nazan bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazan bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2022 Cumartesi

Nar Ağacı

Bloğa bakınca bir kitap bir film şeklinde ilerliyor ama aslında ne çok okuyorum ne çok izliyorum. Blog sayfaları kapanalı çok oluyor ama ben hala çok faydalanıyorum. Özellikle kendi bloğumdan :)) 
Mutevazılıkta benim gibi olun 😂
Yani şöyle ki her zaman kendim için tuttum bu bloğu. Kitaplar hakkında çok fazla bilgi vermesem de, bazen aklıma takılan bir kitabı kendi bloğumda aratıp hatırlıyorum:
Bazen sadece okuduğumu unuttuğum bir kitabı hatırlıyorum, bazen de bana hissettirdiklerini. Öyle çok kitabı tekrar okumaktan yırtmışımdır :)

Nazan Bekiroğlu'nun okumaya geç kaldığım kitabı ise bugün, sadece çok güzel olduğu için, burada. Sıkılmadan okuduğum, elimden bırakamadığım için, duygudan duyguya geçtiğim için ve tarihi olayları gerçekten gördüğüne inandırdığı için burada.

Belki benim gibi okumaya geç kalmış biri çıkar da, ya Seyhan çok mu sevdin, hadi ben de okuyayım der/ desin diye burada.



20 Mart 2019 Çarşamba

Mücella

Mücella hakkında yazmamış mıyım ben?
Yaşasın!!
2018 okumalarından bir kitap ama ancak yorumu girildi.
Nedeni belli.
Hani nereden belli diyenler için video aşağıda.
Kitap yorumu bekleyenler için de gene adres video.



Kanalıma abone olmaya videoyu beğenmeye üşenmeyin, incileriniz dökülmez.

10 Mayıs 2011 Salı

İsimle Ateş Arasında


Daha önce "Cam Irmağı Taş Gemi"yi okudum da burada yorumlamadım hani. Ne diyeceğimi bilemedim. Zira hanımefendinin ne anlattığından çok nasıl anlattığı önemli ki, bunu da ancak onu okuyarak anlayabilirsiniz.

Bu sefer yorumumu kendime saklamayı yediremedim az da olsa birşeyler demek niyetindeyim.

Nazan Bekiroğlu giderek hayranlığımı arttırıyor. Edebiyata olan hakimiyeti su götürmez. Peki bu tarih bilgisi nereden geliyor?
Böyle bir kitabı nasıl ve ne kadar zamanda yazıyor?
Neden şiir gibi yazıp beni utandırıyor?

Yeniçerinin kuruluşunu-yokoluşunu, o zamanda yapılan esame ticaretini, birkaç padişahın, bir kaç yeniçerinin ve garibim Mansur'un ağzından anlatıyor.

Bazı sayfaları anlamadığınızdan, bazı sayfalara ise doyamadığınızdan.
Tekrar tekrar okuyacağınız bir kitap olacak; her seferinde farklı yerlerin altını çizerek...

Alıntı yapmak isterdim ama o kadar çok ki! O kadar çok!


Şimdi geri dönüp "Cam Irmağı Taş Gemi"yi okumak zorundayım. Zorundayım işte :)

10 Mayıs 2010 Pazartesi

La, Sonsuzluk Hecesi

İlk Nazan Bekiroğlu okuyuşum değil. Ama ilk gibi. Hakkını yemişim daha evvel bunun ayrımına vardım bu kitapla.
Bazı kitaplar kapak tasarımlarıyla, ismiyle ille de oku derler beni, Nazan Bekiroğlu sevmediğimi düşünsemde aldım, okudum. Sevdiğimi düşünüyorum şimdiyse kendisini..

Ademla Havva'nın hikayesi.
Ama sadece Adem'le Havva'nın hikayesi değil.
Hikaye kadar önemli olan birde, yazarın dili.
İlk defa anladım; bitmesin diye yavaş okuyanları.
Bu kitap bölüm bölüm okunur, üstüne düşünülür.
Sindirilir.

Bir Havva anlatışı var; iyi ki kadınım dedirten.
Bir dünya var; iyi ki gelmişim dedirten.
Ve cennet gören Adem bile alışıyorsa, biz nasıl sıkı sıkıya bağlanmayalım diye düşündüren.

Alın okuyun ya pişman olmazsınız.
Stuven özellikle sen?
Aklıma geldin okurken hep, neden?
:)