Haftaya Martı Yayınlarından çıkan Eskort isimli kitapla başlıyoruz.
Martı Yayınlarından hediye geldi bu kitap, yine çok güzel bir sunumla.
Minik çanta ve çantanın içinden çıkan defter kalemiyle tam bir sevinç yaşattı bana.
Acaba kitap nasıldı?
Okuduğum başka bir kitap vardı ama bir ara öylesine bir inceleyeyim diye elime aldım ve bir baktım neredeyse 100. sayfaya gelmişim.
Haliyle kitap övgüyü hak ediyor. Çok akıcı bir dili olmasının yanı sıra beni çok ama çok şaşırtan bir özelliği daha var. Ancak kitabın videosunu da çekmek istiyorum ve bu özelliğe videomda değineceğim. :)
Konusuna değinebilirim ama.
Öncelikle kitap genç-yetişkin dediğimiz kategoride. Konusu biraz klasik aslında. Dertler derya olmuş bir genç kızımız var; kendini okuluna vermiş, yaşadığı köhne hayattan bir tek eğitimle kurtulabileceğinin farkında.
Bir gün bir kafede otururken biri ona kartını verip iş isterse kendisini aramasını söylüyor ve hayatı birden daha da kötüleşince kadını aramak durumunda kalıyor.. işte başarılı öğrencimizin eskortluk hayatına girişi bu şekilde gerçekleşiyor.
Nasıl klasik değil mi?
Biliyorum biliyorum ama size bu kitabı farklı kılan özelliği olduğunu söylemiştim. Onu videomda anlatacağım. Merak edin! :)
Hem öyle olmasaydı bile sıkılmadan bir çırpıda okuyacağınızın garantisini verirdim.
Kitabı eleştirdiğim yerlerin olmasına rağmen veriyorum bu garantiyi.
Nesini mi eleştiriyorum: O ürkek çekingen kızın kabak çiçeği gibi açılıp hemen uyum sağlamasını mesela. Bir geçiş süresi olsaydı fena olmazdı.
Ve isimler... Miley, Miller, Max, bir tane daha M ile başlayan isim vardı unuttum ama o zaten yan roldü. Bir de Amber ve Audrey. Yani bunlar kitabın en önemli karakterleri ve bu isimlerin birbirlerine yakın olması..
Ben türkçe isimlerin bile bu kadar yakın seçilmesine kızıyorum, başka isim mi kalmadı?, diye. Karakterlere alışana kadar cidden zor oluyor, hele kitabın başlarında bir iki gün ara verin.. tekrar başlamaya kadar götürüyor işi.
Neyse, yeteri kadar uzattım.
Son söz olarak videomu bekleyin!
Ama CNR Fuar haftasındayız beklemek istemeyenler için şunu söyleyebilirim ki, konusunu anlattım, eğer bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
7 Mart 2016 Pazartesi
Eskort - Sierra Winter
Etiketler:
2016 okumaları
,
çok satan
,
eskort
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
martı yayınları
,
roman
,
sierra winter
,
the royal book club
,
wattpad
6 Mart 2016 Pazar
Gecenin Kraliçesi Neden Tutmadı?
*Blogda konuk yazar günü.
yazarın diğer yazıları da ilginizi çekebilir:
ve diğer yazıları için:
Star TV'nin reklamlarına taa bir yıl önce başladığı, Meryem Uzerli etrafında büyük beklentilerin oluşturulduğu dizi iki aydır ekranda, ama beklenen ilgiyi görmedi.
Bunun birçok sebebi var tabii. Bence en önemlisi dizinin Meryem Uzerli dizisi diye sunulması.
Genelde böyle iddialı yapımlar hep hayal kırıklığı yaratır.
Ayrıca diğer oyunculara da büyük haksızlık.
Dizinin casting de başarısız. Murat Yıldırım dışında.
Mesela Uğur Polat, çok başarılı bir oyuncu, tiyatrocu ama bu role olmamış Meryem Uzerli'nin yanında çelimsiz kalmış bence.
Gerçi Meryem'e Murat Yıldırım da yakışmamış, o da çıtır kalmış.
Dizide iyi oyunculuklarda yok değil. Örneğin Funda Eryiğit gibi, saplantılı, dengesiz, aşık eş rolünde çok başarılı. Hem Murat Yıldırım'la Meryem Uzerli'den daha çok yakışıyorlar.
Dizinin hikayesi güzel ama yer yer klişe.
Dizinin hikayesi güzel ama yer yer klişe.
Özellikle ilk bölümü, Fransa'da küçük şirin bir kasaba, güzel ve hoş bir kadın, yakışıklı iş adamı ve ilk görüşte aşk. İlk bölümde resmen aşırı dozda klişeye maruz kaldık.
Büyük reklam kampanyalarından sonra böyle bir işle karşılaşınca doğal olarak sonuç hayal kırıklığı. Dizinin reytingleri kötü, baya kötü.
Bence bu saatten sonra yapımcılara düşen diziyi toparlayıp final yapmak.
Bence bu saatten sonra yapımcılara düşen diziyi toparlayıp final yapmak.
Etiketler:
funda eryiğit
,
gecenin kraliçesi
,
kezban londrada
,
kezbanın tv köşesi
,
konuk yazar
,
meryem uzerli
,
murat yıldırım
,
türk dizileri
,
uğur polat
5 Mart 2016 Cumartesi
DiCaprio'nun Oscar Gecesi Sevgilisine Attığı Mesaj
Normalde bu tip yazılar pek yayımlamam ama okuyunca o kadar hoşuma gitti ki, sizinle de paylaşmak istedim.
Belki çoktan okudunuz bile. Neyse okumayan ve hoşlanacak birilerini bulacağıma eminim..
Dünyanın diğer köşelerinde yaşayan hemcinslerimizin de trip atma huyu var mı bilemem ama varsa da Türk kızlarının eline su dökemeyecekleri bir konu bu. Kızmayıp gülebilirsiniz inşallah, çünkü tripten çekmeselerdi bu satırları yazamazlardı. :)
Gelelim mi sadede?
"LEONARDO DICAPRIO'NUN OSCAR GECESİ KIZ ARKADAŞINA ATTIĞI EFSANE WHATSAPP MESAJI!
kızım neyi anlamıyorsun? oscar aldım diyorum oscar. saçmalıyorsun şu an. yani ben buradan arkadaşlarla bir yere gidemeyecek miyim? niye hemen aklına saçma şeyler geliyor? "aynısı ben yapsaydım..." niye böyle bir şey diyorsun? ulan sen oscar alsan ben sana böyle mi yapardım? yazık sana cidden yazık. sen arkadaşlarınla dışarı çıkınca ben sana böyle mi yapıyorum? sana sevgiyle yaklaşıyorum. zor yıllar geçirdim diyorum. şu mutlu günümde yaptığına bak. şaka gibisin resmen. insanlar soruyor "niye moralin bozuk leo" diye. sağol valla, gerçekten sağol. ben burdan bir yere gitsem de gerçekten kaldıracak kafa kalmadı. cidden eve geçicem ve inan bana ben de senin bi tane mutlu gününde böyle yapmazsam en adi şerefsizim. bak o kadar söylüyorum. en adi şerefsizim. sürekli kendini benimle kıyaslamaktan vazgeç. leo yaptıysa, ben de yaparım. ne bu kısasa kısasçı kafa ya. çık şu moddan kızım. çık. gerçekten çık. bu zamana kadar sana bu güveni veremediysem niye benle berabersin hala? niye yani niye? amacın sadece enerji emmek mi? derdin sadece leo'nun morali bozulsun mu? başta en büyük hatayı yanımda gelmemekle yaptın, ki bana sürekli "çağırmadın ki" diyorsun. gerçekten iyi değilsin kızım sen. sana 1 ay öncesinden söyledim, şubat'ın sonuna doğru oscar olacak, beraber gideriz, o gününü ayarla dedim, sen set koydular diyorsun. ne yapayım, yapımcınla mı konuşayım? bu kadar hengamenin altında bi de senin boş gününü mü kovalayım? oturduğun yerden gerip, trip atmaktan başka yaptığın hiçbir şey yok. gecemi mahvettiğin için sağol. iyi geceler. iyi bak kendine."
Ali Biçim'in Facebook sayfasından alıntıdır.
Belki çoktan okudunuz bile. Neyse okumayan ve hoşlanacak birilerini bulacağıma eminim..
Dünyanın diğer köşelerinde yaşayan hemcinslerimizin de trip atma huyu var mı bilemem ama varsa da Türk kızlarının eline su dökemeyecekleri bir konu bu. Kızmayıp gülebilirsiniz inşallah, çünkü tripten çekmeselerdi bu satırları yazamazlardı. :)
Gelelim mi sadede?
"LEONARDO DICAPRIO'NUN OSCAR GECESİ KIZ ARKADAŞINA ATTIĞI EFSANE WHATSAPP MESAJI!
kızım neyi anlamıyorsun? oscar aldım diyorum oscar. saçmalıyorsun şu an. yani ben buradan arkadaşlarla bir yere gidemeyecek miyim? niye hemen aklına saçma şeyler geliyor? "aynısı ben yapsaydım..." niye böyle bir şey diyorsun? ulan sen oscar alsan ben sana böyle mi yapardım? yazık sana cidden yazık. sen arkadaşlarınla dışarı çıkınca ben sana böyle mi yapıyorum? sana sevgiyle yaklaşıyorum. zor yıllar geçirdim diyorum. şu mutlu günümde yaptığına bak. şaka gibisin resmen. insanlar soruyor "niye moralin bozuk leo" diye. sağol valla, gerçekten sağol. ben burdan bir yere gitsem de gerçekten kaldıracak kafa kalmadı. cidden eve geçicem ve inan bana ben de senin bi tane mutlu gününde böyle yapmazsam en adi şerefsizim. bak o kadar söylüyorum. en adi şerefsizim. sürekli kendini benimle kıyaslamaktan vazgeç. leo yaptıysa, ben de yaparım. ne bu kısasa kısasçı kafa ya. çık şu moddan kızım. çık. gerçekten çık. bu zamana kadar sana bu güveni veremediysem niye benle berabersin hala? niye yani niye? amacın sadece enerji emmek mi? derdin sadece leo'nun morali bozulsun mu? başta en büyük hatayı yanımda gelmemekle yaptın, ki bana sürekli "çağırmadın ki" diyorsun. gerçekten iyi değilsin kızım sen. sana 1 ay öncesinden söyledim, şubat'ın sonuna doğru oscar olacak, beraber gideriz, o gününü ayarla dedim, sen set koydular diyorsun. ne yapayım, yapımcınla mı konuşayım? bu kadar hengamenin altında bi de senin boş gününü mü kovalayım? oturduğun yerden gerip, trip atmaktan başka yaptığın hiçbir şey yok. gecemi mahvettiğin için sağol. iyi geceler. iyi bak kendine."
Ali Biçim'in Facebook sayfasından alıntıdır.
Etiketler:
efsane
,
hak ediyorlar ama tabii
,
leo finally wins
,
leonardo di caprio
,
oscar 2016
,
trip
,
tripten çok çeken türk erkekleri
,
türk kızları
4 Mart 2016 Cuma
Lahana Salatası Mı? Misss misss..
Ay ben size ne zamandır tarif vermiyorum.
Peki siz benim tariflerim olmadan ne yapıyorsunuz bu arada?
Sağlıklı şeyler mi yemeye başladınız yoksa??
İnşallah sağlıkla besleniyorsunuzdur. Ama biraz ara verebiliriz.
Gerçi ben de son derece sağlıklı bir tarifler karşınızdayım.
Neticede lahana salatası yani.
Son derece masum ;)
Annem lahana dolması mı yapacaktı, turşu mu kuracaktı ne, birazını bana ayır, demiştim.
Salatayı koca bir lahanadan yapacak halimiz yok :)
O lahanaları ince ince doğradım.
Bir de havuç rendeledim.
Lahana oranına göre havuçları arttırabilirsiniz.
Bu lahana ve havuç rendesini bir tatlı kaşığı şekerle ovdum. Uzun süre değil ama, hafifçe.
Aslında aklımda bir tatlı kaşığı şekeri de sonra koymak vardı ancak ikinci kaşığı koyacağım sırada dedim ki, diğer şeker eridi bu kütür kütür ağza gelmesin bir de.. vazgeçtim.
Ama şeker oranı harika olmuştu, iyi ki koymamışım ikincisini, dedim.
Konserve mısır ekledim bu şekerle ovulmuş ve bir süre o şekilde beklemiş karışıma.
En sonra yoğurt mayonez ve tuz ile karıştırdım.
Bayıldım bu salataya ben. Kfc'nin meşhur salatasına benziyordu tadı. Sadece benim yaptığım daha güzeldi :)
Az çok sizin damak tadına uyup uymacağını bilirsiniz.
Uyacağını düşünüyorsanız muhakkak deneyin!!
Ayy şimdi olsa da yesek!
Edit: Ay yorumlarda görünce aklıma geldi, ben bu salataya sirke de kullandım. Çok değil ama bir tatlı kaşığı ila bir yemek kaşığı arasında üzüm sirkesi.
Peki siz benim tariflerim olmadan ne yapıyorsunuz bu arada?
Sağlıklı şeyler mi yemeye başladınız yoksa??
İnşallah sağlıkla besleniyorsunuzdur. Ama biraz ara verebiliriz.
Gerçi ben de son derece sağlıklı bir tarifler karşınızdayım.
Neticede lahana salatası yani.
Son derece masum ;)
Annem lahana dolması mı yapacaktı, turşu mu kuracaktı ne, birazını bana ayır, demiştim.
Salatayı koca bir lahanadan yapacak halimiz yok :)
O lahanaları ince ince doğradım.
Bir de havuç rendeledim.
Lahana oranına göre havuçları arttırabilirsiniz.
Bu lahana ve havuç rendesini bir tatlı kaşığı şekerle ovdum. Uzun süre değil ama, hafifçe.
Aslında aklımda bir tatlı kaşığı şekeri de sonra koymak vardı ancak ikinci kaşığı koyacağım sırada dedim ki, diğer şeker eridi bu kütür kütür ağza gelmesin bir de.. vazgeçtim.
Ama şeker oranı harika olmuştu, iyi ki koymamışım ikincisini, dedim.
Konserve mısır ekledim bu şekerle ovulmuş ve bir süre o şekilde beklemiş karışıma.
En sonra yoğurt mayonez ve tuz ile karıştırdım.
Bayıldım bu salataya ben. Kfc'nin meşhur salatasına benziyordu tadı. Sadece benim yaptığım daha güzeldi :)
Az çok sizin damak tadına uyup uymacağını bilirsiniz.
Uyacağını düşünüyorsanız muhakkak deneyin!!
Ayy şimdi olsa da yesek!
Edit: Ay yorumlarda görünce aklıma geldi, ben bu salataya sirke de kullandım. Çok değil ama bir tatlı kaşığı ila bir yemek kaşığı arasında üzüm sirkesi.
Etiketler:
acıktım
,
cumartesi yemek köşesi
,
KFC
,
kfc nin salatası
,
kolay salata
,
lahana salatası
,
pratik lezzetler
,
seyhandan tarifler
,
yoğurtlu salatalar
3 Mart 2016 Perşembe
So Ji Sub'un Yolu Videosu
Yaklaşın şöyle yamacıma.
So Ji Sub severler en azından, yaklaşsın.
Martı Yayınlarından çıkan So Ji Sub'un Yolu isimli kitabın yorumunu daha evvel yazmıştım.
Okumayanlar bu yazımı okuyabilir.
Yetmedi bir de video çektim.
Bu videoda kitaba ilişkin yorumumu dinleyebilir, kitabı görebilir ve inceleyebilirsiniz.
Yani sadece dokunamazsın kitaba, ben sizin için açıp kurcalayacağım, siz de bakabileceksiniz.
Her şey sizin için.
Her videomda söylediğim gibi sizi kanalıma davet ediyorum.
Gelin yol yakınken abone olun :))
Sevgiler efendim..
So Ji Sub severler en azından, yaklaşsın.
Martı Yayınlarından çıkan So Ji Sub'un Yolu isimli kitabın yorumunu daha evvel yazmıştım.
Okumayanlar bu yazımı okuyabilir.
Yetmedi bir de video çektim.
Bu videoda kitaba ilişkin yorumumu dinleyebilir, kitabı görebilir ve inceleyebilirsiniz.
Yani sadece dokunamazsın kitaba, ben sizin için açıp kurcalayacağım, siz de bakabileceksiniz.
Her şey sizin için.
Her videomda söylediğim gibi sizi kanalıma davet ediyorum.
Gelin yol yakınken abone olun :))
Sevgiler efendim..
Etiketler:
abone olun
,
martı yayınları
,
so ji sub
,
so ji sub'un yolu
,
vlog
,
vlogger
,
youtube
,
youtube kanalım
,
youtuber
2 Mart 2016 Çarşamba
Larry Crowne
Bir gün gene nasıl oldu bilmiyorum, oradan oraya atlarken herhalde, izlemediğim bu filme denk geldim.
Ne?
Julia Roberts ve Tom Hanks aynı filmde oynuyorlar ve benim haberim bile olmuyor mu?
Üstelik film romantik komedi mi?
Nasıl nasıl nasıl olurdu da bırakın izlemeyi, haberim dahi olmazdı?
Ben gerçekten yaşlanmış olmalıydım.
Listemin en başına ekledim ve baktım ki filmin süresi de iyi, ilk boşlukta film izlemeye karar verdim. Ve izledim.
Tabii o sıralar film izlemek konusunda izinli olduğumun altını çizerim.
Bir süre geçti yani üzerinden.
Şu sıralar film yazısı girsem de artık onların taze izlenmiş filmler olmadığını bilirsiniz.
Imdb puanının düşük olması beni etkilemedi.
Romantik komedilerde yüksek puan görsem şaşarım nedense.
İnsanlar bu tip filmlere bayılarak izler ama nedense iş tavsiye ya da puanlamaya gelince sabun köpüğü der geçerler, ya da sanat filmlerine bayıldıklarını dolayısıyla bu türün tarzları olmadığını iddia ederler.
Ben öyle dediğim. Beni biliyorsunuz :)
Filme adını veren Larry Crowne karakteri, bir markette yaşını başını almış bir satış danışmanı. Tom Hanks canladırıyor, bildiniz;)
Larry ayın elemanı seçilmeyi beklerken işten kovulduğunu öğreniyor. Nedeni de üniversite mezunu olmaması. Ödemesi gereken borçlar ve kısması gereken masrafları var.
Bu arada tabii ki üniversitede ders almaya başlayacak.
Ve tabii ki üniversitede ders aldığı hocalardan biri de Julia Roberts'ın canlandırdığı karakter olacak.
Bu filmi o kadar izlemek istedim ki alt yazılı bulamama rağmen dayanamadım izledim. Evet dublajlı izledim, filmin ruhunun yarısını götürmüştü dublaj bence.
Güzel bir konusu ve harika oyuncularına yazık etmiş bir film olduğunu düşünüyorum.
Sanki o kadar şahaneyiz ki uğraşmamıza bile değmez dercesine çekilmiş. Şahane olacakken vasatın üstüne çıkmamış.
Yine de izlerken sıkılmadığım, keşke izlemeseydim, demediğim bir film.
Fazla beklentiye girmeden izlenebilirsiniz.
Ne?
Julia Roberts ve Tom Hanks aynı filmde oynuyorlar ve benim haberim bile olmuyor mu?
Üstelik film romantik komedi mi?
Nasıl nasıl nasıl olurdu da bırakın izlemeyi, haberim dahi olmazdı?
Ben gerçekten yaşlanmış olmalıydım.
Listemin en başına ekledim ve baktım ki filmin süresi de iyi, ilk boşlukta film izlemeye karar verdim. Ve izledim.
Tabii o sıralar film izlemek konusunda izinli olduğumun altını çizerim.
Bir süre geçti yani üzerinden.
Şu sıralar film yazısı girsem de artık onların taze izlenmiş filmler olmadığını bilirsiniz.
Imdb puanının düşük olması beni etkilemedi.
Romantik komedilerde yüksek puan görsem şaşarım nedense.
İnsanlar bu tip filmlere bayılarak izler ama nedense iş tavsiye ya da puanlamaya gelince sabun köpüğü der geçerler, ya da sanat filmlerine bayıldıklarını dolayısıyla bu türün tarzları olmadığını iddia ederler.
Ben öyle dediğim. Beni biliyorsunuz :)
Filme adını veren Larry Crowne karakteri, bir markette yaşını başını almış bir satış danışmanı. Tom Hanks canladırıyor, bildiniz;)
Larry ayın elemanı seçilmeyi beklerken işten kovulduğunu öğreniyor. Nedeni de üniversite mezunu olmaması. Ödemesi gereken borçlar ve kısması gereken masrafları var.
Bu arada tabii ki üniversitede ders almaya başlayacak.
Ve tabii ki üniversitede ders aldığı hocalardan biri de Julia Roberts'ın canlandırdığı karakter olacak.
Bu filmi o kadar izlemek istedim ki alt yazılı bulamama rağmen dayanamadım izledim. Evet dublajlı izledim, filmin ruhunun yarısını götürmüştü dublaj bence.
Güzel bir konusu ve harika oyuncularına yazık etmiş bir film olduğunu düşünüyorum.
Sanki o kadar şahaneyiz ki uğraşmamıza bile değmez dercesine çekilmiş. Şahane olacakken vasatın üstüne çıkmamış.
Yine de izlerken sıkılmadığım, keşke izlemeseydim, demediğim bir film.
Fazla beklentiye girmeden izlenebilirsiniz.
Etiketler:
amerikan sineması
,
filmler
,
hollywood
,
julia roberts
,
larry crowne
,
puanım 10 üzerinden 6
,
tom hanks
,
yine olsa yine izlerim
1 Mart 2016 Salı
Menekşeler Açarken
Nagihan Gedik imzalı Menekşeler Açarken, bana Martı Yayınlarından hediye gelen bir kitap.
O kadar özenli paketlenmişti ki kargodan gelen paketi gören annem bile bir 'wow!' çekti!
Bir kitaba bu denli özenilmesi, okuyucuya böyle hoş ulaştırılması ne güzel incelik.
Yayınevleri her geçen gün bizleri mest edecek farklı şeyler buluyor.
Aslında okuduğum/okuyacağım farklı kitaplar vardı ama ince bir kitaptı, araya sıkıştırmaktan ziyade bir bakayım diye alıp okumaya başladığım, diğer kitaplarımla beraber okuduğum bir kitap oldu.
İnce olmasından kelli, diğerlerinden çok daha çabuk bitti.
Tabii rahat,basit dili de etkili olmuştur, onun da hakkını yememem lazım ;)
Menekşe, yurt dışında yaşarken istemediği bir evlilik yapıp Türkiye'ye dönen, evliliği yoluna girmesini beklerken sarpa sarıp başka bir kurtuluş arayan bir genç kız.
Buraya kadar ki kısmı aklıma yatmayan, bundan sonrası biraz klasik ilerleyen, son kısmı ise hiç tahmin edemediğim bir kitap oldu.
Üç bölümde kitabın bana hissettirdiklerini özetledim :)
Sıkılmadan çabucak okuduğumu da eklemeliyim.
Etiketler:
2016 okumaları
,
kitaplar
,
martı yayınları
,
menekşeler açarken
,
nagihan gedik
,
roman
,
the royal book club
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)









