4 Şubat 2015 Çarşamba

Dekorasyondan Hoşlanır Mısınız?

Dekorasyon dergilerini karıştırmayı kim sevmez?
Ancak teknolojinin hayatımızdaki yerinden mütevellit dergiler eski ihtişamını kaybetti.
Bu bir gerçek.
Tahtını ise dekorasyon sitelerine bıraktı.

Bu dekorasyon sitelerinden biri Decozone.
Bu hayalperestin sitede gezinirken kaybolduğu, uğruna evler yıkıp evler inşa ettiği birbirinden güzel dekorasyonu barından ve belli ki her zevkte insana hitap etmeyi hedefleyen bir dekorasyon sitesi.

Bu siteyi sadece kendime saklamam bencillik olurdu.


Fotoğrafları siteden örnek teşkil etmesi ve siz sevgili okuyucunun içini ferahlatması için arakladım.
Ne kadar iyi yapmışım değil mi?

Her bir mekan ayrı güzel ancak favorim balkonlar.. O minik ama zevkli dekorasyon detaylarıyla zenginleştirilmiş yaşanılası balkonlar.
Her girdiğimde hayallere dalıp çıkamadığım, oturup kitap okuduğumu arkadaşımla kahve içtiğimi hayal ettiğim balkonlar..


Günün önerisi, şefin tavsiyesi; kendinize bir kahve hazırlayın ve Deco.zone dekorasyon sayfaları içinde kaybolun.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tersyüz

Haftanın kitabı Yabancı Yayınlarından çıkan, dilimize "Tersyüz" olarak çevrilmiş Amy Harmon'ın "Making Faces" adlı kitabı.
Goodreads puanı 4.5
Modern zamanın "güzel ve çirkin"i diye lanse edildi tanıtımlarında. Ancak bana kalırsa bundan daha fazlası.

Öncelikle beklentim fazlaydı.
Güzel ve çirkin denilince beklentim romantizme kaymıştı. Sonra goodreads puanının yüksekliği..
Kim olsa beklentisi artardı.

Lisenin güreş takımında olan oldukça popüler Ambrose ve ona deliler gibi aşık fakat sönük bir kız Fern. Güzel kim, çirkin kim belli oldu sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü Ambrose liseden sonra orduya katılıp savaşa katılıyor ve eve ancak ölümden dönecek kaza başına geldikten sonra dönebiliyor. Ambrose Young'ın savaş izleri Fern'i Ambrose'tan uzaklaştıracak mı dersiniz?

Güzel ve çirkin hikayesi demek kitabın içeriğini boşaltıyor bence.
Kitap, dediğim gibi, bundan fazlasıydı. Bailey'nin hastalığı mesela. İnce bir ve çok güzel işlenmiş bir mevzuydu. Ana konu olmamakla beraber benim için ana konunun önünde bir hikayeydi. Savaş kısımları çok yüzeyseldi ama sanırım yazarın niyeti burada zülfiyare dokunmamak idi.

Savaş kısımları neyse de çok düz bir anlatımı vardı bu arada kitabın. Öyle süssüz püssüz direkt anlatımlar. Çeviri kaynaklı bir sorun olabilir mi, diye düşünmüyor değilim.

Şöyle bağlayayım konuyu. Türü genç-yetişkin değil -hani kapak öyle düşündürebilir-, savaş ya da romans da değil.
Bazı yerlerde beklentimi aşıp bazı yerlerde beklentimin altında kalmayı başaran kitaplar arasında yerini aldı.

1 Şubat 2015 Pazar

Ünlü Aşk {Kitap Tanıtım}


O bir Türk. O bir kadın. O bir bodyguard. O ünlü film yıldızı Can Taker’ın seksi, havalı, belalı takıntısı...

KAREN YAĞIZ… 25 yaşında. Gençliğinin baharında. Ve hep yapmak istediği işi yapıyor, çünkü bu işte iyi! Ancak işinde hareketi sevse de, özel hayatı içler acısı derecede sıradan, rutin ve sıkıcı... Aslında Karen, bu sıkıcı ve rutin hayatından da memnun. Fakat her şeyin bir kırılma noktası var. Karen bir anda kendisini iki yakışıklı erkek tarafından kuşatılmış olarak buluyor!

CAN TAKER… O bir dünya starı. Kadınlar onunla birlikte olmak için yarışıyor ama onun peşinde olduğu tek bir kadın var; şımarık bodyguardı.

TOPRAK ise Karen'in en yakın arkadaşı, dostu... O olmadan geçen bir günü bile olmadı.

İki erkek, iki aşk, üstüne bir de suikastçı bir psikopat!
Karen için hayat bundan sonra diken üstünde bir maceradan ibaret…

31 Ocak 2015 Cumartesi

Gözlerinin Esareti {Kitap Tanıtım}

Sevgiye aç bir kadınla… 
Kalbi buz tutmuş bir adam.
Tutkuyu keşfettiklerinde, dönüşü olmayan bir yola girmek zorunda kalırlar...
Küçüklüğünden beri aradığı sevgiyi bulamayan Keira Destina’nın tek bir dileği vardı; kendisini gerçekten sevecek bir kalp. Babası tarafından sürekli hor görülüp, sevgisiz ve korumasız bir hayat süren Keira, şeytanla yaptığı anlaşma sonucu Karanlıklar Lordu’nu öldürmeye kalkıştığında, hayatının altüst olacağından habersizdi. Herkesin, önünde korkuyla titrediği Karanlıklar Lordu tarafından esir alınan genç kız için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Karanlıklar Lordu Kayran için, bu namı almak hiç de kolay olmamıştı. Katıldığı tüm savaşlardan galibiyetle ayrılmış, düşmanlarının korkulu rüyası haline gelmişti. Karanlık ruhunun bir tek savaş meydanlarında ışığa kavuştuğuna inanan bu adam, bir gece çadırına gizlice sızan, asil ama hırçın bir güzelin ölümcül saldırısından kendisini korumak isterken, onu bekleyen sürprizin farkında değildi. Gözlerine ilk baktığı an, bu kızın tanıdığı tüm kadınlardan farklı olduğunu anlamıştı. Genç kızın öfkesinin ve cazibesinin ateşi Kayran’ın buz tutmuş, karanlıklar içindeki kalbini sarmıştı. Genç adam için artık tek bir gerçek vardı; bu asi güzel ona ait olmalıydı!

30 Ocak 2015 Cuma

İşte "O" Balığın Hikayesi

Yalnız yaşayan insanlar neden dondurulmuş gıda tercih ediyor biliyor musunuz?
Üşengeçliklerinden mi?
Hmm tamam belki  bu da etkendir ama hayır üşengeçliklerinden değil, buna mecbur bırakılıyorlar.
Nasıl mı?
Tamam anlatacağım madem ısrar ediyorsunuz.

Bir balıkçım var benim.
Güvenmekten ziyade alışmışım ona gidiyorum, beni tanıyorlar da, alacağımı alıyorum. Yalnızken haftada bir balık yemek gibi bir adetim var. Genelde bu çipura oluyor. Ama geçtiğimiz aylarda bu sefer çinekop alayım diyerek balıkçıma gittiğim. Her zamanki elemanlar yoktu balıkların başında.
Dışarıda bir porsiyon çinekop istediğinizde 4 tane çinekop gelir ya, ondan kelli hesap ettim 4 tane alsam bana bir öğün için yeterli. Adamdan 4 tane çinekop istedim.
4 tane veremeyiz, dedi bana.
Ne demek, 4 tane veremeyiz?! 6'lı takım sanki, 4 tane verince bozuluyor.
Ahh kafammm gelmez ki hemen aklıma bu cevap ilk şok geçtikten sonra -bu arada adam yarım kilo vereyim abla işte zaten çok fark olmaz falan diye geveliyor- hayır istemiyorum, dedim gitmeye yollanıyordum ki başka bir eleman, ver ablaya 4 tane uzatma, dedi hay ablan kurban olsun gerçi keşke almasaydım diyorum şimdi, ama bozulduğum belli olmasın diye balığı da almak durumunda kaldım.
Bu sefer -çok bir şey tutmadı fiyatı, bozukluklarımı hesaplarken, abla yoksa kalabilir, dedi ikinci adam.
Ay hayır ne münasebet param var benim falan geveleyip paralarını verip, başımdan dumanlar tüte tüte oradan ayrıldım.

Bir daha o balıkçıya gitmedim dememe gerek var mı?

Ertesi hafta başka bir balıkçıdan çipura aldım. Bayat mıydı neydi, tadından bir şey anlamadım, midem de bozuldu sonrasında. O gün bugündür evde balık da yapmadım.


Unutmamak için ekran görüntüsü almıştım, sözümde durdum. Ölmediğim için şükürler olsun ^.^

28 Ocak 2015 Çarşamba

Lord Hollywood İle Tanışın!

İşte sizlere bir amme hizmeti daha!
Eğer karşılık bekleseydim bu iyiliğimin karşılığını nasıl verirdiniz, bilmem?!

Hanımlar beyler.. hala izlemeyeniniz bilmeyeniniz var ise karşınızda Hollywood markizi George Ocean Gravity!!



Ah canım canımmmm..
George Clooney'in Downton Abbey'e konuk olacağı sezon başlamadan kulağımıza gelen haberler arasındaydı. Yalnız sonra bölümlerde (Christmas Special episode dahil) Clooney ortalarda görünmedi.
Folse alarm dedik geçtik.

Ama bende istihbarat kuvvetli.
İpekcim linki verdi, ayrı ayrı 4 dk 44 sn den oluşan iki bölümü kahkahalarla çığlık çığlıkla izledim. Son derece keyif aldım. Hala izlemeye başlayamadığım Mr Selfidge de bölümde görüldü ancak bölümde de belirttikleri gibi nasılsa aynı kanalın dizileriydi.


Yılbaşı parodisinde yer almış bizim serseri kısaca. Çok az ama çok keyifliydi. George Clooney olmasa da güzel olurmuş ama olması iyi olmuş tabii, insan özlüyor.


En çok Thomas'ın sahnelerine güldüm. Hele George'u öpmeye çalışması..
Ah bir de kontesin yuvarlandığı sahne!! :)))
Yaw niye anlatıyorum şuraya videosunu koyayımmm!!



Bu ikinci bölüm yalnız, bir kısa bölümü daha var ama nedendir bilinmez iki video koyamıyorum aynı yazıya, malumunuz.


Özçekimsiz olmaz tabii!!
Thank you Santa ^.^

26 Ocak 2015 Pazartesi

Yersiz Cümleler

E artık bir kitaptan bahsetmenin zamanı geldi.

Ben özledim siz özlemediniz mi?

Tüyap'ta Nergiz'in imza gününe gidemediğim için üzülmüştüm. 
Gideyim kitabımı imzalatayım, bir de bir çay içeriz diye heveslenmiştim ancak gerek yoğun gündemim gerekse Tüyap'ın İstanbul'da olmayışı bu görüşmeyi gerçekleştirmemize mani oldu.

Ben imza gününe gidemedim belki ama imza ayağıma geldi.


Sağ olsun Nergiz'im  imzalamış ama ne de güzel imzalamış. 
Övgülere layık olan kendisiyken, beni de şımartmış.
Yazar sıfatını konuşturmuş imzalarken.

Çok genç bir yazarımız Nergiz Garipli.
Kendisini blogundan tanıyanlarınız olacaktır.
Birçok denemesi olmasına rağmen, ilk kitabının şiir olmasını tercih etmiş.
Bilmesem o satırların bu kadar genç birinden çıktığını tahmin edemem.


Sıradanlıktan uzak, bu tarzı sevenlerin baştan sona okuduktan sonra elinin altında bulunmak isteyeceği bir şiir kitabı.

Yolun açık olsun güzel kardeşim...