Daha önce "Cam Irmağı Taş Gemi"yi okudum da burada yorumlamadım hani. Ne diyeceğimi bilemedim. Zira hanımefendinin ne anlattığından çok nasıl anlattığı önemli ki, bunu da ancak onu okuyarak anlayabilirsiniz.
Bu sefer yorumumu kendime saklamayı yediremedim az da olsa birşeyler demek niyetindeyim.
Nazan Bekiroğlu giderek hayranlığımı arttırıyor. Edebiyata olan hakimiyeti su götürmez. Peki bu tarih bilgisi nereden geliyor?
Böyle bir kitabı nasıl ve ne kadar zamanda yazıyor?
Neden şiir gibi yazıp beni utandırıyor?
Yeniçerinin kuruluşunu-yokoluşunu, o zamanda yapılan esame ticaretini, birkaç padişahın, bir kaç yeniçerinin ve garibim Mansur'un ağzından anlatıyor.
Bazı sayfaları anlamadığınızdan, bazı sayfalara ise doyamadığınızdan.
Tekrar tekrar okuyacağınız bir kitap olacak; her seferinde farklı yerlerin altını çizerek...
Alıntı yapmak isterdim ama o kadar çok ki! O kadar çok!
Şimdi geri dönüp "Cam Irmağı Taş Gemi"yi okumak zorundayım. Zorundayım işte :)