kır çiçeği tepesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kır çiçeği tepesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2015 Salı

Kor Adası

Kimberley Freeman ismini kullanan yazar Kim Wilkins'in dilimize çevrilen 3. romanı Kor Adası, yazarın önceki kitaplarında alıştığımız tarzda ilerliyor.
Peki neden yazar kendi adını kullanmıyor? Yazar büyük annesinin adı olan Kimberley Freeman adını kullanarak onu onore etmek niyetinde.
Bu bile yazarı sevmem için yeterli bir neden aslında :)

Yazarın dilini, olayların işleyişini, merak unsurunu düzeyinde kullanmasını sadece sevmekle kalmıyor, başarılı da buluyorum.

Günümüz hikayesinde kitapları yok satan bir yazar var, son kitabı için birçok yayınevinden avansları almış bile, ancak yazar tıkanıklığı yaşamakta.
Geçmiş hikayede ise yazarımızın çok bilmiş büyük annesiyle çocukken ve daha sonra mürebbiyesi olacak Tilly ile tanışıyoruz.
Diğer kitapları okuduysanız bilirsiniz ki, iki hikaye bütünleşir. Bu kitapta da şaşırtıcı bir şekilde bütünleşiyor.

Kimberley Freeman'ın karakterlerinin enerjisi bana yansıyor. 3 kitapta da bunu derinden hissettim. Nina'yı okumaya ilk başladığımda enerjisine büründüm, en sevdiğim karakter oldu.

Diğer kitapları diğer kitapları deyip duruyorum onların yorumuna da link vereyim.
Yazarın ilk kitabı Kır Çiçeği Tepesi
İkinci kitabı ise Deniz Feneri Koyu
Üçüncü kitabı da bu.
Okuduksa, dördüncüyü heyecanla merakla bekleyelim. ^^

25 Mart 2015 Çarşamba

Deniz Feneri Koyu

Kimberley Freeman'ın ilk kitabı Kır Çiçeği Tepesi'ni okumuş ziyadesiyle hoşnut kalmıştım.
İkinci kitabının çıkacağını duyunca memnun olmuştum. Acaba yeni kitapta nasıl bir konu işlemişti?
Vaktim elverir elvermez okumaya başladım.
Yine ikili bir hikaye anlatılıyordu.
Biri yüzyıl öncesinden biri günümüzden. Bu noktada Sarah Jio kitaplarına benzetiliyor Freeman'ın kitapları.

Yüzyıl öncesinin hikayesinde bebeğini kaybetmiş, sevgisiz bir evlilik yürüten Isabella'nın gemi yolcuğu ve neticesini, günümüzde ise Libby'nin yaşadıklarını okuyacaksınız.
Libby de az buz şey yaşamamış hani. Kaçarcasına uzaklaştığı Deniz Feneri Koyu'na geri dönmüş; bıraktığı hasarlarla yüzleşmek, işleri yoluna koymak durumundadır.

Çok gizemli anlatıyorum ki merak edin :)

İster istemez insan Kır Çiçeği Tepesiyle kıyaslıyor.
Benim açımdan, Kır Çiçeği Tepesi bittiğinde çok duygusal olduğumu hatırlıyorum. Hatta ağlamış olabilirim aramızda kalsın :)
Bu kitabın olay örgüsü ise daha meraklandırıcı, daha tahmin edilemez. Sonunda umulmadık bir bağ ortaya çıkar diye düşünmüştüm, Libby ile Isabella arasında. Aslında çıktı da. Ama beklediğim gibi değildi. Kitap bittiğinde ise çok mutlu hissediyordum kendimi. ^.^
Bizi mutlu eden kitaplarımız hiç eksik olmasın^.^

22 Ekim 2013 Salı

Kır Çiçeği Tepesi


Size en az kapağı kadar güzel bir kitap tavsiye edeceğim bugün.
Hazır mısınız?

Ben kuşak hikayelerini seviyorum. Bunu çok iyi anladım artık.
Kitap anneanne ve torun ile beraber açılıyor, sonraki bölümde anneannenin gençliğine gidiyoruz. Beattie'nin.
Daha sonraki bölümlerde Emma çıkıyor karşımıza, çok çalışmasının sonucunu almış, 32 yaşında.
İki ayrı hayat anlatılıyor. Emma'nın yaşadıkları, hayatını değiştirecek, kendini değiştirecek ve büyükannesini daha yakından tanımasına sebep olacak.

Kitabın 'şurası da şöyle olsaydı' dediğim hiç bir yeri yok! Emma bizim bildiğimizden daha az şey biliyor belki ama bu da hikayeyi gerçekçi kılıyor bence.

Kitabın sonlarını burun sızısı ve göz yaşlarıyla okuduğumu söyleyerek bu yazıyı tamamlayayım.
Beni bilirsiniz, fazla şey anlatmadım okuyacaklar için tadı kaçmasın.


*İlk görsel, kapak tasarımını yapan İlknur Mustu'nun sitesinden alınmıştır.
İkincisi benim ^_^