ahmet ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2014 Perşembe

Beyoğlu'nun En güzel Abisi

Benim kitap yorumlarım birikti. Kitap yorumlarımın güncel olması için arada bir, haftada iki kitap yorumu yazabilirim. Sizi sıkmak da istemem; yaz mevsiminde kitap yorumlarıyla.
Ne kadar düşünceliyim vay canına!
:P
Gamze'nin Ahmet Ümit kitaplarını bana göndermek gibi bir zaafı, bir takıntısı var :P Sağolsun bundan önceki kitabını da bana o alıp yollamıştı. Beni de seviyor Ahmet'i de, ne yapsın kadın ^.^


Ahmet Ümit İstanbul Hatırası ve Sultanı Öldürmek ile o kadar çıtamı yükseltti ki zannetmiyorum bir daha beni o kadar etkilesin. Bu kitap mesela.. Ihh fena değil Ahmet, ama daha iyisini yazabilirsin sanıyorum! diye hafif burun bükebileceğim bir kitap.
Katil?
Yeteri kadar Ahmet Ümit kitapları okuduysanız katili bulmak o kadar da zor olmuyor ve ben yeteri kadar Ahmet Ümit okumuşluğum olduğum içûn; buldum!

Ahmet Ümit güzel Türk yazarlarımızdan. İyi yazıyor. Kendi fikrini empoze etmeye çalışmasa okuyucuya, tadından yenmez ama o bunu hep yapıyor.
Kitabın alt hikayesinde "gezi olayları" var, aynı sene içinde çıkan bir kitaba nasıl yetiştirmiş hayret ettim doğrusu.
Kitabın en sevdiğim yanı ise, kendine takılmasıydı. Çok sevimliydi.

Bu arada kapağı sevdim, bu rengi severim ancak neden diğer Ahmet Ümit kitaplarından farklı? Gerek yoktu bence, aynı tarzda devam etmelilerdi.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Sultanı Öldürmek


Bu kitabı bana Gamze göndermişti, içinde, en son sen oku diye bu kadar geç gönderdim, yazıyordu.
Daha önce bundan bahsetmiştim.
Ben de Gamze'nin emeklerini boşa çıkarmadım, önce elimdeki kitapları bitirdim.
Tamam hepsini bitirmemiş olabilirim ama yeteri kadar geç okudum bence :)

Ahmet Ümit'in kitapların için ben, sağ gösteriyor-sol gösteriyor ve kafa atıyor, diyorum.
Yine koşturuyor düşündürüyor sizi ve sürpriz sonla, vayy, dedirtiyor.

"Sultanı Öldürmek"teki anlatıcı tarihçi Müştak  Serhazin'i,  Kukla kitabındaki gazeteci Adnan'a benzettim ben.
Onun gibi iç hesaplaşmaları bitmeyen bir karakter. Sonra Ahmet Ümit twitter hesabında bundan bahsetti.
Sadece bana öyle gelmemiş yani.

Ve gelecek kitapta anlatıcının Başkomiser Nevzat olacağının sinyallerini verdi ki, bu benim için çok sevindirici bir haber;)

Kitap hakkında çok yorum okumuşsunuzdur hatta belki kitabı okumuşsunuzdur :)
Okumayanlara tavsiyem okumaları yönünde olacaktır.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Ah Şu Kitaplar...

Çok kızıyorum kendime...
7 yaşında değilde daha önce okumayı öğrenemedim diye.

'Onlu' yaşlarda daha fazla klasikleri okumadım diye.
Daha hızlı okuyamıyorum, bir şeyleri okurken çok vakit kaybediyorum diye...
Okuduklarımı unutuyorum, okuduğum bir kitabı tekrar okumak istiyorum ve bir kitabı tekrar okuyacağıma yeni bir kitap okurum düşüncesi daha ağır basıyor diye...

Elimdeki kitabı bitirir bitirmez soluğu kitapyurdunda aldım.
Oysa söz vermiştim, sağdan soldan alıp okuyacaklarım vardı, yeni kitap almadan okuyacak kitap bırakmayacaktım etrafta, ama zaten kitap okumak ne kadar güzelse almakta bir o kadar güzel değil miydi?
Arada bir girip sepetime bakıp yenileyip çıkıyordum ama bu sefer sepeti güncelledim ve dayanamadım aldım.


Büyüleyici bir kalınlık değil mi?

Değil işte!
Kalın kitabın cazibesi başka olur, kimilerini korkutsa da en sevdiğim kitaplar kalın olmuştur.
Bu kalınlık ise bana 'Rüzgar Gibi Geçti'yi hatırlatıyordu.

Bitmeyen kitap koydum adını. Kucağımda sürünüyor şu aralar.
Kitabın hikayesi ve yorumu bitince gelecek.
Çok hevesle aldığım ve gördüğünüz kuleyi oluşturan kitaplardan da soğuttu beni, o kadarını söyleyebilirim.


Ya da birden kapımda beliren bu kitap beni diğerlerinden soğutmuş olabilir :


Der-saadet gönderecek diye almamıştım ben ama o da göndermeyince artık iyice umudu kesmiş, burda ona gönderme yapmıştım. Hemen sonra geldi zaten.
Herkes okusun en son ben okuyayım diye bu kadar geç gönderdiğini yazmış içindeki mektupta :)))

Ben artık kitap almayacağım maalesef, buna kendim de inanmakta zorlansam da, önümüzdeki kış için başka planlarım var.
Kısacası mecburum :/
Ama siz gönderebilirsiniz yani, insanlık ölmedi ya :D

Aslında yazlık kitaplar listesi hazırlamaktı niyetim,
ama bu post çok uzadı artık başka yazıya ;)

21 Haziran 2012 Perşembe

Kukla

Uyandırın beni!
Nasıl bir yorgunluk bendeki çözemedim. Devamlı uyuyorum, uyumadığım zamanlarda ise uzanıyorum :)
Güya bir sürü post yazacak, film ve dizilerle beynimi sulandıracaktım :D

Kitap okumama engel olan tatil arkadaşlarım vardı benim.
Gizlice odama çekilip kitabı elime almış, uzanmışken birden beliriveriyorlardı, biri yanıma öteki ayak ucuma uzanıyor diğeri ayakta kalınca mecbur ben doğruluyordum, sen de şöyle otur, diye.
Böylece gündüz neyse de, akşam yatarken iki sayfa okuyup uyuyacak yerde, sohbet ederek  saati 3 ediyorduk :)


Tatilden önce okuduklarımdan:
Ahmet Ümit'in "Kukla"sını okumak nicedir aklımda ama genelde planlı bir okuyucu olmama rağmen adam kayırıp sırayı başkalarına verdiğim oluyor.

Herşeyden, en çokta gazetecilikten bıkmış ve sanırım alkolik olan Adnan'ın, kovulduğu gün karşısına çıkan üvey kardeşi ve başına gelenlerin anlatıldığı çok güzel bir polisiye.
Adnan karakterinin kendiyle konuştuğu paranoyakça diye niteleyebileceğim yerlerin en sıkıldığım yerler olmasına karşın, romana gerçekçilik kattığını inkar edemem.

Hepimiz biraz öyleyiz sanki ;)

Ahmet Ümit'in kendisi yetmezmiş gibi gazetecilikten soğumuş Adnan karakteri bana birilerini hatırlattı ;)

Notlar:

  • Bazen yan tarafta bir kitap okuduğumu görür ve sonra onun hakkında bir yorum göremezseniz şaşırmayın, ya söyleyecek bir şey bulamamışımdır ya da kötü demeye dilim varmamıştır.
  • Bundan sonraki post da bir kitap postu olabilir, yaz için liste hazırlamak niyetindeyim.
  • "Sultan'ı Öldürmek"i okumak için sabırsızlanıyorum ;)

15 Aralık 2010 Çarşamba

İstanbul Hatırası

Bu kitabı okuyacağım diye yorumlara kapadım kendimi. Etkilenmek veya beklentimi arttırmak istemiyordum.
İstanbul'a dair müthiş bilgiler bulabileceğiniz, size tarihi merak ettirecek harika bir polisiye roman.
E tabii 2011 planlarıma bahsi geçen yerleri gezip görme dahil oldu. Özellikle antropoloji müzesinden başlayacağım! (okuyanlar ne demek istediğimi anladı)
Yalnız ben isterim ki, takayım koluma Ahmet Ümit'i müze müze, cami camii gezelim. Bir yandan tarihi anlatsın bana, bir yandan hikayeleri..
Olmaz mı Ahmet?
Güzel teklif, düşün bence ;)
:))
Yalnız Fazlı Gümüş.. Adı bir Fazıl oluyordu bir Fazlı! Hey editör uyuma!!!Kitabı görünce büyüklüğünden korkmayın - kalınlığından demedim bakınız büyüklüğünden :)
Kitabı dün gece bitirdim ama etkisi geçmedi.Bu kitabın benden başka ağlattığı kimse var mı, meraktayım?
Daha ciddi kitap yorumum için tıklayabilirsiniz :)

11 Ekim 2009 Pazar

Aşk



Nihayet ben de Elif Şafak'ın "Aşk"nı okudum.
Güzel akıcı bir kitaptı.
Yalnız çok övgü alan diğer her şey gibi bu da beklediğim gibi olmadı. Sanırım beklenti arttığı için, haliyle karşılanmıyor.
Gerçi bunun böyle olacağını biliyordum.

Elif Şafak aklımda nedense sıkıcı biri olarak kalmış. Köşe yazılarının sonunu getirebilmişliğim yoktu. Sonra okuyacak bir şeyler olsun diyerek "Siyah Süt"e başladım ve anlatımına, kendini yerden yere vuruşuna bayıldım. 'Siyah Süt' Elif Şafak'a olan ön yargımı kırdı, geçti. En sevdiğim kitaplar listesinde üst sıralara çıktı.
Anne olan, olmayan herkes okusada kadınların neler yaşadığını anlayabilseler.

Derken meşhur "Aşk"...
Sahilde 5 kadından 3ünün elinde olan bu kitabı ben, ancak okuyabildim. Ama keşke diyorum iyice etkisi geçip, popülerliği söndükten sonra okusaydım. Belki daha fazla severdim.

Değinmek istediğim bi kaç şey var:
Mesela kitapta 40 kuraldan bahsediyor. Okuyan ve okumayı düşünen herkes bilmeli ki; bu Elif Şafak'ın oluşturduğu kurallardır, Şems-i Tebrizi'nin değil.

Hem sonra Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin roman kahramanı olması beni huzursuz etti. Okurken bu düşünceden uzaklaşamadım.
"Bab-ı Esrar"ı da aynı duygularla okumuştum ama neden bilmiyorum 'Aşk' ta daha fazla huzursuz oldum.
Halbuki kitabın bana öğrettiği birşey varsa, o da kimseyi yargılacak olan ben değilim; ne Elif Şafak'ı, ne Ahmet Ümit'i.
İkisinde de benzer hatalar var ancak ben ikisine de hatalı diyemem. Zira haklarında hüküm vermek bana düşmez!

---

Sufilik yok herhalde, bende!
Hoş göremiyorum, nedense?