okumuş olmanın etkisini göz önünde bulunduruyorum tabii ki.
Bu kitaba gelince, severek okuduğumu en başından belirteyim.
Yaz sıcaklarında bir çırpıda okudum. Ama bazı yerler çok tanıdık bazı yerler de çok anlaşılmazdı. Serinin ilk kitabı olması hasebiyle özellikle anlaşılmaz olması tercih edilmiştir diye düşündüm. Dört kitaptan oluşuyor seri ama ben şimdiden ikinci kitapta neler anlatılacak merak ediyorum.
Zara, babasının ölümünün ardından babaannesinin yanına taşınıyor ancak durumdan hiç memnun değil. Annesinin, kendisini, çocukların esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduğu bir yere neden gönderdiğine bir anlam veremiyor. Bir de önce hayal olduğunu sandığı ancak daha sonra başkalarının da onu gördüğünü öğrendiği ve kendisini takip ettiğini düşündüğü bir adam var ki, yeni taşındığı yerde de bu adamı görüyor. Yeni arkadaşları bu adamın kim olduğu konusunda ona yardım ederlerken geçmişi ve saklanan sırları ortaya çıkıyor.
Dediğim gibi severek bir çırpıda okudum. Kitabın fantastik kısmından bahsetmenin spoiler olacağını düşündüğümden o kısma girmedim. Ama isterseniz girebiliriz :)
Yalnız Zara'nın şehir değiştirme nedeni geçerli bir neden gibi gelmedi. Annesi gördüklerini yanlış yorumlamış olabilir ama kızı da tutup babaannesine göndererek bence olayların göbeğine atmış oluyor. Hatta karşı tarafın işini de kolaylaştırmış oluyor. Hem de bile bile. Zara gibi bilmese neyse.
Bir de bazı açılardan vampir hikayelerini hatırlattı. Vampir yok bu kitapta hadi bu spoilerdan bir şey olmaz onu söyleyeyim.
Serinin devam kitaplarının daha orijinal olaylar ve karakterler barındırmasını ümit ediyorum.
Genç yaştakilerin bayılarak okuyacağına da eminim.
Aradığım gibi bir kitap bulamıyordum.
Fantastik okuma yaşımın geçmiş olma ihtimalini ve vaktiyle çok güzel kitaplar okumuş olmanın etkisini göz önünde bulunduruyorum tabii ki.
Bu kitaba gelince, severek okuduğumu en başından belirteyim.
Yaz sıcaklarında bir çırpıda okudum. Ama bazı yerler çok tanıdık bazı yerler de çok anlaşılmazdı. Serinin ilk kitabı olması hasebiyle özellikle anlaşılmaz olması tercih edilmiştir diye düşündüm. Dört kitaptan oluşuyor seri ama ben şimdiden ikinci kitapta neler anlatılacak merak ediyorum.
Zara, babasının ölümünün ardından babaannesinin yanına taşınıyor ancak durumdan hiç memnun değil. Annesinin, kendisini, çocukların esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduğu bir yere neden gönderdiğine bir anlam veremiyor. Bir de önce hayal olduğunu sandığı ancak daha sonra başkalarının da onu gördüğünü öğrendiği ve kendisini takip ettiğini düşündüğü bir adam var ki, yeni taşındığı yerde de bu adamı görüyor. Yeni arkadaşları bu adamın kim olduğu konusunda ona yardım ederlerken geçmişi ve saklanan sırları ortaya çıkıyor.
Dediğim gibi severek bir çırpıda okudum. Kitabın fantastik kısmından bahsetmenin spoiler olacağını düşündüğümden o kısma girmedim. Ama isterseniz girebiliriz :)
Yalnız Zara'nın şehir değiştirme nedeni geçerli bir neden gibi gelmedi. Annesi gördüklerini yanlış yorumlamış olabilir ama kızı da tutup babaannesine göndererek bence olayların göbeğine atmış oluyor. Hatta karşı tarafın işini de kolaylaştırmış oluyor. Hem de bile bile. Zara gibi bilmese neyse.
Bir de bazı açılardan vampir hikayelerini hatırlattı. Vampir yok bu kitapta hadi bu spoilerdan bir şey olmaz onu söyleyeyim.
Serinin devam kitaplarının daha orijinal olaylar ve karakterler barındırmasını ümit ediyorum.
Genç yaştakilerin bayılarak okuyacağına da eminim.
Etiketler:
2016 okumaları
,
carrie jones
,
fantastik
,
fantastik edebiyat
,
go kitap
,
ihtiyaç
,
kitaplar
,
roman
,
the royal book club
13 Eylül 2016 Salı
Deadpool
İzleyip yazmadığım, acaba hiç mi yazmasam diye düşündüğüm bir film daha.
Deadpool'un afişi hiç ilgimi çekmiyordu açıkcası.
Hatta itici geliyordu.
Ama övgüler harikaydı.
Benim de kafamı dağıtmaya ihtiyacım olduğu bir gün gülme garantili diye bu filmi seçtim.
Deadpool alternatif bir süper kahraman. Maskenin altına saklanma nedeninin ise alçak gönüllülükle hiçbir alakası yok. Söylerdim ama spoiler olur.
İnanılmaz hızlı konuşmalar, her saniye patlayan espriler ve dur durak bilmeyen göndermelerle temposu yüksek bir film.
Anladığım göndermeler dışında anlamadıklarım da var mıydı, diye düşünüyorum ve bence mutlaka vardı. Hepsini anlamak için bence Amerikan olmak lazımdı.
Karakterler gibi filmin de ahlak anlayışı yerlerde.
Şerefli gururlu kahramanları unutun. Zaten Deadpool'a kahraman demek de ne derece doğru, tartışılır.
Gülüp eğlendirecek, senaryo ve konusunu orijinal bulacağınız bir film.
Hep gidi Ryan Reynolds, Two guys, A girl And a Pizza Placeten beri tanırım seni, nerelere geldin.. Vay be.
Deadpool'un afişi hiç ilgimi çekmiyordu açıkcası.
Hatta itici geliyordu.
Ama övgüler harikaydı.
Benim de kafamı dağıtmaya ihtiyacım olduğu bir gün gülme garantili diye bu filmi seçtim.
Deadpool alternatif bir süper kahraman. Maskenin altına saklanma nedeninin ise alçak gönüllülükle hiçbir alakası yok. Söylerdim ama spoiler olur.
İnanılmaz hızlı konuşmalar, her saniye patlayan espriler ve dur durak bilmeyen göndermelerle temposu yüksek bir film.
Anladığım göndermeler dışında anlamadıklarım da var mıydı, diye düşünüyorum ve bence mutlaka vardı. Hepsini anlamak için bence Amerikan olmak lazımdı.
Karakterler gibi filmin de ahlak anlayışı yerlerde.
Şerefli gururlu kahramanları unutun. Zaten Deadpool'a kahraman demek de ne derece doğru, tartışılır.
Gülüp eğlendirecek, senaryo ve konusunu orijinal bulacağınız bir film.
Hep gidi Ryan Reynolds, Two guys, A girl And a Pizza Placeten beri tanırım seni, nerelere geldin.. Vay be.
Etiketler:
amerikan sineması
,
beyaz perde
,
deadpool
,
filmler
,
ryan reynolds
,
two guys a girl and a pizza place
11 Eylül 2016 Pazar
Yatak Konusunda Hangi Markaya Güvenebilirim?
Size bu yazıda önemsiz gibi görünen, aslında günümüzün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz yataklardan bahsedeceğim. Birçoğumuz yattığımız yatağın öneminin farkında değiliz. Bilinçli olanlar ise yatak konusunu pek önemsemiyor. Piyasada satılan birçok yatak çeşidi var. Bunlardan hangisine güvenebileceğimiz ise muallak. Herhangi bir ev eşyası alırken genelde bütçemize göre hareket ediyoruz. Ev için bir yığın dekoratif ürüne veya kişisel kıyafetlere para harcarken, sağlığımız için en önemli eşyalardan biri olan yataklar için gerekli parayı ayıramıyoruz.
Sırt, bel ve omuz gibi ağrılarla yıllardır yaşayan insanlar var. Yatağın ne kadar önemli bir eşya olduğunu onlar daha iyi bilirler. Yatak üreticileri birbirleriyle kıyasıya yarışırken, aralarından birkaçı işini hakkıyla yapıyor. Bir yatak aldığınızda, olumlu veya olumsuz sonuçlarını hemen anlamayabiliriz. Bir iki ay sonra uyku problemleri başladığında veya tam tersine ağrılarınız geçmeye başladığında yatağın kalitesi hemen anlaşılır.
Piyasada bulabileceğiniz en rahat yataklar Yatsan’da. Bu konuda hiç yanılmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Yatsan’dan zamanında kanepe biçiminde de kullanılan çok amaçlı bir yatak almıştım. Yıllardır kullanıyorum. Bel ve sırt ağrılarımın zamanla geçmeye başladığını görünce, yatağın zannettiğimden daha önemli bir şey olduğunu anladım. Sabahları dinlenmiş olarak güne başlayamıyorsam, gün boyu ağrılarla baş etmek zorunda kalıyorsam zaten yattığım yatağa verdiğim bütün paraya yazık olmuş demektir. İlk başta pahalı olduğunu söyledikleri için çekindiğim, incelediğimde ise o kadar da pahalı olmadığını gördüğüm Yatsan’ın yatakları verdiğiniz paranın tamamının karşılığını hakkıyla veriyor.
Çok amaçlı yatakları birçoğunuz duymuştur. Çok amaçlı yataklar, yerden kazanacağım diye rahat olmayan bir kanepede uyumayı tercih eden insanlar için benzersiz bir seçim. Yatsan’daki çok amaçlı
yataklardan Daybed Yavrulu Kanepe, sıradan bir kanepeye göre çok farklı özelliklere sahip. Özel yay sistemiyle üretilen bu kanepe, aldatıcı görünüme sahip olan birçok yaylı yataktan çok daha konforlu.
Ayrıca bu kanepeyi aldığınızda, yatak örtüsü ve yastık alma gibi bir zorunluluğunuz da kalmıyor.
Çünkü bu parçaları Yatsan toplu hâlde veriyor. Yatsan’da benim kullandığım Daybed Yavrulu Kanepe dışında birçok seçenek yer alıyor. Yaylı yataklar, visco yataklar veya lateks yatakların birbirinden farklı modelleri var. Rahat ve huzurlu bir uyku için Yatsan’dan istediğiniz yatağı alabilirsiniz.
Sırt, bel ve omuz gibi ağrılarla yıllardır yaşayan insanlar var. Yatağın ne kadar önemli bir eşya olduğunu onlar daha iyi bilirler. Yatak üreticileri birbirleriyle kıyasıya yarışırken, aralarından birkaçı işini hakkıyla yapıyor. Bir yatak aldığınızda, olumlu veya olumsuz sonuçlarını hemen anlamayabiliriz. Bir iki ay sonra uyku problemleri başladığında veya tam tersine ağrılarınız geçmeye başladığında yatağın kalitesi hemen anlaşılır.
Piyasada bulabileceğiniz en rahat yataklar Yatsan’da. Bu konuda hiç yanılmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Yatsan’dan zamanında kanepe biçiminde de kullanılan çok amaçlı bir yatak almıştım. Yıllardır kullanıyorum. Bel ve sırt ağrılarımın zamanla geçmeye başladığını görünce, yatağın zannettiğimden daha önemli bir şey olduğunu anladım. Sabahları dinlenmiş olarak güne başlayamıyorsam, gün boyu ağrılarla baş etmek zorunda kalıyorsam zaten yattığım yatağa verdiğim bütün paraya yazık olmuş demektir. İlk başta pahalı olduğunu söyledikleri için çekindiğim, incelediğimde ise o kadar da pahalı olmadığını gördüğüm Yatsan’ın yatakları verdiğiniz paranın tamamının karşılığını hakkıyla veriyor.
Çok amaçlı yatakları birçoğunuz duymuştur. Çok amaçlı yataklar, yerden kazanacağım diye rahat olmayan bir kanepede uyumayı tercih eden insanlar için benzersiz bir seçim. Yatsan’daki çok amaçlı
yataklardan Daybed Yavrulu Kanepe, sıradan bir kanepeye göre çok farklı özelliklere sahip. Özel yay sistemiyle üretilen bu kanepe, aldatıcı görünüme sahip olan birçok yaylı yataktan çok daha konforlu.
Ayrıca bu kanepeyi aldığınızda, yatak örtüsü ve yastık alma gibi bir zorunluluğunuz da kalmıyor.
Çünkü bu parçaları Yatsan toplu hâlde veriyor. Yatsan’da benim kullandığım Daybed Yavrulu Kanepe dışında birçok seçenek yer alıyor. Yaylı yataklar, visco yataklar veya lateks yatakların birbirinden farklı modelleri var. Rahat ve huzurlu bir uyku için Yatsan’dan istediğiniz yatağı alabilirsiniz.
Etiketler:
en rahat yatak
,
yatsan
9 Eylül 2016 Cuma
D Vitamini
Son zamanlarda B12 eksikliği out, D vit. eksikliği in.
B12 eksikliğinin kadınlarda yaygın olması gibi D vitamini de kadınlarda daha yaygın.
Özellikle tesettürlü hanımlarda daha sık görülüyor demişti, Dr. Yasemin Bradley (idi sanırım), izlediğim bir programda.
O zamandan beri aklımda benim de, bu yorgunluk, gerginlik, aptallık.. belki sebebi budur.
Geçen yaz yorgunluktan ölüp ölüp dirildikten sonra nihayet doktora gittim.
D vitamini 10-20 arası eksiklik, 5-10 arası ise ciddi eksiklik olarak görülüyor.
Benimki 5'ten aşağıda çıktı :o
B12 eksikliği de hediyesi :/
Düşük çıkacağını biliyordum da bu kadar düşük beklemiyordum, neticede yaz mevsimindeydik.
Kullanılan 15 faktör güneş kremi bile d vitaminini %99 engelliyormuş.
E ben de malumunuz 50 faktör kullanıyorum :)
Hülasa pek yaygın D vitamini eksikliği ve ciddi rahatsızlıklara yol açabilmekte.
Kamu spotu gibi olacak ama şimdiye kadar baktırmayanınız varsa ihmal etmesin.
Benim kadar düşmesini beklemeyin.
Madem kamu spotu dedik şunu da ekleyelim, sağlıklı nesiller için D vitamini testi rutin kontrollere eklenmeli!
Bu yazı yeni bir yazı değil, taslaklarda unutulmuş bir yazı.
Ama geçenlerde tekrar baktırdım, doktorun bana verdiğinden fazlaca d vitamini kullandım. Kafama estikçe aldım. Ona rağmen D vit. 27 çıktı. Hala sınırı aşamamış olmama çok şaşırdım şimdi tekrar devam ediyorum. Demirim de eksik çıktı son tahlillerde, onu da hap yazacaktı doktor, şurup istedim. bayılıyorum tadına :))))
Şimdi yazarken fark ettim ki bu hafta b12 iğnemi olmayı unutmuşum. Birkaç gündür de d vit damlaları almayı unutuyorum. Aklıma gelmişken hemen alayım ;)
Siz de lütfen ihmal etmeyin tahlillerinizi, kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın. D vitaminine baktırmak istediğinizi özellikle belirtin.
B12 eksikliğinin kadınlarda yaygın olması gibi D vitamini de kadınlarda daha yaygın.
Özellikle tesettürlü hanımlarda daha sık görülüyor demişti, Dr. Yasemin Bradley (idi sanırım), izlediğim bir programda.
O zamandan beri aklımda benim de, bu yorgunluk, gerginlik, aptallık.. belki sebebi budur.
Geçen yaz yorgunluktan ölüp ölüp dirildikten sonra nihayet doktora gittim.
D vitamini 10-20 arası eksiklik, 5-10 arası ise ciddi eksiklik olarak görülüyor.
Benimki 5'ten aşağıda çıktı :o
B12 eksikliği de hediyesi :/
Düşük çıkacağını biliyordum da bu kadar düşük beklemiyordum, neticede yaz mevsimindeydik.
Kullanılan 15 faktör güneş kremi bile d vitaminini %99 engelliyormuş.
E ben de malumunuz 50 faktör kullanıyorum :)
Hülasa pek yaygın D vitamini eksikliği ve ciddi rahatsızlıklara yol açabilmekte.
Kamu spotu gibi olacak ama şimdiye kadar baktırmayanınız varsa ihmal etmesin.
Benim kadar düşmesini beklemeyin.
Madem kamu spotu dedik şunu da ekleyelim, sağlıklı nesiller için D vitamini testi rutin kontrollere eklenmeli!
Bu yazı yeni bir yazı değil, taslaklarda unutulmuş bir yazı.
Ama geçenlerde tekrar baktırdım, doktorun bana verdiğinden fazlaca d vitamini kullandım. Kafama estikçe aldım. Ona rağmen D vit. 27 çıktı. Hala sınırı aşamamış olmama çok şaşırdım şimdi tekrar devam ediyorum. Demirim de eksik çıktı son tahlillerde, onu da hap yazacaktı doktor, şurup istedim. bayılıyorum tadına :))))
Şimdi yazarken fark ettim ki bu hafta b12 iğnemi olmayı unutmuşum. Birkaç gündür de d vit damlaları almayı unutuyorum. Aklıma gelmişken hemen alayım ;)
Siz de lütfen ihmal etmeyin tahlillerinizi, kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın. D vitaminine baktırmak istediğinizi özellikle belirtin.
Etiketler:
d vitamini eksikliği
,
hayatın içinden
,
kamu spotu
,
kan tahlili
,
rutin kontrollere eklenmeli
,
yasemin bradley
8 Eylül 2016 Perşembe
İzlemeli mi, İzlememeli mi: Outlander
Çünkü ben öyle dizi falan aramıyordum.
Kimse de önermedi.
Ve ilk başta hayret ettim neden kimse önermedi diye ama izledikçe anladım nedenini.
Galiba.
Benim keşfetmeme dönersek, Poldark dizisiyle ilgileniyordum, kitabını okuyacağım onun yüzünden Poldark'ı inanılmaz merak etmekle beraber başlamadım ama, işte Poldark'ın bir şeylerine bakarken Outlander'ı gördüm.
Baktım Outlander'ın da kitabı var. Outlander kitabını araştırmaya başladım ama, nedendir bilmiyorum Outlander hakkında bir şey bulamadım, ya da bağlantıyı kuramadım, ta ki diziye başlayana kadar.
Sonra kitabını da, buldum orada burada ayılıp bayılanları da :)
Ama çok geç artık diziye başladım ve deneyimler bana bu saatten sonra kitabı merak etsem de hayal kırıklığından başka bir şey olmayacağını söylüyor.
Outlander dizisinin dilimize çevrilmiş kitabı, Epsilon yayınlarından Yabancı adıyla çıkmış bir seri. İkinci kitabın adı ise Kehribardaki Yusufcuk. Üçüncü kitabı da çıktı mı çıkacak mı, onunla da alakalı bir şey bulamadım ve yayınevlerinin böyle yarım yamalak iş yapmalarını sevmiyorum. Seriye başladıysan bir de tuttuysa nesine nazlanıyorsun, niye düzgün tanıtım yapmıyorsun, niye online satış sitelerinde, birinci kitap hangisi ikinci kitap hangisi, diye milleti araştırmak zorunda bırakıyorsun bilmiyorum.
Diziye dönersek.
Dizinin daha bismillah açılış bölümünde son derece gereksiz bulduğum sahneler var. Anladınız siz ne tür sahne olduğunu. O kadar sinir oldum ki, daha karakterleri tanımıyoruz hiçbir şey anlamadık bu ne yani diye. Ay yok izlemem zaten baş roldeki adam da hiç yakışıklı değil falan diye söyleniyorum ama sonra..
O! Ve ha!
Ben normal dönem dizisi bekliyordum, meğerse sadece bir dönem dizisi değilmiş. Fantastik de bir dizi aslında.
Claire, zamanda yolculuk yaparak 200 yıl öncesine gidiyor ve durumu anlaması, kabullenmesi, geri dönmeye çalışması.. bunları merakla izliyoruz.
Ve bu arada Jamie ile tanışıyoruz. Baş rolü beğenmedim mi demiştim? Baş rolü anlamadığımdan olabilir mi o?
Evet dizi merak ettiriyor kendini. Ama malum sahnelerin çokluğunu size nasıl anlatsam...
Böyle ileri sarıyosun, "haydaa hala mı devam ediyor?", diyosun, öyle.
Diziye devam etsem mi etmesem mi bilemiyorum. Konusu çok cezbediyor, diziyi bırakıp kitabını mı okusam diyorum ama ondan yana da çekincelerim var.
Birincisi önce diziyi izledim ve kitabın benim hayal gücüme katacak bir şeyi kalmadı, okudukça kafamda dizinin devamı çekeceğim :)
İkincisi de ne zaman önce filmi/diziyi izlesem kitabı sevmiyorum. Bana eziyete dönüşmesini istemiyorum.
Üçüncüsü, kitap sıradan bir romans gibi gelebilir bana şu saatten sonra, hele böyle bolca sahne varsa.
Hepten bıraksam.. Bence konu ilginçleşecek, Claire'in kocası Jamie'yi 20.yyda görmüştü çünkü.
Sonra Jamie çok ♥ ♥
Sadece tipi değil cidden nasıl seviyor kadını ^.^
Tipi de artı tabii :))
Bir de kıyafetler.. Galiba gittikçe güzelleşecek de..
Nasıl uzun yazdım ya hu! Okudunuz mu?
Bıraksanız daha da yazarım. Niye bırakmıyorsunuz :P
Outlander izleyenler ve izlemeyenler olarak yazımdan bir şey anladınız mı, yorum bırakırsanız sevinirim.
İzlemeyenler izlemeyi düşünür mü bu yazıdan sonra mesela? İzleyenler/okuyanlar ne önerir bana?
Etiketler:
caitriona balfe
,
diziler
,
dönem dizileri
,
jamie and claire
,
Mckenzie
,
outlander
,
period dramas
,
sam heughan
,
tobias menzies
,
yabancı
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
















